Başlık: Blood Mary karides yavruları Sobo SF-550F filtreye kaçabilir mi?
Merhaba arkadaşlar,
50 55 litre bitkili akvaryumumda Sobo SF-550F askı filtre kullanıyorum. Şu an neon tetra, panda çöpçüler ile birlikte Bloody Mary karides besliyorum ve ileride yavru almayı umuyorum.
Merak ettiğim konu şu: Olgun veya yeni doğan Bloody Mary yavruları bu filtrenin emiş kısmından filtre içine kaçabilir mi?
Eğer kaçma ihtimalleri varsa bunu önlemek için en sağlıklı çözüm nedir?
Bu filtreyi kullanan veya benzer tecrübesi olan arkadaşların önerilerini merak ediyorum. Teşekkürler.
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/287646/060820260856251.jpg[/IMG] Abiler Arkadaşlar hepinize merhaba dün kurmuş olduğum bu akvaryuma ufak tefek eksik yüksek bilgilerimle bir adım attım eksikşerimi gidermek ve bilgi almak için her türlü tavsşyelerinize açık olacağım yorumlarınızı yardımlarınızı bekliyorum Bir adet ithal olarak geçen akvaryum aldım 45 cm genişliğinde içerisine normal siyah dere kumu alta monte carlo arkaya bir dal kırmızı biraz yeşil birazda ağaca java moss ektim şuanlık iki adet ışık ve filtre desteği ile duruyorlar dün suyunu doldurdum ve bıraktım fakat öğrendimki co2 siz monte carlo olmuyormuş yakın zamanda co2 desteğide sunmayı düşünüyorum dıy kit ile limon tuzu karbonat olarak içeriğinede lepistes ve karides olarak devam etmeyi düşünüyorum filtrem şelale filtre lafı dahada uzatmadan ilk adımdan son adıma eksiklerimi yazarsanız Mutlu olurum [:3]
Tüm akvaryum dostlarına kocaman bir Merhaba [img]http://www.akvaryum.com/Forum/smileys/smiley1.gif[/img]
Bugün kaydolduğum forumunuzda yeni gelenlerin kendilerini tanıtacağı ve herkese merhaba diyeceği bir bölüm olmadığını farkederek yazıyorum bu yazımı. (Yoksa var da ben mi görmedim??? [img]http://www.akvaryum.com/Forum/smileys/smiley18.gif[/img])
Geçen hafta Monaco'da Captan Cousteu'nun akvaryum müzesini gezdim. Akvaryumlara olan ilgimin amatör seviyede başladığı günden bu yana yaşadığım en harika tecrübenin de bu olduğunu söyleyebilirim. Her gün eğer yanlış hatırlamıyorsam 250 ton suyun deniz suyundan çekilerek tonlarca litrelik akvaryumlara aktarıldığı bir oşinagrafi, canlı ve fosil balık müzesinde kendimi kaybetmiş buldum kendimi. Evet ben bir akvaryumcuyum. Hobicilik anlamında çoğumuzun minik bir fanusta japon balıklarına bilmeden eziyet edercesine çocukken başladığım bu yolculukta 2003 senesinde 40ltlik bir malawi akvaryumu ve sonrasında 240lt lik bir Discus akvaryumuna geçmiş bir amatör.
1,5 sene zorunlu bir ara ve hüzünlü boş bir büyük akvaryumdan sonra taşındığım yeni evimde 10 calvus, 20 leleupi ve 4 vatoz babası olarak aranızda bulunuyorum.
Kısa tanıtım yazımla tekrar tüm hayvansever, balık ve akvaryum sever; amatör ve profesyonel tüm akvaristlere sevgiler ve selamlar demek istiyorum.
