Denizli İli, Dalaman Çayı Havzası Ve Çay Balıkları
Gönderim Zamanı: 19 Mart 2026 17:20
[QUOTE=Urass]
türün akvaryum ortamında bakılıp üretilmesi ile ilgili internette çok bilgi yok sanırım acaba sizin deneyiminiz veya bilginiz bulunuyor mu ?
Anladığım kadarıyla oldukça dayanıklı bir tür ve çok çeşitli koşullara adapte olup uyum sağlayabiliyor, peki balığın dayanıklılık özellikleri bu kadar öne çıkıyorken neden "Türkiye sınırları içinde sadece dalaman çayında bulunuyor" konusunda kafamda soru işaretleri oluştu. Konu hakkında bilgim az olsa da bu türe daha farklı coğrafyalarda da rastlamak mümkün olur diye tahmin ediyorum. [/QUOTE]
Aslinda youtube da ozellikle Amerika ve İngiltere den hobicilerin hazirladigi bir cok Dikence baligi (three-spined stickle back) videosuna rastladim. Ulkemizde bu ture nispeten az rastlanmis olmasinin sebebi arastirmalarin azligi ya da ekolojik-cevresel kirlilik gibi faktorler olabilir ama bunlarin yanisira benim su sekilde bir tahminim var. Malum balik soy-ata olarak acik deniz-okyanus kokenli bir tur dagilim haritalarinda da hep isaretlenen Amerika nin okyanus kiyilari, Ingiltere ve Japonya acik deniz kiyilariyla Bering Bogazi taraflari. Bizim cografyamizda rastlanan tur ise muhtemelen Akdeniz gibi ozellikle Son Buzul caginda cogunlugu karasal dar kiyilari olan kapali bir havzadan gelme, bu nedenle sadece Turkiye degil tum yakin cografyada da bulunmayan ya da cok nadir olan bir tur. Konu edindigim Dalaman Cayinda dahi yapilan arastirmalarda populasyonu yanlis hatirlamiyorsam %10 nun altinda. Bu tur degil ve fakat buna akraba olan Indostomus paradoxus (zirhli dikenli balik - armoured stickle back) hem forumdaki hobici arkadaslarimiz tarafinfan besleniyor hem de bazen G.dogu Asya taraflarindan akvaryumculara satilmak uzere geliyor. Ama elbette bizim cografyamiza ait bir tür degil.
türün akvaryum ortamında bakılıp üretilmesi ile ilgili internette çok bilgi yok sanırım acaba sizin deneyiminiz veya bilginiz bulunuyor mu ?
Anladığım kadarıyla oldukça dayanıklı bir tür ve çok çeşitli koşullara adapte olup uyum sağlayabiliyor, peki balığın dayanıklılık özellikleri bu kadar öne çıkıyorken neden "Türkiye sınırları içinde sadece dalaman çayında bulunuyor" konusunda kafamda soru işaretleri oluştu. Konu hakkında bilgim az olsa da bu türe daha farklı coğrafyalarda da rastlamak mümkün olur diye tahmin ediyorum. [/QUOTE]
Aslinda youtube da ozellikle Amerika ve İngiltere den hobicilerin hazirladigi bir cok Dikence baligi (three-spined stickle back) videosuna rastladim. Ulkemizde bu ture nispeten az rastlanmis olmasinin sebebi arastirmalarin azligi ya da ekolojik-cevresel kirlilik gibi faktorler olabilir ama bunlarin yanisira benim su sekilde bir tahminim var. Malum balik soy-ata olarak acik deniz-okyanus kokenli bir tur dagilim haritalarinda da hep isaretlenen Amerika nin okyanus kiyilari, Ingiltere ve Japonya acik deniz kiyilariyla Bering Bogazi taraflari. Bizim cografyamizda rastlanan tur ise muhtemelen Akdeniz gibi ozellikle Son Buzul caginda cogunlugu karasal dar kiyilari olan kapali bir havzadan gelme, bu nedenle sadece Turkiye degil tum yakin cografyada da bulunmayan ya da cok nadir olan bir tur. Konu edindigim Dalaman Cayinda dahi yapilan arastirmalarda populasyonu yanlis hatirlamiyorsam %10 nun altinda. Bu tur degil ve fakat buna akraba olan Indostomus paradoxus (zirhli dikenli balik - armoured stickle back) hem forumdaki hobici arkadaslarimiz tarafinfan besleniyor hem de bazen G.dogu Asya taraflarindan akvaryumculara satilmak uzere geliyor. Ama elbette bizim cografyamiza ait bir tür degil.
Beğenenler: [T]70376,pianoƒish[/T][T]236810,Urass[/T][T]180094,HarunYILDIRIM[/T]
Teşekkür Edenler: [T]236810,Urass[/T]
+1: [T]180094,HarunYILDIRIM[/T]
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Gönderim Zamanı: 16 Nisan 2026 13:30
Bu ayki yazımda Tatlısu kefalinden (Leuciscus cephalus) bahsetmek istiyorum. Tatlısu kefali ülkemizde (daha evvelki yazılarda Dalaman Çayı’nda varlığından da bahsedilmişti) ve dünyada birçok akarsu-göl sistemlerinde bulunmakla beraber onun belirgin bir özelliğine değinmek isterim. O da bu canlının içinde yaşadığı habitatlardaki ağır metalleri (dolayısıyla su kirliliğini) gösteren canlı bir indikatör olarak çeşitli araştırmalarda kullanılması. İnternet ortamında rastladığım birçok araştırma yazılarında çeşitli nehirlerde bu balık yaşadıkları suyun temiz ya da kirli olduğunu anlamak için bir temel teşkil etmiş. Literatürde çokça rastladığım yazılardan kısa kısa birkaç tanesine sadece örnek olması amacıyla değineceğim,
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/160420261308591.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/160420261309081.jpg[/IMG]
Tatlısu kefali (Leuciscus cephalus) Kaynak: İBB Tarım ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü
[B]Civa2Klorür’ün Tatlısu Kefali Leuciscus cephalus (L., 1758) Üzerindeki Akut Toksik Etkilerinin Araştırılması [/B]
Ali GÜL, Mehmet YILMAZ, Mahmut SELVİ
Gazi University, Gazi Faculty of Education, Department of Biology Education, Teknikokullar, 06500 Ankara, TURKEY
Civa birçok su ortamında bulunan en zararlı ağır metallerden biridir. Bu çalışma, civa-II-klorür’ün tatlısu kefali (Leuciscus cephalus) bireylerindeki akut toksisitesi ve davranış değişimlerinin belirlenmesini amaçlamaktadır. Denemelerde kullanılmak üzere tatlısu kefali balıkları seçilmiş ve Sakarya nehri Kirmir Çayı’ndan yakalanmıştır. Her bir civa-II-klorür konsantrasyonundaki davranış değişimleri kaydedilmiştir. Deneyler 3 defa tekrarlanmıştır. Denemeler süresince su sıcaklığı 22±1o C’de sabit tutulmuştur. Civa-II-klorür’ün 96 saatlik LC50 değeri (LC50, bir toksisite testinde organizmaların %50'si için ölümcül olan madde konsantrasyonudur) Leuciscus cephalus bireylerinde probit analiz yöntemine (bağımlı değişkenin yalnızca iki değer aldığı (örneğin; evet/hayır, başarılı/başarısız, hasta/sağlıklı) durumlarda, bir olayın gerçekleşme olasılığını tahmin etmek için kullanılan, kümülatif standart normal dağılıma dayalı bir regresyon türüdür) göre 0,55 mg/L (0,53-0,57) bulunmuştur. Toksik maddenin konsantrasyonu arttıkça balıkların davranışlarında önemli değişimler olduğu gözlemlenmiştir.
[B]Nişava Nehri'nden (Sırbistan) Alınan Kefal Karaciğerinde (Cyprinidae – Leuciscus cephalus) Ağır Metal Yükünün Değerlendirilmesi[/B]
Boris Jovanović1, Željko Mihaljev2, Stevan Maletin3, Dušan Palić4
1Interdepartmental Toxicology Program and Fisheries Biology Program, Departments of Biomedical Sciences and Natural Resource Ecology and Management, Iowa State University, IA, USA
2Scientific insitute „Novi Sad“ for veterinary medicine, Novi Sad, Serbia
3Faculty of Agriculture, University of Novi Sad, Serbia
4Department of Biomedical Sciences, The College of Veterinary Medicine, Iowa State University, IA, USA
Nişava Nehri, güneydoğu Sırbistan bölgesinin en büyük nehri olması nedeniyle hidrolojik ve jeomorfolojik özellikleri bakımından hem içme suyu hem de tarımsal sulama kaynağı olarak önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada, nehir boyunca ağır metal birikiminin biyolojik izlenmesi için bir araç olarak kefal (Leiciscus cephalus) karaciğeri kullanılmıştır. Kefal örnekleri iki yerden (biri Bulgaristan sınırında, diğeri Niş şehrinde) alınmıştır. Kefal karaciğerinde altı ağır metalin (demir, kadmiyum, bakır, çinko, kurşun ve manganez) konsantrasyonları hesap edilmiştir. Metallerin çoğu için düşük biyokonsantrasyon seviyesi gözlemlenmiş ve konsantrasyonlar, metalce kirlenmemiş akarsu ve nehirlerde yaşayan balıkların karaciğerlerindeki nominal konsantrasyona karşılık gelmiştir. Ancak, kefal karaciğerindeki kadmiyum konsantrasyonu 0,5 mg kg-1'i aşarak, nominal konsantrasyondan birkaç yüz kat artış göstermiş ve bu da balığın ve akarsu ekosisteminin bu ağır metale potansiyel toksik maruziyetini işaret etmiştir. Hepatosomatik indeksler (özellikle balıkçılık ve su ürünleri çalışmalarında, karaciğer ağırlığının toplam vücut ağırlığına oranını (yüzdesini) ifade eden biyolojik bir göstergedir) hesaplanmış ve metal konsantrasyonlarının karaciğer büyüklüğü üzerindeki etkisi test edilmiştir. Daha yüksek kadmiyum konsantrasyonuna sahip balıklarda hepatik indekste bir azalma gözlemlenmiş; bu da Nişava Nehri'ndeki kefal popülasyonunun sağlığı üzerinde olası bir etkiye işaret etmiştir.
[B]Dağlık Bir Nehirden Elde Edilen Kefal (LEUCISCUS CEPHALUS) Balığındaki Metal Konsantrasyonları[/B]
Marek KRYWULT 1, Mariusz KLICH 2, Ewa SZAREK-GWIAZDA 3
1 Provincial Sanitary-Epidemiological Station, ul. Prądnicka 76, 31-202 Kraków, Poland
2 Higher Vocational School in Tarnow, ul. Mickiewicza 8, 33-100 Tarnów, Poland
3 Institute of Nature Conservation, Polish Academy of Sciences, Cracow, Poland
Balıklar genellikle su ortamlarındaki kirlilik seviyelerinin göstergesi olarak kullanılır. Avrupa nehirlerinde, özellikle daha kirli kısımlarında yaşayan omnivor kefal potansiyel olarak uygun bir göstergedir. Bununla birlikte, değişken derecede kirli sularda (hem kirli hem de kirlenmemiş ortamlarda) yaşayan kefallerin dokularında metal birikimi hakkında yayınlanan bilgiler azdır. Bu çalışma, doğal bir dağ eteği nehrinde yaşayan kefallerin seçilmiş dokularındaki metal konsantrasyonlarını incelemek amacıyla yapılmıştır.
Sediment örnekleri (0–5 cm katman) ve kefal, Leuciscus cephalus (L.), 2003 yazında Biała Tarnowska Nehri'nin üst ve alt bölümlerinden toplandı. Balıkların yaşı otolitlerden belirlendi. AAS yöntemi, tortu ve kefal dokularında (dalak, karaciğer ve kas) metal konsantrasyonlarını (Cd, Pb, Cu ve Zn) belirlemek için kullanıldı.
Jeokimyasal indeks (Igeo) değerlerine göre, nehir tortuları Pb, Cu ve Zn ile kirlenmemişken, çeşitli derecelerde Cd ile kirlenmişti. Düşük metal konsantrasyonlarına rağmen, ortalama Cd ve Cu konsantrasyonları nehir üst kısmında alt kısma göre daha yüksekti (sırasıyla yaklaşık 2 kat ve 4 kat), Pb ve Zn konsantrasyonları ise iki bölgede benzerdi. Kefal en fazla Cu'yu karaciğerde biriktirirken, Cd, Pb ve Zn'nin büyük kısmı dalakta bulundu. Nehrin üst kısmında, kefalin seçilmiş dokularında eser elementlerin yüksek konsantrasyonları bulundu: Cu (dalak, kas), Cd (dalak), Zn (kas). Nehirdeki kirlilik durumu, tortudaki eser element içeriklerine dayanarak da belirlendi.
Elde edilen sonuçlar, kefalde dokuya özgü metal birikimini gösterdi. Seçilen kefal dokuları, nehir tortusundaki Cd ve Cu içeriklerine duyarlıdır.
Yukardakilere benzer daha birçok yerli ve yabancı yazıya literatürde rastlayabilirsiniz. Aslında tatlı su kefalinin çevresel kirlilik ve özellikle ağır metal varlığını tespit etmek için [B]“biyogösterge” (bioindicator)[/B] türlerden biri olarak kullanılmasının birkaç önemli nedeni vardır, bunları kısa başlıklar altında sıralayacak olursak:
[B]1. Geniş yayılım ve dayanıklılık[/B]
Tatlı su kefali, farklı nehir ve göllerde yaşayabilen oldukça dayanıklı bir türdür. Hem temiz hem de kirlenmiş sularda bulunabildiği için farklı ortamları karşılaştırmak mümkündür.
[B]2. Ağır metalleri dokularında biriktirme (biyobirikim)[/B]
Bu balık, sudaki ağır metalleri (örneğin kurşun, kadmiyum, cıva) solungaçları ve besin yoluyla alır ve zamanla kas, karaciğer ve solungaç dokularında biriktirir. Bu süreç Biyobirikim olarak adlandırılır ve kirliliğin zaman içindeki etkisini gösterir.
[B]3. Besin zincirindeki yeri[/B]
Tatlı su kefali hem bitkisel hem hayvansal besinlerle beslendiği için su ekosisteminin farklı seviyelerinden kirleticileri toplar. Bu da onu genel kirliliği yansıtan iyi bir temsilci yapar.
[B]4. Yerleşik (sedanter) yaşam[/B]
Çok uzun mesafeler göç etmez. Bu yüzden yakalandığı bölgedeki kirliliği doğrudan yansıtır. Yani analiz edilen balık, o bölgenin “yerel kirlilik geçmişini” taşır.
[B]5. Fizyolojik ve biyokimyasal tepkiler[/B]
Tatlı su kefalinde ağır metallere maruz kalındığında:
• Enzim aktiviteleri değişir
• DNA hasarı görülebilir
• Solungaç ve karaciğer dokusunda bozulmalar oluşur
Bu değişimler, yalnızca kirliliğin varlığını değil, biyolojik etkilerini de anlamayı sağlar.
Gelecek ay nasip olursa yine başka bir Sazangiller ailesi mensubu, Dalaman Çayı türlerinden Bıyıklı balıkla ilgili bir kısa yazıda daha görüşmek dileğiyle, tüm hobidaşlara keyifli hobiler dilerim.
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/160420261308591.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/160420261309081.jpg[/IMG]
Tatlısu kefali (Leuciscus cephalus) Kaynak: İBB Tarım ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü
[B]Civa2Klorür’ün Tatlısu Kefali Leuciscus cephalus (L., 1758) Üzerindeki Akut Toksik Etkilerinin Araştırılması [/B]
Ali GÜL, Mehmet YILMAZ, Mahmut SELVİ
Gazi University, Gazi Faculty of Education, Department of Biology Education, Teknikokullar, 06500 Ankara, TURKEY
Civa birçok su ortamında bulunan en zararlı ağır metallerden biridir. Bu çalışma, civa-II-klorür’ün tatlısu kefali (Leuciscus cephalus) bireylerindeki akut toksisitesi ve davranış değişimlerinin belirlenmesini amaçlamaktadır. Denemelerde kullanılmak üzere tatlısu kefali balıkları seçilmiş ve Sakarya nehri Kirmir Çayı’ndan yakalanmıştır. Her bir civa-II-klorür konsantrasyonundaki davranış değişimleri kaydedilmiştir. Deneyler 3 defa tekrarlanmıştır. Denemeler süresince su sıcaklığı 22±1o C’de sabit tutulmuştur. Civa-II-klorür’ün 96 saatlik LC50 değeri (LC50, bir toksisite testinde organizmaların %50'si için ölümcül olan madde konsantrasyonudur) Leuciscus cephalus bireylerinde probit analiz yöntemine (bağımlı değişkenin yalnızca iki değer aldığı (örneğin; evet/hayır, başarılı/başarısız, hasta/sağlıklı) durumlarda, bir olayın gerçekleşme olasılığını tahmin etmek için kullanılan, kümülatif standart normal dağılıma dayalı bir regresyon türüdür) göre 0,55 mg/L (0,53-0,57) bulunmuştur. Toksik maddenin konsantrasyonu arttıkça balıkların davranışlarında önemli değişimler olduğu gözlemlenmiştir.
[B]Nişava Nehri'nden (Sırbistan) Alınan Kefal Karaciğerinde (Cyprinidae – Leuciscus cephalus) Ağır Metal Yükünün Değerlendirilmesi[/B]
Boris Jovanović1, Željko Mihaljev2, Stevan Maletin3, Dušan Palić4
1Interdepartmental Toxicology Program and Fisheries Biology Program, Departments of Biomedical Sciences and Natural Resource Ecology and Management, Iowa State University, IA, USA
2Scientific insitute „Novi Sad“ for veterinary medicine, Novi Sad, Serbia
3Faculty of Agriculture, University of Novi Sad, Serbia
4Department of Biomedical Sciences, The College of Veterinary Medicine, Iowa State University, IA, USA
Nişava Nehri, güneydoğu Sırbistan bölgesinin en büyük nehri olması nedeniyle hidrolojik ve jeomorfolojik özellikleri bakımından hem içme suyu hem de tarımsal sulama kaynağı olarak önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada, nehir boyunca ağır metal birikiminin biyolojik izlenmesi için bir araç olarak kefal (Leiciscus cephalus) karaciğeri kullanılmıştır. Kefal örnekleri iki yerden (biri Bulgaristan sınırında, diğeri Niş şehrinde) alınmıştır. Kefal karaciğerinde altı ağır metalin (demir, kadmiyum, bakır, çinko, kurşun ve manganez) konsantrasyonları hesap edilmiştir. Metallerin çoğu için düşük biyokonsantrasyon seviyesi gözlemlenmiş ve konsantrasyonlar, metalce kirlenmemiş akarsu ve nehirlerde yaşayan balıkların karaciğerlerindeki nominal konsantrasyona karşılık gelmiştir. Ancak, kefal karaciğerindeki kadmiyum konsantrasyonu 0,5 mg kg-1'i aşarak, nominal konsantrasyondan birkaç yüz kat artış göstermiş ve bu da balığın ve akarsu ekosisteminin bu ağır metale potansiyel toksik maruziyetini işaret etmiştir. Hepatosomatik indeksler (özellikle balıkçılık ve su ürünleri çalışmalarında, karaciğer ağırlığının toplam vücut ağırlığına oranını (yüzdesini) ifade eden biyolojik bir göstergedir) hesaplanmış ve metal konsantrasyonlarının karaciğer büyüklüğü üzerindeki etkisi test edilmiştir. Daha yüksek kadmiyum konsantrasyonuna sahip balıklarda hepatik indekste bir azalma gözlemlenmiş; bu da Nişava Nehri'ndeki kefal popülasyonunun sağlığı üzerinde olası bir etkiye işaret etmiştir.
[B]Dağlık Bir Nehirden Elde Edilen Kefal (LEUCISCUS CEPHALUS) Balığındaki Metal Konsantrasyonları[/B]
Marek KRYWULT 1, Mariusz KLICH 2, Ewa SZAREK-GWIAZDA 3
1 Provincial Sanitary-Epidemiological Station, ul. Prądnicka 76, 31-202 Kraków, Poland
2 Higher Vocational School in Tarnow, ul. Mickiewicza 8, 33-100 Tarnów, Poland
3 Institute of Nature Conservation, Polish Academy of Sciences, Cracow, Poland
Balıklar genellikle su ortamlarındaki kirlilik seviyelerinin göstergesi olarak kullanılır. Avrupa nehirlerinde, özellikle daha kirli kısımlarında yaşayan omnivor kefal potansiyel olarak uygun bir göstergedir. Bununla birlikte, değişken derecede kirli sularda (hem kirli hem de kirlenmemiş ortamlarda) yaşayan kefallerin dokularında metal birikimi hakkında yayınlanan bilgiler azdır. Bu çalışma, doğal bir dağ eteği nehrinde yaşayan kefallerin seçilmiş dokularındaki metal konsantrasyonlarını incelemek amacıyla yapılmıştır.
Sediment örnekleri (0–5 cm katman) ve kefal, Leuciscus cephalus (L.), 2003 yazında Biała Tarnowska Nehri'nin üst ve alt bölümlerinden toplandı. Balıkların yaşı otolitlerden belirlendi. AAS yöntemi, tortu ve kefal dokularında (dalak, karaciğer ve kas) metal konsantrasyonlarını (Cd, Pb, Cu ve Zn) belirlemek için kullanıldı.
Jeokimyasal indeks (Igeo) değerlerine göre, nehir tortuları Pb, Cu ve Zn ile kirlenmemişken, çeşitli derecelerde Cd ile kirlenmişti. Düşük metal konsantrasyonlarına rağmen, ortalama Cd ve Cu konsantrasyonları nehir üst kısmında alt kısma göre daha yüksekti (sırasıyla yaklaşık 2 kat ve 4 kat), Pb ve Zn konsantrasyonları ise iki bölgede benzerdi. Kefal en fazla Cu'yu karaciğerde biriktirirken, Cd, Pb ve Zn'nin büyük kısmı dalakta bulundu. Nehrin üst kısmında, kefalin seçilmiş dokularında eser elementlerin yüksek konsantrasyonları bulundu: Cu (dalak, kas), Cd (dalak), Zn (kas). Nehirdeki kirlilik durumu, tortudaki eser element içeriklerine dayanarak da belirlendi.
Elde edilen sonuçlar, kefalde dokuya özgü metal birikimini gösterdi. Seçilen kefal dokuları, nehir tortusundaki Cd ve Cu içeriklerine duyarlıdır.
Yukardakilere benzer daha birçok yerli ve yabancı yazıya literatürde rastlayabilirsiniz. Aslında tatlı su kefalinin çevresel kirlilik ve özellikle ağır metal varlığını tespit etmek için [B]“biyogösterge” (bioindicator)[/B] türlerden biri olarak kullanılmasının birkaç önemli nedeni vardır, bunları kısa başlıklar altında sıralayacak olursak:
[B]1. Geniş yayılım ve dayanıklılık[/B]
Tatlı su kefali, farklı nehir ve göllerde yaşayabilen oldukça dayanıklı bir türdür. Hem temiz hem de kirlenmiş sularda bulunabildiği için farklı ortamları karşılaştırmak mümkündür.
[B]2. Ağır metalleri dokularında biriktirme (biyobirikim)[/B]
Bu balık, sudaki ağır metalleri (örneğin kurşun, kadmiyum, cıva) solungaçları ve besin yoluyla alır ve zamanla kas, karaciğer ve solungaç dokularında biriktirir. Bu süreç Biyobirikim olarak adlandırılır ve kirliliğin zaman içindeki etkisini gösterir.
[B]3. Besin zincirindeki yeri[/B]
Tatlı su kefali hem bitkisel hem hayvansal besinlerle beslendiği için su ekosisteminin farklı seviyelerinden kirleticileri toplar. Bu da onu genel kirliliği yansıtan iyi bir temsilci yapar.
[B]4. Yerleşik (sedanter) yaşam[/B]
Çok uzun mesafeler göç etmez. Bu yüzden yakalandığı bölgedeki kirliliği doğrudan yansıtır. Yani analiz edilen balık, o bölgenin “yerel kirlilik geçmişini” taşır.
[B]5. Fizyolojik ve biyokimyasal tepkiler[/B]
Tatlı su kefalinde ağır metallere maruz kalındığında:
• Enzim aktiviteleri değişir
• DNA hasarı görülebilir
• Solungaç ve karaciğer dokusunda bozulmalar oluşur
Bu değişimler, yalnızca kirliliğin varlığını değil, biyolojik etkilerini de anlamayı sağlar.
Gelecek ay nasip olursa yine başka bir Sazangiller ailesi mensubu, Dalaman Çayı türlerinden Bıyıklı balıkla ilgili bir kısa yazıda daha görüşmek dileğiyle, tüm hobidaşlara keyifli hobiler dilerim.
Beğenenler: [T]119483,Eldurmaz[/T][T]271379,Ozzgur[/T][T]19769,ogurcay[/T][T]240932,Ehtiyar[/T][T]180094,HarunYILDIRIM[/T][T]60547,CoryCory[/T][T]213398,ternapi[/T][T]66766,Hüdai[/T][T]203352,ThanatoZek[/T][T]23624,erkanmazici[/T][T]175359,Serpent[/T]
Teşekkür Edenler: [T]271379,Ozzgur[/T][T]240932,Ehtiyar[/T][T]180094,HarunYILDIRIM[/T][T]60547,CoryCory[/T][T]175359,Serpent[/T]
+1: [T]180094,HarunYILDIRIM[/T]
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Gönderim Zamanı: 16 Nisan 2026 22:54
Tebrik ederim Orhan Abi , gerçekten zevkle okudum [:iyi:]
Beğenenler: [T]240492,Orhan76[/T]
Teşekkür Edenler: [T]240492,Orhan76[/T]
+1: [T]66766,Hüdai[/T]
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Gönderim Zamanı: 17 Nisan 2026 16:41
[QUOTE=HarunYILDIRIM]Tebrik ederim Orhan Abi , gerçekten zevkle okudum [:iyi:][/QUOTE]
Harun Bey kardeşim beğenmene çok memnun oldum, güzel desteğin için de çok teşekkür ederim. Zaman zaman kendimce ilginç konularla karşılaşınca, forumda senin gibi kıymetli hobici arkadaşlarımla paylaşmaya çalışıyorum. Şimdiden iyi hafta sonları dilerim [:iyi:]
Harun Bey kardeşim beğenmene çok memnun oldum, güzel desteğin için de çok teşekkür ederim. Zaman zaman kendimce ilginç konularla karşılaşınca, forumda senin gibi kıymetli hobici arkadaşlarımla paylaşmaya çalışıyorum. Şimdiden iyi hafta sonları dilerim [:iyi:]
Beğenenler: [T]180094,HarunYILDIRIM[/T]
Teşekkür Edenler: [T]180094,HarunYILDIRIM[/T]
+1: [T]180094,HarunYILDIRIM[/T]
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Gönderim Zamanı: 20 Mayıs 2026 12:05
Sazangiller (Cyprinidae) ailesine mensup Barbus cinslerinden olan Bıyıklı balık da (Barbus plebejus escherichi) tıpkı geçen ayki yazımızda adı geçen Tatlısu kefali gibi tatlı su habitatlarının kirliliğini ölçmek için kullanılan bir başka biyo-gösterge (biyo-indikatör) balıktır.
