Akvaryum Balıklarında Öldüren Tehlike


zubunel_genubiÇevrim Dışı

Özel Üye
[B]7910,2[/B]
Kayıt: 07/11/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 436
zubunel_genubiÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 20 Ocak 2013 10:35
Arkadaşlar forum başlığında da belirttiğim gibi takipçisi olduğum bir sitede bu şekilde bir başlıkla karşılaştım. Bakalım zamanla gelişmelerden haberdar olacağımızı düşünüyorum. Buyurun linki;
 

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

indianaconzÇevrim Dışı

Kayıt: 12/11/2012
İl: Istanbul
Mesaj: 91
indianaconzÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 20 Ocak 2013 20:37
Doğruluk payı ne kadar bilmiyorum fakat eğer doğruysa insanların bu hobiden soğumalarına ve bırakmalara yol açabilecek kadar ciddi bir haber derim ben.Dediğiniz gibi gelişmeleri takip etmekte fayda var.Haydi hayırlısı diyelim.inşallah asparagastır.Hiçbir zaman olmaz olmaz demeyelim.Herkese sıkıntılardan uzak hobiler dileyelim.

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

zubunel_genubiÇevrim Dışı

Özel Üye
[B]7910,2[/B]
Kayıt: 07/11/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 436
zubunel_genubiÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 20 Ocak 2013 21:12
[QUOTE=indianaconz]Doğruluk payı ne kadar bilmiyorum fakat eğer doğruysa insanların bu hobiden soğumalarına ve bırakmalara yol açabilecek kadar ciddi bir haber derim ben.Dediğiniz gibi gelişmeleri takip etmekte fayda var.Haydi hayırlısı diyelim.inşallah asparagastır.Hiçbir zaman olmaz olmaz demeyelim.Herkese sıkıntılardan uzak hobiler dileyelim.[/QUOTE]
 
Reşat Bey, mantıklı düşündüğümüzde ticari amaç güttüklerinden akvaryumcular ve üretimciler elleçledikleri balıklar yönünden bizim gibi hobicilerden çok çok daha fazla canlılarla içli dışlı oluyorlar. Asıl onların bu konuya olan düşüncülerini almak daha mantıklıdır diye düşünüyorum. Acaba sağlık yönünden farkında olmadan bu konuyla alakalı geçirdikleri bir rahatsızlık var mı? 

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

iemirÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 27/02/2012
İl: Istanbul
Mesaj: 333
iemirÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 22 Ocak 2013 23:08
İnanmak istemiyorum

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

AKGÜNLÜÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 21/08/2005
İl: Istanbul
Mesaj: 80
AKGÜNLÜÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 23 Ocak 2013 09:33
Umarım gerçek payı yoktur, varsa vay halimize.

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

cief17Çevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 03/03/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 524
cief17Çevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 23 Ocak 2013 15:51
Asılsız, tutarsız ve desteksiz bir haber lütfen itibar etmeyiniz. Haberin içeriğindeki ifadeler kendisiyle çelişiyor. Kaynak göstermemesi de ayrı bir tutarsızlık...

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

Med akvaryumÇevrim Dışı

Kurumsal Üye
Kayıt: 03/06/2012
İl: Istanbul
Mesaj: 57
Med akvaryumÇevrim Dışı
Kurumsal Üye
Gönderim Zamanı: 23 Ocak 2013 18:25
Balıklardan insanlara bazı mantar hastalığı bulaşır ki bunların sayısı da çok çok azdır. Diğer hastalık yapıcı bakteri veya virüslerin bulaşma olasılığı çok çok düşüktür. Nedeni ise insan vücut sıcaklığında aktif olarak yaşamaları çok çok zordur.