Keşke yollardaki çukurları da arayıp bulsalar ve kapatsalar. Zaten derin logar kapakları sürüş keyfini kaçırmakla kalmıyor, tekerlerin balansını da bozuyor. Angaranın bağları da, çukur çukur yolları....[EDIT]MasterChiefHakan,2026-08-06 10:10:17[/EDIT]
Bitkili tanklarda led aydınlatma üzerine uzundur çalışmaktayım ve oldukça da başarılı sonuçlar alıyorum. Bu yazıda bu konudaki tecrübelerimi ve araştırmalarım sonucu oluşan bilgi birikimini aktaracam. Amacım diğer hobici arkadaşlarında bu verimli aydınlatmadan faydalanması ve bu konudaki tecrübeyi daha ileri noktalara taşımaları.
İlk ve en önemli cevap tabiyki enerji tasarrufu. Bir led kurulum muadili floresanlı sisteme nazaran yarı yarıya daha az enerji harcıyor. Akvaryumunuza gereken led gücü hesaplarken de bunu kullanabilirsiniz. Tankınızın ihtiyacı olan floresan miktarını hesaplayıp, led için yarısını alabilirsiniz.
İkinci avantaj ise uzun ömür. Gene para tasarrufu sağlayan bir durum. Ortalama bir T5 floresanı 1 sene sonunda değiştirmek zorundasınız. Yoksa renk tayfı kayar ve yosun yapmaya başlar. Özellikle pahalı bitki floresanların her sene değişim yapmak ciddi bir masrafa neden olmakda. Şu anki fiyatlardan hesapladığımızda sadece 3-4 senelik floresan değişiminin maliyeti led sistemin kurulum maliyetine denk gelmektedir. Öte yandan ortalama bir led lambanın ömrü 50bin saat ile 100bin saat arasında değişir. Buda günde 8 saat kullanımla 10larca yıl, hatta 30yıla varan bir ömür demektir. Tabi iyi soğutulması şartıyla. En güzeliyse ledin tayfı uzun ömrü sürecince kaymaz. Ömrünü tamamladığında bile tayfı aynı kalır sadece ışık çıkış gücü düşmeye başlar.
Başka bir önemli avantajıysa fazla ısınmaması. Ledde her elektrikli alet gibi ısınmaktadır ama floresanla karşılaştırıldığında çevreye saçtığı ısı çok daha azdır. Bu özellikle sıcaklığın problem olduğu yaz ayları için ciddi bir avantajdır. Basit bir fan soğutmayla bitkiye yazında devam etmek mümkün olabilir.
Son avantaj olarak derin su penetrasyonundan bahsedebiliriz. Derin tankda zemin bitkisi olmaz derler. Ama aslında bu su ışığı bloke ettiği için değildir. Klasik floresan aydınlatma ışığını 360 derece yayar. Işığın çoğunun kullanılamayacağı yönlere 360 derece saçılması bir yana, bu geniş açı ışığın mesafe ile hızla dağılmasına neden olur. Basit hesapla derinliği 2 kat artırırsanız, zemine ulaşacak ışık 4de 1in altına düşer. Bu yüzden derin tanklarda zemin bitkileri zordur. Leddeyse durum farklıdır. Standart power ledlerden ışık 120 derece açıyla çıkar. Belli bir yöne odaklandıklarından çok daha az dağılırlar. Eğer tank çok derinse ucuz plastik lensler takılarak ışık 5 dereceye kadarda odaklanabilir. Kısaca bir projektör kullanır gibi ışığı zemine çok az kayıpla indirmek mümkündür, 60-70cm derinlikde cuba yetiştirmek imkan dışı değil.
[b]Gelelim diğer soruya, bunca avantajına rağmen bitkili tanklarda led kullanımı neden yaygın değil?[/b]
İlk neden tabiyki maliyet. Ucuz şerit ledler bitkide hiçbir işe yaramaz. Bitki yetiştirmeye uygun power ledlerde yakın zamana kadar çok pahalıydılar. Ama artık daha makul fiyatlardan led armatür hazırlamak mümkün.
İkinci ve en önemli nedense ledlerin dar renk spektrumu ki, şimdiye kadarki tüm araştırmalarım ve bu yazının amacı da bu sorunu aşıp ledle verimli fotosentez elde etmek üzerine. Dar renk spektrumu neden sorun olmakta. Fotosentez kullandığımız güneş panelleri kadar basit bir hadise değil çünkü. Bitki her renk ışığı aynı verimlilikte kullanamıyor. İş su altı bitkilerine geldiğinde bitkinin kullandığı renkler dışında kuvvetli bir ışık, mutlak şekilde yosunları besliyor.