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/200520261157411.jpg[/IMG]
Bıyıklı balık (Barbus plebejus) Kaynak: tr.wikidedia
Örneğin 2021 yılında yayınlanan bir makalede Sivas ilindeki Karabel, Çaltı ve Tohma derelerinden alınan su örneklerinin fiziksel kalite parametreleri ve bu sulardan elde edilen Barbus plebejus balıklarının kan örneklerinin biyokimyasal parametreleri karşılaştırmalı olarak incelenmiş, sudaki kimyasal kirliliğin arttığı ve azaldığı dönemlerde, kan biyokimyasal parametreleri arasında GLU (Glukoz) ve UA'nın (Ürik Asit, normalde böbrekler yoluyla idrarla atılır, ancak yüksek seviyeleri (hiperürisemi) kanda birikebilir) önemli ölçüde etkilendiği belirlenmiştir. Ayrıca, kurşun (Pb), bakır (Cu), kadmiyum (Cd) ve demir (Fe) elementlerinin insan sağlığı için potansiyel risk seviyeleri uluslararası standartlarla karşılaştırılmıştır. Karabel, Çaltı ve Tohma derelerinden 12 ay boyunca aylık olarak alınan örneklerin su kalitesi parametrelerinin sınırların üzerinde olmadığı ve derelerin su kalitesinin "iyi" olduğu sonucuna varılmıştır.
Literatürde geçen ilginç bir saptamaysa Fransa’dan Karadeniz Bölgesine uzanan coğrafyadaki Barbus popülasyonlarının bizim coğrafyamızdaki Barbus popülasyonlarından farklı olduğuyla ilgilidir. Şöyle ki Sitokrom b geninin dizilerini kullanarak, Barbus cinsinin kuzey Akdeniz türleri arasındaki filogenetik ilişkileri araştırılmış, sonuç bu türlerin daha önce morfolojik özelliklerden tanımlananlarla tutarlı iki ana soy grubuna ait olduğunu göstermiştir. Birinci soy, Fransa'dan Karadeniz'e kadar uzanan türleri içermektedir. Bu soyda, büyük boyutlu akarsu-göl barbuslarının iyi desteklenmiş monofiletik bir grubu (tek bir atadan türeyen bir grubu içerir) bulunmaktadır; ancak, küçük boyutlu akarsu türlerinin monofiletikliği net değildir. İkinci soy grubu ise ülkemiz Türkiye’nin de dahil olduğu, İspanya, Yunanistan ve Küçük Asya'da bulunan türleri içermekte ve muhtemelen kuzey Akdeniz nehirlerinde bulunan en eski grubu temsil etmektedir.
Bu türle ilgili çeşitli kaynak taramaları sonucu şu tespitleri de yapmak mümkündür:
[B]1. Yerel evrimsel farklılaşma[/B]
• Anadolu’daki popülasyonlar, Avrupa’daki Barbus plebejus’ten coğrafi olarak izole kalmıştır.
• Bu izolasyon, zamanla genetik ve morfolojik farklılaşmaya yol açmıştır.
• Bu yüzden bazı araştırmacılar onu sadece alttür değil, ayrı bir tür olma adayı olarak değerlendirir.
[B]2. Akıntıya uyumlu güçlü yapı[/B]
• Vücudu uzun ve silindirik, yüzgeçleri ise güçlüdür.
• Bu yapı sayesinde akarsulardaki orta–hızlı akıntılarda enerji kaybetmeden durabilir.
• Özellikle tabana yakın yüzerek akıntıya karşı stabil kalır.
[B]3. Gelişmiş duyusal bıyıklar (barbeller)[/B]
• Ağız çevresindeki 4 adet bıyık, dokunma ve kimyasal algı için kullanılır.
• Bu sayede bulanık suda bile besini bulabilir.
• Gece veya düşük görüş koşullarında dahi aktif olarak beslenebilir.
[B]4. Ekosistemde “temizlikçi” rol[/B]
• Dipte beslenen (bentik) bir türdür.
• Besinleri:
o Böcek larvaları
o Solucanlar
o Küçük kabuklular
o Organik artıklar
• Bu davranışıyla organik maddelerin parçalanmasına katkı sağlar ve su ekosisteminin dengesini destekler.
[B]5. Çakıllı zemin bağımlılığı (üreme)[/B]
• Üreme için özellikle temiz, oksijenli ve çakıllı zeminler gerekir.
• Yumurtalarını bu alanlara bırakır.
• Bu da onu habitat kalitesine karşı çok hassas yapar.
[B]6. Hassas ve gösterge tür[/B]
• Kirlilik, barajlar ve su rejimi değişimleri bu balığı hızla etkiler.
• Bu yüzden bulunduğu yerdeki popülasyonu, su kalitesinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.
[B]7. Tanımlaması zor “gizli farklılıklar”[/B]
• Diğer barbus türlerine çok benzer.
• Farkları genelde:
o Pul sayısı
o Vücut oranları
o Hafif renk varyasyonları
• Bu da onu taksonomik olarak “zor ama ilginç” bir grup yapar.
[B]İlginç bir detay[/B]
Barbus plebejus escherichi, aslında “gizli çeşitlilik (cryptic diversity)” örneklerinden biri olabilir. Yani dış görünüşte çok benzer olsa da genetik olarak düşündüğümüzden daha farklı olabilir. Bu da onu bilimsel açıdan özellikle değerli yapmaktadır.
[B]Kaynaklar: [/B]
Physicochemical water quality of Karabel, Çaltı, and Tohma brooks and blood biochemical parameters of Barbus plebejus fish: assessment of heavy metal concentrations for potential health risks.
Tuğba Demir1, Ekrem Mutlu2, Seyit Aydın3 & Nejdet Gültepe4
1Faculty of Veterinary, Department of Food Hygiene and Technology, Sivas Cumhuriyet University, 58140, Sivas, Turkey.
2Faculty of Fisheries, Department of Aquaculture, Kastamonu University, Kastamonu, Turkey
3Vocational School Veterinary Department, Laboratory and Veterinary Health Program, Ankara Yıldırım Beyazıt University, Ankara, Turkey
4Fisheries Faculty, Department of Fisheries Fundamental Sciences, Atatürk University, 25240, Erzurum, Turkey
Molecular Phylogeny of North Mediterranean Freshwater Barbs (Genus Barbus: Cyprinidae) Inferred from Cytochrome b Sequences: Biogeographic and Systematic Implications. Costas S Tsigenopoulos, Patrick Berrebi. Laboratoire Génome et Populations, C.N.R.S.—UPR 9060, c. c. 063, Université Montpellier II, Place E. Bataillon, 34 095, Montpellier Cedex 5, France.
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/200520261157411.jpg[/IMG]
Bıyıklı balık (Barbus plebejus) Kaynak: tr.wikidedia
Örneğin 2021 yılında yayınlanan bir makalede Sivas ilindeki Karabel, Çaltı ve Tohma derelerinden alınan su örneklerinin fiziksel kalite parametreleri ve bu sulardan elde edilen Barbus plebejus balıklarının kan örneklerinin biyokimyasal parametreleri karşılaştırmalı olarak incelenmiş, sudaki kimyasal kirliliğin arttığı ve azaldığı dönemlerde, kan biyokimyasal parametreleri arasında GLU (Glukoz) ve UA'nın (Ürik Asit, normalde böbrekler yoluyla idrarla atılır, ancak yüksek seviyeleri (hiperürisemi) kanda birikebilir) önemli ölçüde etkilendiği belirlenmiştir. Ayrıca, kurşun (Pb), bakır (Cu), kadmiyum (Cd) ve demir (Fe) elementlerinin insan sağlığı için potansiyel risk seviyeleri uluslararası standartlarla karşılaştırılmıştır. Karabel, Çaltı ve Tohma derelerinden 12 ay boyunca aylık olarak alınan örneklerin su kalitesi parametrelerinin sınırların üzerinde olmadığı ve derelerin su kalitesinin "iyi" olduğu sonucuna varılmıştır.
Literatürde geçen ilginç bir saptamaysa Fransa’dan Karadeniz Bölgesine uzanan coğrafyadaki Barbus popülasyonlarının bizim coğrafyamızdaki Barbus popülasyonlarından farklı olduğuyla ilgilidir. Şöyle ki Sitokrom b geninin dizilerini kullanarak, Barbus cinsinin kuzey Akdeniz türleri arasındaki filogenetik ilişkileri araştırılmış, sonuç bu türlerin daha önce morfolojik özelliklerden tanımlananlarla tutarlı iki ana soy grubuna ait olduğunu göstermiştir. Birinci soy, Fransa'dan Karadeniz'e kadar uzanan türleri içermektedir. Bu soyda, büyük boyutlu akarsu-göl barbuslarının iyi desteklenmiş monofiletik bir grubu (tek bir atadan türeyen bir grubu içerir) bulunmaktadır; ancak, küçük boyutlu akarsu türlerinin monofiletikliği net değildir. İkinci soy grubu ise ülkemiz Türkiye’nin de dahil olduğu, İspanya, Yunanistan ve Küçük Asya'da bulunan türleri içermekte ve muhtemelen kuzey Akdeniz nehirlerinde bulunan en eski grubu temsil etmektedir.
Bu türle ilgili çeşitli kaynak taramaları sonucu şu tespitleri de yapmak mümkündür:
[B]1. Yerel evrimsel farklılaşma[/B]
• Anadolu’daki popülasyonlar, Avrupa’daki Barbus plebejus’ten coğrafi olarak izole kalmıştır.
• Bu izolasyon, zamanla genetik ve morfolojik farklılaşmaya yol açmıştır.
• Bu yüzden bazı araştırmacılar onu sadece alttür değil, ayrı bir tür olma adayı olarak değerlendirir.
[B]2. Akıntıya uyumlu güçlü yapı[/B]
• Vücudu uzun ve silindirik, yüzgeçleri ise güçlüdür.
• Bu yapı sayesinde akarsulardaki orta–hızlı akıntılarda enerji kaybetmeden durabilir.
• Özellikle tabana yakın yüzerek akıntıya karşı stabil kalır.
[B]3. Gelişmiş duyusal bıyıklar (barbeller)[/B]
• Ağız çevresindeki 4 adet bıyık, dokunma ve kimyasal algı için kullanılır.
• Bu sayede bulanık suda bile besini bulabilir.
• Gece veya düşük görüş koşullarında dahi aktif olarak beslenebilir.
[B]4. Ekosistemde “temizlikçi” rol[/B]
• Dipte beslenen (bentik) bir türdür.
• Besinleri:
o Böcek larvaları
o Solucanlar
o Küçük kabuklular
o Organik artıklar
• Bu davranışıyla organik maddelerin parçalanmasına katkı sağlar ve su ekosisteminin dengesini destekler.
[B]5. Çakıllı zemin bağımlılığı (üreme)[/B]
• Üreme için özellikle temiz, oksijenli ve çakıllı zeminler gerekir.
• Yumurtalarını bu alanlara bırakır.
• Bu da onu habitat kalitesine karşı çok hassas yapar.
[B]6. Hassas ve gösterge tür[/B]
• Kirlilik, barajlar ve su rejimi değişimleri bu balığı hızla etkiler.
• Bu yüzden bulunduğu yerdeki popülasyonu, su kalitesinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir.
[B]7. Tanımlaması zor “gizli farklılıklar”[/B]
• Diğer barbus türlerine çok benzer.
• Farkları genelde:
o Pul sayısı
o Vücut oranları
o Hafif renk varyasyonları
• Bu da onu taksonomik olarak “zor ama ilginç” bir grup yapar.
[B]İlginç bir detay[/B]
Barbus plebejus escherichi, aslında “gizli çeşitlilik (cryptic diversity)” örneklerinden biri olabilir. Yani dış görünüşte çok benzer olsa da genetik olarak düşündüğümüzden daha farklı olabilir. Bu da onu bilimsel açıdan özellikle değerli yapmaktadır.
[B]Kaynaklar: [/B]
Physicochemical water quality of Karabel, Çaltı, and Tohma brooks and blood biochemical parameters of Barbus plebejus fish: assessment of heavy metal concentrations for potential health risks.
Tuğba Demir1, Ekrem Mutlu2, Seyit Aydın3 & Nejdet Gültepe4
1Faculty of Veterinary, Department of Food Hygiene and Technology, Sivas Cumhuriyet University, 58140, Sivas, Turkey.
2Faculty of Fisheries, Department of Aquaculture, Kastamonu University, Kastamonu, Turkey
3Vocational School Veterinary Department, Laboratory and Veterinary Health Program, Ankara Yıldırım Beyazıt University, Ankara, Turkey
4Fisheries Faculty, Department of Fisheries Fundamental Sciences, Atatürk University, 25240, Erzurum, Turkey
Molecular Phylogeny of North Mediterranean Freshwater Barbs (Genus Barbus: Cyprinidae) Inferred from Cytochrome b Sequences: Biogeographic and Systematic Implications. Costas S Tsigenopoulos, Patrick Berrebi. Laboratoire Génome et Populations, C.N.R.S.—UPR 9060, c. c. 063, Université Montpellier II, Place E. Bataillon, 34 095, Montpellier Cedex 5, France.
Beğenenler: [T]271379,Ozzgur[/T][T]119483,Eldurmaz[/T]
Teşekkür Edenler: [T]271379,Ozzgur[/T][T]119483,Eldurmaz[/T]
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Gönderim Zamanı: 18 Haziran 2026 13:00
Capoeta bergamae (Türkçe adıyla [B]Bergama Sirazı[/B] veya [B]Ege Kazıyıcı Balığı[/B]) Türkiye'nin en ilginç tatlı su balıklarından biridir. Yerli ve yabancı bilimsel yayınlar, taksonomik çalışmalar, ekoloji araştırmaları ve koruma raporları incelendiğinde öne çıkan bazı sıra dışı özellikleri vardır.
Capoeta bergamae yalnızca Batı Anadolu'ya özgü (endemik) bir sazangildir. İlk olarak 1969 yılında Miroslav S. Karaman tarafından tanımlanmıştır. Uzun süre başka türlerin alt türü sanılmış, daha sonra bağımsız bir tür olduğu anlaşılmıştır (bknz Resim).
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/180620261244201.jpg[/IMG]
Capoeta bergamae; Bakacak, Türkiye; 145 mm Standard Boy (Kaynak: Handbook of Freshwater Fishes of West Asia, Jörg Freyhof, Baran Yoğurtçuoğlu, Arash Jouladeh-Roudbar, Cüneyt Kaya)
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/180620261244501.jpg[/IMG]
C.bergamae yayılım alanları (Kaynak: Handbook of Freshwater Fishes of West Asia, Jörg Freyhof, Baran Yoğurtçuoğlu, Arash Jouladeh-Roudbar, Cüneyt Kaya)
Capoeta cinsinin en dikkat çekici özelliği alt çenesindeki keratinleşmiş sert kenardır. Bu yapı sayesinde taşların üzerindeki algleri ve biyofilmi kazıyarak beslenir. Bu nedenle İngilizce literatürde "scraper" (kazıyıcı) olarak adlandırılır. Tatlı sularda yaşayan balıklar arasında oldukça özel bir beslenme adaptasyonudur. Evrimsel çalışmalar bu kazıyıcı morfolojinin Capoeta soyunda yalnızca bir kez ortaya çıkmış olabileceğini göstermektedir.
Birçok kişi bu balığın yalnızca Bergama çevresinde yaşadığını düşünür. Aslında dağılımı çok daha geniştir. Batı Anadolu'da; Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes'in bazı bölümleri ile Dalaman havzası ve bunlarla bağlantılı birçok dere sisteminde bulunur. Ancak dünyanın başka hiçbir yerinde doğal olarak yaşamaz. Bu da bize türün Ege havzalarına özgü gizli bir endemik olduğunu gösterir.
Son yıllarda yapılan taksonomik çalışmalar çok ilginç bir durumu ortaya çıkarmıştır. Eskiden Capoeta bergamae olarak değerlendirilen bazı popülasyonların aslında ayrı türler olduğu anlaşılmış, özellikle:
• Capoeta aydinensis
• Capoeta antalyensis
• Capoeta caelestis
gibi yeni türler tanımlanmıştır.
Bu durum Batı Anadolu'nun ne kadar güçlü bir tatlı su evrim merkezi olduğunu göstermektedir. Nehir havzalarının birbirinden izole olması yeni türlerin oluşmasını kolaylaştırmıştır. Capoeta cinsi üzerinde yapılan moleküler çalışmalar, Anadolu'daki türlerin birbirlerine oldukça yakın akraba olduğunu göstermektedir. Araştırmacılar özellikle Batı Anadolu popülasyonlarının buzul çağları boyunca nehirlerin birleşip ayrılması sonucu karmaşık bir evrimsel geçmişe sahip olduğunu düşünmektedir. Bu nedenle Capoeta bergamae hâlâ filogenetik açıdan araştırılmaya devam edilmektedir.
Ayrıca Köyceğiz Lagün Sistemi'nde yapılan bir başka çalışma oldukça dikkat çekici sonuçlar vermiştir. Karaciğer, solungaç ve kas dokularında:
• Kadmiyum
• Kurşun
• Bakır
• Demir
• Çinko
gibi metallerin birikebildiği gösterilmiştir.
Bazı örneklerde kas dokusundaki kadmiyum ve kurşun düzeylerinin insan tüketimi açısından önerilen sınırların üzerine çıkabildiği rapor edilmiştir. Bu nedenle çevresel kirliliğin biyolojik göstergesi olarak kullanılabilecek türlerden biridir.
Uluslararası değerlendirmelerde tür "Yakın Tehdit Altında" (Near Threatened, NT) kategorisinde yer almaktadır. En önemli tehditler ise dere yataklarının kuruması, barajlar, tarımsal sulama için aşırı su çekimi, endüstriyel kirlilik ve habitat parçalanması olarak sıralanabilir.
Özellikle Ege Bölgesi'nde küçük akarsuların yazın tamamen kuruması yerel popülasyonları ciddi şekilde etkilemektedir.
Kemer Baraj Gölü'nde yapılan çalışmalarda bu türün üreme döneminin Mayıs–Temmuz arası olduğu, erkeklerin dişilerden daha erken eşeysel olgunluğa ulaştığı ve erkeklerin dolayısıyla daha küçük boylarda üremeye başladığı saptanmıştır. Bu durum değişken akarsu koşullarında popülasyonun devamlılığını artıran bir strateji olarak değerlendirilmektedir.
Capoeta bergamae üzerinde:
• büyüme biyolojisi,
• kromozom yapısı,
• genetik çeşitlilik,
• biyocoğrafya,
• ağır metal birikimi,
• türleşme süreçleri
konularında çok sayıda çalışma yapılmıştır.
Özellikle yakın zamanda gerçekleştirilen sitogenetik araştırmalar bu türün kromozomal yapısının Anadolu'daki diğer Capoeta türleriyle karşılaştırılmasını sağlamıştır.
Capoeta bergamae'yi özel yapan şey sadece endemik olması değildir. Bu türün dikkat çeken diğer belli başlı özellikleri:
• Anadolu'nun jeolojik geçmişini yansıtan bir "evrimsel kalıntı",
• taş kazıyarak beslenen özel morfolojiye sahip bir balık,
• çevre kirliliğinin biyolojik göstergesi,
• Batı Anadolu'daki türleşme süreçlerinin canlı örneği olmasıdır.
[B]Kaynaklar:[/B]
Handbook of Freshwater Fishes of West Asia, Jörg Freyhof, Baran Yoğurtçuoğlu, Arash Jouladeh-Roudbar, Cüneyt Kaya
Phylogenetic relationships of the algae scraping cyprinid genus Capoeta (Teleostei: Cyprinidae), Boris A Levin, Jörg Freyhof, Zdeněk Lajbner, Silvia Perea, Asghar Abdoli, Muhammet Gaffaroğlu, Müfit Ozuluğ, Haikaz R Rubenyan, Vladimir B Salnikov, Ignacio Doadrio
Distribution and Ecology of Freshwater Ichthyofauna of the Biga Peninsula, North-western Anatolia, Turkey, HASAN MUSA SARI, SÜLEYMAN BALIK, MUSTAFA RUŞEN USTAOĞLU, ALİ İLHAN
Capoeta aydinensis, a new species of scraper from southwestern Anatolia, Turkey (Teleostei: Cyprinidae), Davut Turan, Cüneyt Kaya, Salim Serkan Güçlü, Fahrettin Küçük
New Data on the Distribution and Conservation Status of the Two Endemic Scrapers in the Turkish Mediterranean Sea Drainages (Teleostei: Cyprinidae), Davut Turan, Cüneyt Kaya, Fahrettin Küçük
Metal Accumulation in Tissues of Capoeta bergamae Karaman, 1969 (Cyprinidae, Teleostei) from Köyceğiz Lagoon System, South-West Turkey, Tuncer Okan GENÇ, Fevzi YILMAZ, Burak ŞEN
Comparative cytogenetics of four endemic Capoeta (Teleostei: Cyprinidae) species from Anatolia, Türkiye, Sevgi Unal-Karakus, Muhammet Gaffaroglu, Muradiye Karasu-Ayata
Capoeta bergamae yalnızca Batı Anadolu'ya özgü (endemik) bir sazangildir. İlk olarak 1969 yılında Miroslav S. Karaman tarafından tanımlanmıştır. Uzun süre başka türlerin alt türü sanılmış, daha sonra bağımsız bir tür olduğu anlaşılmıştır (bknz Resim).
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/180620261244201.jpg[/IMG]
Capoeta bergamae; Bakacak, Türkiye; 145 mm Standard Boy (Kaynak: Handbook of Freshwater Fishes of West Asia, Jörg Freyhof, Baran Yoğurtçuoğlu, Arash Jouladeh-Roudbar, Cüneyt Kaya)
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/180620261244501.jpg[/IMG]
C.bergamae yayılım alanları (Kaynak: Handbook of Freshwater Fishes of West Asia, Jörg Freyhof, Baran Yoğurtçuoğlu, Arash Jouladeh-Roudbar, Cüneyt Kaya)
Capoeta cinsinin en dikkat çekici özelliği alt çenesindeki keratinleşmiş sert kenardır. Bu yapı sayesinde taşların üzerindeki algleri ve biyofilmi kazıyarak beslenir. Bu nedenle İngilizce literatürde "scraper" (kazıyıcı) olarak adlandırılır. Tatlı sularda yaşayan balıklar arasında oldukça özel bir beslenme adaptasyonudur. Evrimsel çalışmalar bu kazıyıcı morfolojinin Capoeta soyunda yalnızca bir kez ortaya çıkmış olabileceğini göstermektedir.
Birçok kişi bu balığın yalnızca Bergama çevresinde yaşadığını düşünür. Aslında dağılımı çok daha geniştir. Batı Anadolu'da; Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes'in bazı bölümleri ile Dalaman havzası ve bunlarla bağlantılı birçok dere sisteminde bulunur. Ancak dünyanın başka hiçbir yerinde doğal olarak yaşamaz. Bu da bize türün Ege havzalarına özgü gizli bir endemik olduğunu gösterir.
Son yıllarda yapılan taksonomik çalışmalar çok ilginç bir durumu ortaya çıkarmıştır. Eskiden Capoeta bergamae olarak değerlendirilen bazı popülasyonların aslında ayrı türler olduğu anlaşılmış, özellikle:
• Capoeta aydinensis
• Capoeta antalyensis
• Capoeta caelestis
gibi yeni türler tanımlanmıştır.
Bu durum Batı Anadolu'nun ne kadar güçlü bir tatlı su evrim merkezi olduğunu göstermektedir. Nehir havzalarının birbirinden izole olması yeni türlerin oluşmasını kolaylaştırmıştır. Capoeta cinsi üzerinde yapılan moleküler çalışmalar, Anadolu'daki türlerin birbirlerine oldukça yakın akraba olduğunu göstermektedir. Araştırmacılar özellikle Batı Anadolu popülasyonlarının buzul çağları boyunca nehirlerin birleşip ayrılması sonucu karmaşık bir evrimsel geçmişe sahip olduğunu düşünmektedir. Bu nedenle Capoeta bergamae hâlâ filogenetik açıdan araştırılmaya devam edilmektedir.
Ayrıca Köyceğiz Lagün Sistemi'nde yapılan bir başka çalışma oldukça dikkat çekici sonuçlar vermiştir. Karaciğer, solungaç ve kas dokularında:
• Kadmiyum
• Kurşun
• Bakır
• Demir
• Çinko
gibi metallerin birikebildiği gösterilmiştir.
Bazı örneklerde kas dokusundaki kadmiyum ve kurşun düzeylerinin insan tüketimi açısından önerilen sınırların üzerine çıkabildiği rapor edilmiştir. Bu nedenle çevresel kirliliğin biyolojik göstergesi olarak kullanılabilecek türlerden biridir.
Uluslararası değerlendirmelerde tür "Yakın Tehdit Altında" (Near Threatened, NT) kategorisinde yer almaktadır. En önemli tehditler ise dere yataklarının kuruması, barajlar, tarımsal sulama için aşırı su çekimi, endüstriyel kirlilik ve habitat parçalanması olarak sıralanabilir.
Özellikle Ege Bölgesi'nde küçük akarsuların yazın tamamen kuruması yerel popülasyonları ciddi şekilde etkilemektedir.
Kemer Baraj Gölü'nde yapılan çalışmalarda bu türün üreme döneminin Mayıs–Temmuz arası olduğu, erkeklerin dişilerden daha erken eşeysel olgunluğa ulaştığı ve erkeklerin dolayısıyla daha küçük boylarda üremeye başladığı saptanmıştır. Bu durum değişken akarsu koşullarında popülasyonun devamlılığını artıran bir strateji olarak değerlendirilmektedir.
Capoeta bergamae üzerinde:
• büyüme biyolojisi,
• kromozom yapısı,
• genetik çeşitlilik,
• biyocoğrafya,
• ağır metal birikimi,
• türleşme süreçleri
konularında çok sayıda çalışma yapılmıştır.
Özellikle yakın zamanda gerçekleştirilen sitogenetik araştırmalar bu türün kromozomal yapısının Anadolu'daki diğer Capoeta türleriyle karşılaştırılmasını sağlamıştır.
Capoeta bergamae'yi özel yapan şey sadece endemik olması değildir. Bu türün dikkat çeken diğer belli başlı özellikleri:
• Anadolu'nun jeolojik geçmişini yansıtan bir "evrimsel kalıntı",
• taş kazıyarak beslenen özel morfolojiye sahip bir balık,
• çevre kirliliğinin biyolojik göstergesi,
• Batı Anadolu'daki türleşme süreçlerinin canlı örneği olmasıdır.
