ÖZELLİKLER

Kullanıcı Adı:
Orhan76
Kullanıcı Grubu:
Forum Özel Üyesi
Geri Bildirimleri:
Aldığı Beğeni:
4010
Hesap Durumu:
Aktif
Durumu:
Çevrimiçi
Üyelik Tarihi:
15 Ağustos 2023 11:26
Son Ziyaret:
1 saniye önce
Toplam Mesaj:
2818 [2.98 Gün Ortalaması]
Paylaşım Sayisı:
225 (Son 6 Ay)
İlan Sayisı:

BİLGİLER

Ad Soyad:
Orhan Barbol
Doğum Tarihi:
09 Haziran 1976
Yaş:
49
İl:
Denizli
Meslek:
Maden Yüksek Mühendisi
Özel Mesaj:
Sohbet Talebi:
Üye Favorile:
Sosyal Medya:

İMZA

40lt Bitkili Lepistes Cüce Vatoz Komando Cory 140lt Bitkisiz Orta-Güney Amerika Ciklet Leopar Vatoz 25lt Bitkili Neolamprologus Leleupi 25lt Bitkili Galaxy-Harlequin Rasbora 25lt Bitkili Kardinal Neon Tetra 25lt Bitkili Pseudomugil Gertrudae

SON 10 MESAJI

Denizli İli, Dalaman Çayı Havzası Ve Çay Balıkları
Bu ayki sunumda Denizli İli Dalaman Çayı balıklarından özel bir yere sahip olduğunu düşündüğüm Dikence balığına [B](Gasterosteus aculeatus)[/B] değineceğim.

Üç dikenli balık olarak da adlandırılan Dikence ( Gasterosteus aculeatus ), 30°N'nin kuzeyindeki çoğu iç ve kıyı sularına özgü bir balıktır (Şekil 1). Uzun zamandır birçok nedenden dolayı bilimsel çalışmaların konusu olmuştur. Yaşam alanı boyunca büyük bir morfolojik çeşitlilik gösterir; bu da evrim ve popülasyon genetiğiyle ilgili sorular için idealdir. Birçok popülasyon anadromdur (deniz suyunda yaşar ancak tatlı veya acı suda ürer) ve tuzluluk değişimlerine karşı çok toleranslıdır; bu da fizyologlar için ilgi çekici bir konudur. Biz bu türlere genel olarak ‘Örihalin’ balıklar diyoruz. Tıpkı bazı ‘Ekstremofil’ balıklar gibi (ekstremofil bir balık örneği için bknz. ([URL]https://www.akvaryum.com/Forum/ekstremofil_bir_ciklette_eko-morfolojik_degisimler_k1014378.asp[/URL]) bu tür mensupları da özellikle genetik araştırmacıların dikkatini çekmektedir. Ayrıntılı üreme davranışları sergiler (bölge savunma, yuva yapma, yumurtalara ve yavrulara bakma) ve sosyal olabilir ( üreme mevsimi dışında sürüler halinde yaşar), bu da onu balık etolojisi ve davranışsal ekolojide popüler bir araştırma konusu haline getirir. Avcılara karşı adaptasyonları, konak-parazit etkileşimleri, duyusal fizyolojisi, üreme fizyolojisi ve endokrinolojisi de çokça incelenmiştir. Bu çalışmaları kolaylaştıran şey, üç dikenli balığın doğada (30°N'nin kuzeyi) kolayca bulunabilmesi (kastedilen bizim Coğrafyamız değildir, Türkiye Coğrafyası’nda bilinen habitatı Dalaman Çayı’dır) ve akvaryumlarda kolayca beslenebilmesidir.

[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/180320261421041.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/180320261421181.jpg[/IMG]
[B]Şekil 1.[/B] Farklı kaynaklardan Dikence balığının Dünya üzerindeki yayılma alanları.

Bu tür bazen 8 cm uzunluğa ulaşabilir, ancak olgunlukta 3-4 santimetre uzunluk daha yaygındır. Vücut yanlardan basıktır. Kuyruğun tabanı incedir. Kuyruk yüzgecinde 12 ışın bulunur. Sırt yüzgecinde 10-14 ışın vardır; sırtında balığa adını veren üç diken bulunur (bazı bireylerde sadece iki veya dört diken olabilir). Üçüncü diken (sırt yüzgecine en yakın olan) diğer ikisinden çok daha kısadır. Her dikenin arkası ince bir zarla vücuda bağlıdır. Anal yüzgeçte 8 ila 11 ışın bulunur. Pelvik yüzgeçler sadece bir diken ve bir ışından oluşur. Tüm dikenler dik pozisyonda kilitlenebilir, bu da balığın bir avcı tarafından yutulmasını son derece zorlaştırır. Göğüs yüzgeçleri büyüktür ve 10 ışına sahiptir. Vücutta pul bulunmaz, ancak sırt, yanlar ve karın bölgesinde kemikli plakalarla (zırhlarla) korunur. Sadece bir ventral plaka mevcuttur, ancak yan plakaların sayısı dağılım aralığı ve habitat tipleri arasında büyük ölçüde değişir; normalde deniz popülasyonlarında daha yüksektir (bazı tatlı su popülasyonlarında yanal plakalar tamamen bulunmayabilir) (Şekil 2.)

[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/180320261422581.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/180320261423371.jpg[/IMG][IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/180320261424121.jpg[/IMG]
[B]Şekil 2.[/B] Dikence Balığı (Gasterosteus aculeatus)

Ocak ayında (2019) Evolution Letters Dergisi’nde çıkan bir çalışmaya göre benzer çevresel koşullarda yaşayan Dikence Balığı (Gasterosteus aculeatus) izole popülasyonlarına (belirli bir zaman ve mekanda aynı türe ait bireylerin oluşturduğu topluluk) ait genetik analizler bu balık popülasyonlarının benzer şekilde gelişim gösterdiğini ortaya koydu. Bu da ‘Paralel Evrim’ denilen olguyu gündeme getirdi. Pek iyi bu ‘Paralel Evrim’ dediğimiz fenomen neydi?

Paralel evrim, birbirinden farklı olup ancak yakın bir ortak atayı paylaşan türlerin yine birbirlerinden bağımsız, fakat benzer şekilde evrimleşmesi olarak ifade edilmektedir. Burada benzer çevresel seçilim baskısından (belli bir türdeki bireylerin hayatta kalma ve üreme başarılarını arttırmak amacıyla gösterdikleri çeşitli faktörler) dolayı uzun süre aynı bölgede yaşanması sonucu benzer yapısal özelliklerin gelişimi söz konusu. Bu evrimsel süreçte canlılar gösterdikleri ortak özellikleri, özellikle genetik düzeyde de ifade ettikleri için, benzer seçilim süreçlerinde benzer evrimsel değişiklikler meydana getirmektedir.

Doğada birbirlerinden bağımsız olarak aynı özellikleri ortaya çıkaran pek çok canlı mevcut. Burada benzer çevresel koşullara yukarıda açıklandığı gibi benzer şekilde adaptasyon mekanizmasının işlenmesi önemli rol oynamaktadır. Ancak böyle benzer popülasyonların genetik varyantlarının evriminde bu mekanizmanın işleyişi henüz çok iyi aydınlatılmadı. Basel Üniversitesi’nden ve Nottingham Üniversitesi’nden oluşan araştırma grubu yaptıkları bir çalışmayla dikence balığı genomunu inceleyerek paralel evrimin genetik alt yapısına ışık tutuyorlar.

Dikence balığı, evrim çalışmalarında oldukça popüler olan bir model organizma. Çünkü bu balık çok farklı habitatlara adapte olmayı başarmış ve türlerin ortak ataları (ki okyanusta yaşıyorlar) bugün hala varlığını sürdürmekte. Araştırmacılar da bütün bu özellikleri nedeniyle model organizma olarak birden fazla sayıda dikence balığı popülasyonu ile çalışmışlar.

Habitat olarak ise bu balıkların 8000-10000 yıl önce (son Buzul Çağından sonra tatlı sularda kalanlar) kendilerine habitat olarak seçmiş oldukları North Uist Adası’ndaki çeşitli bazik ve asidik göller (Şekil 3A) ile denizlerdeki ataları ele alınmıştır. Habitatlar arasındaki pH ve kalsiyum konsantrasyonuna ilişkin farklılıklar Şekil 3B’de gösterilmiştir. Bilindiği üzere asidik göller, bazik göllere kıyasla denizlerden daha farklı bir ekolojik sisteme sahiptir. Bu da asidik göllerde yaşayan balıkların fenotipik (genetik yapı ve çevre etkisi sonucu ilgilenilen özellik bakımından canlıda ortaya çıkan durum) olarak denizlerde yaşayan atalarına göre çok farklılaştığını ortaya çıkarıyor. (Şekil 3)

Çalışmada balıklar üzerinde bazik ve asidik göllerdeki ayrımların çeşitli özellikler üzerinde göstermiş olduğu ekolojik ve fenotipik paralelliğin, genom düzeyinde de temsil edilip edilmediği araştırılmıştır. Her üç habitattan alınan alınan örneklerle yapılan SNP (Single Nucleotide Polimorphism - Tek Nükleotid Polimorfizmi; DNA dizisinde tek nükleotid değişikliği sonucu meydana gelen çeşitlilik) analizlerine göre bu durumun cevabı bulunmuştur. Elde edilen veriler ışığında asidik göllerde yaşayan balıkların atalarıyla daha az sayıda ortak özelliğe sahip olduğu, ancak bazik göllerde yaşayan balıkların ise atalarıyla daha fazla sayıda ortak özelliğe sahip olduğu sonucuna varılmış. (Şekil 3)

[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/180320261429241.jpg[/IMG]
[B]Şekil 3.[/B] Çalışılan dikence balığı popülasyonları ve habitatları. (A) İskoçya’nın North Uist Adası’ndaki bazik (mavi) ve asidik (kırmızı) göllerin coğrafik dağılımı. Gri oklar denizlere ait dikence balığı örneklerinin toplandığı kıyı lagünlerini göstermektedir. (B) Çalışılan bölgelerdeki habitatların pH, kalsiyum konsantrasyonu ile bireylerin yanal plak sayısı, sırttaki diken sayısı ve pelvik kompleks varlığı (%) özelliklerine ilişkin ortalama değerler. (C) Habitat çeşitlerine göre dikence balığı ekotipleri (Aynı hayvan türüne ait toplulukların çevresel yalıtım sonucu değişik evrimsel etkiler altında farklılaşması ile oluşan alttürler). (Haenal vd., 2019’dan düzenlenerek alınmıştır.)

Sonuç olarak, North Uist Adası’ndaki hem doğu hem de batı göllerinde çalışılan birden fazla balık popülasyonu sonuçları şunları göstermiş: Balıklar birbirlerinden bağımsız olarak fakat benzer şekillerde alkalik ya da asidik habitatlara adapte olmuşlardır. Ayrıca balıkların habitatlara göre gözlemlenen farklı özelliklerinin yine genetik havuzlarındaki benzer değişimler sonucu ortaya çıktığı gösterilmiştir. Araştırmacıların burada çalışma sonuçlarına bağlı olarak özellikle vurguladığı nokta şudur: Belli özelliklere sahip habitatlarda görülen genom değişimleri evrimi tahmin edebilmeyi sağlayabilir.

Denizlerde yaşayan dikence balığı atalarıyla yapılan genetik analizler, asidik ya da bazik sulara adapte olmayı kolaylaştıran genetik varyantların, hepsinin atasal genomlarda bulunduğunu göstermiştir. Dolayısıyla ortaya çıkan benzer yaşam formları rastgele ortaya çıkmamış; genomda zaten mevcut olan avantajlı konumdaki genetik varyantların öngörülebilir bir şekilde sıralanmasıyla farklı popülasyonlarda birbirlerinden bağımsız olarak meydana gelmiştir.

Dikence balığının atasal özelliklerinden bahsetmişken bu türün en eski fosil örneklerinden biri olan G. doryssus‘ a değinmeden konuya devam etmemeliyiz. Üç dikenli balık, 10 milyon yıldan fazla bir süredir morfolojik olarak değişmeden kalmış oldukça eski bir tür gibi görünüyor. Türün en eski kaydı, Kaliforniya'daki Monterey Formasyonu'nun Alta Mira Şeyli'nden olup, modern G. aculeatus kompleksine esasen özdeş görünen eklemli bir iskeleti korumaktadır. Biraz daha genç bir örnek, yine Monterey Formasyonu'na ait olan Lompoc'taki diyatomit yataklarından bilinmektedir . Her iki örnek de deniz yataklarından bilinmektedir ve bu da denizel veya anadrom bir yaşam tarzını düşündürmektedir. Üç dikenli balığın Miyosen'de bulunması, üç dikenli balık kompleksinin bu noktadan önce siyah benekli dikenli balıktan ayrılmış olması gerektiğini düşündürmektedir.
Üç dikenli balığın ikonik evrimsel özellikleri, izole ortamlarda hızlı evrim, zırh ve pelvisin küçülmesi ve farklı nişlere ekolojik bölünmeler de dahil olmak üzere, Gasterosteus soyunun uzun süredir devam eden bir eğilimi gibi görünmektedir. Bu özelliklerin tümü, ABD'nin Nevada eyaletindeki Truckee Formasyonu'nun Miyosen dönemine ait tatlı su yataklarından bilinen ve birkaç bin yıl boyunca hızlı evrim ve morfolojik değişime uğramış bir fosil dikenli balık olan Gasterosteus doryssus'ta mevcuttur (Şekil 4).

[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/240492/180320261430451.jpg[/IMG]
[B]Şekil 4.[/B] Fosil türü G. doryssus, G. aculeatus ile yakından ilişkilidir ve hızlı evrime yönelik çok benzer bir eğilim göstermiştir.

Burada anahtar kelime ‘hızlı evrim’ dir. Öyle ki bazı araştırma ve yorumlarda balığın yaşadığı habitata göre zırh bölgesinde değişimler, (zırh plaka sayısının veya boyutunun azalması gibi) , üçüncü sırt dikenin giderek küçülmesi, pelvik yüzgeç kaybı (tıpkı bazı Midas cikletlerde olduğu gibi) vb. hızlı adaptasyonlar ve morfolojik değişimlerin onu şu anki Gasterosteridae (Dikenli Balıklar Ailesi) Familyasından hiç de geç olmayan bir zamanda (belkide biyolojik/jeolojik olarak birkaç bin yıl içinde) Cichlidae Familyasına (Ciklet Balıkları Ailesi) taşıyabileceğini belirtmektedirler (kendi okumalarımdan).

Halihazırda konuya ilgi duyanlar için balık üzerinde yapılan çeşitli araştırmaların linklerini bırakıyorum,

[URL]https://www.broadinstitute.org/stickleback/stickleback-genome-project[/URL]
[URL]https://alaskastickleback.com/the-experiment-1[/URL]
[URL]https://www.mpg.de/17386061/sticklebacks-evolution-adaptation[/URL]
[URL]https://ws-stickleback.ru/en/our-projects-en/[/URL]
[URL]https://orbit.dtu.dk/en/projects/stickleback-gasterosteus-aculeatus-fishery-development-from-biolo/[/URL]

Çoğu 30 Kuzey Paralel’in üzerinde Dikence balığı habitatlarına sahip ABD, Rusya, Danimarka, Almanya vb. ülkelerin pek çok başka araştırmaları da mevcut. Bu yazıda amacım bilimsel olarak böylesine önemli bir türün ülkemizde şu ana kadar bilinen ilk ve tek varlığının bahsi geçen Dalaman Çayı’nda bulunmasına dikkat çekmekti. Umarım bu tür ülkemizde nadir varlığını sürdürmeye devam eder.
________________________________________
Kaynaklar:
• Haenal, Q., Roesti, M., Moser, D., MacColl, A. D. C. ve Berner, D. (2019). University of Basel Predictable genome-wide sorting of standing genetic variation during parallel adaptation to basic versus acidic environments in stickleback fish. Evolution Letters, 1-15. DOI: 10.1002/evl3.99
• https://en.wikipedia.org/wiki/Three-spined_stickleback [EDIT]Orhan76,2026-03-18 15:08:23[/EDIT]
40/60 Litre Akvaryuma Mangrove Kökü
[QUOTE=MG]Atakan petshoptan bulduğum mangrove kökü
Akvaryum 50 cm bombeli litre tahmini 40
/60. Lepistes (veya endler), cüce albino vatoz, rasbora(büyük ihtimalle harlequin veya galaxy) ve nerite olacak Akvaryum
Bol bitkili önceki bitki önerisi konumdan bitkilere bakabilirsiniz. Sorun şu ki mangrove köküne iyi diyen var kötü diyen var.
1 Koymalı mıyım?
2 Suyun sararması hep mi bu şekilde kalır yoksa 5 kere falan yıkasam sarartmaz mı
3 kök mü almalıyım taş mı(dekorasyon olarak sadece birini alabilirim para kalmadı malum)
Sorularım bu kadardı Keyifli hobiler[:D][/QUOTE]

Sorulara maddeleriyle cevap vereyim,

1 Suyu sarartıp sarartmamasından bağımsız olarak evet koymalısınız, özellikle bitkili tanklara çok yakışır, bir çok rizomlu bitkiyi (anubias gibi) yapıştırabilirsiniz, zamanla kütüğü sararlar, doğal bir görüntü alırsınız

2 Suyun sararması aslında faydalıdır, özellikle mangrove kökünün içeriğindeki tanin maddesi stresi azaltır, suyu hafif asidik hale getirir. Mangrove kökü uzun süre yoğun tanin salgılar, 3-4 hafta yoğun sarı renkli olur su, daha sonraki aylarda giderek rengi açılarak iyice berraklaşır, tabi 5 defa özellikle kaynar suda yıkamanız (istenmeyen mirorganizmaları öldürmek için kaynar su olmalı) bu süreci azaltabilir

3 İkisi arasında seçim yapsam şahsen kök tercih ederim, sarı su istemiyorsanız ya da daha çabuk berraklaşmasını isyorsanız şayet daha az suyu sarartan kökler de vardır, spider wood (piyasada çöl kütüğü denir ama bugünlerde bulması kolay değil) çok az seviyede, ribbed wood ise yine az seviyede, mangrovedan daha az tanin salgılayıp daha az suyu sarartırlar[EDIT]Orhan76,2026-03-17 13:43:49[/EDIT]
İlk Kurulum Herkese Tşkler
[QUOTE=yigidoumit]

Çok teşekkür ederim.

Suyu sarartmadan olan yöntemi deneyeceğim. İki çıkmazım var. Ro artıma sistemim yok malesef ama damacana suyu ile yapsam olur mu ki.
Artık çeşme suyunu su düzenleyicisi olsa bile kullanamayacağım kullanırsam gene tds artar diye düşünüyorum.

"hayalet yemleme" yaptım ama her gün mü yapacağım bir kez mi yapacağım onu bilemedim.


Sizde keyifli hobiler dilerim.
[/QUOTE]

Uludağ Premium, Özkaynak veya Nestle Pure Life nötr pH'a yakın, yumuşak tercih edilen piyasa sularıdır. Su sertliği 120-150 ppm karides besleyecekseniz ve genel bitkilerin mineral ihtiyacı için hedefleyeceğiniz sertlik değerleri olabilir. Hayalet yemlemeyi 3 günde bir, 2 tutam olacak şekilde yapabilirsiniz. Eğer su test şeritleriyle test yapma imkanınız varsa, amonyak ve nitrit 0 ppm (tabi bunlar ilk etapta maksimum seviyeye çıkıp pik yaptıktan sonra sıfırlanacak değerler), nitrat ise 5-30ppm aralığına geldiği yerde azot döngüsünün başladığını ve bakteri kültürünün oturmaya başladığını anlarsınız.
İlk Kurulum Herkese Tşkler
Tasarım, ekipman ve malzemeleriyle sağlam, şık bir tank olmuş elinize sağlık. Naçizane tavsiyem eklemesini yaptığınız bakteri kültürünü çok abartmayacak şekilde çok az yemleme yaparak geliştirip, çoğaltabilirsiniz, literatürde buna 'hayalet yemleme' ('ghost feeding') deniyor bunu bir araştırıp uygulayabilirsiniz. Suyunuz oldukça sert (bizim şebeke suyumuz da 450 ppm civarında) ve pH yüksek. Çoğu Amerikan tetraları, dip balıkları, ciklet ve karidesleri yumuşak (karidesler için 120 ppm'den düşük olmaması iyidir), düşük pH (6.5-7.5 gibi) su severler. Bu suyu bir miktar RO su kullanarak ya da filtrede torf ve reçine (resin), akvaryumda catappa yaprağı, kızılağaç kozalağı, pH/kH düşürücüler kullanarak yumuşatıp, pH'ını düşürebilirsiniz yalnız suyunuz oldukça sararacaktır. RO su ile bir kaç denemeden sonra standart bir sertlik ve pH'da suyu sarartmadan canlılarınızın rahat edebilecekleri bir ortam sağlayabilirsiniz. Ya da son seçenek suyu olduğu gibi oluruna bırakmaktır ki ülkemizde çoğu amerikan türleri dahil olmak üzere şebeke sularımıza alışık canlılardır. Aydınlatmayı ilk ay bitkilerin adaptasyon döneminde 4 saat civarında kullanmak ve sıvı gübre kullanmamanız (Nutrient Growth u özellikle ilk ay kullanmayın, sıvı karbon bir miktar girilebilir) alg (yosun) kontrolü açısından faydalı olacaktır. Genel olarak tankınız hoş olmuş, ben beğendim. Keyifli hobiler dilerim.
Neo Co2 Mayalı Sistem
[QUOTE=TABE1AN]

Herkese merhaba yaklaşik 1 buçuk yıldır bu hobiyle ilgileniyorum kolay bitkili akvaryumum var ne zamandir CO2 sistemi istiyordum fakat fiyatlarindan dolayi alamiyordum. İnt te karsima boyle bir uygun maliyetli sistem cikti ve sipariş verdim fakan henüz kuramadim. Açikcasi sizlerden tavsiye almak istiyorum internetten baktim fakat cok bilgilendirici ve aşamalarin detayli anlatimiyla ilgili türkçe bir video bulamadim. Var midir aranizda kullanan tecrube eden veya bilgisi olan. Ne kadar sure gidiyor, tarifi hazirlayinca araliksiz bitene kadar durmadan calisiyor mu , karideslerime veya baliklara herhangi bir zararı olur mu, ömrü ne kadar vb gibi konularda yardimci olabilir misiniz?[/QUOTE]

Aynı sistemi 40 litre lepistes tankımda 3 haftadır kullanıyorum. Kurulumu çok basit, 300 ml 50c suyu şişesine döktükten sonra kapağını kapatıp yaklaşık 100 sefer iyice çalkalıyorsun, 24 saat sonra yine 200 ml 40-50c arası suyu döküp üzerine 1 küçük paket bakteri tozu döküyorsun. Contalı delikli kapağı difüzöre bağladıktan sonra yarım saat içinde kabarcıklar (co2) difüzörden gelmeye başlıyor. Kendi deneyimimi söyleyeyim, takriben bir poşet bakteri 40 litre akvaryumda bana 3 hafta co2 verdi. 3 hafta sonra tekrar 200 ml 40-50c su ekleyip 2. paketi döktüm şişeye. Toplam 5 paket toz bakteri geliyor, kabaca benim işimi 15 hafta görecektir. Yedeğim de mevcut, 30 haftalık bir kullanım bekliyorum, tabi yaz aylarında havalar ısınınca belki performansı bir miktar düşebilir, deneyimleyip göreceğim. Keyifli hobiler dilerim.
Akvaryum İçin Dekor Taş
En soldaki kaya mermer ve daha çok travertene benziyor. Az da olsa asitle köpürmesi zaten kalsiyum/magnezyum karbonat kökenli bir kayaç olduğuna işaret ediyor. Suya salınım yapacaktır, eğer ki sert su seven balıklarınız varsa kullanabilirsiniz, ben lepistes akvaryumumda özellikle kırık mermer ve traverten parçaları kullanıyorum. Yalnız sert su istemiyorsanız tankınızda kesinlikle kullanmayın. İkinci resimdeki çakıl görünümlü taşlar da özellikle peyzajda çok kullanılan dolomittir, bu da mermer gibi bir kayadır kökeni aynıdır yalnız metamorfizma (başkalaşım) geçirmediği için yüksek sıcaklık/basınç altında yeniden kristalleşmemiştir dolayısıyla çok az köpürse bile pek anlaşılmaz, yalnız bu da suyunuza sertlik katar. Son resimdeki taş daha çok kumtaşını andırıyor gibi suya salınım yapmaz, nötr olması çok muhtemeldir. Son olarak diyeceğim ilk iki taş suyunuzu sertleştirir (özellikle karbonat sertliğini artırır) son taş suyla etkileşime girmez, taşların üçü de ağır metal bakımından suyunuza zarar da vermez. [EDIT]Orhan76,2026-03-13 10:05:23[/EDIT]
40x40x40 Bitkili Kurulum..
İlk bitkili tankınız için güzel bir başlangıç yapmışsınız. Bitkiler için özellikle ilk 1 ay adaptasyon süreci dediğimiz zaman çok kritiktir, ışık kullanım süreniz şu an ideal görünüyor bu süreçten sonra günlük 7 saate kadar aydınlatmayı artırabilirsiniz. Tropica soil kullandığınız için ilk ay haftada 2 defa %30'luk bir su değişimi alg oluşumunu ciddi manada sınırlandırır, özellikle bu iki hususa dikkat etmenizi tavsiye ederim. Bitkiler için bazı ipuçları da vermek isterim, örneğin MC da ilk budamayı bitki yayılınca yaparsanız güçlü ışık ve CO2 desteği altında halı görüntüsünü daha kolay elde edersiniz. Mini parvulaları çok sık dikmemeniz iyi olmuş, kırmızı Rotala içinse nitratın yüksek olmamasına dikkat ediniz. İlk adaptasyon sürecinden sonra temizlik ekibi olarak adlandırdığımız karides ve nerite salyangoz gibi canlıları eklemeniz alg kontrolü için yerinde bir hareket olacaktır. Dediğim gibi sağlam malzeme ve ekipmanlarla hoş bir başlangıç olmuş, oldukça beğendiğimi söyleyebilirim, elinize sağlık. Sağlıklı, huzurlu, keyifli hobiler dilerim.
Özel Tür Ciklelt Nelerdir
[QUOTE=Doğalbalıkçılık]Arkadaşlar özel tür ciklelt nelerdir[/QUOTE]

Aslına bakarsanız 'özel tür' terimi kulağa biraz ticari bir yakıştırma gibi geliyor. Özel tür dediğimiz anda başka sorular da beraberinde geliyor, doğal olarak sorulan sorular şunlar oluyor, 'kime göre özel? , neye (yada hangi vasfına) göre özel? ' Bu sorular sorulduğu zaman da konu manipulasyona çok açık hale geliyor. Zaten cikletler ortak olan özelliklerinden dolayı bir balık familyası (ailesi) oluşturuyor. Bence doğru terim 'özel tür' yerine [B][U]'nadir tür'[/U][/B] olmalı. Nadir türler adından da anlaşılacağı üzere öyle her akvaryumcuda ya da hobicide kolaylıkla rastlayamayacağımız türler. Peki bu cikletleri nadir kılan neler olabilir?

1- Gerçekten sadece hobide değil doğada da nadir bulunan ciklet türleri (örneğin Neolamprologus mustax, Mikrogeophagus maculicauda, Vieja melanurus)
2- Sıradışı renk morfu gösteren ciklet türleri (mesela Maylandia estherae' nin kırmızı zebra morfları, Pterophyllum scalare (Melek) 'in Gold altın renk morfu)
3- Özel olarak çaprazlanmış hibrit türler ki bunlar zamanla ticari amaçla çoğaltıldıkları için sonraları nadir tür kapsamından çıkarılabilir (misal Flowerhorn veya Electric Blue Ram gibi)
4- Vahşi formda olan türler, direkt doğadan yakalananlar (örnek olarak vahşi form Protomelas taeniolatus verilebilir)
5- Çok endemik sadece belli spesifik bir lokasyonda bulunabilen türler (bazı Afrika cikletleri buna örnektir, büyük göllerde dahi tek bir bölgede/resifde bulunurlar) (Aulonocara “Stuartgranti Maleri” , Tropheus “Ikola” vb.)[EDIT]Orhan76,2026-03-12 09:33:13[/EDIT]
Beta Karides Uyum
[QUOTE=Akvaryumcu_Doru]Beta ile karides yaşar mı yaşıyorsa da hangi türler yaşar hangileri yaşamaz[/QUOTE]

Yukarda Mirza arkadaşımızın dediği gibi Bettanın çoğunlukla karakterine bağlı bir konu. Bölgeci, agresif bir Betta ile yaşama imkanı yoktur. Bunun haricinde sizin de kuracağınız tankta bazı şeylere dikkat etmeniz gerekir. Her şeyden önce hacim önemlidir, 25-30 litreden küçük hacimde karşılaşmalar çok olur bu nedenle tank hacminiz daha küçük olmasın. İkincisi bol saklanma yeri hazırlamak, çeşitli moss türlerinden bol bitkilerle, kayalarla saklanma alanları oluşturmak da önemli bir başka konudur. Bir de saklanma iç güdüsü daha fazla olan dayanıklı karides türü seçmek ki bu noktada kiraz karidesi tavsiye edebilirim. Yalnız unutmayın karides yavrularını her halükarda yetiştirip büyütme imkanı pek olmayacaktır.
40/60 Litre Akvaryum İçin Balık Önerisi
[QUOTE=MG]
Sağolun son bir sorum olacak tropical vitality color proteini fazla olan ve renkleri canlandıran olduğundan fazla kullanmamalıyım gibi geliyor sıkıntı çıkar mı her gün kullanmam? Bir de balıkların tek gözü büyüklüğünü hesaplayım değil mi[/QUOTE]

Balıkların omnivor (hem etçil hem otçul) olduklarından sürekli protein bazlı beslememek de fayda var. Genelde renk verici yemlerin içeriğinde astaksantin ve beta-karoten gibi renk verici pigmentler bulunuyor. Yalnız dediğim gibi bu yemin yüksek protein içeriğinden dolayı 2 veya 3 günde bir yemlemede fayda var. Yüksek protein sürekli verilmesi canlılarda sindirim problemlerine neden olur onun dışında bu tip yemlerin bilinen bir zararı yoktur. 3 lepistes ve 6 rasbora için 2 tutam tuz atar gibi versen yeterli gelir. Cüce vatoza ise 2-3 günde bir tutam Tropical Welsi Gran versen kafi gelecektir. [EDIT]Orhan76,2026-03-10 16:42:51[/EDIT]

SON MESAJLAR

GÜNCEL 100 TANITIM

SON İLANLAR

FORUM İSTATİSTİKLERİ

  • 3,797,668 Mesaj
  • 408,613 Konu
  • 91 Forum
  • 145,128 Forum Üyesi
  • 1,466 Özel Forum Üyesi
  • 29 Kıdemli Akvarist
  • 1,941 Dün Giriş Yapan Üye

Şu ana kadar en fazla 1365 kişi 27.03.2012 23:21 tarih ve saatinde çevrim içi oldu.