Bitkili tanklarda led aydınlatma üzerine uzundur çalışmaktayım ve oldukça da başarılı sonuçlar alıyorum. Bu yazıda bu konudaki tecrübelerimi ve araştırmalarım sonucu oluşan bilgi birikimini aktaracam. Amacım diğer hobici arkadaşlarında bu verimli aydınlatmadan faydalanması ve bu konudaki tecrübeyi daha ileri noktalara taşımaları.
İlk ve en önemli cevap tabiyki enerji tasarrufu. Bir led kurulum muadili floresanlı sisteme nazaran yarı yarıya daha az enerji harcıyor. Akvaryumunuza gereken led gücü hesaplarken de bunu kullanabilirsiniz. Tankınızın ihtiyacı olan floresan miktarını hesaplayıp, led için yarısını alabilirsiniz.
İkinci avantaj ise uzun ömür. Gene para tasarrufu sağlayan bir durum. Ortalama bir T5 floresanı 1 sene sonunda değiştirmek zorundasınız. Yoksa renk tayfı kayar ve yosun yapmaya başlar. Özellikle pahalı bitki floresanların her sene değişim yapmak ciddi bir masrafa neden olmakda. Şu anki fiyatlardan hesapladığımızda sadece 3-4 senelik floresan değişiminin maliyeti led sistemin kurulum maliyetine denk gelmektedir. Öte yandan ortalama bir led lambanın ömrü 50bin saat ile 100bin saat arasında değişir. Buda günde 8 saat kullanımla 10larca yıl, hatta 30yıla varan bir ömür demektir. Tabi iyi soğutulması şartıyla. En güzeliyse ledin tayfı uzun ömrü sürecince kaymaz. Ömrünü tamamladığında bile tayfı aynı kalır sadece ışık çıkış gücü düşmeye başlar.
Başka bir önemli avantajıysa fazla ısınmaması. Ledde her elektrikli alet gibi ısınmaktadır ama floresanla karşılaştırıldığında çevreye saçtığı ısı çok daha azdır. Bu özellikle sıcaklığın problem olduğu yaz ayları için ciddi bir avantajdır. Basit bir fan soğutmayla bitkiye yazında devam etmek mümkün olabilir.
Son avantaj olarak derin su penetrasyonundan bahsedebiliriz. Derin tankda zemin bitkisi olmaz derler. Ama aslında bu su ışığı bloke ettiği için değildir. Klasik floresan aydınlatma ışığını 360 derece yayar. Işığın çoğunun kullanılamayacağı yönlere 360 derece saçılması bir yana, bu geniş açı ışığın mesafe ile hızla dağılmasına neden olur. Basit hesapla derinliği 2 kat artırırsanız, zemine ulaşacak ışık 4de 1in altına düşer. Bu yüzden derin tanklarda zemin bitkileri zordur. Leddeyse durum farklıdır. Standart power ledlerden ışık 120 derece açıyla çıkar. Belli bir yöne odaklandıklarından çok daha az dağılırlar. Eğer tank çok derinse ucuz plastik lensler takılarak ışık 5 dereceye kadarda odaklanabilir. Kısaca bir projektör kullanır gibi ışığı zemine çok az kayıpla indirmek mümkündür, 60-70cm derinlikde cuba yetiştirmek imkan dışı değil.
[b]Gelelim diğer soruya, bunca avantajına rağmen bitkili tanklarda led kullanımı neden yaygın değil?[/b]
İlk neden tabiyki maliyet. Ucuz şerit ledler bitkide hiçbir işe yaramaz. Bitki yetiştirmeye uygun power ledlerde yakın zamana kadar çok pahalıydılar. Ama artık daha makul fiyatlardan led armatür hazırlamak mümkün.
İkinci ve en önemli nedense ledlerin dar renk spektrumu ki, şimdiye kadarki tüm araştırmalarım ve bu yazının amacı da bu sorunu aşıp ledle verimli fotosentez elde etmek üzerine. Dar renk spektrumu neden sorun olmakta. Fotosentez kullandığımız güneş panelleri kadar basit bir hadise değil çünkü. Bitki her renk ışığı aynı verimlilikte kullanamıyor. İş su altı bitkilerine geldiğinde bitkinin kullandığı renkler dışında kuvvetli bir ışık, mutlak şekilde yosunları besliyor.
Dar spektrumun kaynağını anlamak için önce ledin ne olduğuna bakmak gerek. Led aslında bilgisayarlarımızdaki mikro işlemciler gibi bir yarı iletken malzemedir. Zaten isminin açılımı ne olduğunu söylüyor. Light Emiting Diode, yani ışık yayan diyot. Teknik detayına çok girmeden, yarı iletken doğasının sonucu olarak bir led sadece tek ve dar bir renk alanında ışık saçar. Peki bu durumda birden fazla rengin karışımı olan beyaz renkli led nasıl mümkün oluyor. Farklı renklerde ışıyan led katmanları fosfor ile desteklenerek beyaz renk elde ediliyor. Bizim sorunumuzda burda başlıyor. Beyaz olsa bile hala dar bir renk spektrumunda oluyor ve en önemlisi bu renk dağılımı bitkinin fotosentez ihtiyacına göre değil, insan gözünün en verimli göreceği tayfda hazırlanıyor. Bitkilerin tersine insan gözüde en iyi yeşil ve sarı renklerde, fotosenteze katkısı en zayıf olan renklerde görür. Bu yüzden sadece beyaz led kullanmak yosuna davetiye çıkarır, fotosentezde tam verim vermez.
Beyaz ledlerin renk dağılımlarına genel olarak bakarsak bolca mavi ve yeşil içerdiklerini ama çok az kırmızı olduğunu görürüz. (Diğerlerinden farklı olarak sıcak beyaz bolca sarı ihtiva eder.)
Bizim için önemli olan bitkinin hangi renklerde fotosentez yaptığı.
Bu grafikde bitkinin farklı renklerdeki ışıklara göre fotosentez performası görülmekde. Bitkinin fotosentezde sarı ve yeşil rengi neredeyse hiç kullanmadığını görüyoruz. Fotosentezde en etkili olan bölge kırmızı ve mavi alan. Bitkinin yeşil olmasıda aynı nedenden. Mavi ve kırmızıyı emip kullanırken, kullanmadığı yeşil ışığı geri yansıtıyor.
Nasıl bir led kullanacağımıza karar vermek için iki grafiği üst üste koyalım:
Grafikte görüldüğü üzere beyaz ledlerin bitkilerin az kullandığı yeşil ve sarı bölgede kuvvetli ışımaları var. Bu grafiğe göre nispeten en iyi sonucu veren 6000k soğuk beyaz led. Ama sorun sadece yeşil ve sarının fazlalığı değil. Aynı zamanda kırmızı eksik. Bu eksiklik yüzünden bazı bitkiler led ışığına olumlu cevap vermezler. Bu durum bitkiden bitkiye değişir. Her bitki türü farklı ışıkları tercih ettiğinden bazı türlerde bu eksiklik sorun olmamaktadır. Ama fazla sarı ile yeşil genede yosun yapacaktır.
Şimdi beyaz ledleri yeşil ve sarı renklerde bu kadar gereksiz ışıkları varken neden kullanacaz. Düz mantıkdan giderek sadece en çok kullanılan dalga boylarında mavi ve kırmızı ledler takabiliriz. Ne yazıkki fotosentez bu kadar basit değil. Kırmızı ve mavide en çok fotosentezin gerçekleşmesi klorofil a ve klorofil b pigmentlerinin bu ışıkları soğurmasından. Ama fotosentezde tek rol oynayan pigment klorofil değil. Karatenoid gibi fotosentezde işlevi bulunan ve bu işlev için farklı dalga boylarında ışıklar kullanan daha pek çok pigment mevcut. Klorofil ışık enerjisiyle sudan elektron kopardıktan sonra, bu elektron net enerjiye dönüştürülene kadar pek çok pigment ve ets (elektron taşıma sistemi) proteini tarafından sırayla taşınmakta. Bu taşıma işlemi sırasındada pek çok farklı dalga boyunda ışıklar kullanılmakta. İşte bu yüzden diğer renklerde ışıklarada ihtiyacımız var. Net enerjiye katkıları az olsada bazı kritik renkler sağlanmadığında ets zinciri kırılmakda ve verimlilik ciddi biçimde düşmekde. Bu olay emerson etkisi olarak adlandırılmaktadır.
1950lerle fotosentez üzerine çalışmalarda bulunan Robert Emerson’un deneylerinde ortaya koyduğu üzere, fotosenteze katkısı zayıf olan dalga boylarında ışıklar, katkısı yüksek ışıklarla beraber kullanıldığında verimliliği ciddi biçimde artırmaktadır. Kısaca 4+1=5 değil, 8 etmektedir. Bu sebeplerden izleyeceğimiz strateji soğuk beyaz ledi, fotosentezin kuvvetli gerçekleştiği noktalarda kırmızı ve mavi ledlerle desteklemek olacak.
[B]Güncelleme (29.08.2016): [/B] Yukarı yeni akvaryumun videsunu ekledim. Led sayılarında son tecrübe ile bir iki değişiklik yaptım.
Oncelikle renk dagilimi icin tavsiyem: %20-25 660nm deep red, %10 royalblue mavi, %5 420-430nm uv mor, %60 biraz üzerinde 6000-7000 kelvin soguk beyaz. Eger led sayiniz fazlaysa, homojen renk dagilimi yapabilcekseniz 30-40 tanede birer adet 630nm normal kirmizi ve 530nm yesil konabilir. 630 kirmizi fotosentezde renk cesitliligini artirmak icin. Olmazsa olmaz degil, fazlası tanka suluboya tadında bir pembelik verir. Yeşilin fotosenteze hicbir katkisi yok, amac yesil bitkileri daha parlak gosterip tankin canliligini artirmasi. Sakin 20ledde 1 tane kullanmayin cok baskin gelir, kotu gozukur, bir noktaya odaklanirsa orda yosun yapabilir. Önceden emerson etkisi için 730nm infra red de tavsiye ediyordum ama son tecrübelerle gerek olmadığını, aksine su ortamında garip yosunlara neden olabildiğini gördük.
Guc noktasi cok onemli. Genelde en cok yapilan hata ac gozlulukle olabildigince guclu aydinlatma kurmak. Bunu yaptiginizda genelde sonucu biolojik dengesizlik oluyor. Led isigi gercekden cok, cok etkili. Fazla verdiginizde isikla supercharge olan bitkiler fotosentez patlamasi yapip, hizla sudaki herseyi tuketiyor. Sadece npk degil, kalsiyum, magnezyum gibi suyla gelen mineralleride hizla tuketiyorlar. Basta cilgin oksijen cikisi goruyorsunuz ama sonrasinda sudaki mineraller tukeniyor, gelisim duruyor, asiri yosunlanma basliyor. Bu sekilde surdurulebilir gelisim icin 1-2 gunde bir su degisimi yapmaniz gerekirki denge bozulmadan devam etsin. Bu sebeble iyi tasarlanmis yuksek destekli tankda litrede 0.3w yi gecmemenizi onerecem. Tank cok derinse 0.4w ye yaklasilabilir. Dusuk destekli tanklarda ise 0,1-0,15w uygundur. Ayrica isigi kuvvetli verdiginizde, hizli gelisen bitkiler bir o kadarda metabolik atik olusturuyorlar. Yuksek gelisim hizinda dengesizlik olmamasi icin bunu karsilayabilcek saglam bir filtrasyonunuzun, biolojik donusum yapabilcek iyi bir tabaninizin olmasi gerek.[EDIT]darkaura,2017-04-19 13:13:33[/EDIT]
[QUOTE=OkrayS]Herkese selamlar yeni bir bitliki tank kurulumum var 200 lt. Çok zor bitkiler ekleme düşüncem yok ama çok basitte olsun istemiyorum ışık çok önemli biliyorum chihiros b90 armatür buldum hoşumada gitti lakin fiyatı bütçemi aşıyor önerileriniz olursa çok sevinirim [/QUOTE] Reklam olarak söylemiyorum yardımlaşma amacı ile[:3] Hocam ben en son dolap uygulamasında ışık üreten birinden aldım 40cm 400tlye aşırı memnunum öncesinde shark marka kullanıyordum istediğim verimi alamadım.
Herkese selamlar 200 ltlik bir tank kurulumuna başladım dün ilk günümüzdü kum ve bitki ile başladık. Daha da bitki eklenicek. Tür konusunda çok kararsızım. İçimden bi ses kakaduuu kakaduu diyor ama akıl verin bana :)[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/234812/240420261955351.jpg[/IMG]
[QUOTE=OkrayS]Lepisteslerde sorun yaşamadım zaten kendileri sorun 5 tane alıp başlıyosun 2 ayda 30 tane oluyolar zaten istilacı bi yapıları var :)) kakaduların karakterlerini sevdim çiftleşme dönemi dişinin renk alması yumurtaları koruması yavruları gezdirmesi falan izlemesi baya keyifli dizi film gibi :) lepisteste ordan oraya sürüklenen balıklar izliyoruz[/QUOTE]
Bu hacimde harem kurabilirsin 1 erkek 3 4 5 dişi falan veya 2 erkek 6 dişide olabilir ben 100cmden uzun akvaryumlarda 2 erkek olabilir diye biliyorum [EDIT]akvaristsaglam,2026-04-25 10:31:59[/EDIT]
Ankarada su perisi tasarım deposu var ben oradan 50 tl ye aldım tanesini buarada ucuz olduğuna bakmayın gerçekten sağlıklı ve orjinal kendileri üretim yapıyorlar ama gönderim yapıyorlarmı bilmlyorum arayıp sorarsanız daha iyi bilgi alabilirslniz
Ölçüler: 50x30x30 Canlı Türleri: Karides, salyangoz Bitki Türleri: Çeşitli Tankın Yaşı: 10 ay Filtrasyon ve Işıklandırma: Pipo, led
Doğanın Dengesine Güvenin: Az Çaba, Büyük Keyif
Bu akvaryum, doğal dengeyi temel alan bir sistemle kuruldu ve zamanla kendi kendine bir ekosistem oluşturdu. Başlangıçta tabana 2,5 cm kalınlığında bahçe toprağı ve torf karışımı serdim, az miktarda sıvı gübre ekledim. Üzerine 3,5 cm kum katmanı koyarak alt yapıyı tamamladım. Kaya, ağaç dalları ve catappa yaprağı ekledikten sonra pipo filtreyi kurup sistemi 27,5 derece sıcaklıkta bir hafta boş çalıştırdım.
Ardından, 7-8 farklı bitki türünden bolca ekledim; bazıları öldü, bazıları hayatta kaldı, hiçbirine müdahale etmedim. Akvaryum bu şekilde 10 gün daha çalıştı. Sonrasında kargoyla gelen 15 karides ve 5 nerite salyangozunu ekledim. Maalesef karideslerin yarısı ve salyangozların tamamı yaşamını yitirdi, ancak ölenleri akvaryum kumuna gömerek doğal döngünün bir parçası haline getirdim.
Haftada bir yemleme yaptım, ancak camlarda oluşan yosunlara çok müdahale etmedim. Sadece ön camı temizledim; zamanla yan camlardaki ve içerideki yosunlar kendiliğinden kayboldu. Akvaryuma dışarıdan yalnızca bir kez, yedinci ayda yüzde 15 su değişimi yaptım. Bu süreçte evdeki kuruyan yaprakları ve catappa yapraklarını düzenli olarak eklemeye devam ettim.
Şu an akvaryumda, 6-7 karidesten üreyerek 80’e ulaşan bir karides popülasyonu var ve sayılarının 150’ye çıkmasını bekliyorum. Bu noktadan sonra endlers balıkları eklemeyi planlıyorum. Ayrıca içeride kendiliğinden oluşan birkaç salyangoz türü ve ufak yüzen canlılar da mevcut.
Bu yöntem, az para ve az çabayla doğanın kendi işleyişine şans tanıyan, kolay ve sürdürülebilir bir yaklaşım. İlk kurulumun ardından, doğa kendi kararlarını alarak size yardımcı oluyor ve benzersiz bir ekosistem oluşturuyor.[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/201120241507171.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/201120241507201.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/201120241507231.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/201120241507251.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/243134/201120241507281.jpg[/IMG]
Bu anlayışa göre bir akvaryuma da ihtiyaç duyulmaması gerek o zaman. Neden para verip bir cam akvaryum alıyorsunuz ki? kesin 10 veya 20 litrelik damacanayı ortadan ikiye koy bir köşeye içine at toprağı üç beş taş parçasını dik 3 4 bitki koy içine balığı yaşayabilirse yaşasın. Bir hobi sahibi olmanın zahmetsiz,uğraşsız ilgisiz olduğu nerede görülmüş ? Bunun adı hobi değil tembellikten başka bir şey değildir. Ayrıca sonuca balıkta olsa bu bir canlı! belli gereksizimleri ve gösterilmesi gereken özen dururken bu bahsettiğiniz ve bu bahisle kurduğunuz akvaryum bir hobi değil tembelliğin çalışması sadece. Hoş sizin zevkiniz sizin uğraşsızlığınız bizi elbette ilgilendirmez ama bir hobi olarak yapılacaksa bu iş hem canlıya hem kendine saygı göstererek ve kurulan akvaryumdaki ekosistemi oturturken yaşanıcak olayları tecrübe etmek hem bir zevk hem bir deneyim olmalı. Böyle attım için şunları oldu akvaryum demek tamamen tembellik. [/QUOTE]
Tembellik demişsiniz ama adam gayet açık bir şekilde açıklamış bütün olayı. Size göre 'tembel olmayan akvaryumlar' muhtemelen ekosistemden oldukça uzak su değişimlerine mahkum klasik karantina tanklarından ibaret. Asıl olay amonyak nitrit ve nitratı döngüsel bir sürece sokmak ve bunu yaparken bitkileri kullanmak doğanın en temel işleyişlerinden biridir. Mantıklı cevaplar vermek yerine sadece öyle olmaz şöyle olmaz yorumu yaparsanız bu iş yürümez.[EDIT]Beggii,2026-04-25 04:31:06[/EDIT]
Arkadaşlar merhaba 300 litrelik tankımda Cyano ve saç yosunu problemi yaşamaya başladım çoğu yerde augmentin antibiyotik tedavisi önerilmiş bu ilacı 300 litrelik tankıma nasıl uygulamalıyım yardımcı olursanız sevinirim
Augmentin insanlarda bile kontrole tabi reçeteyle temin edilebilen bir ilaç. Nerden bulcan da uygulayacan arkadaş? Eczacı-doktor tanıdığın mı var?[:devil:]
Bitki Türleri: Nelumbonaceae (Nilüfer), Eichhornia crassipes (Su sümbülü), Pistia stratiotes (Su marulu), Salvinia natans, Lemna minor (Su mercimeği), Ceratopteris cornuta, Hemianthus micranthemoides (Micra), Limnophila sessiflora, Myriophyllum mattogrossense, Moss, Cymbalaria muralis (Nakkaş sarmaşığı), Crassula lycopodioides/muscosa, Commelina communis, Hedera helix, Fallopia baldschuanica (Rus asması) ve yabani otlar
Tankın Yaşı: 10 (on) gün-15 Eylül 2020
Filtrasyon ve Işıklandırma: Filtre, ısıtıcı, aydınlatma yok. Tank açık balkonda.
Tasarım ve Dekorasyon: Zeminde dişli dere kumu mevcut. Yine zeminde kuru çınar ve meşe yaprakları kullandım. Karasal alan ve saksılarda toprak, dere kumu, lav taşı, orkide harcı ve kurutulmuş kara yosunları kullanıldı.
Uzun zamandır hayal ettiğim, heves ettiğim, planladığım ama bazı engeller nedeniyle ertelemek zorunda kaldığım kurulumumu sonunda tamamladım[:3]
Hayalimi gerçekleştirmiş olmanın tarifi zor hazzını yaşıyorum çok şükür[:3]
Medakalar inanılmaz balıklar! Bakımlarının kolaylık seviyesi, akvaristlerin hayal edebileceklerinin çok üstünde. Isıtıcı, filtre, büyük hacim, seyrek nüfus, düzenli su değişimi ve bakım istemezler.
İnanılır gibi değil, değil mi?
Az sayıda balık-geniş alanda bakıldığında inanılmaz ürkek, sürekli korku/tedirginlik içinde yaşayan medakalar, kalabalık oldukları sürece çok daha sakin ve huzurlu oluyorlar.
Bahar ve yaz boyunca bol bol yumurtluyorlar, kış döneminde ise yumurtlama duruyor, metabolizmaları yavaşlıyor. Böylece soğuktan etkilenmiyor, buzun altında dahi hayatlarını sürdürüyorlar.
Beslenme gereksinimleri çok düşük, haliyle tankı da neredeyse hiç kirletmiyorlar.
Çok güzel ve çeşitlenmeye çok açık renkleriyle, seyir zevki de yüksek bir tür.
Bu canlıların keyfini en üst noktaya çeken ise işte böyle minik pondlar, havuzlar[:3]
Uzakdoğuda bu tarz, büyüklü-küçüklü kurulumlar çok yaygın. Ben de internetten, tabiri caizse "ciğerci kedisi gibi" takip edip duruyordum. Tabii ki iklim şartlarımız ve türlere erişme zorlukları nedeniyle bitki tercihlerim onlara göre farklılıklar gösteriyor.
Özellikle karasal alanda, bana çok estetik gelen ve soğuğa da dayanıklı olan yabani bitkileri kullanmayı tercih ettim. Zamanla eklemeler yapılabilir ama şimdilik kurulumumun son durumu bu şekilde.
Öncelikle herkese iyi hobiler yaklaşık 1.5 hafta önce tadık bir petshopçudan iki adet hasta discus aldım kendisi bakamdığını söyledi bende ölecekler istersen al götür belki tedavi edersin dedi bende kabul ettim balıklar kötü su koşullarından dolayı yüzgeç erimesi ,iç ve dış pazariz vardı bu balıkların ilk günkü fotoğrafları [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/203414/201120180053501.jpg[/IMG] Böyle bir konu açmayı düşünmediğim için çok net bir başlangıç fotoğrafı yok kusura bakmayın Balıkları aşılama yaparak karantina tankına ekledikten 3 gün sonra 2 discus arasında zayıf olanı malesef kaybettim iç parazit teşisinden emin olduktan sonra babamın önerisi üzerine(kendisi eczacıdır) kontil tablet kullanmaya başladım ilacı attığım ilk gün 1 saat içinde balık uzun bembeyaz bir dışkı attı ardından bir kaç dakika sonra yemleme yaptım petshopta 5 gündür bende de 3 gündür yem yemeyen balık yeme saldırmaya başladı [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/203414/201120180103051.jpg[/IMG] İlacı uyguladığım ikinci dozdan dan sonra balığın dışkısı normal haline döndü fotoğraflar çok net olmasada aradaki fark anlaşılıyor. Tedavinin uygulanma şekli İlk gün su ısısı 30 derece 75 litre suya 1 adet kontil çiğneme tabletini bir bardak suda eritip döküyoruz bir hafta sonra tekrar 75 litreye 1 adet kontil çigneme tabletini bir bardak suda eritip döküyoruz bir hafta sonra gene 75 litreye 1 adet kontil çigneme tabletini eritip döküyoruz.(Bu süreçte su değişimi yapmayı unutmayınız ) İlacı neden haftada bir defa uyguladığımıza gelirsek normalde insanlarda ilaç içiliyor 14 gün sonra tekrar içiliyormuş parazitlerin kuluçka süresi 14 günmüş ben her ihtimale karşı 7 günde bir uyguladım şuanda kendim 2. Haftayı bitirdim 3.haftadayım önümüzdeki pazar ilacı kullanmayı bitiricem şimdiden yazmamın sebebi balığın yem yemeye başlayıp dışkısın ve kendinin normale dönmüş olması umarım faydalı olur yorumlarınızı eleştırilerinizi ve yanlış yaptığım yada yanlış gördüğünüz bir şey varsa yazmanızı bekliyorum 😊
Maalesef kayıplarım devam etti. Bende bu yöntem işe yaramadı hatta şurubunu da aldım. Şimdi farklı bir yerden ilaç temin ettim onu deniyorum biraz daha iyiler bugün 4. günü . Eğer o da olmazsa sera baktopur direct ve sera bakto tabs buldum. Onları deneyeceğim. Sizdeki sorun nedir tam olarak.[/QUOTE]
Bildirim gözümden kaçmış kusura bakmayın. Yetişkin lepisteslerim bir anda olmasa da birer birer ölmeye başladılar (4 tane ve 3 ay içerisinde), ama yavrularında hiçbir sorun yoktu. Ancak şimdi yetiştirdiğim yavruların birkaçında da şeffaf dışkı ve karın çökmesi görünce ilaca başlama kararı alıp bir karantina tankı kurdum. Hâlâ iştahları yerinde, kurtulacaklarına inanıyorum. Ana tankımda karideslerim olduğu için ilaç uygulamasını karantina tankında yapmak durumundayım. Ana tank bu illetten nasıl temizlenecek bilmiyorum, düzenli dip çekimi yapacağım bu süreçte. Karidesler taşıyıcı olmuyormuş diyor Chatgpt… [EDIT]Aybike,2026-04-24 23:27:52[/EDIT]
Herkese selam. Yaklaşık 18 gün önce yeni bir akvaryum kurdum. Akvaryumda 500 litre çeviren bi askı filtrem var, hava motorum var, ısıtıcım var. Bitki olarak anubias, ambulia, eledoa var. Akvaryumu kurarken su düzenleyicisini, bakterini kültürünü felan ekledim. Yaklaşık 1 hafta sonra 4 tane lepistes aldım akvaryum alıştırmasını ve su alıştırmasını yapıp akvaryuma koydum. Bu arkadaşlardan bi tanesi hemen ertesi günü öldü. Diğer 3ü sağlıklı görünüyodu. Sona ertesi gün aynı cins lepistesimin yüzgeçleri soldu ve o da öldü. 2 lepistesim gayet sağlıklı bi şekilde yaşıyolardı. Hatta akvaryuma balık eklemeyi düşünüyodum ki bir tane arkadaş sabah uyandığımda gördüm ki onunda yüzgeçleri solmuş yalpalıyarak yüzüyodu. Ertesi gün o da öldü. Son kalan arkadaşında kuyruğunda beyaz benek belirdi. Araştırmalarım sonucu suya tuz eklemesi yapıp ısıyı 29 dereceye yükselttim ve üstünü örtüp akvaryumu kararttım. Yaklaşık 3 gündür karanlıkta ve yem vermiyorum. Benek hala duruyo. Bundan sonra ne yapma lazım bu balıklarım neden öldü yanlış birşey mi yaptım benek neden düşmüyor? Tecrübeli ve bilgili dostlarım abilerim ablalarım yardımcı olursa çok sevinirim.
Forumda bu konu hakkında mevcut başlık bulamadım. Varsa kusura bakmayın forumda yeniyim bu da ilk başlığım. %100 silikonun akvaryumlarda kullanılmasında herhangi bir sıkıntı yok anladığım kadarıyla. Bu durumda aynı fiyat bandında akvaryum silikonu mu yoksa %100 silikon mu daha mantıklı bir seçim olur? %100 silikon akvaryum dışında başka projelerde de kullanılabilir bu yüzden daha avantajlı olur, niş bir ürün evin içinde daha uzun süre yer kaplamadan tükenmiş olur. Ancak akvaryum silikonu da sırf bu iş için formüle edildiğinden mukavemeti daha yüksek mi olur acaba? [EDIT]Erenalp,2026-04-24 15:26:14[/EDIT]
25 Nisan 2014 15:22
910 beğeni
sonuçlar alıyorum. Bu yazıda bu konudaki tecrübelerimi ve araştırmalarım sonucu
oluşan bilgi birikimini aktaracam. Amacım diğer hobici arkadaşlarında bu
verimli aydınlatmadan faydalanması ve bu konudaki tecrübeyi daha ileri
noktalara taşımaları.
[img]http://foto.akvaryum.com/fotolar/101090/gazoz.jpg[/img]
[VID]https://www.youtube.com/watch?v=x_7u1aNot2w[/VID]
[VID]http://www.youtube.com/watch?v=l1aL9ipzwGk#t=74[/VID]
[VID]https://www.youtube.com/watch?v=TvBv9-z-m20[/VID]
[b]Her şeyden önce neden LED? [/b]
İlk ve en önemli cevap tabiyki enerji tasarrufu. Bir led kurulum muadili floresanlı
sisteme nazaran yarı yarıya daha az enerji harcıyor. Akvaryumunuza gereken led
gücü hesaplarken de bunu kullanabilirsiniz. Tankınızın ihtiyacı olan floresan
miktarını hesaplayıp, led için yarısını alabilirsiniz.
İkinci avantaj ise uzun ömür. Gene para tasarrufu sağlayan bir durum. Ortalama bir T5
floresanı 1 sene sonunda değiştirmek zorundasınız. Yoksa renk tayfı kayar ve
yosun yapmaya başlar. Özellikle pahalı bitki floresanların her sene değişim
yapmak ciddi bir masrafa neden olmakda. Şu anki fiyatlardan hesapladığımızda sadece 3-4 senelik floresan değişiminin maliyeti led sistemin kurulum
maliyetine denk gelmektedir. Öte yandan ortalama bir led lambanın ömrü 50bin
saat ile 100bin saat arasında değişir. Buda günde 8 saat kullanımla 10larca
yıl, hatta 30yıla varan bir ömür demektir. Tabi iyi soğutulması şartıyla. En
güzeliyse ledin tayfı uzun ömrü sürecince kaymaz. Ömrünü tamamladığında bile
tayfı aynı kalır sadece ışık çıkış gücü düşmeye başlar.
Başka bir önemli avantajıysa fazla ısınmaması. Ledde her elektrikli alet gibi ısınmaktadır
ama floresanla karşılaştırıldığında çevreye saçtığı ısı çok daha azdır. Bu
özellikle sıcaklığın problem olduğu yaz ayları için ciddi bir avantajdır. Basit
bir fan soğutmayla bitkiye yazında devam etmek mümkün olabilir.
Son avantaj olarak derin su penetrasyonundan bahsedebiliriz. Derin tankda zemin bitkisi
olmaz derler. Ama aslında bu su ışığı bloke ettiği için değildir. Klasik
floresan aydınlatma ışığını 360 derece yayar. Işığın çoğunun kullanılamayacağı
yönlere 360 derece saçılması bir yana, bu geniş açı ışığın mesafe ile hızla dağılmasına
neden olur. Basit hesapla derinliği 2 kat artırırsanız, zemine ulaşacak ışık
4de 1in altına düşer. Bu yüzden derin tanklarda zemin bitkileri zordur.
Leddeyse durum farklıdır. Standart power ledlerden ışık 120 derece açıyla
çıkar. Belli bir yöne odaklandıklarından çok daha az dağılırlar. Eğer tank çok
derinse ucuz plastik lensler takılarak ışık 5 dereceye kadarda odaklanabilir. Kısaca
bir projektör kullanır gibi ışığı zemine çok az kayıpla indirmek mümkündür, 60-70cm derinlikde cuba yetiştirmek imkan dışı değil.
[img]http://foto.akvaryum.com/fotolar/101724/f1.JPG[/img]
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/101090/190420171312421.jpg[/IMG]
[b]Gelelim diğer soruya, bunca avantajına rağmen bitkili tanklarda led kullanımı neden yaygın değil?[/b]
İlk neden tabiyki maliyet. Ucuz şerit ledler bitkide hiçbir işe yaramaz. Bitki
yetiştirmeye uygun power ledlerde yakın zamana kadar çok pahalıydılar. Ama
artık daha makul fiyatlardan led armatür hazırlamak mümkün.
İkinci ve en önemli nedense ledlerin dar renk spektrumu ki, şimdiye kadarki tüm
araştırmalarım ve bu yazının amacı da bu sorunu aşıp ledle verimli fotosentez
elde etmek üzerine. Dar renk spektrumu neden sorun olmakta. Fotosentez
kullandığımız güneş panelleri kadar basit bir hadise değil çünkü. Bitki her
renk ışığı aynı verimlilikte kullanamıyor. İş su altı bitkilerine geldiğinde bitkinin
kullandığı renkler dışında kuvvetli bir ışık, mutlak şekilde yosunları
besliyor.
[img]http://foto.akvaryum.com/fotolar/101090/renk.jpg[/img]
Dar spektrumun kaynağını anlamak için önce ledin ne olduğuna bakmak gerek. Led
aslında bilgisayarlarımızdaki mikro işlemciler gibi bir yarı iletken malzemedir.
Zaten isminin açılımı ne olduğunu söylüyor. Light Emiting Diode, yani ışık
yayan diyot. Teknik detayına çok girmeden, yarı iletken doğasının sonucu olarak
bir led sadece tek ve dar bir renk alanında ışık saçar. Peki bu durumda birden fazla rengin karışımı
olan beyaz renkli led nasıl mümkün oluyor. Farklı renklerde ışıyan led
katmanları fosfor ile desteklenerek beyaz renk elde ediliyor. Bizim sorunumuzda
burda başlıyor. Beyaz olsa bile hala dar bir renk spektrumunda oluyor ve en
önemlisi bu renk dağılımı bitkinin fotosentez ihtiyacına göre değil, insan
gözünün en verimli göreceği tayfda hazırlanıyor. Bitkilerin tersine insan gözüde
en iyi yeşil ve sarı renklerde, fotosenteze katkısı en zayıf olan renklerde
görür. Bu yüzden sadece beyaz led kullanmak yosuna davetiye çıkarır,
fotosentezde tam verim vermez.
[img]http://foto.akvaryum.com/fotolar/101090/power%20led%20beyaz.jpg[/img]
Beyaz ledlerin renk dağılımlarına genel olarak bakarsak bolca mavi ve yeşil
içerdiklerini ama çok az kırmızı olduğunu görürüz. (Diğerlerinden farklı olarak
sıcak beyaz bolca sarı ihtiva eder.)
Bizim için önemli olan bitkinin hangi renklerde fotosentez yaptığı.
[img]http://foto.akvaryum.com/fotolar/101090/fotosentez2.jpg[/img]
Bu grafikde bitkinin farklı renklerdeki ışıklara göre fotosentez performası görülmekde. Bitkinin
fotosentezde sarı ve yeşil rengi neredeyse hiç kullanmadığını görüyoruz.
Fotosentezde en etkili olan bölge kırmızı ve mavi alan. Bitkinin yeşil olmasıda
aynı nedenden. Mavi ve kırmızıyı emip kullanırken, kullanmadığı yeşil ışığı
geri yansıtıyor.
Nasıl bir led kullanacağımıza karar vermek için iki grafiği üst üste koyalım:
[img]http://foto.akvaryum.com/fotolar/101090/fotosentez%20led%20egrisi.jpg[/img]
Grafikte görüldüğü üzere beyaz ledlerin bitkilerin az kullandığı yeşil ve sarı bölgede
kuvvetli ışımaları var. Bu grafiğe göre nispeten en iyi sonucu veren 6000k
soğuk beyaz led. Ama sorun sadece yeşil
ve sarının fazlalığı değil. Aynı zamanda kırmızı eksik. Bu eksiklik yüzünden
bazı bitkiler led ışığına olumlu cevap vermezler. Bu durum bitkiden bitkiye
değişir. Her bitki türü farklı ışıkları tercih ettiğinden bazı türlerde bu eksiklik
sorun olmamaktadır. Ama fazla sarı ile yeşil genede yosun yapacaktır.