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

M.TunaÇevrim Dışı

Kıdemli Akvarist
Kayıt: 24/08/2012
İl: Ankara
Mesaj: 3395
M.TunaÇevrim Dışı
Kıdemli Akvarist
Gönderim Zamanı: 24 Ocak 2013 16:11
Ameliyat eldiveni kullanın ve biraz daha dikkat edin,sorun olmaz bence.
Kokoreç için de her şey söylenmişti ama 600 yıldır kokoreç kaynaklı ölüm ispatlanmadı daha.
Bu konu için örnekler gerek daha çok.

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

gulayÇevrim Dışı

Kıdemli Akvarist
Kayıt: 30/12/2005
İl: Istanbul
Mesaj: 1445
gulayÇevrim Dışı
Kıdemli Akvarist
Gönderim Zamanı: 24 Ocak 2013 19:30
Haber kaynağı gerçek olsa bile böyle bir şeyi on yıllardır duymadık ülkemizde; ki ülkemiz hep ithal balık alan bir ülke. Allah korusun diyelim ama şahsen itibar etmedim habere...

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

ensar1903Çevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 21/12/2010
İl: Istanbul
Mesaj: 547
ensar1903Çevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 25 Ocak 2013 09:08
Bende asılsız dır demek isterdim ama!Konuyla ilgili olduğunu düşündüğüm başımızdan geçen ve halen devam eden bir rahatsızlığı paylaşmak isterim arkadaşlar.Bundan yaklaşık beş ay önce kayınpederim evinde bulunan karışık malavi akvaryumunu temizlemek için hazırlık yaparken bildiğimiz vatozu kepçeye takıldığından eline alıp kovaya koymak istemiştir.Vatoz bildiğimiz gibi üst yüzgeçi dikenli bir hayvan.Ve ne yazıkki elinden kayıp dikenleri iki parmağını kesmiştir.Tentirdiyot ve benzeri dezenfektanlarla hemen müdahale etsede fayda olmamıştır.Sonuç olarak beş aydır antibiyotik tedavi,doktor doktor gezmesine rağmen davul gibi şişen,sürekli sancıyan parmakları maalesef iltihap doludur ve ne yapsak bir türlü iltihap dinmemektedir.Yaşadıklarımdan sonra bu haberde belki bir gerçeklik payı vardır diye düşünmekteyim.Doktorların verdiği bir ton ilaç bile yarayı kurutmadı,halen iltihap akıyor ve sancı fena.Bu sadece balıklara özgü değildir tabi,bir çok hayvanda insanlara bulaşan zararlı bakteriler mikroplar mevcuttur(örn.Kuduz-veba)gibi.Tavsiyem biraz daha dikkatli olunmalı ve bana bir şey olmaz mantığında davranılmamalıdır arkadaşlar,araştırılmış ise vardır bir bildikleri derim.Temkinli olmakta yarar var.Dileğim bu tarz talihsiz bir olayla bir daha karşılaşılmasın isterim arkadaşlar.Sağlıklı hobiler. ensar19032013-01-25 09:44:37

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

M.TunaÇevrim Dışı

Kıdemli Akvarist
Kayıt: 24/08/2012
İl: Ankara
Mesaj: 3395
M.TunaÇevrim Dışı
Kıdemli Akvarist
Gönderim Zamanı: 25 Ocak 2013 12:15
Ensar Bey , geçmiş olsun , kan tahlili sonuçlarında doktor ne tip mikrop kaptığından falan bahsetti mi?
Ya da ender görülen bir mikrop gibi laflar söyledi mi?
Vücut sıcaklığı bir insanda ortalama 36.5 derece olduğundan balıktan geçen bir mikrop ne kadar süre yaşayabilir ki?
Sonuç olarak çok geçmiş olsun,gelişmeleri yazarsanız çok makbule geçer.

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

zubunel_genubiÇevrim Dışı

Özel Üye
[B]7910,2[/B]
Kayıt: 07/11/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 436
zubunel_genubiÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 25 Ocak 2013 12:52

Ensar Bey, büyük geçmiş olsun. Açıkçası bende çocukluğumdan beri bu hobinin içerisindeyim ve kolay kolay bu hobiyi de bırakmayacağım gibi hep daha ilerisine gitmeyi hedefliyorum. Bana birşey olmaz mantığıyla hereket edilmemeli tabii ki zira tıp o kadar ilerledi ki eğer herhangi bir konuda araştırma yapılıyorsa bilin ki bunun olumlu veya olumsuz tarafları test sonuçlarıyşa birlikte masaya yatırılıyor ve herkese tebliğ ediliyor. Bakalım, bahse konu olayımızda ileride ne gibi bir sonuç çıkacak, bende sizler gibi merakla beklemedeyim. Anca şu bi gerçek ki çok değil bundan 20 sene öncesine kadar faili meçhul cinayetler bile dna analizinin ortaya çıkmasıyla birer birer çözülmeye ve sonuçlanmaya başladığı bir ortamda yaşıyor isek bu ve buna benzer analizlerinde ama olumlu ama olumsuz bir şekilde sonuçlanacağı kanaatindeyim. Bekleyip hep birlikte göreceğiz...  


Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

ensar1903Çevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 21/12/2010
İl: Istanbul
Mesaj: 547
ensar1903Çevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 25 Ocak 2013 20:09
[QUOTE=M.Tuna]Ensar Bey , geçmiş olsun , kan tahlili sonuçlarında doktor ne tip mikrop kaptığından falan bahsetti mi?
Ya da ender görülen bir mikrop gibi laflar söyledi mi?
Vücut sıcaklığı bir insanda ortalama 36.5 derece olduğundan balıktan geçen bir mikrop ne kadar süre yaşayabilir ki?
Sonuç olarak çok geçmiş olsun,gelişmeleri yazarsanız çok makbule geçer.
[/QUOTE]

Öncelikle çok teşekkür ederim Mahmut bey.Açıkcası kayınpederim izmirde ikame ettiğinden,parmağının durumunu bilmekten başka bir şey bilemiyorum.Doktorların söylediği kadarıyla bir tür mikrobik durummuş.Tedavisi sürmekte ve en kötüsü de,kendisinde bulunan şeker hastalığının da bu yaradaki iyileşmeyi geciktirmesi.Detayları iyileşme sürecini buradan paylaşacağım.


[QUOTE=zubunel_genubi]

Ensar Bey, büyük geçmiş olsun. Açıkçası bende çocukluğumdan beri bu hobinin içerisindeyim ve kolay kolay bu hobiyi de bırakmayacağım gibi hep daha ilerisine gitmeyi hedefliyorum. Bana birşey olmaz mantığıyla hereket edilmemeli tabii ki zira tıp o kadar ilerledi ki eğer herhangi bir konuda araştırma yapılıyorsa bilin ki bunun olumlu veya olumsuz tarafları test sonuçlarıyşa birlikte masaya yatırılıyor ve herkese tebliğ ediliyor. Bakalım, bahse konu olayımızda ileride ne gibi bir sonuç çıkacak, bende sizler gibi merakla beklemedeyim. Anca şu bi gerçek ki çok değil bundan 20 sene öncesine kadar faili meçhul cinayetler bile dna analizinin ortaya çıkmasıyla birer birer çözülmeye ve sonuçlanmaya başladığı bir ortamda yaşıyor isek bu ve buna benzer analizlerinde ama olumlu ama olumsuz bir şekilde sonuçlanacağı kanaatindeyim. Bekleyip hep birlikte göreceğiz...  

[/QUOTE]

Çok teşekkürler Deniz bey.Dediğiniz gibi bende babam sayesinde bu hobiye gönül vermiş oldum ve her geçen gün yeni bilgilerle kendimi geliştirmeye çalışmaktayım.Dediğiniz gibi tıp çok ilerde fakat bazen bu tarz ismi bile bilinmeyen hastalıklar çıkmakta.Ve bu hastalıkların tedavisi çok uzun sürede tamamlanmakta.Bazende sonuç kötü bitmektedir.Buradan açıklamak istemezdim ama madem konu hayvanlardan geçen mikrop,bakteri ve virüsleri kapsıyor.Üzülerek kendi babamda saptanan bir virüsten bahsedeyim arkadaşlar.Hastalığın adı WEGENER.Belki bir çoğunuz hiç duymadı yada bilmiyor.Şahsen ben dahil proflar,doktorlar bile 15 sene önce bilmiyorlardı.Babam bu hastalığa kendi dükanımızda baktığımız köpeğimizden yakalandı.Evet yanlış duymadınız köpekten.Bir gün işe geldiğimizde köpeğimizde biraz halsizlik ve kusma vardı.Tüm aşıları ve veteriner kontrolünde olduğunuda belirteyim.Sonrasında dışkıda kurtlanma,kanlı ilsal,burnda ve gözde akıntı gibi tettikler gözledik.Ve bir aya kalmadan öldü.:(.Malesef bu virüs babamada bulaşmıştı.Yaklaşık 3 sene Çapa Eğitim Ve Araştırma Hastanesinde bu hastalığın nedenini,ismini ve tedavisi için yattı.İnanın doktorlar bile bilmiyordu.Kemoterapi,tanesi o zamanın parası 1000TL olan çeşitli ilaçlar,testler derken babam sağ gözünü ve böbreklerini kaybetti :(.Ve sonrasında WEGENER teşisi kondu!Bu hastalık o zamn koskoca dünyada bilinmiyordu.Dünyada bir kaç kişide rastlanmış ve çoğuda maalesef vefat etmişlerdi.Diyeceğim tıp ın bile bilmediği,müdehale tekniklerinden habersiz bir çok virüs daha olabilmektedir.Bu tarz hastalıklar görüldükçe labaratuar ortamlarında insanları denek gibi kullanarak tedavi bulunmakta.cc.Allah bu yaşadıklarımı kimseye göstermesin.Teşekkürler.

http://www.genetikbilimi.com/gen/wegener.htm

 Tanımlama:

    Wegener Hastalığı, ya da tıptaki adıyla Wegener Granulomatozu bir çeşit vaskülittir (damar iltihabı). Özellikle cidarları kas tabakası ile çevrili küçük ve orta boy atardamarların hastalığıdır.

Üst ve alt solunum yollarında granulamatöz vaskülit ve böbreklerde nekrotizan glomerulonefrit şekillerinde görülür.

     15-75 yaş arasında, daha sıklıkla 40 yaş civarında görülür. Kadınlarda ve erkeklerde aynı sıklıktadır.

     Belirtiler:

     Sonunda Wegener Granulomatozu teşhisi konan  hastaların çoğunda ilk belirtiler üst solunum yolu rahatsızlıklarıdır. En sık burunda yara, burun akıntısı, ve (bilhassa sinüs denen kafa boşluklarında) baş ağrısı şikayetleri olur. Sinüzit ve orta kulak itihabı beraber olabilir. Hastaların yarıdan fazlasında göz rahatsızlığı olur; konjunktivit, episklerit, skleromalazi, kornea ülserleri ve retina arteri trombozu en sık rastlananlarıdır.

    Hastaların çoğunda akciğerler tutulur. Akciğer hastalığına ait en sık görülen belirtiler öksürük, kanlı balgam çıkarma ve plevra iltihabıdır. Akciğer filminde bu değişiklikler görülür. Akciğer biyopsisi de  tanı koymada yardımcıdır.

    Olguların yarıdan fazlasında ortaya çıkan böbrek bozuklukları Wegener Granulomatozu’nun 

geç belirtilerindendir. Bölgesel veya yaygın tarzda ilerleyen  glomerulonefrit ve interstisyel nefrit

en sık rastlanan böbrek bozukluklarıdır. Glomerulonefrit normalde idrardan atılmayan protein, kan,  ve silendir çıkmasına neden olur ve tedavi edilmezse hızla ilerleyen böbrek yetmezliğine neden olur.

     Wegener Granulomatozlu hastaların 1/3 ünden fazlasında vaskülite bağlı deri lezyonları olur. Nodüler lezyonlar ve purpurik papüller bu hastalıkta görülen deri lezyonlarıdır.

      Hastaların yarıya yakınında aktif sinovit (eklem arası iltihabı) olmaksızın ortaya çıkan eklem ağrıları olur.  

     Teşhis:

     Wegener Granulomatozu tanısı için bu hastalığa özgü bir laboratuvar tanı metodu yoktur. Bu hastaların yapılan hemogram kan tahlillerinde kansızlık (normositer normokrom anemi şeklinde)

göze çarpar. Ayrıca elektroforezde yüksek IgG ve IgA ile karakterize bir hipergammaglobulinemi görülür. İdrar tahlili, BUN ve kreatinin tahlillerinde normalden sapmalar gözlenir; bunlar böbrek rahatsızlığının göstergeleridir.

     Wegener Granulomatozu tanısı, böbrek biyopsisi sonucu ile üst ve alt solunum yolları hastalığının (sinüzit, rinit, otit, röntgende görülen akciğerdeki nodül veya infltratlar) klinik belirtilerine göre konulur. Diğer organ sistemler de ayrıca eşzamanlı olarak tutulabilir.

     Tedavi:

      Uygulanan en yeni tedavi yöntemi kemoterapidir. Tercih edilen ilaç siklofosfamid’dir. Bu ilaç hastanın durumu düzelinceye kadar damardan  sonra da ağızdan (tablet olarak) verilir.

      Sadece kortikosteroidler ile yapılan tedavi, hastalığın gidişatını kontrol altına almak ve düzelme sürecini başlatmak için yetersiz kalmasına karşın, bu ilaçlar özellikle göz, deri ve serozadaki iltihap sekellerini önlemede yararlı olmaktadır.

ensar19032013-01-25 20:35:02

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

zubunel_genubiÇevrim Dışı

Özel Üye
[B]7910,2[/B]
Kayıt: 07/11/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 436
zubunel_genubiÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 25 Ocak 2013 22:19
[QUOTE=ensar1903] [QUOTE=M.Tuna]Ensar Bey , geçmiş olsun , kan tahlili sonuçlarında doktor ne tip mikrop kaptığından falan bahsetti mi?
Ya da ender görülen bir mikrop gibi laflar söyledi mi?
Vücut sıcaklığı bir insanda ortalama 36.5 derece olduğundan balıktan geçen bir mikrop ne kadar süre yaşayabilir ki?
Sonuç olarak çok geçmiş olsun,gelişmeleri yazarsanız çok makbule geçer.
[/QUOTE]

Öncelikle çok teşekkür ederim Mahmut bey.Açıkcası kayınpederim izmirde ikame ettiğinden,parmağının durumunu bilmekten başka bir şey bilemiyorum.Doktorların söylediği kadarıyla bir tür mikrobik durummuş.Tedavisi sürmekte ve en kötüsü de,kendisinde bulunan şeker hastalığının da bu yaradaki iyileşmeyi geciktirmesi.Detayları iyileşme sürecini buradan paylaşacağım.


[QUOTE=zubunel_genubi]

Ensar Bey, büyük geçmiş olsun. Açıkçası bende çocukluğumdan beri bu hobinin içerisindeyim ve kolay kolay bu hobiyi de bırakmayacağım gibi hep daha ilerisine gitmeyi hedefliyorum. Bana birşey olmaz mantığıyla hereket edilmemeli tabii ki zira tıp o kadar ilerledi ki eğer herhangi bir konuda araştırma yapılıyorsa bilin ki bunun olumlu veya olumsuz tarafları test sonuçlarıyşa birlikte masaya yatırılıyor ve herkese tebliğ ediliyor. Bakalım, bahse konu olayımızda ileride ne gibi bir sonuç çıkacak, bende sizler gibi merakla beklemedeyim. Anca şu bi gerçek ki çok değil bundan 20 sene öncesine kadar faili meçhul cinayetler bile dna analizinin ortaya çıkmasıyla birer birer çözülmeye ve sonuçlanmaya başladığı bir ortamda yaşıyor isek bu ve buna benzer analizlerinde ama olumlu ama olumsuz bir şekilde sonuçlanacağı kanaatindeyim. Bekleyip hep birlikte göreceğiz...  

[/QUOTE]

Çok teşekkürler Deniz bey.Dediğiniz gibi bende babam sayesinde bu hobiye gönül vermiş oldum ve her geçen gün yeni bilgilerle kendimi geliştirmeye çalışmaktayım.Dediğiniz gibi tıp çok ilerde fakat bazen bu tarz ismi bile bilinmeyen hastalıklar çıkmakta.Ve bu hastalıkların tedavisi çok uzun sürede tamamlanmakta.Bazende sonuç kötü bitmektedir.Buradan açıklamak istemezdim ama madem konu hayvanlardan geçen mikrop,bakteri ve virüsleri kapsıyor.Üzülerek kendi babamda saptanan bir virüsten bahsedeyim arkadaşlar.Hastalığın adı WEGENER.Belki bir çoğunuz hiç duymadı yada bilmiyor.Şahsen ben dahil proflar,doktorlar bile 15 sene önce bilmiyorlardı.Babam bu hastalığa kendi dükanımızda baktığımız köpeğimizden yakalandı.Evet yanlış duymadınız köpekten.Bir gün işe geldiğimizde köpeğimizde biraz halsizlik ve kusma vardı.Tüm aşıları ve veteriner kontrolünde olduğunuda belirteyim.Sonrasında dışkıda kurtlanma,kanlı ilsal,burnda ve gözde akıntı gibi tettikler gözledik.Ve bir aya kalmadan öldü.:(.Malesef bu virüs babamada bulaşmıştı.Yaklaşık 3 sene Çapa Eğitim Ve Araştırma Hastanesinde bu hastalığın nedenini,ismini ve tedavisi için yattı.İnanın doktorlar bile bilmiyordu.Kemoterapi,tanesi o zamanın parası 1000TL olan çeşitli ilaçlar,testler derken babam sağ gözünü ve böbreklerini kaybetti :(.Ve sonrasında WEGENER teşisi kondu!Bu hastalık o zamn koskoca dünyada bilinmiyordu.Dünyada bir kaç kişide rastlanmış ve çoğuda maalesef vefat etmişlerdi.Diyeceğim tıp ın bile bilmediği,müdehale tekniklerinden habersiz bir çok virüs daha olabilmektedir.Bu tarz hastalıklar görüldükçe labaratuar ortamlarında insanları denek gibi kullanarak tedavi bulunmakta.cc.Allah bu yaşadıklarımı kimseye göstermesin.Teşekkürler.

http://www.genetikbilimi.com/gen/wegener.htm

 Tanımlama:

    Wegener Hastalığı, ya da tıptaki adıyla Wegener Granulomatozu bir çeşit vaskülittir (damar iltihabı). Özellikle cidarları kas tabakası ile çevrili küçük ve orta boy atardamarların hastalığıdır.

Üst ve alt solunum yollarında granulamatöz vaskülit ve böbreklerde nekrotizan glomerulonefrit şekillerinde görülür.

     15-75 yaş arasında, daha sıklıkla 40 yaş civarında görülür. Kadınlarda ve erkeklerde aynı sıklıktadır.

     Belirtiler:

     Sonunda Wegener Granulomatozu teşhisi konan  hastaların çoğunda ilk belirtiler üst solunum yolu rahatsızlıklarıdır. En sık burunda yara, burun akıntısı, ve (bilhassa sinüs denen kafa boşluklarında) baş ağrısı şikayetleri olur. Sinüzit ve orta kulak itihabı beraber olabilir. Hastaların yarıdan fazlasında göz rahatsızlığı olur; konjunktivit, episklerit, skleromalazi, kornea ülserleri ve retina arteri trombozu en sık rastlananlarıdır.

    Hastaların çoğunda akciğerler tutulur. Akciğer hastalığına ait en sık görülen belirtiler öksürük, kanlı balgam çıkarma ve plevra iltihabıdır. Akciğer filminde bu değişiklikler görülür. Akciğer biyopsisi de  tanı koymada yardımcıdır.

    Olguların yarıdan fazlasında ortaya çıkan böbrek bozuklukları Wegener Granulomatozu’nun 

geç belirtilerindendir. Bölgesel veya yaygın tarzda ilerleyen  glomerulonefrit ve interstisyel nefrit

en sık rastlanan böbrek bozukluklarıdır. Glomerulonefrit normalde idrardan atılmayan protein, kan,  ve silendir çıkmasına neden olur ve tedavi edilmezse hızla ilerleyen böbrek yetmezliğine neden olur.

     Wegener Granulomatozlu hastaların 1/3 ünden fazlasında vaskülite bağlı deri lezyonları olur. Nodüler lezyonlar ve purpurik papüller bu hastalıkta görülen deri lezyonlarıdır.

      Hastaların yarıya yakınında aktif sinovit (eklem arası iltihabı) olmaksızın ortaya çıkan eklem ağrıları olur.  

     Teşhis:

     Wegener Granulomatozu tanısı için bu hastalığa özgü bir laboratuvar tanı metodu yoktur. Bu hastaların yapılan hemogram kan tahlillerinde kansızlık (normositer normokrom anemi şeklinde)

göze çarpar. Ayrıca elektroforezde yüksek IgG ve IgA ile karakterize bir hipergammaglobulinemi görülür. İdrar tahlili, BUN ve kreatinin tahlillerinde normalden sapmalar gözlenir; bunlar böbrek rahatsızlığının göstergeleridir.

     Wegener Granulomatozu tanısı, böbrek biyopsisi sonucu ile üst ve alt solunum yolları hastalığının (sinüzit, rinit, otit, röntgende görülen akciğerdeki nodül veya infltratlar) klinik belirtilerine göre konulur. Diğer organ sistemler de ayrıca eşzamanlı olarak tutulabilir.

     Tedavi:

      Uygulanan en yeni tedavi yöntemi kemoterapidir. Tercih edilen ilaç siklofosfamid’dir. Bu ilaç hastanın durumu düzelinceye kadar damardan  sonra da ağızdan (tablet olarak) verilir.

      Sadece kortikosteroidler ile yapılan tedavi, hastalığın gidişatını kontrol altına almak ve düzelme sürecini başlatmak için yetersiz kalmasına karşın, bu ilaçlar özellikle göz, deri ve serozadaki iltihap sekellerini önlemede yararlı olmaktadır.

[/QUOTE]
 
Ensar Bey, inanın üzülerek okudum. Allah kimseye dermansız hastalık vermesin. Yaşadıklarınız gerçekten hiçte kolay değil. Hele ki bu sureçte ne ile karşı karşıya olunduğu bilinememesi insanı daha da bir umutsuzluğa kaptırabiliyor. Zira, şu an ben bile böyle bir virüsten ilk defa haberdar oluyorum. Babanızın şu an durumu nasıl? Umarım babanız, tadaviye cevap vermiş ve sağlığına kavuşmuştur.Gerçi bu konuyu açarak yaranızı deşmek istemezdim, inanın çok üzüldüm.  

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir