Kusturma Üzerine Görüşler


elfceÇevrim Dışı

Kayıt: 08/02/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 79
elfceÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 16 Mart 2007 09:30

                  Emrah Bey 6 senedir karşılaşmamış olmanız çok doğal, çünkü bahsettiğim mutasyon veya Mustafa Bey'in alıntısındaki gibi kod aktarım eksikleri öyle altı senelik değil çok, çok çok daha uzun süreli ortaya çıkan sonuçlardır. Bunu insanoğlunun evrimini inceleyerek de kıyaslayabilirsiniz. Bir başka örnek ise bugünlerin güncel tıp konularındandır, belki bu çok daha somut bir tablo çizecektir sizin için; Doktorlar bugünlerde heryerde demeç ve makale yayımlıyorlar kadınların düşük bel pantolon giyip göbekleri açık bir şekilde dolaşmamaları için, sebep şu ki; Bu bölge kadınların yumurtalıklarına denk geldiği için, bu bölge üzerinden oluşabilecek hertürlü soğuk algınlığı ilerki zamanlarda gelecek nesil kadınlarının yumurtlama ve çocuk yapma becerilerinin düşüşü yönünde etkilenmesini dolayısı ile bir mutasyonu getirecektir diye bir tez var. Yani sizin düşündüğünüz gibi mutasyon çağlar önce olup bitmiş bir vaka değildir hiçbir canlı için, şartlar canlıları her daim bir mutasyona zorunlu kılmaktadır. Dolayısı ile siz de dediğim gibi 6 senede birşey olmamıştır, olmaz da zaten. Mesele uzun süreli düşünebilmektir. Siz sadece hayatta siz bu hobiyi yürüttüğünüz sürece düşünüyorsanız yani günlük düşünüyorsanız sorun yok ama siz bu hobiyi, bu hobinin geleceğini, ilerdeki nesilleri düşünebilen, geleceğe bakabilen birisi iseniz bu durumdan benim gibi rahatsız olmanız doğal.

Örnek: Dünya üzerindeki su kaynakalrının 40 yıl içerisinde tükeneceği ve su savaşları çıkacağı söyleniyor. Siz buna "Amaaann banane canım ben zaten ya yaşarım ya yaşamam zaten" de diyebilir ve dişinizi fırçalarken, banyo yaparken şor şor akıtırsınız suyu tamamen kendi düşünceniz ve yaptırımınız ya da bunun üzerine kafa yorabilir, tasarrufa gidebilir ve etrafınızı uyarabilirsiniz de bu da tamamen kendi fikriniz ve yaptırımınız ama en önemlisi entellektüel birikiminiz. Ben bu örnekte ve kusturma örneğinde ikinci kısımdaki düşünce yapısına sahibim siz ise birinci kısımdaki düşünce yapısına. Dediğiniz gibi ikisi de kendi açılarından bakınca yanlış değil gibi sizin de çoğu zaman söylediğiniz gibi ama bilimsel çerçeveden baktığınızda, günlük değil zamansız düşündüğünüzde, akademik ve entellektüel birikim harcadığınızda doğru olanın zorunluluk hallerinde kusturmak olduğunu söylüyorum başlığın ilk başından beri.

Umarım bu noktada tartışarak buluşacağız ve ondan sonra da benim daha önce birkaç madde ile yazdığım zorunluluk hallerini tartışabileceğiz... Böyle yararlı bir konuda yorumu geçen herkese teşekkür ederim... Sağlıklı akvaryumlar...


Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

skyusufÇevrim Dışı

Kayıt: 11/07/2006
İl: Bursa
Mesaj: 131
skyusufÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 16 Mart 2007 09:50
Kusturma balığın hayati tehlikesi oluştuğunda zorunlu hallerde yapılır.(Tabii çok iyi bilyorsak)..Menfaat için kusturmaya bende karşıyım.Çetin arkadaşıma katılıyorum.Teşekkürler..

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

EchoeÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 17/10/2005
İl: Bursa
Mesaj: 1829
EchoeÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 16 Mart 2007 13:38

Konunun özünde kalacak şekilde, kusturma ile ilgili fikirlerimizi başka konularda belirtmek yerine bu başlık altında sunabiliriz.

Saygılar,

Echoe2007-3-17 12:47:23

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

emiirÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 09/03/2006
İl: Istanbul
Mesaj: 1497
emiirÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 19 Mart 2007 14:57

Konunun özünden ayrılmadan, bir noktaya değinmek istiyorum. Bilim adamları bir çok konuda görüş bildirirler. Ancak bir uzman görüşünü bildiriyorsa kesinlikle doğrudur anlamını da çıkartmamamız gerekiyor. Ad Konings'in cichlidler hatta tanganika cichlidleri üzerinde söz sahibi olduğu kesin. Ancak gel gelelim kusturmayla ilgili söyledikleri %100 doğru mu? Yanlış demiyorum ancak yanılıyor olma ihtimalinin de olduğunu söylüyorum. Şimdi bu nereden mi çıktı? Kısaca açıklayayım.

Bildiğiniz üzere gündemimizi küresel ısınma konusundaki bir çok bilimsel görüş ve teoriler oluşturmakta. Bilim adamlarının büyük bir bölümüne göre küresel ısınma neticesinde buzullar eriyecek, su baskınları olacak, kuraklık ve sıcaklık neticesinde bir çok canlının soyu tükenecek filan falan... Ancak diğer bir taraftan, yine dünyaca tanınan bir Prof. bilim adamı çıkıp küresel ısınma diye bir şey yok aksine küresel soğumaya doğru gidiyoruz diyor. Bu bilim adamının adı Prof. Dr. Habibullah Abdülsametov. Makalesinden bir alıntı;

‘Günümüzde küresel ısınmadan söz edenler, nedense, tüm okyanusların üst tabakalarında yaşanılan hızlı ısı düşüşlerini görmemektedirler. Çünkü tüm göstergeler, güneşin periyodik olarak yaşadığı tembellik dönemine girdiğini, dünyamızın daha az kuvvette güneş enerjisi aldığını ve küresel ısınma değil, küresel soğuma dönemine girdiğimizi işaret etmektedir. Bizim hesaplamamıza göre dünya, esas ısı düşüşlerini 2012-2015 yılları arasında hissetmeye başlayacaktır. Güneş enerjisindeki düşüşün en alt seviyeye düştüğü yılın 2040 olmasını bunun da 2055-2060 yılları arasındaki dondurucu döneme yol açacağını hesaplıyoruz. Bu Küçük Buzul Çağı’nın 50 yıl sürmesi beklenmektedir.’

Kaynak: http://www.gundemdekiler.net/haber_oku.asp?haber=46

Şimdi bir çok arkadaşın aklına küresel ısınma ile balık kusturma arasında nasıl bir bağlantı var sorusu geliyordur. Elbetteki bağlantısı yok. Buradaki örneği vermekteki amacım, her uzman görüşünde yanılma payı olabilir. Burada Prof. Dr. Habibullah Abdülsametov da yanılıyor olabilir. Ancak yine de aynı kapıya çıkıyor. Bir şekilde bir uzmanın söylediği yanlış...

Konuyu "ben kusturuyorum oluyor " kıvamına getirmek istemiyorum ancak kusturmanın da balık üzerinde çok büyük etkiler bıraktığını da düşünmüyorum.

Saygılarımla.


Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

elfceÇevrim Dışı

Kayıt: 08/02/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 79
elfceÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 19 Mart 2007 17:13

               Evet Emrah Bey işte böyle bilimsel verilerle konuşursak ne kadar güzel bir fikir alışverişi olur.

              Gelelim o bilimadamının tezine, dediğim gibi bu bir tez daha, yani bilimsel veri sırasına sokarsak anti-tezini koyup ispat aşamasına gelmesi lazım ama Abdülsametov Bey'in bunu ispat aşamasında başarılı olması zor görünüyor eğerki kutuplardaki buzulların eridiği gerçeğini dahası bu yüzden kutup ayılarının dahada açıklara açılmak zorunda kaldıklarının ve bu yüzden boğularak nesillerinin tükendiği gerçeğini görmezlikten gelmez ise.

                  Ya da boşverin kutup bölgesini, ayısını, boğulmasını Emrah Bey, açın televizyonunuzda bir haber kanalını, izleyin meteoroloji haberlerini, İstanbul'un 8 aylık suyunun kaldığını, göllerin, göletlerin suyunun 10 metre azaldığını, ondan sonra gerek kalmaz Abdülsametov Bey'in tezini tartışmaya. Yani bazen bazı gerçekleri görmemek için ya kör olmak lazım ya inatçı. Size sorarım ama canı gönülden çok samimi olarak bir parça inandınız mı Prof. Dr. Habibullah Abdülsametov Bey'in tezine?! Bence hayır. Yani doğrularla yanlışları karıştırmayalım lütfen... Sağlıklı akvaryumlar...

              


Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

emiirÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 09/03/2006
İl: Istanbul
Mesaj: 1497
emiirÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 19 Mart 2007 17:39

Sanırım ne ben ne de siz, konusunda uzman bir bilimadamının tezini çürütebiliriz. Katılmayabiliriz, inanmayabiliriz ancak televizyon seyrederek edindiğimiz bilgilerle bir karşı tez savunamayız. Ben de Ad Konings'in kusturma ile ilgili tezini çürütemem ancak inanmamakta serbestim ve inanmıyorum.

Zaten buradaki konumuz tezin doğru olup olmadığı değil. Burada anlamanız gereken, iki uzman görüşünün zıt olabildiğidir. Kesin doğru diye bir şey yok. Adı üzerinde tez. Yukarıda da bahsettiğim gibi  Prof. Dr. Habibullah Abdülsametov'un söylemleri yanlış bile olsa onun da konusunda bir uzman olduğunu unutmayın. Aynı Ad Konings gibi.

Not: Verdiğim linkten yazının tamamını okumanızı tavsiye ederim.

emiir2007-3-19 17:44:18

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

elfceÇevrim Dışı

Kayıt: 08/02/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 79
elfceÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 19 Mart 2007 18:47

             İki farklı uzman görüşü olması bilimin gereği normal ama iki doğru olması imkansızdır Emrah Bey. Eğer sıfatlarından dolayı insanların her söylediği doğru olan bir tez olsa idi şu an dünyadaki profesör sayısı kadar farklı tez ve doğru olması gerekir idi. Malesef öyle değildir.

Sıfat konusuna da bu kadar takılmayın derim Zekeriya Beyaz'ın sıfatında da Prof. yazar ama benim nazarımda cami imamı kadar bilim adamı değildir (Bu örnek tamamen kişisel görüşümdür). Özellikle bizim gibi ülkelerde bu sıfatlarında politik olarak dağıtıldığını düşünürseniz (80 darbesi sonrası dönem hakkında okuyanlar bilir) sıfat çok bağlayıcı değildir. Benim nazarımda kişinin sıfatından öte doğanın süreci daha bağlayıcıdır.


Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

EchoeÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 17/10/2005
İl: Bursa
Mesaj: 1829
EchoeÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 19 Mart 2007 19:15

Cichlilerin çok çok kısa sürede evrilebilme özelliğine sahip olduğunu biliyoruz değil mi?

Araya girip bir hatırlatmak istedim.

Yoksa bilmsel kanıt mı getireyim?


Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

emiirÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 09/03/2006
İl: Istanbul
Mesaj: 1497
emiirÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 20 Mart 2007 09:36

Araya girip hatırlatmanız iyi olmuş. Keza, bir çok arkadaş adı gibi bildiği balıkların mutasyonu ,balıkların evrim geçirme süreçleri ve soy ağacı konusunu unutuvermiştir.  

İşin şakası bu kusturma konusu bir yarış kıvamına girdi sanki. Yarışa gerek olmadığını düşünüyorum. Yukarıda defalarca ve defalarca belirttim. Tekrar belirtiyorum ve söz veriyorum ki bu sayfaya bir daha yazmayacağım.

Balıklarımı şimdiye kadar hep kusturdum ve kusturmaya da devam ediyorum. İşi usulüne uygun teknik ile ve doğru zamanda yaparsanız bir sorun yaşamayacağınızı da tekrar söylüyorum. Ben genelde 11 veya 12. gün kusturuyrum. Ancak 2-3 gün içinde yumurtaların ağızdan atıldığına şahit olduğum zamanlarda da kuluçka düzeneğime alıp %70 ini sağlıklı bir şekilde kurtarıyorum.

Kusturduğumda 40 yavru alıyorsam, kusturmadığımda bu sayının 15-20 olacağını biliyorum. Geriye kalan yaklaşık 20 can taşıyan yavruyu da ölümden kurtarmış oluyorum.

Anne balığın diğer balıklar tarafından kovalanmasını, hırpalanmasını önlemiş oluyorum. Doğal yaşamlarında kaçacak çok yeri olan bir balığı kaç litre olursa olsun bir akvaryuma koyduğunuzda yeterince kaçamayacağının ve zarar göreceğinin farkındayım. Akvaryumun her yeri saklanma yeri olsa ve sadece iki balık bile olsa bu kaçınılmaz olacaktır. Sürekli saklanmanın stresi bile kovalanıp hırpalanmaktan daha vahim sonuçlar doğurabilir. İşte bu ihtimalleri göz önünde bulundurup anaç balığımı riske atmıyorum.

Kusturma işlemini daha fazla yavru alayım da satayım zihniyetiyle yapmıyorum. Böyle bir zihniyetim olsa, şimdiye kadar 3 cm boyundaki balıklarımı satmak için belki elli adet ilan vermiş olurdum. Balıkları ne mi yapıyorum? Hediye ediyorum  60 tane balığa bir kutu yemi takas ediyorum. 1 liralık balık satacam diye kendimi heba etmiyorum, zaten buna vaktim de yok. Sattığım balıklara bakararsanız hepsi büyük damızlıklardır. Tür değişikliği yaptığım için uygun fiyata elden çıkarttım.

Bu konuyu ve yazdıklarımı okuyan arkadaşlar kendi özgür iradeleriyle bir sonuca varacaklardır. Ben nasıl kusturmayanların da kendilerine göre haklı olduklarını söylüyorsam karşımdakinden de bu saygıyı beklerim. Kusturmayan hobici iyi hobicidir genellemesine karşıyım. Bir olaya at gözlüğüyle bakıp karşı görüşleri kabullenemeyen bir zihniyet ile zaten hiç bir tartışmaya girilmemeli . Bu nedenle son mesajımı yazıp bu sayfayı sadece gözlemci olarak ziyaret etmeyi ve eğer şahsıma bir soru gelecekse cevaplamayı düşünerek huzurlarınızdan ayrılıyorum  Bol mutasyonlu ve evrilmeli günler dilerim. ( Bu kadar espiriyi de kaldırabileceğinizi düşünüyorum.  )


Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

elfceÇevrim Dışı

Kayıt: 08/02/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 79
elfceÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 20 Mart 2007 10:55

                   Bu kadarcık espriden alınacak değiliz tabiki Emrah Bey, aynı zamanda başlıkla beraber aramızda gelişen samimiyete veriyorum. Ben de bir espri yapim o zaman siz son demişsiniz ama hiç umudum yok sizin gibi birinin birşeyler yazmadan durabileceğine ...

                       Konu ile ilgili yazacak olursam eğer Mustafa Bey not düşmüş siz de evet arkadaşlar unuttu mu? demişsiniz yoksa, hayır unutmadım bilakis o not bence (sözüm meclisten dışarı) balıkları kusturuyorum birşey olmuyor diyenlere, çünkü demekki kısa süre içerisinde balıklarının evrim sonucu doğal kusuculara dönüşmesi muhtemel demektir o nota göre...

                         Aynı zamanda ben yazıyorum soruyorum nerde yazmışım kusturan kötü hobicidir kusturmayan iyi hobicidir diye hâlâ net bir veri gelmedi ama buna bir cevap beklediğim için sormuyorum tekrar ikili tartışmaya girmesin diye sadece ben veya bu başlıkta yazan birisi böyle bir yorum yapmadı yapamaz da zaten.

                        Size, sizin görüşünüze ve uygulamanıza saygım sonsuz ama siz de benim kınama hakkıma saygı duyun ve sizi kınadığımı bilin. Çünkü kusturma sadece gerekli şartlarda yapılması gereken, zorunluluk hallerinde ortaya çıkan bir durumdur. Bu da benim görüşüm, siz de buna saygı duyun.

                            Ayrıca doğa bile ikilik üzerine kurulu iken, bu konuda iki farklı görüş olmaması doğal değil zaten. Çok somut bir örnek vermek gerekirse sizinle ben Avrupa ve Amerika kadar farklıyız, zıtız. Bir tarafta Amerikalılar hala 5 lt. 6 lt. benzinli araçlara binip bir yandan hem petrol yataklarını kurutup hem petrol sahibi ülkelere savaş açıp hem de doğaya bir güzel gazları yayarken diğer tarafta canım Avrupa doğaya gazlar salınım yapmasın, kaynaklar tükenmesin diye dizeli tavsiye edip sürekli dizel normları sunmakta.

         Size çok teşekkür ederim Emrah Bey bu başlığa katkıda bulunduğunuz için. İnanın çok samimi söylüyorum herkesin ben de katılıyorum, kusturmayalım demesinden çok daha faydalı şeyler yazdınız bize. Tezimize anti-tez oldunuz. Sanırım buraya kadar yazdıklarımız genç arkadaşlara bir nebze olsun faydalı olmuştur. Soruları olursa hem siz hem ben yardımcı olalım. Kim neyi uygulamak istiyorsa bu başlıktan aldığı bilgilerle onu uygulayacaktır ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu zaman gösterecektir. Unutmamak gerekir ki zaman herşeyin ilacı ve ispatçısıdır...Sağlıklı akvaryumlar...


Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

AnadoluÇevrim Dışı

Kayıt: 30/05/2006
İl: Kirsehir
Mesaj: 104
AnadoluÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 27 Mart 2007 16:40
Önceleri ben de kusturuyordum; 10-14 gün arası oldumu yavruları çıkarıyordum. Hatta ilk kusturma anımı hatırlıyorum da güzelim sarı prensesimi kaybetmiştim. Ve sonraları her ne kadar kusturma işine alıştıysam da, buna son verip balığın kendisinin bırakmasına karar verdim. Ve gördüm ki kustursamda-kusturmasam da damızlık sarı prenseslerim hep aynı sayıda yavru veriyor... 22-27 yavru arası hiç şaşmıyor... Kendime ait bir tecrübeyi paylaşmak istedim, teşekkürler...

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

elfceÇevrim Dışı

Kayıt: 08/02/2007
İl: Istanbul
Mesaj: 79
elfceÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 27 Mart 2007 18:42

                 [Quote=Anadolu]Önceleri ben de kusturuyordum; 10-14 gün arası oldumu yavruları çıkarıyordum. Hatta ilk kusturma anımı hatırlıyorum da güzelim sarı prensesimi kaybetmiştim. Ve sonraları her ne kadar kusturma işine alıştıysam da, buna son verip balığın kendisinin bırakmasına karar verdim. Ve gördüm ki kustursamda-kusturmasam da damızlık sarı prenseslerim hep aynı sayıda yavru veriyor... 22-27 yavru arası hiç şaşmıyor... Kendime ait bir tecrübeyi paylaşmak istedim, teşekkürler...[/QUOTE]

                     Çok teşekkür ederim, çok iyi ettiniz bu paylaşımınızla. Hiç kusturmadığım için Emrah Bey'e kusturma ile doğan adetle kusturmadan elde edilen adet hakkında bir kıyas sunamıyordum. Bu sayede iki tecrübeyi yaşamış birisi olarak adet konusuna da açıklık getirmiş oldunuz tekrar teşekkür ederim... Sağlıklı akvaryumlar...


Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

GaladrielÇevrim Dışı

Kayıt: 07/01/2007
İl: Izmir
Mesaj: 3
GaladrielÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 30 Mart 2007 18:24

Herkese selamlar.Bu konu benim de dikkatimi çekti.Şu anda bir sarı prensesimin ağzı dolu ve ilk yavrularım olacak inşallah.140 litrelik akvaryumumun arasına özel bir bölme yapıp bir tarafa yavrulayacak dişiyi diğer tarafa da 7 tane olan diğer sarı prenseleri koydum.Akvaryumum karanlık ve sessiz bir odada.Ancak dişinin bulunduğu tarafın zeminide kum var.Ve bir de kırık testi.Başka birşey yok.Kumu çıkartamadım stres yaptırmayayım diye.Dişinin ağzına ne zaman yumurta aldığını bilmiyorum ancak bu durumu 2 gün önce farkettim.Dişinin ilk yavrularıysa kesinlikle kusturulmamalı deniyor.Hazır bu tartışma gündemdeyken ne yapmalıyım acaba bana da bir öneride bulunursanız sevinirim...Mesela kusturmadan kaç yavru alınabilir ?Kusturulursa kaç yavru alınabilir ? Gerçekten çok merak ettim


Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

ZiyaretçiÇevrim Dışı

Ziyaretçi
Kayıt: 01/01/2003
Mesaj: 0
ZiyaretçiÇevrim Dışı
Ziyaretçi
Gönderim Zamanı: 30 Mart 2007 22:03
Eheheh Arkadaşlar En Basidinden Şöyle Düşünün; Bu Balıklar , Canlılar Malawi'den Geliyorlar Orada Bu Balıkları Kusturan Yok E Peki Bu Balıklar Kendi Yavrularını Yiyorlarsa  Nasıl Heryerde Var ?? Demekki Herşeyin Güzeli Doğal Olanıdır Bana Kalırsa Balığınızın Ağzı Yumurta Doluysa Onu Baska Bir Akvaryuma Alın Ve Bırakın ... Bırakın Kussun Kusunca Müdahele Etmeyin Zaten Yutucak Veya Ölücek Yumurta Önceden Belli Olur ...
200 Yumurtamı Var 50 Sini Yutsun 30 Tanesini Öldürsün , 20 Taneside Siz Bakarsan Ölsün 100 Balık Kime Yetmiyorki :)))

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir