Herkese merhabalar, Kuracağım yeni bir sistem için taban malzemesi araştırırken acaba bu sefer ada sistemini mi kullansam diye bir düşünceyle yola çıktım ve göz gezdirmeye başladım. Önceki kurulumlarımda tropica substrat ve soilini kullanmıştım. Anladığım kadarıyla ada sistemini kullandığınız zaman uzun vadede hem besin açısından daha zengin hem de daha stabil bir akvaryum elde ediliyomuş. Önceden kullananların ve varsa tropica da kullanan biri kıyaslayabilirse çok sevinirim. Aradaki fiyat farkına değecek bir fark var mı gerçekten?
Ada sistemiyle alakalı olarak şu sorularım var: 1) Powersand'in açıklamalarına baktığımda daha çok gözenekli yapısından ve bakteri oluşumu için desteğinden bahsedilmiş, besin desteği özelliği tropicaya göre daha mı az yoksa o da var mı yine fazlasıyla 2) Powersand advanced içerisinde de bacter 100 ve clear super gibi additive'ler bulunuyor. Kurulumlara baktığımda powersand in üstüne additive olara adanın meşhur 3'lüsünü (bacter100,tourmaline bc ve clear super) serptiklerini görüyorum. Powersand'in içinde varsa ekstradan koymalarındaki sebep nedir?
Selam, ben filtre kozmetiği olarak matrix yerine ADA BioRio G kullanıyorum. Cycle döngüsü Ada Green Bacter ve Stability ile hızlı olacaktır. Substrat monte carlo veya parvula gibi yeşil bir halı düşünüyorsanız, ADA Amazonia V2 dışında bir şeye gerek yok. 6 saat ışık, 7/24 Co2, 7/24 UV cycle döngüsünü alg sorunu yaşamadan tamamlar. Ben sıvı gübre olarak kompleks ürün tercih ediyorum, ilk 3 ay APT 1 sonrasında APT 3 çok pratik.
Yeni kurduğum Bloody Mary Karidesi kolonimle karides hobisine adım attım. Başlangıçta biraz çekinerek başlamış olsam da, zamanla karideslerin balıklardan bile daha keyifli ve görsel açıdan çok daha tatmin edici canlılar olduğunu fark ettim.
Şu anda ilk yavrularımı almaya başladım ve bu süreç beni oldukça heyecanlandırıyor. Akvaryumda bol bitki kullanıyor ve güçlü bir pipo filtre ile biyolojik döngünün sağlıklı şekilde devam etmesini sağlıyorum. Bu sayede hem yavrular için güvenli bir ortam oluşuyor hem de su değerleri daha stabil kalıyor.
Suyumdaki hafif sarı renk, kullandığım Catappa Yaprağı ve kozalaklardan kaynaklanıyor. Bu doğal materyaller suya tanen salarak hafif bir renk değişimi oluşturuyor. Aynı zamanda karidesler için doğal bir ortam sağlıyor, strese karşı destek oluyor ve biyolojik dengeye olumlu katkı sunuyor.
Edindiğim karidesler, soyları bilinen ve kaliteli hatlardan geliyor. Bu da hem renk kalitesi hem de üretim açısından bana güven veriyor. Küçük hacimli akvaryumlarda koloninin daha hızlı geliştiğini okuduğum için ben de bu şekilde bir kurulum tercih ettim.
Şimdilik her şey oldukça güzel ilerliyor. İlk yavruları görmek ayrı bir mutluluk oldu. Deneyimli arkadaşların görüşlerini, önerilerini ve dikkat etmem gereken noktaları duymaktan memnuniyet duyarım.
[QUOTE=MSamet]Pipo filtre dolphin 34 kullansam sadece yeterli mi yoksa 2 filtre alıp motor mu almalıyım birde sıfırdan kurduğumda ne kadar beklemeliyim bakteri kültürü vs için bir katkı yapmam gerekir mi [/QUOTE] Motor almaya gerek yok, kendi motoru olan pipolardan da kullanabilirsiniz. 90 litre için 2 orta boy pipo önermemin sebebi filtrasyonun daha dengeli olması ve bakterilerin tutunabileceği sünger yüzeyinin daha fazla olması.
Bakteri kültürü için de hazırda oturmuş bir akvaryumunuz varsa, onun filtre süngerinden veya biyolojik malzemesinden faydalanabilirsiniz. Böylece yeni akvaryuma faydalı bakterileri taşımış olursunuz. Sıfırdan kurulum yapıyorsanız da bakteri kültürü ekleyip filtreleri sürekli çalıştırarak döngünün oturmasını beklemenizi öneririm. Ortalama en az 1 hafta bekleminizi öneririm[EDIT]MertY,2026-09-29 16:51:40[/EDIT]
Ters ozmos reçineli arıtmadan 0 tds su alıyorum buna shrimps forever ve af shrimp gh+ iki ürünüde denedim 5gh elde etdiğimde tds 200 seviyelerine geliyor gh ı katdıkdan sonra ikisindede iyice karıştırıp damacanada hava motoruyla 2 saat bekliyorum tds metre doğru ölçüyor gibi saf su ilede test etdim 2 farklı markanın ürünündede aynı problem oluyor suyu seyreltiğim zaman tds düşüyor fakat ghda düşüyor 5-6 gh arasını aldığım tüm değerlerde tds minimum 190 civarına düşüyor ilk defa karides akvaryumu kuruyorum sebebi ne olabilir bu tds değeri nereye bakarsam bakayım yüksek geldi bana crystal red türü beslemek istiyorum
Tds ile gh korelasyon halinde olsalarda aynı şeyin ifadesi değiller. Tds genel iletkenliktir, suda elektrik taşıyan tüm iyonların yoğunluğunu verir. Gh ise +2 yüklü magnezyum kalsiyum gibi iyonların yoğunluğunu ifade eder. Mesela suda tuz varsa +1 yüklü sodyum iyonu tds i yükseltir ama gh'a etki etmez. Bu yüzden kullandığınız katkıya göre tds ile gh çok farklı çıkabilir.
[QUOTE=flanormimar]selam, ben de yeni bir tanganyika kurulumu yaptım. https://www.youtube.com/shorts/yKk-u4A3UX8 şimdiden keyifli hobiler dilerim 💫👍[/QUOTE]
Zorla da olsa Thailand'dan bulup getirttiğim Macrostoma'larım [:)] Macrostoma ismi yunanca kelimelerden oluşuyormuş. (Macro=Büyük Stoma=Ağız) Zaten Fotoğraflara da bir örnek ekledim. İnanılmaz bir ağız genişliği bulunuyor. Bu canlılar yaklaşık 3 aydır bendeler ve 2 çift olarak bulunuyorlar. Kendisine hayran bırakacak kadar güzel ve karakterli balıklar. Gerek yem yemeleri gerekse de sizinle iletişimleri. Aynı zamanda gayet atlet balıklar. Çok iyi zıplama kapasiteleri var. Boyları 12-13 cm kadar olabiliyor.
Macrostoma erkekleri renk ahenkleriyle gerçekten büyüleyiciler. Özellikle kurlaşırken yada yan akvaryumda diğer erkek bulunuyorsa, birbirlerine dalaşırken mükemmeller. Minik bir ayna ile de kendilerini göstererek bu şekil ve renk ahenkine tanıklık edebilirsiniz [:)]
Su değerleri konusunda ph 6.5- 7 civarı arası olması yetişkinler için bir sorun yaratmamaktadır. Ancak yumurta almak ve yavru çıkmasını sağlamak için ph:6'dan düşük olmalı (5.5 civarı) ve TDS 60-70 ppm'den düşük olmalıdır. Bu canlılar yumurtalarını ağızda kuluçka eder ve 19 günde (benimkiler o sürede çıktı) serbest yüzüş için yavruları bırakırlar [:)] Dişi ve erkek yumurtlamaya karar verdiklerinde normal betta gibi bir sarmal oluşturarak dişi yumurtaları bırakır ve erkek o sırada döller. Döllenmiş olan yumurtaları dişi toplayarak erkeğe verir ve kuluçka süresince erkek bu yumurtaları ağında tutar. Not: Dişi, Erkeğin tüm yumurtaları taşıyamayacağı kadar fazla yumurta bırakırsa. Fazla olanları kendisi de ağzında tutuyor. Benim 1 çiftte buna tanıklık ettim [:)]
Sonuç olarak şuan 3 haftalık ve 1 haftalık olmak üzere 20'den fazla macrostoma yavrum var ve gayet oburlar. Günde 2 veya 3 defa artemia ile besleniyorlar. Çok hızlı büyüyorlar. Şuan için keyifleri yerinde. [:3] İki haftalık halleri ile yavru fotoğraflarını da ekliyorum. Bir fotoğrafta da erkeğin ağzı yumurta dolu. Zaten bulldog gibi oluyolar direkt anlaşılıyor [:)] Unuttuğum bir şey var ise sonradan yazı olarak ekleyebilirim [:)]
Arkadaşlar merhaba. Yaklaşık 1 ay önce yeni kurduğum 110 litrelik bir akvaryumum var. Akvaryumumda silis kumu kullandım. Çok severek aldım fakat 1 aydır ne yapsam geçmeyen bir sorun var. Sürekli olarak belli bir miktar kum akvaryumun içinde ve yüzeyinde geziniyor. Su yüzeyinden bir bardak yardımıyla zaman zaman suyla birlikte boşaltıyorum ama bir türlü 0layamadım. Daha önce yaşamış birisi veya önerisi olan birisi yardımcı olabilir mi? Büyük bir sorun değil fakat rahatsız ediyor. Sunsun 603b dış filtre, 1 adet askılı pipo filtre ve bir adette şelale aparatlı iç filtrem var.
Bitki Türleri: Nelumbonaceae (Nilüfer), Eichhornia crassipes (Su sümbülü), Pistia stratiotes (Su marulu), Salvinia natans, Lemna minor (Su mercimeği), Ceratopteris cornuta, Hemianthus micranthemoides (Micra), Limnophila sessiflora, Myriophyllum mattogrossense, Moss, Cymbalaria muralis (Nakkaş sarmaşığı), Crassula lycopodioides/muscosa, Commelina communis, Hedera helix, Fallopia baldschuanica (Rus asması) ve yabani otlar
Tankın Yaşı: 10 (on) gün-15 Eylül 2020
Filtrasyon ve Işıklandırma: Filtre, ısıtıcı, aydınlatma yok. Tank açık balkonda.
Tasarım ve Dekorasyon: Zeminde dişli dere kumu mevcut. Yine zeminde kuru çınar ve meşe yaprakları kullandım. Karasal alan ve saksılarda toprak, dere kumu, lav taşı, orkide harcı ve kurutulmuş kara yosunları kullanıldı.
Uzun zamandır hayal ettiğim, heves ettiğim, planladığım ama bazı engeller nedeniyle ertelemek zorunda kaldığım kurulumumu sonunda tamamladım[:3]
Hayalimi gerçekleştirmiş olmanın tarifi zor hazzını yaşıyorum çok şükür[:3]
Medakalar inanılmaz balıklar! Bakımlarının kolaylık seviyesi, akvaristlerin hayal edebileceklerinin çok üstünde. Isıtıcı, filtre, büyük hacim, seyrek nüfus, düzenli su değişimi ve bakım istemezler.
İnanılır gibi değil, değil mi?
Az sayıda balık-geniş alanda bakıldığında inanılmaz ürkek, sürekli korku/tedirginlik içinde yaşayan medakalar, kalabalık oldukları sürece çok daha sakin ve huzurlu oluyorlar.
Bahar ve yaz boyunca bol bol yumurtluyorlar, kış döneminde ise yumurtlama duruyor, metabolizmaları yavaşlıyor. Böylece soğuktan etkilenmiyor, buzun altında dahi hayatlarını sürdürüyorlar.
Beslenme gereksinimleri çok düşük, haliyle tankı da neredeyse hiç kirletmiyorlar.
Çok güzel ve çeşitlenmeye çok açık renkleriyle, seyir zevki de yüksek bir tür.
Bu canlıların keyfini en üst noktaya çeken ise işte böyle minik pondlar, havuzlar[:3]
Uzakdoğuda bu tarz, büyüklü-küçüklü kurulumlar çok yaygın. Ben de internetten, tabiri caizse "ciğerci kedisi gibi" takip edip duruyordum. Tabii ki iklim şartlarımız ve türlere erişme zorlukları nedeniyle bitki tercihlerim onlara göre farklılıklar gösteriyor.
Özellikle karasal alanda, bana çok estetik gelen ve soğuğa da dayanıklı olan yabani bitkileri kullanmayı tercih ettim. Zamanla eklemeler yapılabilir ama şimdilik kurulumumun son durumu bu şekilde.
Şakası bir yana, balıkları bu konuda hafife alıyor olabiliriz. Bir kere gayet uzun süreli hafızaları olduğunu düşünüyorum.
Mesela medakalarım ve gambusyalarım 10-15 gün yalnız kalıyorlar. Sonrasında ben ya da eşim ponda yaklaştığımız anda hepsi resmen koşa koşa yanımıza geliyor. Normalde içgüdüsel olarak üstten kuş gölgesi geçse dibe kaçıp saklanan canlılar bunlar.
Betta yetiştirdiğim zamanlar ben tanka yaklaştığımda yem verirdim, eşim ise sadece bettayla oyun oynamak için yaklaşırdı. Ben tanka yaklaşınca balık hemen fıtı fıtı gelir, bir süre yem bekler ve yem yoksa totosunu dönüp toz olurdu[:)))] ama tanka yaklaşan eşimse hiç yem beklemeden parmak takip etmece oynamaya başlar ve dakikalarca oynarlardı, kıskanır sinir olurdum[:devil:][:D]
Niyet okumada da çok başarılılar. Elimde kepçeyle ponda yaklaşmalarımın neredeyse tamamı su piresi ya da larva falan vermek için oluyor ve bu şekilde her yaklaşmamda hepsi koşa koşa gelip toplaşırlar ama kırk yılda bir, elimde aynı kepçe, balıklardan birini yakalama niyetiyle yaklaştığımda resmen ışık hızıyla kayboluverir şapşikler[:devil:]
Bu durumu, zihin okuma dışında bir şeyle açıklamak bence çok zor[:cik:][/QUOTE]
Kesinlikle hemfikirim. [:iyi:] Balıkların şehir efsanelerinde anlatıldığı gibi canlılar olduklarını ben de düşünmüyorum. Eğitim verilen Japon balıkları görmüştüm. Sanırım o zamanlar yapay zeka da yoktu. [:?]
Ben de benimkilerle güzel bir bağ kurduğumu düşünüyorum. Bir tane erkek var, pondun alfası oldu boyu posuyla. Gelene geçene şaplak atıyor. [:)))] Bir tane de dişi var, diğerlerine göre karnı çok tombul ve tıknaz. Geçenlerde de altında bir baloncuk gördüm, yumurta sandım, fileye alıp ordan elime aldım ama sanırım gaz kaçağıydı [:lol:] çünkü baktığımda hiçbir şey yoktu. Oysa sevinmiştim. Bir de alfa dediğim sürekli onu kovalıyor, beraber geziniyorlar. En sonunda bir kovaya alıp eşleyeceğim. [:D][EDIT]Munzevi,2026-09-29 03:00:43[/EDIT]
Herkese merhabalar arkadaşlar ve iyi hobiler.. Orta Amerika'daki kanyon ve çöllerden esinlenerek yaptığım tasarımımı sizlerle paylaşmak istedim. Daha evvel bu akvaryumda bitkili hightech bir tasarımım olmuştu ama ömrünü doldurduğu için bozmuştum, biraz yeni bir bebeğimin dünyaya gelecek olması da bunda etkili oldu zira yeteri kadar vakit ayıramayacak duruma gelmiştim. Bu küçük Texas ya da New Mexico için hangi türleri önerirsiniz ? Bölgeye özgü karakteristik canlılardan beslemek istiyorum. [:)]
[QUOTE=syerli]Sizinkine benzer bir tankta imparator cikletleri olan, daha sonra balıklarını kaybedip bana fikir soran ve uzun bir araştırmadan sonra bulduğumuz balıklara rağmen beni kızdırarak yine imparator ciklet alan bir arkadaşımla bulduğumuz balıkları haddim olmayarak, belki fikir olur diyerek yazayım: Tabanda Geophagus Red Head Tapajos Orta seviyede Electric Blue Acara Biraz daha üst seviyede Boesemani Gökkuşağı Benim tarzım değil ama o zaman güzel olur diye düşünmüştük [/QUOTE]
Kesinlikle bir tür Geophagus olmasını istiyorum, İstanbul'da birinin çok güzel yavru aldığını gördüm Red Head Tapajos çiftinden. Uygun fiyatlı koymuştu buraya da.. Eğer kararım kesin olursa kendisiyle yeniden iletişim kurmayı planlıyorum. Grup halinde hareket eden, ılımlı bir tür olarak ifade ediliyordu.
6 aydan uzun süredir karides akvaryumum planarya istilası altında. Yavru karidesleri ve kırmızı ramshornları hallettiler. Aklıma gelen her yolu denedim, olmadı. Su değişimini artırdım, yemlemeyi kestim, elle topladım, lepistes yavruları attım, jbl kapan aldım nafile. Medeka denedim, biraz etkili oldu fakat yine var, yine var... Piyasadaki kimyasalları salyangozlara yan etkilerinden dolayı kullanmak istemedim.
Sonra şu ürünü internette buldum: https://atakanpetshop.com/chem-vital-rid-planarya-onleyici-damla Tek kullanımda 10 gün sonra 1 ya da 2 planarya görüyorum. Tekrar deneyip kökünü kurutmayı düşünüyorum. Karides ve salyangozlar olumsuz etkilenmedi. Başka deneyen oldu mu? Düşünceleriniz neler?
İçeriğini araştırdığımda çok basit bileşenleri olduğunu gördüm, inanamadım: "[B]mint, thyme, garlic extracs, propylene glychol[/B]" Bildiğin nane, kekik, sarmısak ve çözücü olarak alkol. Şaka gibi.
Hammadde dediğiniz gibi zor bulunuyorsa bu da üretim kapasitesini sınırlar. Fakat zor bulunan 1. sınıf hammadde aynı zamanda pahalı olması gerekir. Fakat ürünün fiyatı makul seviyelerde.
Karidesi olan birçok kişinin planarya baş belası olması nedeniyle sürekli bir talep olduğu kesin.
Bence, fabrikasyon değil butik tarzı bir üretim olması olasılığından dolayı piyasaya sınırlı sayıda ürün sunabiliyor olabilir. En iyisi üreticinin kendisine sormak. Yukarıdaki postlarda adı geçiyor.
15 Eylül 2026 08:57
Kuracağım yeni bir sistem için taban malzemesi araştırırken acaba bu sefer ada sistemini mi kullansam diye bir düşünceyle yola çıktım ve göz gezdirmeye başladım. Önceki kurulumlarımda tropica substrat ve soilini kullanmıştım. Anladığım kadarıyla ada sistemini kullandığınız zaman uzun vadede hem besin açısından daha zengin hem de daha stabil bir akvaryum elde ediliyomuş. Önceden kullananların ve varsa tropica da kullanan biri kıyaslayabilirse çok sevinirim. Aradaki fiyat farkına değecek bir fark var mı gerçekten?
Ada sistemiyle alakalı olarak şu sorularım var:
1) Powersand'in açıklamalarına baktığımda daha çok gözenekli yapısından ve bakteri oluşumu için desteğinden bahsedilmiş, besin desteği özelliği tropicaya göre daha mı az yoksa o da var mı yine fazlasıyla
2) Powersand advanced içerisinde de bacter 100 ve clear super gibi additive'ler bulunuyor. Kurulumlara baktığımda powersand in üstüne additive olara adanın meşhur 3'lüsünü (bacter100,tourmaline bc ve clear super) serptiklerini görüyorum. Powersand'in içinde varsa ekstradan koymalarındaki sebep nedir?