ÖZELLİKLER

Kullanıcı Adı:
tecnomaster
Kullanıcı Grubu:
Forum Üyesi
Geri Bildirimleri:
Aldığı Beğeni:
0
Hesap Durumu:
Aktif
Durumu:
Çevrim Dışı
Üyelik Tarihi:
26 Eylül 2006 09:36
Son Ziyaret:
23 Aralık 2007 14:12
Toplam Mesaj:
13 [0.00 Gün Ortalaması]
Paylaşım Sayisı:
0 (Son 6 Ay)
İlan Sayisı:

BİLGİLER

Ad Soyad:
Fatih
Doğum Tarihi:
Girilmedi
Yaş:
Bilinmiyor
İl:
Erzincan
Meslek:
Özel Mesaj:
Sohbet Talebi:
Üye Favorile:
Sosyal Medya:

İMZA

Fatih TUNÇARSLAN


"Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş
Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş."

Yavuz Sultan Selim

SON 10 MESAJI

yavru patlaması (resim eklendi)
Öcelikle tebrikler,
 
herkes akvaryum ebatlarını sormuş da ben daha ilginç birşey sorayım.
 
Ev kaç metrekare ve eğer evliyseniz eşiniz ne diyor bu işe?
 
Benim bir ana tankım (120 lt) ve yavru tankım (20 lt) var. 3. büyük bir tank için zafer yolunda ilerliyorum (kazanırsam 250 lt lik bir tank daha kuracam)
sp beyazlama
Belki aynı olay değildir ancak tecrübemi aktarayım birilerine faydalı olur dedim.
Benim dişi sarı prensesim ağzına yumurta aldıktan sonra (yem yediği halde) yavaş yavaş rengi açılıp açık sarıya doğru dönüyor. Yavrular çıktıktan sonra bir kaç gün ayrı tankta besiye çekiyorum gücüne kavuşsun diye ancak birden rengi nerdeyse beyaza yakın bir hale geliyor bu 2-3 gün içinde.  Ana tankıma aldığımda 1 hafta bazen 10 gün içinde eski rengine geri geliyor.
 
Bu izlenimlerimden yola çıkarak üreme dönemi ile ilgili olarak sarı prenseslerde renk değişimi olabildiği yönünde bir olaya yoruyorum.
 
Eğer balığınızın diğer göstergeleri (hareket, yem yeme gibi) düzgün ise renk değişimini problem etmemeniz gerekir diye düşünüyorum.
 
Sağlıklı balıklar dileği ile...
Balıktaki bu çıkıntı nedir?
Balıktaki o çıkıntı fotoğraf kalitesinden ötürü fazla belli olmuyor ancak bu türde ayda bir kez görebileceğin bir çıkıntıdır bence.
 
Cem bey,
önce hafif hafif bir büyüme ile başlar, sonraki günlerde karnı yanlara doğru hafifçe şişer. Ertesi gün bu kısım aşağı doğru iyice belirginleşir. Bu dişi balığın yumurtlama dönemine gireceğinin ve hatta girdiğinin göstergesidir. Takriben 3 bilemedin 4 gün sürer en fazla.
 
Önünde iki ihtimal var artık. Dişi balık ya yem yiyor ve bu şişkinlik kayboldu ya da şişkinlik kayboldu ancak yem yemiyor ve fazla ortalarda gözükmüyor. Ben ikinci ihtimali tercih ederim çünkü yumurtlamış ve ağzı dolu demektir. Ancak her yumurtlama döneminde yumurtalar döllenecek ve dişi ağzına alacak diye bir kural yok. Sanırım yardımcı olabildim.
 
5 cm olması önemli değil. kaç aylık olduğu önemli. Şahsi tecrübelerimi aşağıdan takip edebilirsiniz.
 
Bir akvaryum masalı- Resimli

Zeyd:

24 sarı prenses yavrusu dünyaya geldi o kadar küçük balıktan 24 tane yavru aldım.Ama sizin anlattığınız gibi özel bi işlem uygulamadım.Bana göre anneliğe en yakışan ve yavrularına sadık bir balıktır sarı prenses .

Zeyd Bey,
Ben beklemek taraftarıyım. 24 yavru iyi bir rakam ben o kadar ümitli değilim. 8-10 tane civarında yavru olur diye tahmin ediyorum. Benim anllattığım özel işelmler diye tabir ettiğiniz ilaçlamalar ise onların bu balığın yumurta almasıyla bir alakası yok. Sadece yeni kurduğum bir akvaryuma hastalık şüphesi taşıdığım balıklar koymak istemediğimden. Ancak erken yaşta ağzına yumurta almasında verdiğim mineral ve vitamin karışımı tozun faydası olabilir.

İyi niyetlerinizden dolayı teşekkür ediyorum.

Bir akvaryum masalı- Resimli

[QUOTE=Akvarist]Çok geçmeden kustur fazla yavru alırsın..Saygılar ve tebrikler..[/QUOTE]

Teşekkür ederim ancak ilk yavrulaması olduğu için kusturmayı istemiyorum. Ayrıca elle tutup ağzını açacak kadar bile değil bu büyüklükte bir balığı kusturabileceğimden de şüheliyim. Oluruna bıraktım çok olmasındansa sağlıklı olmasını tercih ederim.

Bu arada bu ne hız. Mesajımı attım ve sayfada nasıl durmuş bir bakayım derken altında cevap gördüm.

Bir akvaryum masalı- Resimli

75x50x35 ebatlarında yaklaşık 100-110 l kapasiteli bir akvaryumum var. Küçük denebilecek bir akvaryum. Masamın üzerinde duruyor ve az yer kaplaması için 36 cm derinlik ve 75 cm genişliğe rağmen 50 cm yükseklikle standart akvaryumlara göre biraz daha yüksek bir akvaryum.

Su şartlarını test etmediğim için belirtemiyorum. Akvaryumu ilk aldığımda (9 ayın başı) suyla doldurdum ve 2-3 gün dinlenmesini bekledim. Aradan 1 hafta geçmesine rağmen hiç balığım yoktu. (aslinda 13 litrelik küçük akvaryumumda baktığım bir ateşağzı vardı ama hasta olduğu için bu akvaryuma hiç koymayı düşünmedim). Bulunduğum yerde getirdiği balıklara güvendiğim sadece bir akvaryum satıcısı vardı ve ondada hiç balık yoktu. (sezonu değilmiş, ramazan geliyordu ve satılmıyormuş). Bende arkadaşlarıma rica edip birer ikişer balık ayarladım ama arkadaşlarımın akvaryumundaki en cılız balıklardı bunlar. En büyüğü 5-6 cm kadardı.

Bu arada 4 adet 2-3 cm civarında yunus siparişim üzerine geldi. Arkadaşlarımdan aldığım balıklar ve gelen yunusları 13 lt lik akvaryuma koydum (ateşağzı sizlere ömür). Güvendiğim akvaryumcu arkadaştan formaldehit (1cc lik toza 4cc su çekerek 5cclik bir enjektör içinde), gmt (bir tür dezenfektan conax veya coax diye bir markası var ve tavuk çiftliklerinde zeminde kullanılıyor yanlış bilmiyorsam. Sıvı formda ve 5lt lik ticari ambalajdaki veterinerlerin sattığı bu ilaçtan da 5cc aldım) ve hazır çorba ambalajıyla aynı şekilde bir ambalajda bulunan ve yine tavuk çiftliklerinde tavukların çabuk gelişmesi için kullanılan b vitamini ve mineraller içeren tozdan da (ismini hatırlamıyorum ama eczacıbaşı üretiyor ve veterinerlerde bulunuyor) 2 çay kaşığı aldım. Tabi bunları kafama göre almıyorum akvaryumcu arkadaşımın tavsiyelerine istinaden ve kafama yattığı için aldım.

İlk koruma tedavisi:

Koruma diyorum çünkü balıklarım çok sağlıklı gözükmesine rağmen bir hastalık veya mikrop olabileceği ihtimaline karşın koruma amaçlı olarak bu tedaviyi yaptım.

5 lt lik bir yoğurt kabı içerisine havataşı ve ısıtıcımı yerleştirdim. Dinlenmiş suyunu koyup ısısını ayarladıktan sonra 6 gün boyunca sabahları 5 L  suya 1cc gmt katıp yarım saat banyo yaptırdım ve balıkları küçük akvaryuma aldım (13 L lik olana) ve bu suyu döktüm

öğlenleri 5 L dinlendirilmiş suyu yoğurt kabına alıp 0.5 cc formaldehit katıp yarım saat banyo ve yine balıklar küçük akvaryuma

akşamları işten gelince vitamin tozundan 5 L ye çay kaşığının ucuyla az bir miktar katıp 1 saat banyo yaptırdım ve balıkları küçük akvaryuma aldım.

Arkadaşımın tavsiyesi üzerine bu esnada bol havalandırmayı ihmal etmedim.

Bu tedavinin ardından balıkların rengi değişti. Kimisi daha açık kimisi daha koyu bir renk aldı.

Büyük akvaryum bu süre zarfında havalandırıldı ve iç filtre çalışır vaziyette bekledi. Sonrasında bana bir güven geldi ve hiçbir şeye dikkat etmeden tüm balıkları bir anda yeni kurduğum akvaryuma salıverdim.

 

İnanılmaz 3 hafta:

3 hafta boyunca tetra ve sera marka değişik tip yemlerin karıştırılması ile elde ettiğim karma yem ile balıklarımı yem miktarını ve yemleme sayısını biraz fazla tutarak (normalin 2 katı yem ve günde 4-5 kez) balıkları besledim. Renkleri canlanıp koyulaştı. Hareketleri değişti. Akvaryuma baktıkça parkta oynayan çocuklar gibi bir an bile duraksamadan birbiriyle oynaşan balıklar görüyordum ve bu çok hoşuma gidiyordu. Arkadaşlarımdan aldığım balıkların boyunda bir değişim gözlemlemedim ancak yavru yunusların boyları nerdeyse 2 katına ulaştı.

Bu 3 hafta boyunca suya tuzdan başka hiçbir şey katmadım.

Eheim marka bir dış filtre sipariş ettim ve gelince filtremi kurdum. Bu esnada tetra easy balance kullandım ki ilk döngüye yardımcı olayım. Detaylı anlatıyorum ancak tüm anlattıklarım 1 ay bile sürmedi. Bu zaman zarfında haftalık olarak %20-%25 su değişimi uyguladım ve akvaryum ısısını 26-27 C civarında tuttum.

İşin ilgin yanı şimdi başlıyor. Bayram arafesinde en küçüklerden bir sarı prensesim tüp çıkardı. Boyu 5 cm civarında ve en fazla 4-5 aylık bir yavru. Ayın 22 sinde tüpü çıkardı ve bayram günü tüp yoktu. Derisi sanki mantar hastalığına yakalanmış gibi bir hal almıştı. Hasta olduğunu düşünerek boşta bekleyen 13 litrelik akvaryuma aldım. Hareketliliğini kaybetti ve yeme ilgisizleşti. Ayın 25 inde belirgin bir şekilde ağzının dolu olduğunu farkettim. Resimlere dikkatli bakarsanız ısıtıcı tüpü ve 5 cmlik ufacık iç filtrenin yanında duran bu küçük sarı prensesin şaşılacak kadar küçük olduğunu farkedersiniz.

Bir hafta kadar yem yemedi ve bir köşede bekledi sadece ağzında yumurtaları çevirdi. Bu kadar küçük bir balığın buna dayanamayacağını düşünerek bir kaç kez ağzındaki yumurtaları almayı düşündüm ama biraz daha vakit geçsin en azından bir kuluçka aparatı yapar belki yavruları kurtarırım düşüncesi ile vazgeçtim.

Ama her geçen gün balık canlanmaya başladı ve 1 haftadan sonra attığım yemin kenarından ufak parçalar koparıp 2 kez yem yedi. Şu an yavruları ağzını açtıkça ağzında görüyorum ve balığın durumu çok iyi. Ben de herşeyin doğalı olsun dedim ve bekliyorum. Yumurtayı ağzına alalı 13-14 gün oldu.  10 gün daha sabredip kendinin bırakmasını beklemeye karar verdim. Derisindeki garip görüntü yumurtayı aldıktan sonraki 4-5 gün sonra gitti. Tek başına 13 litrelik akvaryumda hayatına devam ediyor. Her geçen gün ağzının altı biraz daha koyu bir renk alırken anne balık daha çok hareket etmeye ve daha sağlıklı gözükmeye başladı.

(burada öndeki yunus 8 cm civarında aldığım arkadaşıma daha sonra geri verdim)

 

tecnomaster2006-11-4 2:14:40
Türkiye’de Üretilen Filtreler???
Bildiğim kadarı ile ekol filtreler Bursa malı ama internet siteleri yok sanırım.
Atman EF2 (3336)
Bence iyi düşünün bahsettiğin site ile ilgili şikayetlerin haddi hesabı yok. Benim de epeyce başımı ağrıttılar ve artık alışveriş yapmıyorum.
 
Internet üzerinden satış yapan sitelerin hiçbiri stok tutmuyor ve geç teslimat yapıyorlar çoğunlukla.
 
Dikkat ettiyseniz 100-120 lt lik akvaryumlar için şeklinde bir açıklama var. Debisi ve elektrik sarfiyatı belirtilmemiş ve içi boş. Bu filtreye 90 ytl iç malzemesine de 40-50 ytl harcayacağınızı düşünürsek aynı fiyata alman malı eheim veya tetra filtrelerden birini alabilirsiniz. Hem elektrik sarfiyatları nerdeyse bu modelin yarısı olur hemde daha kaliteli bir ürün almış olursunuz. Debi olarak bu modelden düşük bile gözükseler eheim markayı tercih edin derim. Çünkü eheim filtreler de debi içi dolu iken diğerlerinde filtre malzemesi yok iken ölçülüyor bildiğim kadarı ile. Hem daha sessiz çalışıyorlar hem de daha uzun ömürlü oluyorlar.
 
Ben tetra ve eheim arasında epey bocaladım ve sonunda eheim aldım. Çok memnunum sadece musluklarının bulunması bile verdiğim paraya değer. Kesinlikle musluksuz bir model almayın. İlk kurulum ve her temizlikte size çile çektirir.
 
Size tavsiyem Ankara'da olduğunuza göre çıkıp bir gün piyasa araştırması yapın ve bir eheim alın. İç malzemesi dolu modeli yerine boşunu alıp içini de kafanıza göre doldurun. Öyle çok uçuk kaçık iç malzemeye ihtiyacınız yok. Sadece siporax türü bir malzeme alın ve diğer süngerler ile elyafı piyasadan (koltukçulardan sünger, yorgancılardan elyaf) ucuza temin edin. Siporax türü malzemenin ise ucuzuna kaçmayın bu şekilde bir dizilimle en iyi verimi alırsınız.
Uzman arkadaşlardan yardım bekliyorum
Mustafa Bey,
 
Öncelikle eğer imkanınız var ise tek parça bir tank düşünün. Şöyle anlaşılır bir örnekle sebebini izah edeyim. 10 litrelik bir tanka 1 gr dezenfektan atarsanız balıklarınız ölür ancak 100 litrelik bir tankta balıklar bunu absorbe edebilir ve 1000 litrelik tankta nerdeyse hiç etkilenmezler. Anlatmak istediğim ideal su şartlarını akvaryum ortamında sağlamak zordur aksattığımız su değişimleri, yanlış ışıklandırma, eksik maddeler ne derseniz diyin mutlaka hatalarımız olur. Tank kapasitesi ne kadar küçük ise bu o kadar büyük sonuçlar doğururken büyük kapasitelerde absorbe olabilir.
 
3 tank demek 3 ayrı ısıtma, 3 ayrı denge, 3 ayrı filtreleme yani 3 katı uğraş demektir.
 
3 tank demek balıklar için daha küçük gezecek bir alan demektir.
 
3 tankın tek artısı birbiri ile uyumsuz olan balık cinslerine ayrı tanklarda bakabilmeniz olur.
 
Ayrıca tek büyük tankta balıklar sahiplenecek bölgeleri daha rahat bulacak geniş bir alanı daha rahat paylaşacaklardır.
 
Gelelim yanyana dizilimli sump sistemine. Bu sistem elbetteki iyi bir sistemdir. Uzun bir süre kullanılmıştır halen kullanılmaya devam etmektedir. Ancak bir genelleme yaparsak insanda bile bazı rahatsızlıklar vücudun kapalı bölgelerinde meydana gelmektedir. Yani iyi havalanmayan bölgelerde. Genel olarak yararlı bakteriler oksijeni sever ve temiz hava ister. Kule tipi sump diğer modellerin kullanılmasından sonra işin bir adım daha geliştirilmiş şeklidir. Amaç daha iyi havalandırmadır. Yer müsait ise kule tipi tercih edilmelidir çok daha randımanlı çalışır ama mümkün değilse diğer sistemde kullanılabilir. Benim kanaatim bunca emek ve maddi harcama yapıyor isem değmeli ve en güzeli olmalıdır.
 
Benim tercihim tek tank, kule tipi sump olurdu...
 
Bir diğer arkadaşımızın belirttiği stres olayını da sakın küçümsemeyin etrafında çok hareket olan balıklar kendini rahat hissetmez ve bu sizin tüm iyileştirmelerinize rağmen hastalık olarak karşınıza çıkar. Çift tarafı açık bir akvuryum balıklar ne tarafa giderse gitsin dışarıdan saklanamayacak demektir. Mutlaka orta bölgede çok iyi tasarlanmış kayalar, mağaralar, kovuklar düşünülmelidir.
Uzman arkadaşlardan yardım bekliyorum
[QUOTE=emiir]

Mustafa bey, vermiş olduğunuz adres gerçekten çok faydalı örneklerle dolu. Ancak güzel yazınızda belirttiğiniz ufak bir ayrıntıya değinmek istiyorum. Sump filtrenin üzeri kapanmaz ve kapanmamalıdır. Çünkü ( hele ki kule tipi sump yapılırsa ) filtrenin içerisindeki hava her zaman taze olmalı ki bakretiler havadaki oksijeni de kullanabilsinler. Bir tek suyun ilk temas ettiği elyaf bölümünün üzeri kapalı olabilir ( ki ben onu da tavsiye etmiyorum ve kendi filtremde kapatmıyorum ) Nedeni de, güçlü akan suyun dışarıya sıçramaması ve sesin biraz olsun azaltılmasıdır.

Çok uzattım galiba ama ana fikir olarak özetlemek gerekirse, elyaf temizliği ihmal edilmezse sump filtrede koku olmaz. Olsaydı eşim beni kapının önüne koyardı  

Sağlıklar...

[/QUOTE]
 
Kule tipi bölge mutlaka açık olmalı haklısınız zaten yazıma dikkat ederseniz kule tipini neden tercih etmemiz gerektiğini belirtirken hava ile karışarak malzemeye çarparak suyun dökülmesi gerektiğini belirtmiştim. Ancak bu tür sistemler kurulurken akvaryum içindeki doğal olmayan malzeme kalabalığını kaldırmak ve benzer sebeplerden yan kısımlarında ek su tankları da yapılır. Bu bölgelerde su dinlendirmesinden kalorifer tertibatından su ısıtmaya, yavru tankından bitki tankına, artemia havuzundan suni kuluçkaya kadar hayal gücünüze göre geliştirilebilir. Özellikle kule bölümü kesinlikle hava ile temas etmeli ama kapanmasında mahzur olmayan diğer bölgelerin de üstü kapanmalı. Bu sadece koku ile değil çevre temizliği, su eksilmesi, dışardan içeriye yapancı madde girişi gibi nedenlere bağlanabilir.

SON MESAJLAR

GÜNCEL 100 TANITIM

SON İLANLAR

FORUM İSTATİSTİKLERİ

  • 3,797,668 Mesaj
  • 408,613 Konu
  • 91 Forum
  • 145,128 Forum Üyesi
  • 1,466 Özel Forum Üyesi
  • 29 Kıdemli Akvarist
  • 1,941 Dün Giriş Yapan Üye

Şu ana kadar en fazla 1365 kişi 27.03.2012 23:21 tarih ve saatinde çevrim içi oldu.