Dar spektrumun kaynağını anlamak için önce ledin ne olduğuna bakmak gerek. Led aslında bilgisayarlarımızdaki mikro işlemciler gibi bir yarı iletken malzemedir. Zaten isminin açılımı ne olduğunu söylüyor. Light Emiting Diode, yani ışık yayan diyot. Teknik detayına çok girmeden, yarı iletken doğasının sonucu olarak bir led sadece tek ve dar bir renk alanında ışık saçar. Peki bu durumda birden fazla rengin karışımı olan beyaz renkli led nasıl mümkün oluyor. Farklı renklerde ışıyan led katmanları fosfor ile desteklenerek beyaz renk elde ediliyor. Bizim sorunumuzda burda başlıyor. Beyaz olsa bile hala dar bir renk spektrumunda oluyor ve en önemlisi bu renk dağılımı bitkinin fotosentez ihtiyacına göre değil, insan gözünün en verimli göreceği tayfda hazırlanıyor. Bitkilerin tersine insan gözüde en iyi yeşil ve sarı renklerde, fotosenteze katkısı en zayıf olan renklerde görür. Bu yüzden sadece beyaz led kullanmak yosuna davetiye çıkarır, fotosentezde tam verim vermez.
Beyaz ledlerin renk dağılımlarına genel olarak bakarsak bolca mavi ve yeşil içerdiklerini ama çok az kırmızı olduğunu görürüz. (Diğerlerinden farklı olarak sıcak beyaz bolca sarı ihtiva eder.)
Bizim için önemli olan bitkinin hangi renklerde fotosentez yaptığı.
Bu grafikde bitkinin farklı renklerdeki ışıklara göre fotosentez performası görülmekde. Bitkinin fotosentezde sarı ve yeşil rengi neredeyse hiç kullanmadığını görüyoruz. Fotosentezde en etkili olan bölge kırmızı ve mavi alan. Bitkinin yeşil olmasıda aynı nedenden. Mavi ve kırmızıyı emip kullanırken, kullanmadığı yeşil ışığı geri yansıtıyor.
Nasıl bir led kullanacağımıza karar vermek için iki grafiği üst üste koyalım:
Grafikte görüldüğü üzere beyaz ledlerin bitkilerin az kullandığı yeşil ve sarı bölgede kuvvetli ışımaları var. Bu grafiğe göre nispeten en iyi sonucu veren 6000k soğuk beyaz led. Ama sorun sadece yeşil ve sarının fazlalığı değil. Aynı zamanda kırmızı eksik. Bu eksiklik yüzünden bazı bitkiler led ışığına olumlu cevap vermezler. Bu durum bitkiden bitkiye değişir. Her bitki türü farklı ışıkları tercih ettiğinden bazı türlerde bu eksiklik sorun olmamaktadır. Ama fazla sarı ile yeşil genede yosun yapacaktır.
Şimdi beyaz ledleri yeşil ve sarı renklerde bu kadar gereksiz ışıkları varken neden kullanacaz. Düz mantıkdan giderek sadece en çok kullanılan dalga boylarında mavi ve kırmızı ledler takabiliriz. Ne yazıkki fotosentez bu kadar basit değil. Kırmızı ve mavide en çok fotosentezin gerçekleşmesi klorofil a ve klorofil b pigmentlerinin bu ışıkları soğurmasından. Ama fotosentezde tek rol oynayan pigment klorofil değil. Karatenoid gibi fotosentezde işlevi bulunan ve bu işlev için farklı dalga boylarında ışıklar kullanan daha pek çok pigment mevcut. Klorofil ışık enerjisiyle sudan elektron kopardıktan sonra, bu elektron net enerjiye dönüştürülene kadar pek çok pigment ve ets (elektron taşıma sistemi) proteini tarafından sırayla taşınmakta. Bu taşıma işlemi sırasındada pek çok farklı dalga boyunda ışıklar kullanılmakta. İşte bu yüzden diğer renklerde ışıklarada ihtiyacımız var. Net enerjiye katkıları az olsada bazı kritik renkler sağlanmadığında ets zinciri kırılmakda ve verimlilik ciddi biçimde düşmekde. Bu olay emerson etkisi olarak adlandırılmaktadır.
1950lerle fotosentez üzerine çalışmalarda bulunan Robert Emerson’un deneylerinde ortaya koyduğu üzere, fotosenteze katkısı zayıf olan dalga boylarında ışıklar, katkısı yüksek ışıklarla beraber kullanıldığında verimliliği ciddi biçimde artırmaktadır. Kısaca 4+1=5 değil, 8 etmektedir. Bu sebeplerden izleyeceğimiz strateji soğuk beyaz ledi, fotosentezin kuvvetli gerçekleştiği noktalarda kırmızı ve mavi ledlerle desteklemek olacak.
[B]Güncelleme (29.08.2016): [/B] Yukarı yeni akvaryumun videsunu ekledim. Led sayılarında son tecrübe ile bir iki değişiklik yaptım.
Oncelikle renk dagilimi icin tavsiyem: %20-25 660nm deep red, %10 royalblue mavi, %5 420-430nm uv mor, %60 biraz üzerinde 6000-7000 kelvin soguk beyaz. Eger led sayiniz fazlaysa, homojen renk dagilimi yapabilcekseniz 30-40 tanede birer adet 630nm normal kirmizi ve 530nm yesil konabilir. 630 kirmizi fotosentezde renk cesitliligini artirmak icin. Olmazsa olmaz degil, fazlası tanka suluboya tadında bir pembelik verir. Yeşilin fotosenteze hicbir katkisi yok, amac yesil bitkileri daha parlak gosterip tankin canliligini artirmasi. Sakin 20ledde 1 tane kullanmayin cok baskin gelir, kotu gozukur, bir noktaya odaklanirsa orda yosun yapabilir. Önceden emerson etkisi için 730nm infra red de tavsiye ediyordum ama son tecrübelerle gerek olmadığını, aksine su ortamında garip yosunlara neden olabildiğini gördük.
Guc noktasi cok onemli. Genelde en cok yapilan hata ac gozlulukle olabildigince guclu aydinlatma kurmak. Bunu yaptiginizda genelde sonucu biolojik dengesizlik oluyor. Led isigi gercekden cok, cok etkili. Fazla verdiginizde isikla supercharge olan bitkiler fotosentez patlamasi yapip, hizla sudaki herseyi tuketiyor. Sadece npk degil, kalsiyum, magnezyum gibi suyla gelen mineralleride hizla tuketiyorlar. Basta cilgin oksijen cikisi goruyorsunuz ama sonrasinda sudaki mineraller tukeniyor, gelisim duruyor, asiri yosunlanma basliyor. Bu sekilde surdurulebilir gelisim icin 1-2 gunde bir su degisimi yapmaniz gerekirki denge bozulmadan devam etsin. Bu sebeble iyi tasarlanmis yuksek destekli tankda litrede 0.3w yi gecmemenizi onerecem. Tank cok derinse 0.4w ye yaklasilabilir. Dusuk destekli tanklarda ise 0,1-0,15w uygundur. Ayrica isigi kuvvetli verdiginizde, hizli gelisen bitkiler bir o kadarda metabolik atik olusturuyorlar. Yuksek gelisim hizinda dengesizlik olmamasi icin bunu karsilayabilcek saglam bir filtrasyonunuzun, biolojik donusum yapabilcek iyi bir tabaninizin olmasi gerek.[EDIT]darkaura,2017-04-19 13:13:33[/EDIT]
Full spectrumla beraber 10000k da mavi renk bir tık fazla kaçabilir. Yüksek destek tankda olur ama düşük destekde önermem. Düşük destek tanksa kaliteli chipli 10bin kelvin tek başına çok iyi sonuç veriyor. Samsung 10bin kelvin beyazla sıfır yosun çok sağlıklı canlı bitki yetişen tanklar kurduk.
Bu renk dağılımı sağlıklı bitki yetiştirme için. Görsellik başka konu. Full spectrum led 630nm kırmızı içerdiği için tanka biraz pembelik katacaktır. Her durumda sarı ışıkdan daha iç açıcı görüntü olur. Gün ışığı led akvaryumun suyundaki tanenle beraber tankı iyice sarartıyor. Tankınız CO2 siz düşük destek ise hiç full spectruma girmeden tek başına 10bin kelvin soğuk beyaz koyabilirsiniz. O zaman pembelik olayı olmaz. 10000k ya karar verirseniz iled.com dan samsung chipli şerit öneririm. Denenmiş ledler. Çok iyi sonuç veriyor. [/QUOTE]
50*35*35 bol bitkili Walstad kurulum yapacağım. Ledpaketim'den 40cm boş kasa iledden Samsung 10000 kelvin şerit LED alacağım.
İlk sorum bu akvaryumun ihtiyacı kaç watt olur ve bunu kaç metre LED ile sağlayabilirim, ledler 24V mu 12V mu olmalı hangisi daha iyi performans verir? İkincisi kasa + LED + adaptör yeterli mi soğutucu vs başka neler gerekiyor? Ayrıca daha görsel için açısından kırmızı LED taksam artıları eksileri ne olur gerek var mı sizce buna
Powerled’lerden yapmış olduğum 40 santimlik bir armatürüm mevcut içinde 3adet royal Blue a 3adet deep 3adet 1000k 3 adet 4000k ve 15adet 6500k ledlerden var toplamda 3 adet 9 sıra olmak üzere her sırada eşit olarak mevcut. Yapalı 2 hafta olucak nerdeyse bitkilerde bi gelişme gözleyemedim camlarda hafiften yosunlaşma başladı ona rağmen bitkilerde bi değişim yok sorun nerededir sizce?
130 litre net hacimli, içinde 50'den fazla lepistes bulunan yoğun nüfuslu bir akvaryumum var. Şu an Sunsun HW-603B ve Dophin SFP-34 kullanıyorum ancak 126 cm toplam basma yüksekliği (76 cm mobilya + 50 cm akvaryum) nedeniyle debi çok düşüyor. Doğal olarak dipte pislik birikiyor temizlik yetersiz kalıyor akvaryumdaki tek bitki tilki kuyruğu.Bu sorunu kökten çözmek için sıfır (ikinci el düşünmüyorum) ve evladiyelik bir dış filtreye geçiş yapacağım. Bütçem maksimum 8.000 - 8.500 TL civarında. Tetra ex 1000 plus serisini sızdırma sorunları yüzünden, diğer sunsun vb markaları ise uzun ömürdeki soru işeretlerinden dolayu eledim. Bireysel araştırmalarım sonucunda sağlam ve uzun ömürlü arkadaşımında conta pervane dahi değişmeden 10 yıldır kullandığı Dophin C serisinde karar kıldım. Ancak iki model arasında ciddi kararsızlık yaşıyorum C1000 mi, C1300 mü? Tecrübeli hobicilere danışmak istediğim kritik noktalar şunlar Yükseklik 1.26 metrelik su basma yüksekliği ve 50+ lepistesin ciddi atık yükü düşünüldüğünde, filtre içi doluyken C1000'in debisi çok düşer ve akvaryuma yetersiz kalır mı? Yükseklik kaybını tolere etmesi ve debinin sağlam kalması için C1300 alsam, şelale aparatı (spray bar) kullansam bile 130 litrede aşırı akıntı yaratıp lepistesleri strese sokar mı? C1300 gibi güçlü bir motorun emiş borusundaki vakum lepistesleri veya yavruları içine çeker mi fazla çekerse lepsitesleri strese sokarmı? Emiş ızgarasına biyolojik sünger takarak bu tehlikeyi ortadan kaldıranınız oldu mu?
Not: Elimde EuroStar Aquaclay, EuroStar Medicinal Stone, EuroStar Ammonia Remover ve Sera Elyaf bulunuyor. Filtre içinden çıkan standart karbonu kullanmayıp sepetleri bu malzemelerle dizeceğim. Benim durumumda riske girmeyip C1000 mi almalıyım, yoksa yüksekliği hesaba katarak C1300 alıp emişe sünger/çıkışa şelale aparatı modifiyesi mi yapmalıyım? Bu bütçede başka sıfır önerileriniz varsa onlara da açığım. Şimdiden değerli yorumlarınız için teşekkür ederim sunsun 603b de kerides için olan metal emme ucundan kullanıyorum çapı kurtarırsa dophindede aynısını takıcağım.
Zeminde kil bilyesi, seachem matrix toprak olarak kekkilâ fide torfu kullandım. Sulama için bakteri kültürünün sağlıklı olduğundan emin olduğum bitkili akvaryumumun atık suyunu kullanıyorum.
Aldığım kişi fidanların kışın -4 dereceyi gördüğünü, hepsinin kışı sorunsuz şekilde atlattığını söyledi. İleride bir kaç fidan daha getirtmeyi düşünüyorum. Bahçede yetiştirmem ancak havalar bunaltıcı sıcaklıkta olduğunda saksıyı bahçeye alabilirim. Şimdilik tek sorun güneşe camdan baktığı için boynunun bükük kalması.
Akvaredde bitki aldım insanlar çok kötü az veriyorlar yanlış veriyorlar gibi şeyler söylüyorlar [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/278447/050820262146461.jpg[/IMG] Akvaryumun arkasına kadarda gidiyor ben hayatım boyunca bu kadar bitki geldiğini bilmiyordum Micra staugryne repens ve rotola green ve ludwigia mini süper red söyledim dalları saymaya calışsam toplam bı 100 dal çıkar helali hoş olsun verdiğim para benim gibi tedirgin yaklaşanlar için atıyorum bu konuyu alın yani bı sorun yok
Ölçüler: 30x20x20 Canlı Türleri: Planorbis rubrum (Ramshorn Salyangoz) Bitki Türleri: Tilki Kuyruğu ve Su mercimeği Tankın Yaşı: 13 Gün Filtrasyon ve Işıklandırma: Filtre yok,ısıtıcı yok,orionled 5v fanus aydınlatma Tasarım ve Dekorasyon: 2parmak ince dere kumu,kücük 3 parça kök yarım parçalanmış catappa, 4 5 adet kızılağaç kozalağı ve göz kararı içine attığım tilki kuyruğu [:lol:]
Selamlar tabiri caizse tasarımda bocalama yöntemini kullandığım bir akvaryum oldu [^_^] ana tankımda üreyen yavru ramshorn salyangozlarını toplayıp bunun içine atıyorum[:)))] çok minik oldukları için şuan akvaryumda pek görünmüyorlar [x(]
Haftada 1 %20 su değişimi yapıyorum ve çok büyük bitki parçalarını cımbızla temizliyorum.
Damızlık altı yavru yetişkin karışık 13 - 14 adet kırmızı sakura karides akvaryumda yerini aldı. [K]Yeni Temanın 124. Günü [/K] [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/268613/050820262012071.jpg[/IMG] [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/268613/050820262012171.jpg[/IMG]
05 Ağustos 2026 08:35
Merhaba arkadaşlar,
50 55 litre bitkili akvaryumumda Sobo SF-550F askı filtre kullanıyorum. Şu an neon tetra, panda çöpçüler ile birlikte Bloody Mary karides besliyorum ve ileride yavru almayı umuyorum.
Merak ettiğim konu şu: Olgun veya yeni doğan Bloody Mary yavruları bu filtrenin emiş kısmından filtre içine kaçabilir mi?
Eğer kaçma ihtimalleri varsa bunu önlemek için en sağlıklı çözüm nedir?
Bu filtreyi kullanan veya benzer tecrübesi olan arkadaşların önerilerini merak ediyorum. Teşekkürler.