Bitkili tanklarda led aydınlatma üzerine uzundur çalışmaktayım ve oldukça da başarılı sonuçlar alıyorum. Bu yazıda bu konudaki tecrübelerimi ve araştırmalarım sonucu oluşan bilgi birikimini aktaracam. Amacım diğer hobici arkadaşlarında bu verimli aydınlatmadan faydalanması ve bu konudaki tecrübeyi daha ileri noktalara taşımaları.
İlk ve en önemli cevap tabiyki enerji tasarrufu. Bir led kurulum muadili floresanlı sisteme nazaran yarı yarıya daha az enerji harcıyor. Akvaryumunuza gereken led gücü hesaplarken de bunu kullanabilirsiniz. Tankınızın ihtiyacı olan floresan miktarını hesaplayıp, led için yarısını alabilirsiniz.
İkinci avantaj ise uzun ömür. Gene para tasarrufu sağlayan bir durum. Ortalama bir T5 floresanı 1 sene sonunda değiştirmek zorundasınız. Yoksa renk tayfı kayar ve yosun yapmaya başlar. Özellikle pahalı bitki floresanların her sene değişim yapmak ciddi bir masrafa neden olmakda. Şu anki fiyatlardan hesapladığımızda sadece 3-4 senelik floresan değişiminin maliyeti led sistemin kurulum maliyetine denk gelmektedir. Öte yandan ortalama bir led lambanın ömrü 50bin saat ile 100bin saat arasında değişir. Buda günde 8 saat kullanımla 10larca yıl, hatta 30yıla varan bir ömür demektir. Tabi iyi soğutulması şartıyla. En güzeliyse ledin tayfı uzun ömrü sürecince kaymaz. Ömrünü tamamladığında bile tayfı aynı kalır sadece ışık çıkış gücü düşmeye başlar.
Başka bir önemli avantajıysa fazla ısınmaması. Ledde her elektrikli alet gibi ısınmaktadır ama floresanla karşılaştırıldığında çevreye saçtığı ısı çok daha azdır. Bu özellikle sıcaklığın problem olduğu yaz ayları için ciddi bir avantajdır. Basit bir fan soğutmayla bitkiye yazında devam etmek mümkün olabilir.
Son avantaj olarak derin su penetrasyonundan bahsedebiliriz. Derin tankda zemin bitkisi olmaz derler. Ama aslında bu su ışığı bloke ettiği için değildir. Klasik floresan aydınlatma ışığını 360 derece yayar. Işığın çoğunun kullanılamayacağı yönlere 360 derece saçılması bir yana, bu geniş açı ışığın mesafe ile hızla dağılmasına neden olur. Basit hesapla derinliği 2 kat artırırsanız, zemine ulaşacak ışık 4de 1in altına düşer. Bu yüzden derin tanklarda zemin bitkileri zordur. Leddeyse durum farklıdır. Standart power ledlerden ışık 120 derece açıyla çıkar. Belli bir yöne odaklandıklarından çok daha az dağılırlar. Eğer tank çok derinse ucuz plastik lensler takılarak ışık 5 dereceye kadarda odaklanabilir. Kısaca bir projektör kullanır gibi ışığı zemine çok az kayıpla indirmek mümkündür, 60-70cm derinlikde cuba yetiştirmek imkan dışı değil.
[b]Gelelim diğer soruya, bunca avantajına rağmen bitkili tanklarda led kullanımı neden yaygın değil?[/b]
İlk neden tabiyki maliyet. Ucuz şerit ledler bitkide hiçbir işe yaramaz. Bitki yetiştirmeye uygun power ledlerde yakın zamana kadar çok pahalıydılar. Ama artık daha makul fiyatlardan led armatür hazırlamak mümkün.
İkinci ve en önemli nedense ledlerin dar renk spektrumu ki, şimdiye kadarki tüm araştırmalarım ve bu yazının amacı da bu sorunu aşıp ledle verimli fotosentez elde etmek üzerine. Dar renk spektrumu neden sorun olmakta. Fotosentez kullandığımız güneş panelleri kadar basit bir hadise değil çünkü. Bitki her renk ışığı aynı verimlilikte kullanamıyor. İş su altı bitkilerine geldiğinde bitkinin kullandığı renkler dışında kuvvetli bir ışık, mutlak şekilde yosunları besliyor.
Dar spektrumun kaynağını anlamak için önce ledin ne olduğuna bakmak gerek. Led aslında bilgisayarlarımızdaki mikro işlemciler gibi bir yarı iletken malzemedir. Zaten isminin açılımı ne olduğunu söylüyor. Light Emiting Diode, yani ışık yayan diyot. Teknik detayına çok girmeden, yarı iletken doğasının sonucu olarak bir led sadece tek ve dar bir renk alanında ışık saçar. Peki bu durumda birden fazla rengin karışımı olan beyaz renkli led nasıl mümkün oluyor. Farklı renklerde ışıyan led katmanları fosfor ile desteklenerek beyaz renk elde ediliyor. Bizim sorunumuzda burda başlıyor. Beyaz olsa bile hala dar bir renk spektrumunda oluyor ve en önemlisi bu renk dağılımı bitkinin fotosentez ihtiyacına göre değil, insan gözünün en verimli göreceği tayfda hazırlanıyor. Bitkilerin tersine insan gözüde en iyi yeşil ve sarı renklerde, fotosenteze katkısı en zayıf olan renklerde görür. Bu yüzden sadece beyaz led kullanmak yosuna davetiye çıkarır, fotosentezde tam verim vermez.
Beyaz ledlerin renk dağılımlarına genel olarak bakarsak bolca mavi ve yeşil içerdiklerini ama çok az kırmızı olduğunu görürüz. (Diğerlerinden farklı olarak sıcak beyaz bolca sarı ihtiva eder.)
Bizim için önemli olan bitkinin hangi renklerde fotosentez yaptığı.
Bu grafikde bitkinin farklı renklerdeki ışıklara göre fotosentez performası görülmekde. Bitkinin fotosentezde sarı ve yeşil rengi neredeyse hiç kullanmadığını görüyoruz. Fotosentezde en etkili olan bölge kırmızı ve mavi alan. Bitkinin yeşil olmasıda aynı nedenden. Mavi ve kırmızıyı emip kullanırken, kullanmadığı yeşil ışığı geri yansıtıyor.
Nasıl bir led kullanacağımıza karar vermek için iki grafiği üst üste koyalım:
Grafikte görüldüğü üzere beyaz ledlerin bitkilerin az kullandığı yeşil ve sarı bölgede kuvvetli ışımaları var. Bu grafiğe göre nispeten en iyi sonucu veren 6000k soğuk beyaz led. Ama sorun sadece yeşil ve sarının fazlalığı değil. Aynı zamanda kırmızı eksik. Bu eksiklik yüzünden bazı bitkiler led ışığına olumlu cevap vermezler. Bu durum bitkiden bitkiye değişir. Her bitki türü farklı ışıkları tercih ettiğinden bazı türlerde bu eksiklik sorun olmamaktadır. Ama fazla sarı ile yeşil genede yosun yapacaktır.
Şimdi beyaz ledleri yeşil ve sarı renklerde bu kadar gereksiz ışıkları varken neden kullanacaz. Düz mantıkdan giderek sadece en çok kullanılan dalga boylarında mavi ve kırmızı ledler takabiliriz. Ne yazıkki fotosentez bu kadar basit değil. Kırmızı ve mavide en çok fotosentezin gerçekleşmesi klorofil a ve klorofil b pigmentlerinin bu ışıkları soğurmasından. Ama fotosentezde tek rol oynayan pigment klorofil değil. Karatenoid gibi fotosentezde işlevi bulunan ve bu işlev için farklı dalga boylarında ışıklar kullanan daha pek çok pigment mevcut. Klorofil ışık enerjisiyle sudan elektron kopardıktan sonra, bu elektron net enerjiye dönüştürülene kadar pek çok pigment ve ets (elektron taşıma sistemi) proteini tarafından sırayla taşınmakta. Bu taşıma işlemi sırasındada pek çok farklı dalga boyunda ışıklar kullanılmakta. İşte bu yüzden diğer renklerde ışıklarada ihtiyacımız var. Net enerjiye katkıları az olsada bazı kritik renkler sağlanmadığında ets zinciri kırılmakda ve verimlilik ciddi biçimde düşmekde. Bu olay emerson etkisi olarak adlandırılmaktadır.
1950lerle fotosentez üzerine çalışmalarda bulunan Robert Emerson’un deneylerinde ortaya koyduğu üzere, fotosenteze katkısı zayıf olan dalga boylarında ışıklar, katkısı yüksek ışıklarla beraber kullanıldığında verimliliği ciddi biçimde artırmaktadır. Kısaca 4+1=5 değil, 8 etmektedir. Bu sebeplerden izleyeceğimiz strateji soğuk beyaz ledi, fotosentezin kuvvetli gerçekleştiği noktalarda kırmızı ve mavi ledlerle desteklemek olacak.
[B]Güncelleme (29.08.2016): [/B] Yukarı yeni akvaryumun videsunu ekledim. Led sayılarında son tecrübe ile bir iki değişiklik yaptım.
Oncelikle renk dagilimi icin tavsiyem: %20-25 660nm deep red, %10 royalblue mavi, %5 420-430nm uv mor, %60 biraz üzerinde 6000-7000 kelvin soguk beyaz. Eger led sayiniz fazlaysa, homojen renk dagilimi yapabilcekseniz 30-40 tanede birer adet 630nm normal kirmizi ve 530nm yesil konabilir. 630 kirmizi fotosentezde renk cesitliligini artirmak icin. Olmazsa olmaz degil, fazlası tanka suluboya tadında bir pembelik verir. Yeşilin fotosenteze hicbir katkisi yok, amac yesil bitkileri daha parlak gosterip tankin canliligini artirmasi. Sakin 20ledde 1 tane kullanmayin cok baskin gelir, kotu gozukur, bir noktaya odaklanirsa orda yosun yapabilir. Önceden emerson etkisi için 730nm infra red de tavsiye ediyordum ama son tecrübelerle gerek olmadığını, aksine su ortamında garip yosunlara neden olabildiğini gördük.
Guc noktasi cok onemli. Genelde en cok yapilan hata ac gozlulukle olabildigince guclu aydinlatma kurmak. Bunu yaptiginizda genelde sonucu biolojik dengesizlik oluyor. Led isigi gercekden cok, cok etkili. Fazla verdiginizde isikla supercharge olan bitkiler fotosentez patlamasi yapip, hizla sudaki herseyi tuketiyor. Sadece npk degil, kalsiyum, magnezyum gibi suyla gelen mineralleride hizla tuketiyorlar. Basta cilgin oksijen cikisi goruyorsunuz ama sonrasinda sudaki mineraller tukeniyor, gelisim duruyor, asiri yosunlanma basliyor. Bu sekilde surdurulebilir gelisim icin 1-2 gunde bir su degisimi yapmaniz gerekirki denge bozulmadan devam etsin. Bu sebeble iyi tasarlanmis yuksek destekli tankda litrede 0.3w yi gecmemenizi onerecem. Tank cok derinse 0.4w ye yaklasilabilir. Dusuk destekli tanklarda ise 0,1-0,15w uygundur. Ayrica isigi kuvvetli verdiginizde, hizli gelisen bitkiler bir o kadarda metabolik atik olusturuyorlar. Yuksek gelisim hizinda dengesizlik olmamasi icin bunu karsilayabilcek saglam bir filtrasyonunuzun, biolojik donusum yapabilcek iyi bir tabaninizin olmasi gerek.[EDIT]darkaura,2017-04-19 13:13:33[/EDIT]
Gerçekten okurken duygulandım. 10 yıldan daha eski yazılmış bir forum konusu ve harika şekilde açıklanmış. Eminim buradan aldığı bilgiler ile pek çok akvarist arkadaş bitkili akvaryumda istediği verimi alabilmiştir.
Teşekkür etmek maksatlı yazmak istedim. [:)][/QUOTE] Siz ne diyorsunuz, hocamızın sayesinde harikalar yarattım kendime göre. Teşekkürlerimiz, övgülerimiz bitmeyecek. Not. Bir de elektrikten anlasaydım kimbilir neler yapardım [:D]
100*40*40 akvaryuma kaç dişi kaç erkek Moli almalıyım ve yanına hangi balıklar beslenir? Dış filtreyi sormak istiyorum hangisi daha kullanışlı veya hangsi akvaryuma kullanmalıyım? [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/290165/100920261014301.jpg[/IMG]
Dış filtre her zaman çok daha iyidir, 1e4d şeklinde moli alabilirsiniz, Moli ile bir çok canlı doğuran bir arada beslenebilir. Genelde barışçıllar çiftleşme dönemi gerilebilirler ama akvaryumunuz gayet büyük. Ben olsam 1e4d moli, 1e5d kılıçkuyruk, 2e6d lepistes vb vb vb, hoşunuza giden canlı doğuranları sitenin ansiklopedi sekmesinden tek tek inceleyebilirsiniz. Her türlü detay ansiklopedi kısmında mevcut. Aklınıza takılan bir şey olursa özelden yazabilirsiniz.
Herkese merhaba. Akvaryum konusunda yeni sayılırım. Forumdaki tecrübeli abilerin önerilerine ihtiyacım var. 70x35x45 (110lt) bir akvaryumum var.. Akvaryum içinde 4 adet neon, 11 adet henüz yavru olan lepistesler var. 2 haftadır dış filtre araştırması yapıyorum sunsun hw - 302 ve eheim 2213 arasında kaldım. Bunlardan hangisini almalıyım veya başka bir önerisi olan varsa yardımınızı bekliyorum. Herkese teşekkürler (Limitim max 6bin tl)[EDIT]zeko99,2026-09-10 10:37:19[/EDIT]
550l/h fazlasıyla yeterli zaten üzerinde yazan değerleri asla vermiyor siz ona 400L/h diyin, canlı doğuranlar hareketli suyu zaten sevmez, fazlasıyla yeterli olur hatta vanayı kısmak zorunda bile kalacaksınız büyük ihtimalle. Ben eheim kullanıyorum şu anda 11 yaşında dış filtrem hala mükemmel şekilde çalışıyor.
balıkları yeni koydum ama lespitesim hemen koyduğum midyenin altına saklandı diğer koyduğum 3 lepistes düz yaşarken o saklandı ilk kez akvaryum kurdum bilmiyorum önemli bişey varmıdır yardımcı olurmusunuz
Selamın aleyküm arkadaşlar aranıza yeni katıldım 350 litre akvaryum alt sump için mekanik olarak; Eheim mech seramik 2 lt, Eheim mech pro 2 lt, Biyolojik olarak; Eheim substral pro 1 lt Seachem matrix 1 lt Sera sporax 1 lt Altına 250 ml purigen için sobo sf 3000 mi kompakON 3000 mi tavsiye edersiniz? Değerli zamanınızı ayırdığınız için sizlere teşekkür ederim
Eheim her zaman daha kaliteli bir üründür. 2015 de eheim ecco pro 200 almıştım hala canavar gibi çalışıyor yani benim aldığım ürün direk made in germany ama artık çin fabrikaları da eşit seviyede kaliteli ürün üretebiliyor. Ben Eheim kullandığım ve sorun yaşamadığım için Eheim diyorum.
Merhabalar, İki gün önce akvaryumuma limon bitkisi olduğunu düşündüğüm fotoğraflardaki bitkileri diktim. Ancak iki günde yapraklar böyle delik delik oldu. Akvaryumum 40 litre içerisinde 1 Apistogtamma Borelli, 5 Kardinal Neon, 5 Ember Tetra, 2 Otocinclus, 1 Cüce Vatoz ve 2 Pumpkin Nerite var. Günde 7 saat 1000 lümen full spectrum ışıklandırma, tabanda Jbl Aquabasis Plus, Chihiros Aktif toprak var. JBL Ferropol gübre ve Atakan Pet Shop’un misket gübresini kullanıyorum. Daha iki gün önce bitkileri gayet sağlıklı bir şekilde diktim, sebep ne olabilir
Yapraklar biraz güçten düşünce, çürüme başlayınca ve yumuşayınca bitki şokta olduğu için normal, Otocinclus veya Pumpkin Nerite kötü yaprakları ölen yaprakları yemiş olabilir bu da düşük bir ihtimal.
Düzenleme: Bırakın yiyorlarsa da yesinler, sağlıksız yaprakları budadıklarını düşünün, akvaryum canlılarınız bitkilere hele böyle kalın yapraklı bir bitkiye zarar verebilecek bir canlılar değiller.[EDIT]DenizAslan,2026-09-21 14:06:35[/EDIT]
45 x 30 x 30 akvaryumum var yeni kurmaya başlayacağım
Filtre : Dophin H-100 Askı şelale filtre ve kabarcık difizörü var
Işıklandırma : Armatürk 1040L
Kum : Neo Soil 8 litre
Düzenleyiciler - Sera Aquatan Su Düzenleyicisi ve Sera Bio Nitrivec Bakteri Kültürü
elimdeki ekipmanlar bunlar yeni kurulum yapacağım eksiklerim nedir kolay bitkili bir akvaryum kurmak istiyorum yosunlanmayı önleme ve net bir görüntü için ne yapmalıyım şelale filtre içine ekstra bişeyler koymalımıyım - elyaf, halka tarzı şeyler
Ph değeri 6.5-8 arasında olmalı (değişim suyunu 1 hafta dinlendirsen su kendi kendine 6-7 ph değerlerine düşüyor yine tetranın kağıt testleri ile bunu doğrulayabilirsin.) Amonyak ve nitrit (balıkların dışkılarının oluşturduğu balıklar için ölümcül olabilecek değerler bunların 0 olması gerekiyor) tankınız bitkili olduğu için canlı sayısı çok yükselmediği sürece problem olmaz zaten. Yine de ara ara kağıt test kitleri ile ölçebilirsiniz Tetranın test kitlerine bakın. Akvaryumda kötü koku varsa ki bu koku sidik gibi kokar, o zaman amonyak ve nitrit yükselmiş demektir. Su sertliği önemli ama akvaryum suyunu haftalık %15 20 civarında değişim yapmanız gerektiği için bu suyu da 3-5 gün (ben 1 hafta dinlendiririm) dinlendirirseniz su sertliği sorunu yaşamazsınız, ölçüm yapılmasına da çok gerek yok. Sıcaklık sıcaklık sıcaklık çok önemli kaliteli bir akvaryumda hızlı sıcaklık değişimleri olmaması lazım 24-27 derece arası mükemmel sıcaklıktır. Ben canlı doğuran akvaryumlarımda yıllardır sıcaklığı 26 derecede tutmaya çalışırım. Ani sıcaklık değişimlerinden kaçınmak lazım o yüzden haftalık su değişimlerinde ekleyeceğiniz suyu yavaş yavaş ve 3 5 seferde koymanız iyi olur.
Sonuç olarak; Ph değeri 6.5-7.0 mükemmel değerler, su sadece bekleyerek bu değerlere kendi kendine gelir. Amonyak ve nitrit ölümcül değerleri 0 olmalı, yavaş yavaş yükselmeye başlıyorsa o zaman şunu anlarsınız balık dışkılarını bitkiler yeterince kullanamıyor ya da bitkilere fazla geliyor canlı yükünüz fazla olduğunu anlıyorsunuz. Birde Nitrat var bu 10-15 hatta 20 ppm olabilir ve olmalı ki bitkiler sadece bunu gübre olarak kullanabilir. Balıklar dışkılar ve Amonyak oluşur, sonra güzel bakterilerimiz amanyağı nitrite dönüştürür hala zararlı durumda, sonra daha daha güzel bakterilerimiz nitriti, nitrata dönüştürür işte bitkilerimizin kullanacağı gübrede budur. Amonyak ve Nitrit zehirli iken bakteriler bunu Nitrata çevirir ve gübre olur.
O yüzden akvaryumda bakteri sisteminin oturması aylar sürebilir hatta yıllar sürebilir. Benim 400 litrelik canlı doğuran akvaryumumun ekosisteminin oturması tam 2 sene sürdü. Şu anda neredeyse sıfır müdahale ile kendi kendini çeviriyor ama sürekli takip ve dikkat şart. Akvaryum başlangıçta çok ilgi ister zamanla ekosistem oturur.
Cümleten selam aleyküm 2014 de başladığım bu hobiye uzun ara vermiştim. Şimdi daha iyi şekilde geri başladım. Sizinde görmenizi ve yorumlarınızı bekliyorum. Ölçüler 80×45×45 Ultra Clear akvaryum 1400L dış filtre 200w eheim ısıtıcı Orionled armatür aydınlatma Ev Yapımı CO2 sistem Zemin lav kırığı ve üste gübreli kum Sera Sıvı gübre ve sıvı Demir takviyeli Çeşitli bitkiler var isimlerini yazamıyorum bilmediğim için rastegele sipariş ettim. Canlılar sayısını bilmediğim red Lepistes ve white Lepistes özel olarak aldım safkan ama ikisinin birleşimi ne çıkar bilemiyorum. 5 adet nerite 5 Pembe nerite 1 vatoz ve sayısını bilmediğim kiraz karidesler. Bu arada karideslerin çoğu yumurta tutmuş. Yem olarak çeşitli marka yemler kullanıyorum. İşten geldiğimde gerçekten huzur veriyor. İnsanın kendi yaptığı küçük bir dünyasi oluyor ve izlemesi aşırı zevkli. Profesyonel arkadaşlardan tavsiye alabilirim. Şunu da belirteyim ağrının ilçesinde oturuyorum bunlarin yüzde biri bile yaşadığım bölgede yok. 2 defa 1000 km yol gittim kendi aracımla bu akvaryumu dizmek için ve Atakan petshoptan sipariş ettim öneririm iyi geliyor. Teşekkürler herkese. [IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/289272/200920261836321.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/289272/200920261836391.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/289272/200920261836451.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/289272/200920261837091.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/289272/200920261837131.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/289272/200920261837161.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/289272/200920261837191.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/289272/200920261837221.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/289272/200920261837251.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/289272/200920261837461.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/289272/200920261838431.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/289272/200920261842001.jpg[/IMG]
Hemen iyi bir cam derece alın çok önemli, akvaryumun sıcaklığı mümkün olduğu kadar aynı kalmalı, sürekli iniş çıkışlar balıklara ve bitkilere zarar. Isıtıcı eheim markaymış gayet güzel.
Şimdilik debiyi düşürmüşsünüz çok iyi. Derece kesin alalım ve sıcaklık kontrolü yapalım. Bitkilerin sararmasına, çürümesine aldırmayın, evde bir saksıya yeni bir çiçek ektiğinizde bile ilk zamanlar sararır ölüyor gibi olur, sadece ortama alışıyor. Ortalama 10 saat civarı ışık açık kalsın başlarda, bitkilerin durumuna göre ve yosunlanma yoğunluğuna göre ışık zamanını azaltır veya arttırabilirsiniz. Işığı aynı saatlerde açıp aynı saatlerde kapatmaya özen gösterin. Hem bitkilerin dinlenmesi hem de balıkların dinlenmesi için önemli. Lepisteslerin renkleri ile ilgili takıntı yapmayın, bırakın çiftleşsinler çok enteresan renkler ve şekiller görebilirsiniz, çirkinler de çıkabilir :D Ama çok fazla akraba çiftleşmesi olmaması adına nüfus her kendini 2ye katladığında, akvaryuma yeni dişiler konulabilir, veya eski erkekler alınıp yeni erkekler koyulabilir. Bu gen havuzunu genişletip daha güçlü daha sağlıklı balıklar doğmasına yardımcı olacak. Zaten piyasada özel cins diye satılan lepisteslerin hepsi çaprazlama çiftleştirme ile ortaya çıkan balıklar. Yani sürekli aralarından kırmızısı çok olan lepistesleri ayırıp birbiri ile çiftleştirince Red lepistes oluyor. Aslında hayvanın özel biri türü yok yine lepistes yine lepistes. Farklı renkli lepistesler birbiriyle çiftleştikçe çok acayip renkler göreceksiniz. Dediğim gibi nüfus arttıkça değişim yaparsınız eski yaşlı zayıf dişileri çıkartıp, yeni taze kanlar koyarsınız, daha güzel bir erkek bulursunuz onu koyarsınız.
Her türlü sıkıntıda problemde özelden bana yazabilirsiniz.
İyi hobiler.[EDIT]DenizAslan,2026-09-21 12:42:39[/EDIT]
Akvaryum kapağımda E27 normal ampül yeri var sadece. Ben dün 2 adet Sylvania gro-lux aldım 15 w lık model. Çevremde bir elektrikci vardı 15w lık balastım yok olsada montaj malzemem yok dedi sanırım uğraşmak istemedi. İş başa düştü anlayacağınız nasıl bir yol izlemeliyim forumdan okudugum kadari ile 2 tane florosan için girişi olan balastlar var bir de elektronik, manyetik olarak ikiye ayrılıyorlar bana ne tavsiye edersiniz hatta direk ürün tavsiyeniz var ise memnun olurum. 18wlik balast kullansam bir zararı olur mu? Bir de vida icin delik acacak bir aletim yok çift taraflı bant alip yapistirsam tehlikeli olur mu sizce.
Ölçüler:50 x 20 Canlı Türleri: 2 Japon Balığı, 7 Lepistes, 1 Melek Balığı, 1 Albino Rainbow Shark, 1 CAE (Çinli Yosun Yiyici), 1 Corydoras, 1 Vatoz Bitki Türleri: 2 Yosun Topu, Zeytin Bitkisi (yapay zeka öyle diyor bir yakınımdan aldım.) Tankın Yaşı:0 Filtrasyon ve Işıklandırma: İç Filtre RS-613 5W Tasarım ve Dekorasyon:[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/290731/180920260639361.jpg[/IMG]
Merhaba,
Hobiye başlayalı 1 hafta bile olmuyor.
Petshopa gittim, 2 japon balığımın olduğunu ve onlarla hangi tür balıkların yaşabileceğini sordum. Japonlar 1-1.5 senedir eşimin iş yerindeydi. Eve getirdik. Onlarda bahsettiğim balıkların japonlarla yaşabildiğini söylediler. Bende tamam dedim ve deyim yerindeyse göze güzel gözükenleri seçtim. Telefon çekmediği için internetten bir bilgiye bakamadım.
Eve geldiğimde ise japon hariç hepsinin tropical balık olduğunu, su sıcaklarının farklı olması gerektiğini öğrendim. Çok kötü bir deneyim oldu. Japonları tekrar geri göndermek istemiyorduk aldığımız balıklarıda tanka koyduğumuz için iade talep edemezdik. Petshoptan betta bile aldım sonra gördüm ki betta kendi türünü geçtim farklı türlerle yaşaması çok çok zor balıkmış hele japonla .Bettayı bir tanıdığıma verdim.
Petshopla tekrar görüştüğümde 50 senedir bu işi yaptıklarını, yapay zekaya inanmamam gerektiğini söylediler. Adamlar bana tuz sattı bunlar tatlı su canlıları. Abi diyorum yapay zeka asla atmamam gerektiğini söylüyor zararı olurmuş. Biz burda avuç avuç atıyoruz her canlının mineral ihtiyacı var, bizim balıklarımız havuz balığı hiçbir şey olmaz vesaire. Metil mavisi verdiler. Gemini metil mavisini asla kullanmamam gerektiğini söylüyor. En son ihtiyacım olan şeymiş. Allahtan kullanmadım. Yararlı ve zararlı sudaki bütün bakterileri öldürüyormuş. Ben nerden bileyim. Petshop çalışanı en son " kardeşim senin balıkların öldü mü?" dedi. Bende "hayır" dedim. "O zaman bir sorunda yok." dedi. Contra Blue Metilen Mavisi Akvaryum Su Düzenleyici ve Reef Salt Aqua Mineral'i iade ettim. Bunun yerine Bacto Feed, Aqua Conditioner ve Multi Vitamin aldım.
Şimdi durum bu şekilde. Tankı değiştirmeden şu anda planlarım dekorasyonu değiştirmek, şelale filtreye geçmek ve belki kumu değiştirmek. Isıtıcı konusunda kararsızım kalorifer önünde kışın yeterli olur mu veya japonlar ısıtıcı varken sorun çıkarır mı, lepistesler melek ile nasıl yaşayacak ve benim bunları ayırmam çok zor. Görüntünün çok vasat olduğunun farkındayım, ışık için internette geziniyorum. Öneri ve yönlendirmelerinize açığım. Sadece insanın hevesini kırmayın. Sosyal medyada sürekli farklı insanların paylaşımlarına şunu nasıl yaparsın, bu böyle mi olur vs görmek gerçekten çok üzdü. Hobinin en başındayım, bütçem yok denecek kadar az.
Motor yan camda takılıydı ama debi balıklara fazla geldi. Gücü kırsın diye arka cama koydum. MagicBall filtre aldım. Motor iki bölümden oluşuyor üst kısmın içinde çıkmayan bir süngeri var. Alt kısımdaki süngeri çıkarabiliyorsun. Oraya aldığım MagicBall koydum. Motorda bir sıkıntı fark ettim gücü azaldı acaba tıkandı mı derken çalışmadı. Eski süngeri koydum tekrar çalıştı.
Yorum, iyi dilek, yönlendirme ve önerilerinizi bekliyorum.
İyi forumlar dilerim.[EDIT]ygzksk,2026-09-18 07:29:37[/EDIT]
Teşekkürler hocam. Çok açıklayıcı oldu sizlerin yorumları. Muhtemelen diğer balıklardan bir şekilde çıkacağım. Bende ki [U]Japonların [/U]boyutu 6-7 cm. Belki bir iki tane daha alırım veya [U]Corydoras[/U] ekleyebilirim. İki Japon ile birlikte başka hangi türler yaşayabilir ? İleride daha büyük bir tank edindiğimde var olan tankı Betta'ya geçirmeyi düşünüyorum.
25 Nisan 2014 15:22
912 beğeni
sonuçlar alıyorum. Bu yazıda bu konudaki tecrübelerimi ve araştırmalarım sonucu
oluşan bilgi birikimini aktaracam. Amacım diğer hobici arkadaşlarında bu
verimli aydınlatmadan faydalanması ve bu konudaki tecrübeyi daha ileri
noktalara taşımaları.
[img]http://foto.akvaryum.com/fotolar/101090/gazoz.jpg[/img]
[VID]https://www.youtube.com/watch?v=x_7u1aNot2w[/VID]
[VID]http://www.youtube.com/watch?v=l1aL9ipzwGk#t=74[/VID]
[VID]https://www.youtube.com/watch?v=TvBv9-z-m20[/VID]
[b]Her şeyden önce neden LED? [/b]
İlk ve en önemli cevap tabiyki enerji tasarrufu. Bir led kurulum muadili floresanlı
sisteme nazaran yarı yarıya daha az enerji harcıyor. Akvaryumunuza gereken led
gücü hesaplarken de bunu kullanabilirsiniz. Tankınızın ihtiyacı olan floresan
miktarını hesaplayıp, led için yarısını alabilirsiniz.
İkinci avantaj ise uzun ömür. Gene para tasarrufu sağlayan bir durum. Ortalama bir T5
floresanı 1 sene sonunda değiştirmek zorundasınız. Yoksa renk tayfı kayar ve
yosun yapmaya başlar. Özellikle pahalı bitki floresanların her sene değişim
yapmak ciddi bir masrafa neden olmakda. Şu anki fiyatlardan hesapladığımızda sadece 3-4 senelik floresan değişiminin maliyeti led sistemin kurulum
maliyetine denk gelmektedir. Öte yandan ortalama bir led lambanın ömrü 50bin
saat ile 100bin saat arasında değişir. Buda günde 8 saat kullanımla 10larca
yıl, hatta 30yıla varan bir ömür demektir. Tabi iyi soğutulması şartıyla. En
güzeliyse ledin tayfı uzun ömrü sürecince kaymaz. Ömrünü tamamladığında bile
tayfı aynı kalır sadece ışık çıkış gücü düşmeye başlar.
Başka bir önemli avantajıysa fazla ısınmaması. Ledde her elektrikli alet gibi ısınmaktadır
ama floresanla karşılaştırıldığında çevreye saçtığı ısı çok daha azdır. Bu
özellikle sıcaklığın problem olduğu yaz ayları için ciddi bir avantajdır. Basit
bir fan soğutmayla bitkiye yazında devam etmek mümkün olabilir.
Son avantaj olarak derin su penetrasyonundan bahsedebiliriz. Derin tankda zemin bitkisi
olmaz derler. Ama aslında bu su ışığı bloke ettiği için değildir. Klasik
floresan aydınlatma ışığını 360 derece yayar. Işığın çoğunun kullanılamayacağı
yönlere 360 derece saçılması bir yana, bu geniş açı ışığın mesafe ile hızla dağılmasına
neden olur. Basit hesapla derinliği 2 kat artırırsanız, zemine ulaşacak ışık
4de 1in altına düşer. Bu yüzden derin tanklarda zemin bitkileri zordur.
Leddeyse durum farklıdır. Standart power ledlerden ışık 120 derece açıyla
çıkar. Belli bir yöne odaklandıklarından çok daha az dağılırlar. Eğer tank çok
derinse ucuz plastik lensler takılarak ışık 5 dereceye kadarda odaklanabilir. Kısaca
bir projektör kullanır gibi ışığı zemine çok az kayıpla indirmek mümkündür, 60-70cm derinlikde cuba yetiştirmek imkan dışı değil.
[img]http://foto.akvaryum.com/fotolar/101724/f1.JPG[/img]
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/101090/190420171312421.jpg[/IMG]
[b]Gelelim diğer soruya, bunca avantajına rağmen bitkili tanklarda led kullanımı neden yaygın değil?[/b]
İlk neden tabiyki maliyet. Ucuz şerit ledler bitkide hiçbir işe yaramaz. Bitki
yetiştirmeye uygun power ledlerde yakın zamana kadar çok pahalıydılar. Ama
artık daha makul fiyatlardan led armatür hazırlamak mümkün.
İkinci ve en önemli nedense ledlerin dar renk spektrumu ki, şimdiye kadarki tüm
araştırmalarım ve bu yazının amacı da bu sorunu aşıp ledle verimli fotosentez
elde etmek üzerine. Dar renk spektrumu neden sorun olmakta. Fotosentez
kullandığımız güneş panelleri kadar basit bir hadise değil çünkü. Bitki her
renk ışığı aynı verimlilikte kullanamıyor. İş su altı bitkilerine geldiğinde bitkinin
kullandığı renkler dışında kuvvetli bir ışık, mutlak şekilde yosunları
besliyor.
[img]http://foto.akvaryum.com/fotolar/101090/renk.jpg[/img]
Dar spektrumun kaynağını anlamak için önce ledin ne olduğuna bakmak gerek. Led
aslında bilgisayarlarımızdaki mikro işlemciler gibi bir yarı iletken malzemedir.
Zaten isminin açılımı ne olduğunu söylüyor. Light Emiting Diode, yani ışık
yayan diyot. Teknik detayına çok girmeden, yarı iletken doğasının sonucu olarak
bir led sadece tek ve dar bir renk alanında ışık saçar. Peki bu durumda birden fazla rengin karışımı
olan beyaz renkli led nasıl mümkün oluyor. Farklı renklerde ışıyan led
katmanları fosfor ile desteklenerek beyaz renk elde ediliyor. Bizim sorunumuzda
burda başlıyor. Beyaz olsa bile hala dar bir renk spektrumunda oluyor ve en
önemlisi bu renk dağılımı bitkinin fotosentez ihtiyacına göre değil, insan
gözünün en verimli göreceği tayfda hazırlanıyor. Bitkilerin tersine insan gözüde
en iyi yeşil ve sarı renklerde, fotosenteze katkısı en zayıf olan renklerde
görür. Bu yüzden sadece beyaz led kullanmak yosuna davetiye çıkarır,
fotosentezde tam verim vermez.
[img]http://foto.akvaryum.com/fotolar/101090/power%20led%20beyaz.jpg[/img]
Beyaz ledlerin renk dağılımlarına genel olarak bakarsak bolca mavi ve yeşil
içerdiklerini ama çok az kırmızı olduğunu görürüz. (Diğerlerinden farklı olarak
sıcak beyaz bolca sarı ihtiva eder.)
Bizim için önemli olan bitkinin hangi renklerde fotosentez yaptığı.
[img]http://foto.akvaryum.com/fotolar/101090/fotosentez2.jpg[/img]
Bu grafikde bitkinin farklı renklerdeki ışıklara göre fotosentez performası görülmekde. Bitkinin
fotosentezde sarı ve yeşil rengi neredeyse hiç kullanmadığını görüyoruz.
Fotosentezde en etkili olan bölge kırmızı ve mavi alan. Bitkinin yeşil olmasıda
aynı nedenden. Mavi ve kırmızıyı emip kullanırken, kullanmadığı yeşil ışığı
geri yansıtıyor.
Nasıl bir led kullanacağımıza karar vermek için iki grafiği üst üste koyalım:
[img]http://foto.akvaryum.com/fotolar/101090/fotosentez%20led%20egrisi.jpg[/img]
Grafikte görüldüğü üzere beyaz ledlerin bitkilerin az kullandığı yeşil ve sarı bölgede
kuvvetli ışımaları var. Bu grafiğe göre nispeten en iyi sonucu veren 6000k
soğuk beyaz led. Ama sorun sadece yeşil
ve sarının fazlalığı değil. Aynı zamanda kırmızı eksik. Bu eksiklik yüzünden
bazı bitkiler led ışığına olumlu cevap vermezler. Bu durum bitkiden bitkiye
değişir. Her bitki türü farklı ışıkları tercih ettiğinden bazı türlerde bu eksiklik
sorun olmamaktadır. Ama fazla sarı ile yeşil genede yosun yapacaktır.
Şimdi beyaz ledleri yeşil ve sarı renklerde bu kadar gereksiz ışıkları varken neden kullanacaz.
Düz mantıkdan giderek sadece en çok kullanılan dalga boylarında mavi ve kırmızı
ledler takabiliriz. Ne yazıkki fotosentez bu kadar basit değil. Kırmızı ve
mavide en çok fotosentezin gerçekleşmesi klorofil a ve klorofil b
pigmentlerinin bu ışıkları soğurmasından. Ama fotosentezde tek rol oynayan
pigment klorofil değil. Karatenoid gibi fotosentezde işlevi bulunan ve bu işlev
için farklı dalga boylarında ışıklar kullanan daha pek çok pigment mevcut. Klorofil
ışık enerjisiyle sudan elektron kopardıktan sonra, bu elektron net enerjiye
dönüştürülene kadar pek çok pigment ve ets (elektron taşıma sistemi) proteini
tarafından sırayla taşınmakta. Bu taşıma işlemi sırasındada pek çok farklı
dalga boyunda ışıklar kullanılmakta. İşte bu yüzden diğer renklerde ışıklarada
ihtiyacımız var. Net enerjiye katkıları az olsada bazı kritik renkler
sağlanmadığında ets zinciri kırılmakda ve verimlilik ciddi biçimde düşmekde. Bu
olay emerson etkisi olarak adlandırılmaktadır.
1950lerle fotosentez üzerine çalışmalarda bulunan Robert Emerson’un deneylerinde ortaya koyduğu üzere, fotosenteze katkısı zayıf olan dalga boylarında ışıklar, katkısı yüksek ışıklarla beraber kullanıldığında verimliliği ciddi biçimde artırmaktadır. Kısaca 4+1=5 değil, 8 etmektedir. Bu sebeplerden izleyeceğimiz strateji soğuk beyaz ledi, fotosentezin kuvvetli gerçekleştiği noktalarda kırmızı ve mavi ledlerle desteklemek olacak.
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/101090/Image_from_mkalin.jpg[/IMG]
[B]Güncelleme (29.08.2016): [/B] Yukarı yeni akvaryumun videsunu ekledim. Led sayılarında son tecrübe ile bir iki değişiklik yaptım.
Oncelikle renk dagilimi icin tavsiyem: %20-25 660nm deep red, %10 royalblue mavi, %5 420-430nm uv mor, %60 biraz üzerinde 6000-7000 kelvin soguk beyaz. Eger led sayiniz fazlaysa, homojen renk dagilimi yapabilcekseniz 30-40 tanede birer adet 630nm normal kirmizi ve 530nm yesil konabilir. 630 kirmizi fotosentezde renk cesitliligini artirmak icin. Olmazsa olmaz degil, fazlası tanka suluboya tadında bir pembelik verir. Yeşilin fotosenteze hicbir katkisi yok, amac yesil bitkileri daha parlak gosterip tankin canliligini artirmasi. Sakin 20ledde 1 tane kullanmayin cok baskin gelir, kotu gozukur, bir noktaya odaklanirsa orda yosun yapabilir. Önceden emerson etkisi için 730nm infra red de tavsiye ediyordum ama son tecrübelerle gerek olmadığını, aksine su ortamında garip yosunlara neden olabildiğini gördük.
Guc noktasi cok onemli. Genelde en cok yapilan hata ac gozlulukle olabildigince guclu aydinlatma kurmak. Bunu yaptiginizda genelde sonucu biolojik dengesizlik oluyor. Led isigi gercekden cok, cok etkili. Fazla verdiginizde isikla supercharge olan bitkiler fotosentez patlamasi yapip, hizla sudaki herseyi tuketiyor. Sadece npk degil, kalsiyum, magnezyum gibi suyla gelen mineralleride hizla tuketiyorlar. Basta cilgin oksijen cikisi goruyorsunuz ama sonrasinda sudaki mineraller tukeniyor, gelisim duruyor, asiri yosunlanma basliyor. Bu sekilde surdurulebilir gelisim icin 1-2 gunde bir su degisimi yapmaniz gerekirki denge bozulmadan devam etsin. Bu sebeble iyi tasarlanmis yuksek destekli tankda litrede 0.3w yi gecmemenizi onerecem. Tank cok derinse 0.4w ye yaklasilabilir. Dusuk destekli tanklarda ise 0,1-0,15w uygundur. Ayrica isigi kuvvetli verdiginizde, hizli gelisen bitkiler bir o kadarda metabolik atik olusturuyorlar. Yuksek gelisim hizinda dengesizlik olmamasi icin bunu karsilayabilcek saglam bir filtrasyonunuzun, biolojik donusum yapabilcek iyi bir tabaninizin olmasi gerek.[EDIT]darkaura,2017-04-19 13:13:33[/EDIT]