[B]Kaynaklar:[/B]
Handbook of Freshwater Fishes of West Asia, Jörg Freyhof, Baran Yoğurtçuoğlu, Arash Jouladeh-Roudbar, Cüneyt Kaya
Phylogenetic relationships of the algae scraping cyprinid genus Capoeta (Teleostei: Cyprinidae), Boris A Levin, Jörg Freyhof, Zdeněk Lajbner, Silvia Perea, Asghar Abdoli, Muhammet Gaffaroğlu, Müfit Ozuluğ, Haikaz R Rubenyan, Vladimir B Salnikov, Ignacio Doadrio
Distribution and Ecology of Freshwater Ichthyofauna of the Biga Peninsula, North-western Anatolia, Turkey, HASAN MUSA SARI, SÜLEYMAN BALIK, MUSTAFA RUŞEN USTAOĞLU, ALİ İLHAN
Capoeta aydinensis, a new species of scraper from southwestern Anatolia, Turkey (Teleostei: Cyprinidae), Davut Turan, Cüneyt Kaya, Salim Serkan Güçlü, Fahrettin Küçük
New Data on the Distribution and Conservation Status of the Two Endemic Scrapers in the Turkish Mediterranean Sea Drainages (Teleostei: Cyprinidae), Davut Turan, Cüneyt Kaya, Fahrettin Küçük
Metal Accumulation in Tissues of Capoeta bergamae Karaman, 1969 (Cyprinidae, Teleostei) from Köyceğiz Lagoon System, South-West Turkey, Tuncer Okan GENÇ, Fevzi YILMAZ, Burak ŞEN
Comparative cytogenetics of four endemic Capoeta (Teleostei: Cyprinidae) species from Anatolia, Türkiye, Sevgi Unal-Karakus, Muhammet Gaffaroglu, Muradiye Karasu-Ayata
Beğenenler: [T]271379,Ozzgur[/T][T]119483,Eldurmaz[/T][T]213398,ternapi[/T]
Teşekkür Edenler: [T]119483,Eldurmaz[/T]
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Gönderim Zamanı: 23 Saat 45 Dakika önce
Yaklaşık 8 ay kadar süren bu yazı dizisinin sonuna gelirken, il sınırlarımız içindeki Dalaman Çayı'nda tespit edilmiş son canlıdan bahsetmek isterim. Oxynoemacheilus angorae (eski adıyla Nemacheilus angorae), Türkiye'nin iç sularında yaşayan küçük bir sazancık (loach) (Taş çopra balığı familyası- Nemacheilidae familyasına ait) türüdür (Şekil 1). Yerli ve yabancı kaynaklarda bu balıkla ilgili öne çıkan ilgi çekici özellikler şunlardır:
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/230720261257261.jpg[/IMG]
[B]Şekil 1.[/B] Franz Steindachner (Viyana), Nemacheilus angorae'yi 1897'de tanımladı. Daha sonra Orthrias ve Barbatula cinslerine yerleştirildi ve şimdi Oxynoemacheilus cinsinin bir türü olarak kabul ediliyor.
Türün adı olan angorae, Ankara'nın eski Batı dillerindeki adı olan Angora'dan gelir. Bu nedenle uluslararası literatürde "Angora loach" olarak da anılır. Bu tür uzun yıllar Nemacheilus angorae adıyla tanınırken, daha sonra yapılan morfolojik ve filogenetik çalışmalar sonucunda Oxynoemacheilus cinsine aktarılmıştır (Şekil 2). Son yıllarda özellikle Türkiye'deki sazancıklar üzerinde yapılan revizyon çalışmaları, "O. angorae grubu" içinde yeni türlerin tanımlanmasına yol açmıştır. Bu durum, Anadolu'nun sazancık çeşitliliğinin sanılandan daha yüksek olduğunu göstermektedir.
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/230720261259331.jpg[/IMG]
[B]Şekil 2.[/B] Oxynoemacheilus angorae; Bayındır, Sakarya drenajı, Türkiye; ~60 mm Standard boy.
Maksimum boyu yaklaşık 8,9 cm'ye ulaşır. Buna rağmen Türkiye dışında İsrail, Ürdün, Lübnan, Suriye ve İran'da da kayıt edilmiştir. Bu durum onu birçok Anadolu endemiğinden farklı olarak bölgesel ölçekte yaygın bir tür yapar (Şekil 3).
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/230720261300451.jpg[/IMG]
[B]Şekil 3. [/B] Oxynoemacheilus angorae; Porsuk alt drenajı, Sakarya drenajı, Türkiye; ~60 mm Standard boy.
Tür bentopelajik olarak tanımlanır ((veya taban-yüzücü), deniz veya göl/akarsu tabanına yakın duran ve beslenen, ancak aynı zamanda serbestçe yüzerek su sütununda (orta sular) ve yüzeye yakın kısımlarda da zaman geçiren balıkları ve diğer su canlılarını tanımlamak için kullanılan ekolojik bir terimdir); ancak yaşamının büyük kısmını akarsu ve dere tabanında geçirir. Loachların tipik özelliği olan bıyıkçıkları sayesinde taşlar ve çakıllar arasındaki küçük omurgasızları bulur. Bu nedenle temiz dere ekosistemlerinin göstergelerinden biri kabul edilir.
Yabancı kaynaklarda özellikle şu karakter dikkat çekici bulunur:
• Yan tarafta koyu kahverengi lekelerin birleşerek düzensiz bir şerit oluşturması,
• Lateral çizginin ön kısmı boyunca açık renkli (depigmente) bir çizginin bulunması,
• Sırt kısmında mermerimsi desenlerin görülmesi (Şekil 4,5,6).
Bu desenler, aynı grup içindeki diğer Anadolu sazancıklarından ayırt edilmesinde önemli rol oynar.
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/230720261303071.jpg[/IMG]
[B]Şekil 4.[/B] O. angorae türünün erkek bireyinde gözün önündeki suborbital oluk.
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/230720261304331.jpg[/IMG]
[B]Şekil 5.[/B] Oxynoemacheilus'un kuyruk sapındaki renk deseni: Soldan sağa: çizgili, mermer desenli, benekli ve lekeli. Mermer desenlilerde, lekeler daha büyük ve daha belirgin olup, aralarındaki boşluklar benekli desenlere göre daha geniştir.
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/230720261305331.jpg[/IMG]
[B]Şekil 6.[/B] Nemacheilidae familyasında kuyruk sapındaki yağ dokusu çıkıntıları ve yağ dokusu sırtı (en alttaki şekil). Çıkıntı dışbükey (konveks) , sırt ise düzdür. Beyaz çizgi, çıkıntının ve sırtın proksimal tabanını göstermektedir.
Bu türün balıkçılık açısından ticari önemi bulunmaz. Akvaryum ticaretinde de yaygın değildir. Buna rağmen biyolojik çeşitlilik çalışmaları için önem taşır. Küçük boyutuna rağmen popülasyonlarının iki katına çıkma süresinin yaklaşık 1,4–4,4 yıl olduğu ve avcılık baskısına karşı düşük hassasiyet gösterdiği belirtilmektedir. Bu da türün bazı diğer tatlı su balıklarına göre daha dirençli olabileceğini düşündürmektedir.
Son yıllarda yapılan çalışmalar, daha önce tek tür sanılan birçok popülasyonun aslında farklı türler olabileceğini ortaya koymuştur. Bu nedenle O. angorae, Anadolu tatlı su balıklarının evrimsel tarihini ve türleşme süreçlerini araştıran bilim insanları için referans türlerden biri hâline gelmiştir.
Türkiye açısından ilginç bir not ise ilimiz Denizli sınırları içindeki Dalaman Çayı Havzası’nın da içerisinde bulunduğu Batı Anadolu'daki dere sistemlerinde yaşayan bazı sazancık türleri geçmişte O. angorae ile karıştırılmıştır. Modern çalışmalar sayesinde bu popülasyonların bir kısmının farklı türler olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle Anadolu'nun küçük dere balıkları arasında hâlâ yeni tür keşifleri yapılabilmektedir.
Kısacası, Oxynoemacheilus angorae küçük ve gösterişsiz görünse de, Anadolu'nun biyolojik çeşitliliği, balık evrimi ve tatlı su ekosistemlerinin sağlığı açısından oldukça önemli bir türdür.
[B]Kaynaklar:[/B]
Yoğurtçuoğlu, B., C. Kaya and J. Freyhof, 2022. Revision of the Oxynoemacheilus angorae group with the description of two new species (Teleostei: Nemacheilidae). Zootaxa 5133 (no. 4): 451-485.
Prokofiev, A.M., 2009. Problems of the classification and phylogeny of nemacheiline loaches of the group lacking the preethmoid I (Cypriniformes: Balitoridae: Nemacheilinae). J. Ichthyol. 49(10):874-898.
N Aydogdu, K S Vainutis , A N Voronova, A Aydogdu. Morphological and molecular evidence for the recognition of Allocreadium bursensis n. sp. (Trematoda: Allocreadiidae) from Angora loach Oxynoemacheilus angorae from Turkey.
Jörg Freyhof, Baran Yoğurtçuoğlu, Arash Jouladeh-Roudbar, Cüneyt Kaya. Handbook of Freshwater Fishes of West Asia.
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/230720261257261.jpg[/IMG]
[B]Şekil 1.[/B] Franz Steindachner (Viyana), Nemacheilus angorae'yi 1897'de tanımladı. Daha sonra Orthrias ve Barbatula cinslerine yerleştirildi ve şimdi Oxynoemacheilus cinsinin bir türü olarak kabul ediliyor.
Türün adı olan angorae, Ankara'nın eski Batı dillerindeki adı olan Angora'dan gelir. Bu nedenle uluslararası literatürde "Angora loach" olarak da anılır. Bu tür uzun yıllar Nemacheilus angorae adıyla tanınırken, daha sonra yapılan morfolojik ve filogenetik çalışmalar sonucunda Oxynoemacheilus cinsine aktarılmıştır (Şekil 2). Son yıllarda özellikle Türkiye'deki sazancıklar üzerinde yapılan revizyon çalışmaları, "O. angorae grubu" içinde yeni türlerin tanımlanmasına yol açmıştır. Bu durum, Anadolu'nun sazancık çeşitliliğinin sanılandan daha yüksek olduğunu göstermektedir.
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/230720261259331.jpg[/IMG]
[B]Şekil 2.[/B] Oxynoemacheilus angorae; Bayındır, Sakarya drenajı, Türkiye; ~60 mm Standard boy.
Maksimum boyu yaklaşık 8,9 cm'ye ulaşır. Buna rağmen Türkiye dışında İsrail, Ürdün, Lübnan, Suriye ve İran'da da kayıt edilmiştir. Bu durum onu birçok Anadolu endemiğinden farklı olarak bölgesel ölçekte yaygın bir tür yapar (Şekil 3).
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/230720261300451.jpg[/IMG]
[B]Şekil 3. [/B] Oxynoemacheilus angorae; Porsuk alt drenajı, Sakarya drenajı, Türkiye; ~60 mm Standard boy.
Tür bentopelajik olarak tanımlanır ((veya taban-yüzücü), deniz veya göl/akarsu tabanına yakın duran ve beslenen, ancak aynı zamanda serbestçe yüzerek su sütununda (orta sular) ve yüzeye yakın kısımlarda da zaman geçiren balıkları ve diğer su canlılarını tanımlamak için kullanılan ekolojik bir terimdir); ancak yaşamının büyük kısmını akarsu ve dere tabanında geçirir. Loachların tipik özelliği olan bıyıkçıkları sayesinde taşlar ve çakıllar arasındaki küçük omurgasızları bulur. Bu nedenle temiz dere ekosistemlerinin göstergelerinden biri kabul edilir.
Yabancı kaynaklarda özellikle şu karakter dikkat çekici bulunur:
• Yan tarafta koyu kahverengi lekelerin birleşerek düzensiz bir şerit oluşturması,
• Lateral çizginin ön kısmı boyunca açık renkli (depigmente) bir çizginin bulunması,
• Sırt kısmında mermerimsi desenlerin görülmesi (Şekil 4,5,6).
Bu desenler, aynı grup içindeki diğer Anadolu sazancıklarından ayırt edilmesinde önemli rol oynar.
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/230720261303071.jpg[/IMG]
[B]Şekil 4.[/B] O. angorae türünün erkek bireyinde gözün önündeki suborbital oluk.
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/230720261304331.jpg[/IMG]
[B]Şekil 5.[/B] Oxynoemacheilus'un kuyruk sapındaki renk deseni: Soldan sağa: çizgili, mermer desenli, benekli ve lekeli. Mermer desenlilerde, lekeler daha büyük ve daha belirgin olup, aralarındaki boşluklar benekli desenlere göre daha geniştir.
[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/230720261305331.jpg[/IMG]
[B]Şekil 6.[/B] Nemacheilidae familyasında kuyruk sapındaki yağ dokusu çıkıntıları ve yağ dokusu sırtı (en alttaki şekil). Çıkıntı dışbükey (konveks) , sırt ise düzdür. Beyaz çizgi, çıkıntının ve sırtın proksimal tabanını göstermektedir.
Bu türün balıkçılık açısından ticari önemi bulunmaz. Akvaryum ticaretinde de yaygın değildir. Buna rağmen biyolojik çeşitlilik çalışmaları için önem taşır. Küçük boyutuna rağmen popülasyonlarının iki katına çıkma süresinin yaklaşık 1,4–4,4 yıl olduğu ve avcılık baskısına karşı düşük hassasiyet gösterdiği belirtilmektedir. Bu da türün bazı diğer tatlı su balıklarına göre daha dirençli olabileceğini düşündürmektedir.
Son yıllarda yapılan çalışmalar, daha önce tek tür sanılan birçok popülasyonun aslında farklı türler olabileceğini ortaya koymuştur. Bu nedenle O. angorae, Anadolu tatlı su balıklarının evrimsel tarihini ve türleşme süreçlerini araştıran bilim insanları için referans türlerden biri hâline gelmiştir.
Türkiye açısından ilginç bir not ise ilimiz Denizli sınırları içindeki Dalaman Çayı Havzası’nın da içerisinde bulunduğu Batı Anadolu'daki dere sistemlerinde yaşayan bazı sazancık türleri geçmişte O. angorae ile karıştırılmıştır. Modern çalışmalar sayesinde bu popülasyonların bir kısmının farklı türler olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle Anadolu'nun küçük dere balıkları arasında hâlâ yeni tür keşifleri yapılabilmektedir.
Kısacası, Oxynoemacheilus angorae küçük ve gösterişsiz görünse de, Anadolu'nun biyolojik çeşitliliği, balık evrimi ve tatlı su ekosistemlerinin sağlığı açısından oldukça önemli bir türdür.
[B]Kaynaklar:[/B]
Yoğurtçuoğlu, B., C. Kaya and J. Freyhof, 2022. Revision of the Oxynoemacheilus angorae group with the description of two new species (Teleostei: Nemacheilidae). Zootaxa 5133 (no. 4): 451-485.
Prokofiev, A.M., 2009. Problems of the classification and phylogeny of nemacheiline loaches of the group lacking the preethmoid I (Cypriniformes: Balitoridae: Nemacheilinae). J. Ichthyol. 49(10):874-898.
N Aydogdu, K S Vainutis , A N Voronova, A Aydogdu. Morphological and molecular evidence for the recognition of Allocreadium bursensis n. sp. (Trematoda: Allocreadiidae) from Angora loach Oxynoemacheilus angorae from Turkey.
Jörg Freyhof, Baran Yoğurtçuoğlu, Arash Jouladeh-Roudbar, Cüneyt Kaya. Handbook of Freshwater Fishes of West Asia.
Beğenenler: [T]213398,ternapi[/T][T]200788,koagulant[/T][T]21182,Cyber_Scout[/T][T]175359,Serpent[/T]
Teşekkür Edenler: [T]200788,koagulant[/T][T]175359,Serpent[/T]
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Gönderim Zamanı: 23 Saat 9 Dakika önce
[QUOTE=Orhan76]Yaklaşık 8 ay kadar süren bu yazı dizisinin sonuna gelirken, [/QUOTE]
Konuya son mesajın şu şekilde olması içimi burdu. Okuması inanılmaz keyifli bir başlıktı. Umarım başka iç sularımız hakkında da bu şekilde başlıklar açılır.
Konuya son mesajın şu şekilde olması içimi burdu. Okuması inanılmaz keyifli bir başlıktı. Umarım başka iç sularımız hakkında da bu şekilde başlıklar açılır.
Beğenenler: [T]240492,Orhan76[/T]
Teşekkür Edenler: [T]240492,Orhan76[/T]
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
Gönderim Zamanı: 22 Saat 50 Dakika önce
[QUOTE=Eldurmaz]
Konuya son mesajın şu şekilde olması içimi burdu. Okuması inanılmaz keyifli bir başlıktı. Umarım başka iç sularımız hakkında da bu şekilde başlıklar açılır. [/QUOTE]
Hocam en baştan bu yana verdiğiniz destek ve kıymetli görüşleriniz için size ve konuya katkıda bulunan, ilgi gösteren tüm forum arkadaşlarıma teşekkür etmek isterim. Tabi birçok konuda zamanla güncellemeler ve yeni fikirler ortaya çıkabiliyor, umarım hobici arkadaşlarımız bu başlık altında da yeni gelişmeler olursa paylaşırlar. Ben de sizinle aynı temenni de bulunarak benzer yazıların sayılarının artarak devam etmesini dilerim.
Konuya son mesajın şu şekilde olması içimi burdu. Okuması inanılmaz keyifli bir başlıktı. Umarım başka iç sularımız hakkında da bu şekilde başlıklar açılır. [/QUOTE]
Hocam en baştan bu yana verdiğiniz destek ve kıymetli görüşleriniz için size ve konuya katkıda bulunan, ilgi gösteren tüm forum arkadaşlarıma teşekkür etmek isterim. Tabi birçok konuda zamanla güncellemeler ve yeni fikirler ortaya çıkabiliyor, umarım hobici arkadaşlarımız bu başlık altında da yeni gelişmeler olursa paylaşırlar. Ben de sizinle aynı temenni de bulunarak benzer yazıların sayılarının artarak devam etmesini dilerim.
Üye imzalarını sadece giriş yapan üyelerimiz görebilir
