40x40x40 akvaryum siparişimden sonra aklımda filtre ile ilgili soru işareti oluştu askı dış filtre almayı düşünüyorum pipo filtre yerine ama artı bir hava moturu akvaryuma koyarsam hem sesten hemde aşırı yer kaplamasından çekiniyorum hava motoru kullanmasam o2 alakalı size büyük problemler yaşarmıyım
[QUOTE=nanomania]40x40x40 akvaryum siparişimden sonra aklımda filtre ile ilgili soru işareti oluştu askı dış filtre almayı düşünüyorum pipo filtre yerine ama artı bir hava moturu akvaryuma koyarsam hem sesten hemde aşırı yer kaplamasından çekiniyorum hava motoru kullanmasam o2 alakalı size büyük problemler yaşarmıyım [/QUOTE]
Bende 40x40x40 sobo sf-550F kullanıyorum tek başına bir sorun yaşamıyorum. Eğer yetecek bir askı dış filtre alırsın sorun yaşamazsın.
45x30x30 boyutunda bir tank kurmayı planlıyorum ve buna uygun uyuyacağım odamda masamın üstünde duracak bir akvaryum olacak bundan dolayı ses sıfıra yakın olması gerekiyor. bir çok video izledim fakat her telden farklı ses çıkıyor sponsorluklarından dolayı mı bilmiyorum, bulduğum bir kaç alternatif var sizlere onları söylemek isterim: Aquael FZN Pro 400 - SEACHEM Tidal 35 - OASE BioStyle 75 şeklinde 3 filtre gözüme çarptı sizlerden de öneri gelirse cevap verirseniz sevinirim.
Pipo filtre ve ona uyumlu güzel kaliteli bir motor al marka iyi oldumu ses seviyesi neredeyse yok denecek kadar az olur herkesin dediği gibi hiç ses olmama gibi bir ihtimal yok en kötü minimum seviye ses istiyorsan motoru da bez gibi birşey ile sarıp sesi öyle engelle çoğunlukla işe yarıyor akvaryumun büyük değil zaten öyle güçlü bir motora ihtiyacın yok piyasadaki bir kaç kaliteli markaya bak fiyat olarak aklına yatanı al gitsin
Merhaba arkadaşlar. Kız arkadaşıma hediye olarak aldığım ve sonrasında kendisini yolcu ettiğim için kendi ithal akvaryumumda beslemeye başladığım beta balığım ne yazık ki aniden öldü. Aslında bana aniden geliyor fakat bazı profesyonel arkadaşlar muhtemelen aniden olmadığını tespit ederler. Akvaryumu ik kurduğumda içine tilki kuyruğu veya ona benzer bir yaygın olarak satılan bitki ektim. Ne hikmetse sürekli çürüdü ve sürekli budadım. Işığım genel olarak maviydi ama aralarında ufak beyazlar da vardı. Balığım ilk başlarda mutluydu ancak zamanla akvaryumda beyaz pamukçuklar gözlemledim. Bu sorundan sonra hala uzun süre beraberdik ama son 3 gün yem harici dipten ayrılmıyordu. Isıtıcısı, hava filtresi ve pipo filtresi mevcuttu. Siyah hagen kumu ve doğal kayaları vardı. İlk başlarda balığı yeni eklediğimden 2-3 hafta sonra kuyrukta hafif erime gözlemledim ama çok ciddiye almadım. Bu son günlerde de önce halsizlik başladı ama yem yemeye devam etti. Az önce ise gözlemledim ve aniden yüzüyor sonra kendini salıyordu ve yan yatıyordu. Balığın gözlerinde hafif puslanma vardı. Ben su değerlerinden olduğunu düşündüm. Bir daha böyle üzücü bir durum yaşamamak adına yeni alacağım betta balığım için nasıl bir kurulum yapmalıyım detaylıca anlatabilecek bir arkadaş var mı ? Bitkilerden ilaçlara, kumundan filtresine, yemine kadar bilgi istiyorum. Teşekkür ederim.[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/284552/040720260107131.jpg[/IMG]
Herkese merhabalar bundan önce 150 litrelik deniz akvaryumu kurulumumu tanıtmıştım bugün itibariyle 40-35-35 ölçülerinde arkadan sumplı nano bir kuruluma başladım burdan gelişmeleri paylaşacağım. Malzemeler; -reeflowers perl white kum -caribsea kaya 2 kg -700l/saat kafa motoru -creaqua delta marin 35 aydınlatma -filtre malzemeleri (sünger,elyaf,seramik halka,hivex) -protein skimmer bubble magus qq2 -ısıtıcı 100w -soğutucu fan Önceki kurulumuma nazaran maliyeti çok daha düşük oldu sonucu hep birlikte göreceğiz.
Merhabalar bu melek balıklarının ikisi yaklaşık bir yıldır benimle Tankta toplamda 6 çöpçü 3 plati 3 moly mevcut sunsun 602b dış filtre ve iki adet büyük pipom mevcut. Ayrıyetten haftalık 7-8 çeşit yemle besleniyorlar ve hala büyüme gözlemleyemedim Akvaryumun boyutu 70*45*45
Coccina kompleksinden bi balığa bakan var mı aranızda? Türkiye'de niş vahşi belaları bulmak zor oluyor özellikle hendra ve ya mulyadi(sp.api api) besleyeniniz varsa küçük bilgilendirme ve fotoğraf koyabilirseniz sevinirim.
[QUOTE=Prudentia]Coccina kompleksinden bi balığa bakan var mı aranızda? Türkiye'de niş vahşi belaları bulmak zor oluyor özellikle hendra ve ya mulyadi(sp.api api) besleyeniniz varsa küçük bilgilendirme ve fotoğraf koyabilirseniz sevinirim.[/QUOTE]
Malawi besliyorum. Yavrular 2-3 cm olunca elden çıkartmayı düşünüyorum. 2-3 cm olana kadar yavrulukta yaşatabilir miyim ? yoksa tank şart mı? bunun yanında strong 70 kuluçka makinemde var
Bu konuda otorite olduğumu iddia etmek gibi bir niyetim de isteğim de yok.
Sadece, uzun yıllardır bu metod ile iç içeyim ve uzun soluklu birçok başarılı kurulumu deneyimledim. Halihazırda hayatına sorunsuz devam etmekte olan tanklarım da mevcut.
Hatta uzun yıllar evvel kurduğum büyüklü küçüklü kavanozları, beğenip isteyen eşe dosta dağıtmıştım. Onların da neredeyse tamamının hayatını sorunsuz sürdürüyor olduğunu biliyorum.
Bu durumda, iki çift laf etme hakkına sahip olduğumu düşünüyorum. (Sağ olsun, @Yas400 öneride bulunmasaydı, belki de bu düşüncemi eyleme geçirmezdim. Başıma iş açtınız Yasin Bey[:)))])
Birkaç yıldır bu foruma üyeyim ve önceleri, walstad metodu denilen her konuda gördüğüm yanlışları düzeltmek için yazar dururdum. Gerek açılan ilgili konulara, gerekse fikrimi soran özel mesajlara yazdım durdum usanmadan...
Fakat gördüm ki anlattıklarım, önerdiklerim "X kişi böyle yapmış olmuş, Y kişi bu kadar beklemeye gerek yok diyor, Z kişi toprağı öylece sermiş, W kişi filtre kullanıyor, you tube videolarında şöyle şöyle diyorlar" gibi gerekçelere sığınılarak umursanmıyor.
Ben de vazgeçtim.
"Bana ne, istediklerini yapsınlar" dedim ve kenara çekildim.
Sonra gördüm ki "Walstad kısa vadede iyi ama uzun süre dayanmıyor, benim X vakitte kurduğum tankta yosunla başedemez oldum" ya da "Walstad metodu kurdum ama bitkilerim eridi, bozuldu, balıklarım hastalanıyor/ölüyor" gibi şikayetler yağmaya başladı.
Güzel kardeşim, metodu doğru uygulasaydın bunlar olmayacaktı ki...
Yorum yazsam yine söylediklerim boşa gidecek, yazmadıkça da walstad metodunun adı kötüye çıkıyor.
Hee "Şimdi yazdıklarının boşa gitmeyeceğini nereden biliyorsun?" derseniz, cevabım: "Bilmiyorum."
Sadece, şurada derli toplu iki satır yazıp anlatayım da bilmek isteyen gelip baksın. Ben de açılan konulara yorum yazmamamın suçluluğunu üstümden atayım istiyorum.
Önce "Walstad metodu ne değildir?" sorusunun cevabı ile başlamak isterim. Çünkü forumda -birkaç istisna dışında- walstad metodu adı altında kurulmuş tankların hepsi başarısızlıkla sonuçlanmış durumda ve henüz yeni olan kurulumlar da maalesef bu yolda ilerlemekteler.
*Bir avuç toprak kullanılan her kurulum walstad DEĞİLDİR.
*Biraz toprak ve biraz kum kullanılan her kurulum walstad DEĞİLDİR.
*Bitkili her kurulum walstad DEĞİLDİR.
*Torf (çiçek toprağı diye satılan, poşet ürünler) ile, gübreli toprak ile, kimyasal bulaşmış toprak ile, ayıklanıp yıkanarak işlenmemiş toprak ile yapılan kurulumlar walstad DEĞİLDİR.
*Filtre kullanılan kurulumlar walstad DEĞİLDİR.
*Tek tür bitki ile yapılan kurulumlar walstad DEĞİLDİR.
*Tek tip bitki (mesela birkaç farklı tür ama hepsi gövdeli bitki ya da yine birkaç farklı tür ama hepsi köklü bitki) ile yapılan kurulumlar walstad DEĞİLDİR.
Gelelim, "Neymiş bu Walstad metodunun olayı?" sorusunun cevabına...
Walstad metodu, en anlaşılır tanımıyla "Göl ekosistemi taklidi"dir. Yani tanklarımızda küçük göletler kurmaya çalışıyoruz, hedefimiz bu.
*Göl tabanından başlıyoruz: -En dipteki su geçirmez kil tabakası=Akvaryumun alt camı -Su geçirmez tabakanın üstündeki toprak tabakası -Toprak tabakasını örten kum tabakası -Göl tabanının olmazsa olmazı: Küçük omurgasızlar.
Tabii ki doğada, bu tabakaların kalınlıkları ve yoğunlukları değişkenlik gösteriyor ama bize gereken, doğadaki işlevi elde edebileceğimiz minimum ölçüler.
İşte Diana da bu ideal ölçüleri bulabilmek için ince ince çalışarak, en iyi verim alınabilecek kriterleri belirlemiş ve ne şanslıyız ki elde ettiği sonuçları kendine saklamayı değil, paylaşmayı tercih etmiş.
Koskoca çalışmayı birkaç cümle ile özetlemekte sakınca görmüyorum.
Metodun en önemli kısmı taban. Bu nedenle bütün eforumuzu, taban kurulumuna harcayacağız.
**TOPRAK: -ASLA TORF KULLANMAYACAĞIZ. Torf, toprak değildir. Torf, bitki parçalarının kısmen çürümüş halidir ve karasal bitki yetiştirmede bile yardımcı malzeme olarak kullanılır. Yani torf, saksıda bitki yetiştirmek için de uygun değildir. Yüksek su tutma kapasitesi nedeniyle, tohum çimlendirme ve bitki köklendirme işlemlerinde, saksı bitkilerinde toprağa belli oranlarda eklenerek, toprağın gevşekliğini arttırmak gibi işlerde kullanılır.
Akvaryumunuzda torf kullanırsanız, yosun sorunundan kaçışınız yoktur ve zaman içinde çökerek içindeki boşluklarda biriken gazları kusar, akvaryumunuzdaki balıkların ani ölümlerine sebep olabilir.
Yapı marketlerde, zincir marketlerde, çiçekçilerde, pazarda falan "çiçek toprağı" adı altında satılan paketlerin tamamı torftur. Bazılarının içine perlit, çam kabuğu, yosun, NPK gibi ekstralar eklenmiş haldedir ama hepsinin ana malzemesi torftur ve bunların hiçbiri bizim için uygun değildir.
-Doğadan alınmış/doğal toprak kullanacağız.
-Koyu renkli toprak tercih edeceğiz, kara toprak olacak.
-Toprağı aldığımız arazide gübre ve/veya kimyasal maddeler kullanılmamış olacak. Bu nedenle en iyisi, üstünde tarım yapılmayan, dağ bayır gibi boş bir araziden toprak çıkarmak. Yüzeyden 20cm kadar kazıp, derindeki toprağı çıkaracağız.
-Toprağın çer-çöpünü el yordamıyla ayıklayıp eleyeceğiz ve bir kovaya koyup üstüne su doldurarak güzelce karıştırıp bırakacağız. Birkaç saat toprağın iyice çökmesini bekledikten sonra, kovayı yavaşça eğerek suyu dökeceğiz ve yeniden su doldurarak bu işlemi "berrak ve çer-çöpsüz su alıncaya kadar" birkaç kez tekrarlayacağız. (Yıkama işlemi bir-iki gün sürebilir)
-Yıkayıp suyunu akıttığımız, çamur halindeki toprağı geniş bir yüzeye yayarak, birkaç gün kurumaya bırakacağız.
-Çamur cıvıklığı geçip, "nemli" kıvama gelen toprağı artık kullanabiliriz. Toprağı akvaryum tabanına elimizle iyice bastırarak, TOPRAK KALINLIĞI TAM OLARAK 2,5cm OLACAK ŞEKİLDE yerleştireceğiz.
**KUM: Sırada KUM tabakasını hazırlamak var. Kum seçiminde keskin sınırlar olmasa da en iyi sonucu alacağınız kum, dişli dere kumudur.
Silis kum gibi ince taneli olmamak şartıyla, istediğiniz kumu kullanabilirsiniz.
Kumu da kullanmadan önce yıkamanız iyi olur.
Kumu toprak tabakasının üstüne, KUM TABAKASININ KALINLIĞI TAM OLARAK 2,5 cm OLACAK ŞEKİLDE elimizle hafifçe bastırarak yerleştireceğiz.
*Bu aşamada iki seçeneğimiz var. İsterseniz önce bitkileri dikip, suyu sonra doldurabilirsiniz ya da önce suyu doldurup, bitkileri sonra dikebilirsiniz.
Hangi yöntem size daha kullanışlı geliyorsa onu tercih edin.
Suyu doldurup bitkilerimizi diktikten sonra, -tabii ki tercih ettiğimiz aydınlatma yöntemimizi uygulayarak- en azından 2-3 gün öylece bekleyeceğiz.
**KÜÇÜK OMURGASIZLAR: Göl tabanının olmazsa olmazı, küçük kabuklulardır. Akvaryum ortamında faydalanabileceğimiz, tabandaki ihtiyacımıza en uygun omurgasızlar ise salyangozlardır.
Melanoides tuberculata (Malezya trompet salyangozu, bizdeki ismiyle "Minare salyangozu") gibi küçük cüsseli, kum karıştırıcı türlerden biri yeterli olur.
Bitkileri dikilen, suyu doldurulan ve üstüne böylece birkaç gün bekleyen tankımıza, seçtiğimiz salyangozları ekleyebiliriz.
**BİTKİLER: Beslenme şekline göre farklılıklar gösteren, üç bitki grubundan da tankımızda bulundurmalıyız.
-Gövdeli bitkiler: Zemine dikilmesi gerekmeyen, suya serbest bırakılabilen ya da herhangi bir şekilde akvaryumun içine sabitlenebilen, gövdesiyle ve gövdeden çıkardığı kök yapılarıyla direkt sudan beslenen bitkiler. Örnek: Bacopa monnieri, Myriophyllum mattogrossense
-Su üstü bitkileri: Su yüzeyinde serbest duran, suya uzattıkları kökleriyle beslenen, hızlı nitrat tüketme özelliğine sahip olan bitkiler. Örnek: Lemna minor (Su mercimeği), Pistia stratiodes (Su marulu)
*Mümkün olduğunca düşük ihtiyaçları olan ve hızlı gelişen bitki türlerini tercih etmemizde fayda var. Çünkü gübre/besin takviyesi, CO2 verme gibi müdahaleler yapmayacağız. Tankta oluşacak döngünün sağladığı besinlerle yaşayacaklar.
*Köklü bitkilerimiz kalıcı bitkilerimiz olacak, buna göre, hoşunuza gidecek türlerden seçmelisiniz.
*Gövdeli bitkiler ve su üstü bitkilerini, sistem tamamen oturduktan sonra tanktan çıkarabilirsiniz ama sistemde kalmaları çok daha iyi olur.
*Her tip bitkiden en az birer adet bulunmalıdır ama tabii ki tankın büyüklüğüne göre, bitki miktarı ne kadar çok olursa o kadar iyi olacaktır.
**AYDINLATMA: 6500k beyaz ışık veren bir aydınlatma aracı ile gündüzleri kesintisiz 6-8 saat aydınlatma yeterli ve uygundur.
Dilerseniz "4 saat aydınlatma açık-4 saat kapalı-4 saat açık" gibi siesta verilen bir aydınlatma yöntemi de tercih edebilirsiniz fakat ben en iyi sonucu kesintisiz aydınlatma ile aldığım, siesta uygulamalarından memnun kalmadığım için siesta önermiyorum.
Eğer güneş ışığı ile aydınlatmayı planlıyorsanız, tankınızın gün içinde 1 (bir) saat direkt/yoğun güneş ışığı alması yeterlidir. Fazlası yosunlanmaya, haliyle denge topuzunun kaymasına neden olabilir.
**DÖNGÜNÜN OTURMA SÜRESİ: Geldik, sabır sınırlarını en çok zorlayan kısmına...
Burası çokomelli arkadaşlar![:D] Tankı kurduktan sonra EN AZ 8 (sekiz) HAFTA karides ve balık gibi canlıları eklemiyoruz. Bu 8 hafta, "en az" beklenmesi gereken süre. Olabildiğince fazla beklemekte fayda var.
En az 8 hafta geçtikten sonra: Bitkilerimizde gözle görülür gelişmeler varsa (yeni filiz sürme, dallanma, büyüme gibi) ve daha fazla sabredemiyorsak, kademeli olarak balık ve/veya karides ekleyebiliriz. (Kademeli derken; bir karides ya da balığı alıştırarak tanka ekledikten sonra en azından 1-2 gün gözlemliyoruz. Davranışlarında, renginde, hareketliliğinde falan bir gariplik yoksa 1-2 karides ya da balık daha ekleyip gözlemliyoruz, her şey yolundaysa tamamını ekleyebiliriz.)
*Bu uzun bekleme süresi boyunca, haftada bir kez tanktaki suyun dörtte birini değiştirmek yeterli olacaktır.
*Asla dip çekimi yapmayacağız, zemine müdahale etmeyeceğiz/zemindeki kumu kurcalamayacağız. Su değişimlerini akvaryumun üstünden ya da orta kısımlarından su alarak yapacağız.
*ilk doldurduğumuz su dahil, her aşamada, tanktaki suyla aynı sıcaklıkta dinlenmiş musluk suyu kullanabiliriz.
*Walstad metodu ile kurulan tankımızda, tatlı suda ve bitkili ortamlarda yaşayan her balığı besleyebiliriz ama mesela besleyeceğimiz balık 28°C üstünde bir sıcaklığa gereksinim duyuyorsa, yüksek sıcaklığı bitkilerimiz tolere edemeyeceği için, o balığı bu tankta besleyemeyiz.
Yani, öncelik bitkilerimizin. Çünkü bu metodun hayat sigortası bitkiler. Bitkilerimizin keyfini bozmayacak her canlı bu kurulumda beslenebilir.
**NEDEN FİLTRE KULLANMIYORUZ? Yararlı bakterilerimizin taban malzememizde kolonileşmesini hedefliyoruz. Eğer filtre kullanırsak, bu bakteriler filtre materyalinde kolonileşecekler ve mecburen filtreye bağımlı hale geleceğiz. Çünkü bu durumda filtreyi kapatır ya da çıkarırsak bakteri döngümüz çökecektir.
"Yüzey yağlanması için filtre kullanabilirmişiz ama" diyorsanız, öyle bir durumla karşılaşırsanız, sadece su yüzeyini hareketlendirmek için, filtre malzemesi (sünger, elyaf gibi) olmadan filtre kullanabilirsiniz ki bunun yerine düşük ayarda hava taşı kullanmak çok daha kolay bir yöntem olacaktır.
*Doğru kurulan bir walstad tankının ömrü en az 10 yıldır. Kurulum aşaması zorlu gelse de sonrasında, yıllarca kendi kendine yeten bir ekosisteminiz olacak.
*Kök, dal, kaya gibi dekorlar kullanmak istiyorsanız, bunları döngü oturduktan sonra (zemini kurcalamadan) ekleyebilirsiniz.
*Döngü oturduktan sonra, zemini fazla karıştırmamaya özen göstererek yeni köklü bitki ekleyebilir, mevcut köklü bitkilerinizi nazikçe sökerek seyreltebilirsiniz.
*Yine döngü oturduktan sonra, bitkilerinizi istediğiniz sıklıkta budayabilirsiniz. Canlı ekleyip çıkarabilirsiniz.
***WALSTAD METODU ÖZETLE: 2,5cm toprak+2,5cm kum+köklü bitki+gövdeli bitki+su üstü bitkisi+en az 8 hafta sabır[:devil:]
Sistemimizin içindeki canlıların atıkları (dışkılar, bozulan bitki parçaları, ölen canlılar, artık yemler, vs.) salyangozlar ve bakteriler tarafından tüketilerek bitkilere besin olacak. Bitkiler ışığı ve bu besinleri kullanarak beslenecek. Zemindeki bakteriler ve bitkiler suyu filtre edecek. Bu işbirliği böyle devam edip gidecek.[;)]
Dilimin yettiğince bildiklerimi, deneyimlerimden edindiğim sonuçları aktarmaya çalıştım. Umarım yeterli olmuştur. Eksik kalan yerler olduysa da iletildiği takdirde -yine elimden geldiğince- açıklamasını eklerim.
Kurulumunuz hayırlı olsun [:)]
Yasin Bey "vur" dediniz, "öldürdüm"[:D][:D] [EDIT]ternapi,2022-03-03 04:58:57[/EDIT]
[QUOTE=fetocan]Merhabalar. İlk akvaryum denememde walstad deniyorum. Toprak tabakasında oluşan gaz odaları(sanırım sülfür h2s) için bilgi verebilir misiniz?[/QUOTE]
Merhabalar.
Toprağı iyi ayıklamak, yıkamak, yeterli dinlendirmek (hafif nemli kalacak şekilde) ve akvaryum zeminine sererken hafif bastırarak yerleştirmek önemli. Yine de gözeneklerde hava elbette kalabilir.
Özellikle minare salyangozu kullanmak, bu açıdan da iş görüyor. Sürekli zemini karıştırdıkları, kuma girip çıktıkları için alttaki toprağın havalanmasına da yardım etmiş oluyorlar.
Zamanla bitkiler de gelişiyor, kökler toprağa uzanıyor. Balıksız bekleme sürecinde (en az 8 hafta) kalan kabarcıklar da yüzeye çıkıp kayboluyor.
Bitki Türleri: Nelumbonaceae (Nilüfer), Eichhornia crassipes (Su sümbülü), Pistia stratiotes (Su marulu), Salvinia natans, Lemna minor (Su mercimeği), Ceratopteris cornuta, Hemianthus micranthemoides (Micra), Limnophila sessiflora, Myriophyllum mattogrossense, Moss, Cymbalaria muralis (Nakkaş sarmaşığı), Crassula lycopodioides/muscosa, Commelina communis, Hedera helix, Fallopia baldschuanica (Rus asması) ve yabani otlar
Tankın Yaşı: 10 (on) gün-15 Eylül 2020
Filtrasyon ve Işıklandırma: Filtre, ısıtıcı, aydınlatma yok. Tank açık balkonda.
Tasarım ve Dekorasyon: Zeminde dişli dere kumu mevcut. Yine zeminde kuru çınar ve meşe yaprakları kullandım. Karasal alan ve saksılarda toprak, dere kumu, lav taşı, orkide harcı ve kurutulmuş kara yosunları kullanıldı.
Uzun zamandır hayal ettiğim, heves ettiğim, planladığım ama bazı engeller nedeniyle ertelemek zorunda kaldığım kurulumumu sonunda tamamladım[:3]
Hayalimi gerçekleştirmiş olmanın tarifi zor hazzını yaşıyorum çok şükür[:3]
Medakalar inanılmaz balıklar! Bakımlarının kolaylık seviyesi, akvaristlerin hayal edebileceklerinin çok üstünde. Isıtıcı, filtre, büyük hacim, seyrek nüfus, düzenli su değişimi ve bakım istemezler.
İnanılır gibi değil, değil mi?
Az sayıda balık-geniş alanda bakıldığında inanılmaz ürkek, sürekli korku/tedirginlik içinde yaşayan medakalar, kalabalık oldukları sürece çok daha sakin ve huzurlu oluyorlar.
Bahar ve yaz boyunca bol bol yumurtluyorlar, kış döneminde ise yumurtlama duruyor, metabolizmaları yavaşlıyor. Böylece soğuktan etkilenmiyor, buzun altında dahi hayatlarını sürdürüyorlar.
Beslenme gereksinimleri çok düşük, haliyle tankı da neredeyse hiç kirletmiyorlar.
Çok güzel ve çeşitlenmeye çok açık renkleriyle, seyir zevki de yüksek bir tür.
Bu canlıların keyfini en üst noktaya çeken ise işte böyle minik pondlar, havuzlar[:3]
Uzakdoğuda bu tarz, büyüklü-küçüklü kurulumlar çok yaygın. Ben de internetten, tabiri caizse "ciğerci kedisi gibi" takip edip duruyordum. Tabii ki iklim şartlarımız ve türlere erişme zorlukları nedeniyle bitki tercihlerim onlara göre farklılıklar gösteriyor.
Özellikle karasal alanda, bana çok estetik gelen ve soğuğa da dayanıklı olan yabani bitkileri kullanmayı tercih ettim. Zamanla eklemeler yapılabilir ama şimdilik kurulumumun son durumu bu şekilde.
Herhangi bir şey için elimi suya soktuğumda hiç rahatsız olmadan böyle salınan şapşirikler, yakalama niyetiyle yaklaştığımda elimi bile uzatmadan ortalıktan toz oluyorlar[:devil:][:D]
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/275298/030720262002001.jpg[/IMG] Merhaba yeni aldığım gökkuşağı ispinozlarından soldakini dişi diye aldım ama erkek olduğunu düşünüyorum bilen varsa bilgilendirebilir mi
03 Temmuz 2026 23:25