Cory Korkuluğu





  • Nehrin ortasında hareketsiz bir şekilde duruyorum. Gökyüzü bulutsuz, masmavi ve güneş parıldıyor. Yumuşak, tropikal bir esinti 20 m yukarıdaki ağaç kubbesini dalgalandırıyor. Bu bölgedeki ağaçlar inanılmaz bir şekilde uzun.




    Esintiye bayılıyorum, kavurucu sıcaklığı yatıştırıyor ve uçan kan emici böcekleri az çok uzak tutuyor. Böcekleri uzak tutan esintinin tek dezavantajı sizi kamikaze böcekleri adını verdiğim böceklerle kaplaması. Ağaçların yukarısında sık yapraklarla kaplı dallarda yaşayan bu böcekler esintiyle birlikte büyük miktarlarda aşağıya düşüyor. Tanımlanamayan birkaç böcek ensenizde yürürken veya daha kötüsü kulağınızın içine girmeye başladıklarında hareketsiz durmak zorlaşıyor. Böcekleri savuruyorum ve hareketsiz pozisyonumu geri alıyorum, kraliçenin muhafızı gibi ama dalgıç kıyafetinde.




    Her yerde yeşil ve kahverengi olmak üzere öne çıkan iki renk var. Bitki örtüsünden suyun yüzeyine yeşil bir renk yansıyor ve su berrak olduğundan suyun dibindeki kahverengi çökeltiyi görebiliyorsunuz, her ikisi de inanılmaz derecede güzel çift renkli dünyaya aynı şekilde karışıyor. Su 28 derece civarlarında ve yavaş bir akıntı her boyuttan yuvarlak kayanın üzerinde akıyor. Burası denize yakın tipik bir And dağı akıntısı. Bu dağ sırası Venezüella’nın orta ve doğu kıyıları boyunca uzanıyor.


    Hala nehrin ortasında hareketsiz duruyorum. Her zaman ki gibi eski, sağlam ve güzel hasır şapkamı takıyorum. Bahse girerim, eğer yeterince uzun bir süre hareketsiz kalırsam nehrin bu bölümünde yaşayan Bronz Corylere (Corydoras aeneus) bir tehdit olarak görünmeyeceğim.

    Hobide oldukça yaygın olan Corydoras aeneus, nispeten küçük ve dipte yaşayan zırhlı bir kedi balığıdır. Bronz Corylerin bağırsakları aracılığıyla hava soluma yetisi vardır; akvaryum ortamında yukarıya yüzüp, yüzeyden hava yutup ve hemen ardından aşağı doğru ilerlediklerini görebilirsiniz. Aldıkları bu hava muhtemelen sindirimde yardımcı olmaktadır.




    Balıkların varlığıma çabucak alışacağını deneyimlerimden biliyorum (yaklaşık bir veya iki saat). Görenlere garip gelebilecek ama bana birçok fayda sağlayan ritüellerim var. Hareketsiz dururken beni çevreleyen ekosistemi yorumluyorum ve ayrıca etrafımdaki hayvanların davranışlarını öğreniyorum. Nelerin dikkatimi çektiğini söyleyeyim. Yukarıda, bütün ağaçların arasından en görkemli bulduğum Yağmur Ağaçlarının (Albizia saman) dalları devasa bir şemsiye gibi yayılmış ve büyük miktarlarda *epifit bitkilerle kaplanmış. Aşağıda, Astyanax metae tetralar bol miktarda suya düşen kamikaze böceklerini avlıyorlar. O kadar hızlılar ki, avlarını yakalamak için atağa geçtiklerinde vücutlarının dörtte biri suyun dışına çıkıyor. Hedeflerini yakaladıklarında, bunun gibi küçük bir balığa göre oldukça gürültülü gelen bir çıtırdama sesi çıkarıyorlar. Esinti sakinleşince, su yüzeyi sessiz ve sakin oluyor, tetralar sakince bekliyor. Rüzgar hızlandığında ve böcekler tekrar suya düşmeye başladığında, su yüzeyi kabarcıklaşmaya ve öngörülmeyen bir şekilde ses çıkarmaya başlıyor. Karasal böcekler, doğada birçok balık için birincil besin kaynağı olmalı.



    Nehrin kendisi gölet, sığlık, dere ve kanal olmak üzere değişik kısımlara ayrılabilir. Yaklaşık 100 metre uzunluğunda, 7 metre genişliğinde, kenarları 40 cm derinliğinde ve ortasına doğru gidildikçe 20 metre derinliğe inen (evet, kenarlar daha derin) bir sığlıkta duruyorum. Sığlık, evcilleşmemiş yüzeyi ve nispeten pürüzsüz tabanı ile uzun sığ bir gölcük olarak tanımlanabilir. pH 7.5 ve KH 40 MG/L civarında.

    Su akıntısı oldukça yavaş ve günlerdir yağmur yağamadığından su berrak.



    Evet, karşınızda Bronz Cory sürüsü, burası yaşadıkları yer. Sadece bu akarsuyun sığlıklarında bulunuyorlar: gölet, dere veya kanallarda yaşamıyorlar. Nehrin sağ kıyısına doğru dönük bir şekilde, nehrin neredeyse tam ortasındayım; sağ kıyı en çok günün bu saatinde güneş tarafından aydınlanıyor. Elimden geldiğince sabit durmaya ve gördüklerimi zihnime kaydetmeye çalışıyorum. Coryler akıntıya karşı yüzüyorlar, olabildiğince hızlı bir şekilde kaç tane olduklarını saymaya başlıyor ama 8’den sonra hesabı şaşırıyorum, çok hızlı yüzüyorlar ve çok fazlalar. Durmadan zig zag yaparak yüzen aşağı yukarı 150 Cory var. Balıklar ayaklarımın önünde zig zag yaptıkça ağzım sonuna kadar açılıyor. Zig zag yüzme biçimi tamamen kasıtlı, 20 metre yukarıdaki dalların oluşturduğu gölgeye göre yüzüyorlar. Orada durup, balıkların sürü halinde karmaşık bir şekil ve güzergahta yüzdüğünü görünce, aklıma ilk olarak damarlardan akan kana veya delicesine tasarlanmış bir otoyolda giden arabalara ne kadar benzedikleri geliyor. Gölgelerin belli belirsiz olmasına rağmen yoldan sapmama konusunda harika bir iş çıkardıklarını görmek inanılmaz. Uzun bir sıra halinde ve birbirlerine çarparak ayaklarımın önünden geçişlerini izliyorum. Nehrin 2 metre yukarısında, solumda gölgede kalan kumluk bir nokta var. Bazı Coryler yavaşlayıp ve daire oluşturup buranın etrafında yüzmeye başlıyor. Bu davranış, eski Vahşi Batı filmlerinde yük vagonlarının Kızılderililer tarafından saldırıya uğradığında ne yaptığını hatırlattı.



    Bir anda durup, bir-iki dakika boyunca dinleniyorlar ve sonra motorlarını çalıştırıyorlar ve gölgelenmiş otobanlarından geçerek tekrardan nehrin yukarısına doğru ilerlemeye başlıyorlar. Olduğum yerde durmaya karar veriyor ve başka bir sürünün çıkagelmesini bekliyorum. Çok geçmeden, daha küçük bir sürü, ilk grup ile aynı kuralları izleyerek geçiyor ama bu grup farklı olarak vagon halkasını bozdukça nehrin karşısına doğru yüzüyor. Asla nehrin ortasında yüzmüyorlar, fakat oradan geçtikleri zaman bunu son sürat yapmaya özen gösteriyorlar. Yavaşça arkamı dönüyor ve daha karanlık ve kayalık olan nehrin sol kıyısına doğru ilerlemelerini izliyorum. Burası Corylerin dönüş şeridi. Daha karanlık ve kayalık sol kıyıda, kayaların yüzeyine yapışmış olan *perifiton ile beslenmek için zaman ayırıyorlar.



    Büyük kayaların arasındaki yarıklarda, kirli çamurdan oluşan tabanın üzerinde yaprak ve dallardan oluşan tortu tabakası var. Çamur çürüyen organik maddelerle dolu, burada kendilerini yer altına gömercesine tortu tabakasının içine doğru girdikleri için dipteki maddeleri havaya kaldırıyorlar. Sonraki öğünlerini kazarken çamurda eğlenen küçük domuz yavrularına benziyorlar. Yani, burası onların beslenme alanı. Kumlu orta ve sağ kıyı oldukça temiz ve steril görünüyor. Bu kolda yaşayan Coryler, temiz kumlu sağ tarafı nehrin yukarısına doğru giderken ve kayalık sol tarafı nehrin aşağısına doğru giderken beslenmek için kullanıyorlar. Aşağı yukarı giderken neden sadece sol kıyıyı kullanmadıklarını merak ediyorum? Her iki tarafı da görebilmek için nehrin aşağısına doğru bakarak hareketsiz durmaya karar veriyorum, bir şey ensemi ısırıyor ve ezerken kırmızı karınca gibi görünüyor, ani hareketimden korkarak Corylerin kaçtıklarını görüyorum. Gülümseyip kahkaha atıyorum; hasır fötr şapkamla ayakta duruyorum, canlı bir balık korkuluğuyum ya da daha iyisi, Cory korkuluğu.



    Artık Corylerin davranışlarını, suyun akışını, ışığın biyotopu nerede ve nasıl aydınlatacağını bildiğimden onları nasıl dijitalleştireceğimi düşünmeye başlıyorum. Her bir davranışı yakalamak için bir plan yapmaya başlıyorum.

    Ben buyum, her şeyi Mikolji yöntemiyle yapmalıyım. İşi olabildiğince karmaşık hale getirmeye, fotoğrafçılığın sınırını zorlamaya, standartları oldukça yükseğe taşımaya ve yerimi alacak sonraki nesle beni geçmeleri için birazcık daha ter döktürmeye çalışırım. Şapkamı kıyıdaki bitki örtüsüne doğru atıp, suda uzanıyorum. İnce kumun üzerinde sağ kıyıya doğru sürünerek ilerliyorum ve kamera lensimin yarısı suyun içinde, diğer yarısı suyun dışında kalacağı oldukça sığ bir nokta arıyorum. Objektifin gölgelerin yakınında ve aynı zamanda uzağında olduğu bir nokta bulduğumdan emin oluyorum ve böylece Coryler uzun bir sıra veya büyük yoğun bir grup halinde görünmüyorlar.



    Kıyının yakınındaki gölgeleri takip ederek yayılmalarını istiyorum. Kameramın ayarlarını yapıyor ve hareketsiz bir şekilde bekliyorum, beklendiği gibi, en iyi bildikleri şeyi (Cory olmak) yaparak kameranın önünden güzel güzel geçiyorlar. Açık alanda da aynı adımları izliyorum ve benim için tekrardan o müthiş vagon çemberini yapıyorlar, çalışılacak en iyi modeller. Kalkıp, sol kıyıyı da yapıyorum, balıklar beslendikçe ve yüzdükçe suya karışan tortu miktarı nedeniyle buranın kendi zorlukları var ama çoğu zaman saatlerce sabırla beklemeye değiyor.



    İş bitince her zaman ki son ritüelimi yapıyorum: kamerayı yere koyuyor, su altında uzanarak bir balık gibi davranıyor ve zamanın durmasını diliyorum.


    Çeviri Notu:
    Epifit: Epifit, bazı bitkiler diğer bazı bitkileri sadece konak olarak kullanırlar ve onlara zarar vermeden konum ve destek sağlamak için üzerlerinde büyür ve gelişirler. Toprakta kök yapmazlar. Böyle hayatını devam ettiren bitkilere "epifit" adı verilir.
    *Perifiton: Su altında kalan yüzeylerin (taban, bitki, kütük, kaya vb.) üzerinde yaşayan küçük organizmalar topluluğu. Yosun, plankton, hidra, böcek larvası, salyangoz vb. Bunun içerisine tortuyu dahil eden kaynaklar da var.


    Yazan: Ivan Mikolji
    Çeviren: Sergen Tuncer
    Mikolji.com

Üye Yorumları