Şimdi beyaz ledleri yeşil ve sarı renklerde bu kadar gereksiz ışıkları varken neden kullanacaz.
Düz mantıkdan giderek sadece en çok kullanılan dalga boylarında mavi ve kırmızı
ledler takabiliriz. Ne yazıkki fotosentez bu kadar basit değil. Kırmızı ve
mavide en çok fotosentezin gerçekleşmesi klorofil a ve klorofil b
pigmentlerinin bu ışıkları soğurmasından. Ama fotosentezde tek rol oynayan
pigment klorofil değil. Karatenoid gibi fotosentezde işlevi bulunan ve bu işlev
için farklı dalga boylarında ışıklar kullanan daha pek çok pigment mevcut. Klorofil
ışık enerjisiyle sudan elektron kopardıktan sonra, bu elektron net enerjiye
dönüştürülene kadar pek çok pigment ve ets (elektron taşıma sistemi) proteini
tarafından sırayla taşınmakta. Bu taşıma işlemi sırasındada pek çok farklı
dalga boyunda ışıklar kullanılmakta. İşte bu yüzden diğer renklerde ışıklarada
ihtiyacımız var. Net enerjiye katkıları az olsada bazı kritik renkler
sağlanmadığında ets zinciri kırılmakda ve verimlilik ciddi biçimde düşmekde. Bu
olay emerson etkisi olarak adlandırılmaktadır.
1950lerle fotosentez üzerine çalışmalarda bulunan Robert Emerson’un deneylerinde ortaya koyduğu üzere, fotosenteze katkısı zayıf olan dalga boylarında ışıklar, katkısı yüksek ışıklarla beraber kullanıldığında verimliliği ciddi biçimde artırmaktadır. Kısaca 4+1=5 değil, 8 etmektedir. Bu sebeplerden izleyeceğimiz strateji soğuk beyaz ledi, fotosentezin kuvvetli gerçekleştiği noktalarda kırmızı ve mavi ledlerle desteklemek olacak.
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/101090/Image_from_mkalin.jpg[/IMG]
[B]Güncelleme (29.08.2016): [/B] Yukarı yeni akvaryumun videsunu ekledim. Led sayılarında son tecrübe ile bir iki değişiklik yaptım.
Oncelikle renk dagilimi icin tavsiyem: %20-25 660nm deep red, %10 royalblue mavi, %5 420-430nm uv mor, %60 biraz üzerinde 6000-7000 kelvin soguk beyaz. Eger led sayiniz fazlaysa, homojen renk dagilimi yapabilcekseniz 30-40 tanede birer adet 630nm normal kirmizi ve 530nm yesil konabilir. 630 kirmizi fotosentezde renk cesitliligini artirmak icin. Olmazsa olmaz degil, fazlası tanka suluboya tadında bir pembelik verir. Yeşilin fotosenteze hicbir katkisi yok, amac yesil bitkileri daha parlak gosterip tankin canliligini artirmasi. Sakin 20ledde 1 tane kullanmayin cok baskin gelir, kotu gozukur, bir noktaya odaklanirsa orda yosun yapabilir. Önceden emerson etkisi için 730nm infra red de tavsiye ediyordum ama son tecrübelerle gerek olmadığını, aksine su ortamında garip yosunlara neden olabildiğini gördük.
Guc noktasi cok onemli. Genelde en cok yapilan hata ac gozlulukle olabildigince guclu aydinlatma kurmak. Bunu yaptiginizda genelde sonucu biolojik dengesizlik oluyor. Led isigi gercekden cok, cok etkili. Fazla verdiginizde isikla supercharge olan bitkiler fotosentez patlamasi yapip, hizla sudaki herseyi tuketiyor. Sadece npk degil, kalsiyum, magnezyum gibi suyla gelen mineralleride hizla tuketiyorlar. Basta cilgin oksijen cikisi goruyorsunuz ama sonrasinda sudaki mineraller tukeniyor, gelisim duruyor, asiri yosunlanma basliyor. Bu sekilde surdurulebilir gelisim icin 1-2 gunde bir su degisimi yapmaniz gerekirki denge bozulmadan devam etsin. Bu sebeble iyi tasarlanmis yuksek destekli tankda litrede 0.3w yi gecmemenizi onerecem. Tank cok derinse 0.4w ye yaklasilabilir. Dusuk destekli tanklarda ise 0,1-0,15w uygundur. Ayrica isigi kuvvetli verdiginizde, hizli gelisen bitkiler bir o kadarda metabolik atik olusturuyorlar. Yuksek gelisim hizinda dengesizlik olmamasi icin bunu karsilayabilcek saglam bir filtrasyonunuzun, biolojik donusum yapabilcek iyi bir tabaninizin olmasi gerek.[EDIT]darkaura,2017-04-19 13:13:33[/EDIT]