Planarya İçin İlginç Bir İlaç


Orhan76Çevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 15/08/2023
İl: Denizli
Mesaj: 2792
Orhan76Çevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 13 Saat 32 Dakika önce
Yaklaşık 4 ay önce planarya istilasına uğramış bir arkadaşınız olarak ben de Chem Vital Rid Planarya kullandım, bir miktar başarı sağlamış olsam da karşılaştığım problem oldukça büyüktü, dolayısıyla alternatif bir çözüm arayışında etken maddesi Fenbendazol olan bir ilaçla müdahalede bulunmak durumunda kaldım. Kendi 25 litrelik içinde helena salyangozlarım bulunan kardinal neon tetra tankımda uygulamam şu şekilde oldu,

1.Akvaryum içinden salyangozlarımı çıkardım
2. Akvaryum ısıtıcısı, kaya ve dal gibi dekorasyon malzemeleri dışarı çıkarıldı yaklaşık 40c'lik sıcak suda bekletildikten sonra metilen mavisi damlattığım bir kapta bekletildi (pipo filtre hariç)
3.İlk gün bir bardakta akvaryum suyu içinde ezerek erittiğim 2,5mg'lık Fenbendazol'u filtre açıkken kullandım, bu uygulamayı gece akvaryum aydınlatması kapalıyken yaptım
4.Yukardaki uygulamanın aynısını 48 saatte bir tekrarlayarak 1 hafta içinde ilaçlamayı sonlandırdım
5.İlaçlama sonrası %3'lük H202 (hidrojen per oksit) çözeltisini pipo filtre ve substratı bir miktar dezenfekte edebilmek adına 2,5ml (25 litrelik tank için) ilk yarım saat filtre kapalı olacak şekilde kullandım

Fotoğraf ve ilaç kullanımıyla ilgili detayları aşağıdaki linkimde paylaşıyorum, umarım benzer sorunu yaşayan arkadaşlara yardımcı olur,

[URL]https://www.akvaryum.com/Forum/4a_konsept_tanitim_k1001750_sn5.asp[/URL]

Beğenenler: [T]213398,ternapi[/T]
Teşekkür Edenler: [T]241968,Aguamentist[/T][T]125030,GhostKoi[/T]

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

easyacÇevrim Dışı

Kayıt: 15/01/2024
İl: Ankara
Mesaj: 64
easyacÇevrim Dışı
Gönderim Zamanı: 12 Saat 51 Dakika önce
[QUOTE=Orhan76]
1.Akvaryum içinden salyangozlarımı çıkardım
2. Akvaryum ısıtıcısı, kaya ve dal gibi dekorasyon malzemeleri dışarı çıkarıldı yaklaşık 40c'lik sıcak suda bekletildikten sonra metilen mavisi damlattığım bir kapta bekletildi (pipo filtre hariç)[/QUOTE]

Bu ilacın bence en büyük ve en önemli avantajı bu zaten. Bu noktayı kaçırıyorsunuz. Yoğun bitkili ve salyangozların bol olduğu bir akvaryumda bu yazdıklarınızı yapmak imkansız. Chem Vital Rid Planaria bu konforu sağlıyor. Salyangoz ve biyolojik sisteme zarar vermiyor.

Pipo filtre hariç demişssiniz. Filtre daha doğrusu süngerde ciddi bir planarya yuvası. Süngeri değiştirmeden veya ilaçlamadan planaryadan kurtulmak pek mümkün değil.

Akvaryumdan, salyangoz, bitki, kaya, dal çıkardıktan sonra ilaç kullanmaya gerek yok ki. Her şeyi çamaşır suyu ile dezenfekte edip sıfırdan tekrar bir kurulum yapılabilir.

Ayrıca salyangozları çıkarma şansı varsa fenbendazol veya andazol gibi kimyasallar yerine No Planaria kullanmak şahsi fikrim daha güvenli. No Planaria'da kimyasal içermeyen bir seçenek. Tek dezavantajı salyangozlara zehirli olması.

Fenbendazol ve andazolun aylarca suda, dekorlarda, kumda vs kalıntı olarak durduğunu ve hassas türlere (Nerite vs.) zehirli olduğunu biliyorum. Yabancı forumlarda fenbendazol kullanıp o akvaryumda iki yıl sonra bile hala salyangoz barındıramayan, ölümler yaşayan hobiciler var.[EDIT]easyac,2026-02-27 10:13:38[/EDIT]

Beğenenler: [T]240492,Orhan76[/T][T]125030,GhostKoi[/T][T]213398,ternapi[/T]
+1: [T]125030,GhostKoi[/T]

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

Orhan76Çevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 15/08/2023
İl: Denizli
Mesaj: 2792
Orhan76Çevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 12 Saat 36 Dakika önce
[QUOTE=easyac]

Bu ilacın bence en büyük ve en önemli avantajı bu zaten. Bu noktayı kaçırıyorsunuz. Yoğun bitkili ve salyangozların bol olduğu bir akvaryumda bu yazdıklarınızı yapmak imkansız. Chem Vital Rid Planaria bu konforu sağlıyor. Salyangoz ve biyolojik sisteme zarar vermiyor.

Pipo filtre hariç demişssiniz. Filtre daha doğrusu süngerde ciddi bir planarya yuvası. Süngeri değiştirmeden veya ilaçlamadan planaryadan kurtulmak pek mümkün değil.

Akvaryumdan, salyangoz, bitki, kaya, dal çıkardıktan sonra ilaç kullanmaya gerek yok ki. Her şeyi çamaşır suyu ile dezenfekte edip sıfırdan tekrar bir kurulum yapılabilir.

Ayrıca salyangozları çıkarma şansı varsa fenbendazol veya andazol gibi kimyasallar yerine No Planaria kullanmak şahsi fikrim daha güvenli. No Planaria'da kimyasal içermeyen bir seçenek. Tek dezavantajı salyangozlara zehirli olması.

Fenbendazol ve andazolun aylarca suda, dekorlarda, kumda vs kalıntı olarak durduğunu ve hassas türlere (Nerite vs.) zehirli olduğunu biliyorum. Yabancı forumlarda fenbendazol kullanıp o akvaryumda iki yıl sonra bile hala salyangoz barındıramayan, ölümler yaşayan hobiciler var.[/QUOTE]

Size katılıyorum. Kuvvetli ilaçlar yerine sorunları doğal yöntemlerle çözmek en iyisi. Ben de ilk etapta sizin de bahsettiğiniz doğal yollarla sorunu çözmeye çalıştım, velakin uzunca bir süre planaryaya tatilde olduğum süreçte müdahale edilememiş olması, benim ilk zamanlarda muhtemelen basitçe çözülebilecek sorunumu çok zor hale getirmişti. Öyleki subtrat içinde en derin yerlerde bile belki yüzlerce planarya ve planarya yumurtası vardı. Bu nedenle bu şekilde bir çözüm yoluna gittim. Zira sizin dediğiniz doğrudur pire için yorgan yakılmaz, Chem Vital'in planaryayı ilk gördüğünüz anlarda kullanılması öyle sanıyorum ki sorunun daha yeni başlamışken çözülmesi için çok faydalıdır. Benimkisi artık bir mecburiyet olmuştu, verdiğim tavsiye de zaten doğal yollarla çözümleyemeyen arkadaşlarımız için. Sizin de işaret ettiğiniz gibi ekstradan ilaçlı yöntemde dekorları, dalları vs. sıcak (40c) metilenli suda ve pipo filtre süngerini ve substratı ise H2O2 ile faydalı bakterilere çok zarar vermeyecek şekilde ve olası yumurtaları öldürmek için dezenfekte etmek gerekiyor. Bu meşakkatli yöntemi sadece doğal yolla çözüme ulaşamayan arkadaşlara tavsiye ederim [:iyi:]

Beğenenler: [T]213398,ternapi[/T]
+1: [T]125030,GhostKoi[/T]

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir

GhostKoiÇevrim Dışı

Özel Üye
Kayıt: 25/02/2012
İl: Antalya
Mesaj: 5760
GhostKoiÇevrim Dışı
Özel Üye
Gönderim Zamanı: 11 Saat 15 Dakika önce
Bu ilaç hakkında bu başlık altında kötü koku hakkında bir kaç yakınma var. Alınan kokunun niteliği ve şiddeti tamamıyla subjektif(öznel) ve hafızaya bağlı olabilir. Yine uzun süre bir kokuya maruz kalmak duyarsızlaşma yaratır, o kokuyu aynı keskinlikte alamayabilirsiniz. Koku duyumuzun ne menem bir şey olduğuyla ilgili eski bir yazımı eklemek istiyorum:

[B]KOKU DUYUSU VE RUH HALİMİZ
[/B]
Koku duyusu üzerine düşünmeye anatomi ve fizyoloji derslerinden sonra değil, okuduğum iki romandan sonra başladım. Bulbus Olfaktoryus, koku siniri, beyinden doğrudan çıkan kafa çiftleri arasında görsel olarak ayrıcalıklı bir yere sahip, yumru şeklinde minik bir fallustu sanki. Hapşırma, orgazmı andıran bir duyu patlaması… Ve modern yaşamda körelen duyularımız…

Kokuların duygulanımlarımız üzerinde şaşırtıcı etkileri var. Örneğin taze biçilmiş ot kokusu, örneğin güllerle dolu bir bahçenin kokusu, örneğin metrelerce öteden bizi çağıran yasemin çiçeği, bahar aylarında kırlarda tekrarlanan koku cümbüşü… Arılar kadar olmasa da günlük hayatımızda kokuların cazibesine kapılıyoruz. Ve kesinlikle hala çok güçlü bir koku belleğimiz var. Sadece güzel kokular değil, kötü kokular da bizim için önemlidir. Kaçınmamız gereken şeyleri hatırlatır.

Benim için özel kokular iğde çiçeği, tütün, turunç… Tütün kokusu, tütün tarlalarında halalarım sıcağın altında kan ter içinde çalışırken tozlar arasında oynadığım çocukluğumu anımsatır. Turunçsa yol kenarında dizili ağaçlardan yayılan Akdeniz ferahlığıyla ilk gençliğimi. İğde çiçeğiyse bir rivayet: Derler ki iğde çiçek açtığında ağaçların altında bir erkek bir kıza aşkını söylerse, kız asla hayır diyemez ve aşık olurmuş. Ne kötü, hiç deneme fırsatım olmadı. İğde olduğunda kız olmadı, kız olduğunda iğde…

Ve yapay kokular yani parfümler. Karmaşık, gizemli, baştan çıkarıcı… Yıllarca severek kullandığım parfümün çiğ erik kokusu olduğunu öğrendim geçenlerde bir satıcıdan. En temel gereksinimimiz olan suyun ne rengi vardır ne kokusu. Ve böyle olmalıdır…

Şimdi kitaplara dönelim tekrar… Birincisi Patrik Suskind ’in KOKU adlı romanı. Doğuştan kendi kokusu olmayan, dolayısıyla kimliği de olmayan ve bu eksikliği fark edince parfüm yapım işine yönelen genç bir adam. Sonra işi abartıp genç kızları öldürerek onların doğal kokularından kendine parfüm yapıp bu parfümlerle insanları etkisi altına alıyor. Filmi de var, ama romanı daha detaylı.

Diğeriyse Tom Robbins’in PANCARIN (Parfümün) DANSI (Jitterburg Perfume) adlı kitabı. Çok daha fazla mizah içeriyor. Antik çağın neşe kaynağı haşarı kır tanrısı keçi ayaklı PAN, günümüzde giderek unutulmaya yüz tutmuştur. Unutulmak bir tanrı için ölüm anlamına gelmektedir. Bunun önüne geçecek bir yol aramak için insanların arasına karışmaya karar verir. Fakat o iğrenç teke kokusu buna engel olmaktadır. Ölümsüzlüğü arayan ALOBAR ve KUDRA –iki sevgili- Pan’a yardımcı olmaya karar verirler ve parfüm işine girerler. İcat ettikleri parfüm işe yaramış gibidir ve bu arada ölümsüzlüğün sırrını da keşfetmiş gibilerdir. Ancak formül kaybolur ve günümüzde elde kalan tek şişedeki birkaç damlayla onu yeniden yaratmak için parfüm üstatlarının kıyasıya yarışı başlar. Ve ortalarda bir pancar meyvesi dönüp durmaktadır fakat kimse bunun parfümün temel notası olduğunu fark etmemektedir. Bu arada dünyanın her yerinde garip olaylar olmaktadır. Bu iki kitap parfüm işine girmek isteyenlere yeterli temel bilgiyi veriyor.

Kokular sinir sistemi üzerindeki yatıştırıcı ya da uyarıcı etkileriyle bazı durumların tedavisinde de kullanılabilmektedir.
Aromaterapi: Bitkilerde bulunan uçucu yağlarla yapılan tedavi sistemidir. Uçucu yağlar oda sıcaklığında buharlaştıkları için “eterik yağ” ya da “esans” olarak da adlandırılırlar.( Fitoterapi ve Aromaterapi-Ecz. Nimet Özata-2009-Doğan Kitap )
Kullanım şekilleri: Masaj, kompres, soluma, banyo
Uçucu yağlar kullanılırken sabit yağlarla (buğday, fındık, susam, jojoba, üzüm çekirdeği, tatlı badem gibi…) seyreltilirler.

Örnekler:
Anksiyete: turunç, fesleğen, gül, lavanta, bergamut, selvi, yasemin, ardıç, melisa, ylang-ylang
Depresyon: yasemin, limon, sandal, adaçayı, gül, ylang-ylang
Başağrısı: lavanta, papatya, nane, biberiye, gül, okaliptüs
Akne: limon, bergamut, ardıç, lavanta

Desmond Morris’in ÇIPLAK ADAM adlı kitabından:
“Karanlıkta çok az şeyin konuşulduğu ya da görüldüğü, sessiz ve mahrem anlarda burnumuz eşimizin vücut rayihalarına olağanüstü duyarlı hale gelir. Tepkilerin bazen çok ilkel olması nedeniyle bazen farkına bile varamasak da burnumuzun aldığı rayihalar güçlü bir uyarım yaratır….
Gözümüz ters giden hiçbir şeyi görmediği ve kulağımızın tehdit edici hiçbir şey saptayamadığı daha az zevkli anlarda, burnumuz işlerin yolunda olmadığı yolunda bir uyarı sinyali gönderebilir. Sözgelimi, yanık kokusu aldığımız, ama henüz bir ateş görmediğimiz ya da daha kaynağını bile görmeden önce berbat bir koku karşısında dehşetle soluğumuzu tuttuğumuz zaman böyle olur. İkinci durumda bizi böyle iğrenç bir kokuya maruz bıraktığı için burnumuza gıcık olabiliriz ve yüzümüzü elimizle ya da bir bezle kapatabiliriz ama aslında burnumuza minnettar olmamız gerekir. Zira kimyasal maddelerden ve çürüyen etten gelen pis kokular potansiyel olarak son derece zararlı şeylere karşı uyarılardır.

Burun gücümüzü küçümseyişimizin sebebi işleyişini gittikçe ihmal etmemiz ve aksatmamızdır. Doğal rayihaların yumuşadığı kasaba ve kentlerde yaşıyoruz; sağlıklı doğal vücut kokularımızı bozan ve tiksindirici hale getiren elbiseler giyiyoruz; dünyamızı serptiğimiz koku gidericilerle ve koku örtücülerle dolduruyoruz. Hatta “koklama “ duyusunu bir bakıma kaba ve ilkel buluyoruz, yani en iyisi unutulup geride bırakılması gereken köhne bir beceri gibi görüyoruz. Sadece şarap tadıcılığı ve parfümcülük gibi belli uzmanlık alanlarında modern burnu eğitme ve olağanüstü potansiyelini tam geliştirme yönünde bir çaba var.”

Beğenenler: [T]240492,Orhan76[/T][T]213398,ternapi[/T]

Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir