Oksijensiz çarpan bir sazan kalbi


mesutokÇevrim Dışı

Kıdemli Akvarist
Kayıt: 10/04/2009
İl: Istanbul
Mesaj: 17993
mesutokÇevrim Dışı
Kıdemli Akvarist
Gönderim Zamanı: 11 Haziran 2014 18:13


Simon Fraser Üniversitesi’nden araştırmacılar, beş gün boyunca oksijensiz ortamda da kalsa kalbi çarpmayı sürdüren bir sazan balığı buldular. Bir omurgalı canlının bu kadar uzun süre oksijensiz yaşayabileceği ve kalbinin normal ritmiyle çarpmayı sürdürebileceği daha önce hiç görülmemişti. Balığın doğal yaşam alanı, İskandinavya’daki, kışın üzeri buz tutan sığ su birikintileri. Oksijenin kısıtlı olduğu bu tür yerlerdeki hayvanlar, iki farklı sorunla karşı karşıya kalıyorlar : Yeterince enerji üretemiyorlar ve anaerobik solunum sonucu oluşan laktik asit birikmesiyle baş etmek zorundalar. Araştırmacılar, oksijenin düşük olduğu ortamlarla başa çıkmak için iki yol olduğunu belirtiyorlar. Enerji gereksinimini azaltmak ya da enerji sağlayan süreçlerin hızını artırmak. Sazan, bunlardan ikincisini gerçekleştiriyor. Ancak, enerji sağlayan süreçleri hızlandırabilmesi için “yedek yakıt”ının fazla olması gerekiyor. Bu konuda da şanslı. Çünkü, omurgalılar arasında en büyük karaciğere ve bedenine oranla en büyük enerji deposuna sahip canlı. Oksijensiz ortamda kalbi çarpmayı sürdürdüğü için, enerjisini tüm bedenine gönderebiliyor. Laktik asit de, bu bileşimi etanola dönüştürebilen tek doku olan kas dokusuna gönderiliyor. Daha sonra etanol, solungaçlardan dışarı atılıyor. Kan dolaşımını oksijensiz ortamda da korumak, balığın bedeninde zehirli atıkların birikmesini önlüyor.

Kaynak: Bilim Teknik 

mesutok2014-06-11 18:15:03

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

kralexxxÇevrim Dışı

Kayıt: 29/11/2012
İl: Istanbul
Mesaj: 5158
kralexxxÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 12 Haziran 2014 10:05
Abi faydalı ve değişik bilgilerle bizlere devamlı birşeyler katıyorsun.

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

tlgtckÇevrim Dışı

Kayıt: 26/12/2009
İl: Istanbul
Mesaj: 2367
tlgtckÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 12 Haziran 2014 10:43
İlginç konu

Bizim  Çin balıgı türlerinde de geçerli midir bu?

tlgtck2014-06-12 10:43:27

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

mesutokÇevrim Dışı

Kıdemli Akvarist
Kayıt: 10/04/2009
İl: Istanbul
Mesaj: 17993
mesutokÇevrim Dışı
Kıdemli Akvarist
Gönderim Zamanı: 12 Haziran 2014 11:08
Bilmiyorumki Tolga , bizim japonlar biliyorsun sazandan elde edilmiş yapay seleksiyonlar, vahsiye yakın türler daha dayanıklı olduğuna göre comet, ve shubinkin, koi gibi türler belki biraz daha yatkındır bu özelliği, birde coğrafyanında önemi var, yukarıda zaten balığın bulunduğu coğrafyaya ayak uydurması anlatılıyor, birçok tür kendi coğrafyasında nbaşka bir bölgeye geçince oraya uyum sağlamaya çalışıyor, örneğin sporculardada geçerli bu bir zamanlar sporla içli dışlıydım spor yatığım zamanlarda koşucuları incelemiştim, coğrafyaya göre değişik coğrafyadaki koşucular diğer bölgelerdekilerden çok daha başalılı oluyorlarki oksijen oranıyla ilgili gibi birçok teferrufat vardıda şu an tam hatırlamıyorum mevzuyu. Kandaki oksijeni arttırmakmı ne gibi şeyler vardı, onun için sezen öncesi antremanların çoğrafyasının değiştirilmesi gibi konular vardı, canlılar bulundukları coğrafyaya göre uzun süre kalınca uyum sağlayabiliyorlar. Bir çok mevzu var, genetik faktörlerde etkiliyor. Şimdi biliyorsun bir konuda bakteri çatışması diye bir konu işleniyor, başka bir akvaryumdan alınan balık, diğer akvaryuma konduğunda ya ölüyor, yada oradaki balıklara bakteri bulaştırıp ölümüne sebep bile olan ihtimaller var, yani canlılar yaşadıkları ortama göre, yaşamlarını sürdürmek için anatomik değişiklikler uyumlar geliştirebiliyorlar.mesutok2014-06-12 11:12:15

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

Çevrim Dışı

Ziyaretçi Engelli
Kayıt: 20/10/2013
İl: Istanbul
Mesaj: 818
Çevrim Dışı
Ziyaretçi
Gönderim Zamanı: 15 Temmuz 2014 20:23
Mesut bey, öncelikle bilgi için teşekkürler, çok ilginç gerçekten.

Doğada ki zor yaşam şartları zamanla canlıların evrim geçirerek bu şartları tolore edebilmelerini imkan sağlıyor herhalde. Bu balık türünün hikayesi bettanın hikayesine benziyor. Malumunuz bettalar da kirli, çamurlu ve oksijensiz sucul ortamda, mecburen direk su dışında ki havayı solumaya başlıyor ve doğa zamanla onlara labirent denilen çok az balık türünde olan organı bahşediyor...

Doğa gerçekten kusursuz bir sistem. Bir yerden alırsa bir yerden telafi ediyor...

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

hellwardensÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 20/06/2005
İl: Izmir
Mesaj: 212
hellwardensÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 15 Temmuz 2014 22:58
[QUOTE=bettaman]Mesut bey, öncelikle bilgi için teşekkürler, çok ilginç gerçekten.

Doğada ki zor yaşam şartları zamanla canlıların evrim geçirerek bu şartları tolore edebilmelerini imkan sağlıyor herhalde. Bu balık türünün hikayesi bettanın hikayesine benziyor. Malumunuz bettalar da kirli, çamurlu ve oksijensiz sucul ortamda, mecburen direk su dışında ki havayı solumaya başlıyor ve doğa zamanla onlara labirent denilen çok az balık türünde olan organı bahşediyor...

Doğa gerçekten kusursuz bir sistem. Bir yerden alırsa bir yerden telafi ediyor...
[/QUOTE]

Bu duruma evrim demek doğru olmaz . Başta bahsi geçtiği gibi ortam şartlarına ayak uydurma denebilir ki bu o canlının yapısında vardır. Misal kalp atış hızı ortam şartlarına veya enerji tüketimine göre nasıl değişiyorsa bu da bunun gibi bir durum . Ayrıca konuda belirtilen sazan türü başlı başına bir tür. O bölge için yaratılmış bir canlı yani . Betta lardan bahsedersek labirent tamamen yaradılışından gelen bir organdır. Doğa hiçbir zaman hiçbir canlıya hediye vermez.Yaşamın belli başlı kuralları ve kodları vardır. Ya buna uyulur yada yok olur canlı.

Amacım tartışma çıkarmak ve kimseyi kırmak değildir.Sadece düşüncemi belirtmek istedim. Yinede kırılan olduysa özür dilerim.Doğruları bilmek herkesin hakkıdır

Saygılarımla

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

Çevrim Dışı

Ziyaretçi Engelli
Kayıt: 20/10/2013
İl: Istanbul
Mesaj: 818
Çevrim Dışı
Ziyaretçi
Gönderim Zamanı: 15 Temmuz 2014 23:37
[QUOTE=hellwardens][QUOTE=bettaman]Mesut bey, öncelikle bilgi için teşekkürler, çok ilginç gerçekten.

Doğada ki zor yaşam şartları zamanla canlıların evrim geçirerek bu şartları tolore edebilmelerini imkan sağlıyor herhalde. Bu balık türünün hikayesi bettanın hikayesine benziyor. Malumunuz bettalar da kirli, çamurlu ve oksijensiz sucul ortamda, mecburen direk su dışında ki havayı solumaya başlıyor ve doğa zamanla onlara labirent denilen çok az balık türünde olan organı bahşediyor...

Doğa gerçekten kusursuz bir sistem. Bir yerden alırsa bir yerden telafi ediyor...
[/QUOTE]

Bu duruma evrim demek doğru olmaz . Başta bahsi geçtiği gibi ortam şartlarına ayak uydurma denebilir ki bu o canlının yapısında vardır. Misal kalp atış hızı ortam şartlarına veya enerji tüketimine göre nasıl değişiyorsa bu da bunun gibi bir durum . Ayrıca konuda belirtilen sazan türü başlı başına bir tür. O bölge için yaratılmış bir canlı yani . Betta lardan bahsedersek labirent tamamen yaradılışından gelen bir organdır. Doğa hiçbir zaman hiçbir canlıya hediye vermez.Yaşamın belli başlı kuralları ve kodları vardır. Ya buna uyulur yada yok olur canlı.

Amacım tartışma çıkarmak ve kimseyi kırmak değildir.Sadece düşüncemi belirtmek istedim. Yinede kırılan olduysa özür dilerim.Doğruları bilmek herkesin hakkıdır

Saygılarımla
[/QUOTE]


Ufuk bey yorumunuz ve nezaketiniz için teşekkür ederim.
Bu balık hakkında bir şey diyemeyeceğim, ilk kez Mesut bey sayesinde tanıştım kendisiyle.

Lâkin Betta'larla ilgili yapılan araştırmalarda baştan labirent diye bir organının olmadığını, onları diğer balıklardan farklı kılan bir özelliklerinin bulunmadığı ortaya çıkmıştır. Betta'ların doğal (!) ortamı bildiğiniz üzere insanoğlu tarafından pirinç tarlaları oluşturularak katledilmiştir. Pirinç tarlaları yüzünden suları aşırı kirlenen, oksijen miktarı sıfıra yaklaşan bettalar o ortamda yaşayabilmek için evrimleşerek bu güne gelmişlerdir. Bu sadece Betta için değil tüm labirentliler için geçerlidir. Yaşam alanları zaten birbirine çok yakındır. Bu tespit bana ait değil bilim adamları tarafından yapılan çalışmalardan ortaya çıkan sonuçtur. 

Affınıza sığınarak şunu da sormak isterim: ''Betta lardan bahsedersek labirent tamamen yaradılışından gelen bir organdır.'' demişsiniz, merak ettim yaratılırken orada mıydınız? 

Saygılar benden...

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

hellwardensÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 20/06/2005
İl: Izmir
Mesaj: 212
hellwardensÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 16 Temmuz 2014 00:47
[QUOTE=bettaman][QUOTE=hellwardens][QUOTE=bettaman]Mesut bey, öncelikle bilgi için teşekkürler, çok ilginç gerçekten.

Doğada ki zor yaşam şartları zamanla canlıların evrim geçirerek bu şartları tolore edebilmelerini imkan sağlıyor herhalde. Bu balık türünün hikayesi bettanın hikayesine benziyor. Malumunuz bettalar da kirli, çamurlu ve oksijensiz sucul ortamda, mecburen direk su dışında ki havayı solumaya başlıyor ve doğa zamanla onlara labirent denilen çok az balık türünde olan organı bahşediyor...

Doğa gerçekten kusursuz bir sistem. Bir yerden alırsa bir yerden telafi ediyor...
[/QUOTE]

Bu duruma evrim demek doğru olmaz . Başta bahsi geçtiği gibi ortam şartlarına ayak uydurma denebilir ki bu o canlının yapısında vardır. Misal kalp atış hızı ortam şartlarına veya enerji tüketimine göre nasıl değişiyorsa bu da bunun gibi bir durum . Ayrıca konuda belirtilen sazan türü başlı başına bir tür. O bölge için yaratılmış bir canlı yani . Betta lardan bahsedersek labirent tamamen yaradılışından gelen bir organdır. Doğa hiçbir zaman hiçbir canlıya hediye vermez.Yaşamın belli başlı kuralları ve kodları vardır. Ya buna uyulur yada yok olur canlı.

Amacım tartışma çıkarmak ve kimseyi kırmak değildir.Sadece düşüncemi belirtmek istedim. Yinede kırılan olduysa özür dilerim.Doğruları bilmek herkesin hakkıdır

Saygılarımla
[/QUOTE]


Ufuk bey yorumunuz ve nezaketiniz için teşekkür ederim.
Bu balık hakkında bir şey diyemeyeceğim, ilk kez Mesut bey sayesinde tanıştım kendisiyle.

Lâkin Betta'larla ilgili yapılan araştırmalarda baştan labirent diye bir organının olmadığını, onları diğer balıklardan farklı kılan bir özelliklerinin bulunmadığı ortaya çıkmıştır. Betta'ların doğal (!) ortamı bildiğiniz üzere insanoğlu tarafından pirinç tarlaları oluşturularak katledilmiştir. Pirinç tarlaları yüzünden suları aşırı kirlenen, oksijen miktarı sıfıra yaklaşan bettalar o ortamda yaşayabilmek için evrimleşerek bu güne gelmişlerdir. Bu sadece Betta için değil tüm labirentliler için geçerlidir. Yaşam alanları zaten birbirine çok yakındır. Bu tespit bana ait değil bilim adamları tarafından yapılan çalışmalardan ortaya çıkan sonuçtur. 

Affınıza sığınarak şunu da sormak isterim: ''Betta lardan bahsedersek labirent tamamen yaradılışından gelen bir organdır.'' demişsiniz, merak ettim yaratılırken orada mıydınız? 

Saygılar benden...
[/QUOTE]

Bilim adamlarının her dediklerine doğrudur diyorsanız kendiniz bilirsiniz.
Yaratılırken oradamıydınız demişsiniz .Konuya bakış açınızı ve inançlara olan saygınızı kısaca özetlemiş bu yazı. Bu tarz usluplere karşı daha fazla yazmam buyrun kendiniz devam edebilirsiniz keza okumam bile.


Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

yılmazbaşÇevrim Dışı

Kayıt: 03/03/2013
İl: Izmir
Mesaj: 1222
yılmazbaşÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 16 Temmuz 2014 01:13
Bilim adamlarının her dediği doğrudur diyecek kimse yoktur.  Bilimsel bakış açısı herşeyi sorgular çünkü. Ancak belli başlı kanıtlar ile kabul görüyorsa bir şey bunu tartışmak bize değil bilim insanlarına düşer. 

Asıl konuya gelince evrim bir çok kişinin sandığı gibi koşullar değişince canlının değişmesi değildir, koşullar değişince popülasyonun değişmesidir. Büyük ihtimalle bu balığın yaşadığı ortamda bu özelliğe sahip olan aynı tür balıklar da vardı olmayanlar da ancak zamanla koşullar değişince ortama ayak uyduramayanlar öldü. Bettalar için de aynısı söz konusu doğal yaşam alanları katledilince ayak uyduramayan öldü, uyduranlar bugün evlerimizde akvaryumlarımızda ve tarlalarda yaşıyor. İki tarafta haklı yan evet yaratılıştan olmasa bile bir mutasyon ile koşulları değişmeden önce labirent varmış bettada ama bu bir avanta ya da dezavantaj sağlamıyordu. 

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

mesutokÇevrim Dışı

Kıdemli Akvarist
Kayıt: 10/04/2009
İl: Istanbul
Mesaj: 17993
mesutokÇevrim Dışı
Kıdemli Akvarist
Gönderim Zamanı: 17 Temmuz 2014 14:58
Yani son zamanlar zaten bu bettaların bazı türlerine olan ilgim arttı kanatlarını açınca güzellikleri şimdi okuduklarım iyice hayran etmeye başladı beni bu balığa, sonunda bir betta alıp besleyeceğim herhalde hafta sonuda bir akvaryumcuda çok güzel türlerde görmüştüm :)






Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

tlgtckÇevrim Dışı

Kayıt: 26/12/2009
İl: Istanbul
Mesaj: 2367
tlgtckÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 17 Temmuz 2014 16:50
Hangi akvaryumcu Mesut Bey?


Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

Çevrim Dışı

Ziyaretçi Engelli
Kayıt: 20/10/2013
İl: Istanbul
Mesaj: 818
Çevrim Dışı
Ziyaretçi
Gönderim Zamanı: 17 Temmuz 2014 17:54
[QUOTE=mesutok]Yani son zamanlar zaten bu bettaların bazı türlerine olan ilgim arttı kanatlarını açınca güzellikleri şimdi okuduklarım iyice hayran etmeye başladı beni bu balığa, sonunda bir betta alıp besleyeceğim herhalde hafta sonuda bir akvaryumcuda çok güzel türlerde görmüştüm :)







Mesut bey, hep söylemişimdir bir gün herkes bettacı olacak diye. 

Bettalar hakkında özendirici olması bakımından ben bir örnek veriyorum her zaman. Çoğu kişiyi de özendirir ve bettacı yapar.

Yatak odanızda, başucunuzda ki komidinin üzerine yerleştireceğiniz küçük bir akvaryumda, hava motoru tırıltısı, filtre hırıltısı, şelale şırıltısı olmadan, sıfır gürültü yapan, durgun bir su içerisinde bakabileceğiniz tek balık bettadır. Sabah saate bakmak için gözünüzü açtığınızda tam karşınızda meraklı gözlerle sizi izleyen, sahibini tanıyan bir balıktır betta.
Ayrıca başka hiç bir balık türünde olamayacak kadar renk ve desen seçeneği de yine bettadadır. Ve her gün yeni varyeteler ortaya  çıkar.
Yeni açtığım bir konu var. Ülkemizde pek bilinmeyen, henüz dünyada da nadir bulunan bir varyeteden bahsettim naçizane bilgimle. Bunu da incelemenizi öneririm...


Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

mesutokÇevrim Dışı

Kıdemli Akvarist
Kayıt: 10/04/2009
İl: Istanbul
Mesaj: 17993
mesutokÇevrim Dışı
Kıdemli Akvarist
Gönderim Zamanı: 17 Temmuz 2014 18:00
Rainbow akvaryumcuda çok güzel bettalar gördüm Tolga. Diğer güzel türler ise Gri papagan akvaryumcusundaydı. Cinslerini bilimyorum ama çok güzel kanat açtıklarında bu resimdekiler kadar güzellerdi rainbowdakiler özellikle.

Emrah kardes yani baya heveslendim bu balıklara bahsettiğin gibi birçok güzel yönleri var dış yapılarının güzelliği hariç.

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

Çevrim Dışı

Ziyaretçi Engelli
Kayıt: 20/10/2013
İl: Istanbul
Mesaj: 818
Çevrim Dışı
Ziyaretçi
Gönderim Zamanı: 17 Temmuz 2014 18:11
Mesut bey, ''dış yapılarının güzelliği hariç.'' kısmını anlayamadım, uzun kuyrukları sevmiyor musunuz?

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir