ÖZELLİKLER

Kullanıcı Adı:
replacka
Kullanıcı Grubu:
Forum Üyesi
Geri Bildirimleri:
Aldığı Beğeni:
369
Hesap Durumu:
Aktif
Durumu:
Çevrim Dışı
Üyelik Tarihi:
23 Mayıs 2020 13:40
Son Ziyaret:
54 dakika önce
Toplam Mesaj:
159 [0.33 Gün Ortalaması]
Paylaşım Sayisı:
95 (Son 6 Ay)
İlan Sayisı:

BİLGİLER

Ad Soyad:
Alper
Doğum Tarihi:
04 Nisan 1990
Yaş:
31
İl:
Denizli
Meslek:
Özel Mesaj:
Sohbet Talebi:
Üye Favorile:
Sosyal Medya:

İMZA

SON 10 MESAJI

Walstad Serüveni (frankenstad) (güncelleme 16.09.2021)
[QUOTE=allytourgood]Vallahi çok teşekkür ederim hocam vakit ayırıp bir sürü bilgi vermissiniz. Her ay akvaryumun belirli ihtiyaçlarını karşılıyorum. Gelecek ay gündemim taban bitkisi olacak ve önerdiklerinizden birini veya birkaçını akvaryuma ekleyecegim. Özellikle h. tripartita japan adlı bitkiye bayıldım. Akvaryumumdaki ağaç gövdelerine sardırabilirim. Tabi yasatabilirsem. Tekrar çok teşekkürler keske 10 kere beğeni butonuna basılabilse.[/QUOTE]

Rica ederim, ne demek[:)] Benim de zaten bu konularda çenem düşüktür. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım[:iyi:] Mesela h. tripartita japan bitkisi ile ilgili olarak CO2 ve yüksek ışık sevdiğini söyleyebilirim. CO2'siz çok yavaş büyüyor ve güçlü ışık olmayınca da kompakt büyümek yerine yukarıya yukarıya büyümeye çalışıyor. Haliyle istenilen taban kaplama özelliği olmuyor. Zaten ben de bu yüzden ışığa yakın objelere sarıp biraz daha kompakt büyümesini hedefledim. Ayrıca CO2 varlığında çok güzel pearling yapar. Yapraklarının ortasında kocaman bir oksijen baloncuğu biriktirip sonra da bırakırlar. İnci gibi çok güzel gözükür kısacası[:O] Aşağıya fotosunu ekledim

[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/223933/190920211235541.jpg[/IMG]

Bir de zemin kaplama bitkisi olmadığı halde kısa boyları ile tabanda çok güzel duran bitkiler vardır. Mesela cryptocoryn parva bitkisi, diğer cryptocoryn türlerinden daha kısa ve ince uzundur. Hatta bu açıdan cüce saza da benzer ama onun kadar arsız değildir. Yavaş yavaş büyür ve güzeldir. Ama bu konuda benim favorim ise lagenandra meeboldii bitkisidir. Bu bitkiyi kullanırken tabanda bu kadar güzel duracağını düşünmezdim ama gerçekten de şu anki halinden çok keyif alıyorum. Üstelik yapraklarının rengi de yine akvaryum şartlarından olsa gerek, pembemsi kahve gibi bir renge döndü. Tabi bu söylediklerimin hepsi fotoğraf olmayınca havada kalıyordur biraz ama fotoğraf ekleyerek yine aklınızda fikir oluşmasına yardımcı olabilirim[:iyi:]

[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/223933/180920212304471.jpg[/IMG]

Mesela bu fotoğrafta uzun ince yeşil yapraklı bitki cryptocoryn parva bitkisidir. Biraz hormonlu gibi boyları uzun ama diğer cryptocoryn türlerinden daha kısa ve incedir. Yine cryptocoryn bitkileri gibi CO2 olmadan ve düşük ışıkta da çok güzel gelişebilir. Ama tabi asıl güzel olan dediğim gibi lagenandra meeboldii bitkisi bence. Bu bitki de cryptocoryn benzeri bir ailenin üyesi sanırım. Çünkü kök yapısı ve çoğalma biçimi onlara benziyor. Yine CO2 olmadan ve düşük ışıkta da idare ediyorlar ama benim asıl keşfettiğim nokta, yüksek ışık ve CO2 ile birlikte böyle güzel pembe-kahve tonda yapraklara ve kompakt görünüme sahip olmasıdır. O yüzden birkaç kurulumda daha bu bitkiyi ön planda tutabilirim. Ama eksi olarak, CO2 varlığında bile yavaş büyüdüğünü ve haliyle çoğaltmanın uzun sürdüğünü söyleyebilirim. Ayrıca cryptocoryn türlerine benzer şekilde kök ile besin alması önemli olduğu için tabanın zengin olması gelişimi açısından gerekli diyebilirim. Neyse yine kendimi durduramayıp, paragraf paragraf yazdım iyi mi[:geek:] Aklıma gelen olursa yine ekleme yaparım ama şimdilik benden bu kadar[:iyi:] Keyifli hobiler sizlere[:)][EDIT]replacka,2021-09-19 17:18:38[/EDIT]
Walstad Serüveni (frankenstad) (güncelleme 16.09.2021)
[QUOTE=allytourgood]Alperen Bey,

Aynen düşüncelerinize katılıyorum. Sanırım yoğun bitki varlığı yosunların yararlanabileceği mikron mertebesinde besin elementi bırakmıyor. Zira 10 saat aydınlatmaya rağmen camlarda az miktarda yeşil nokta yosunundan başka yosun yok. Onları da arada manuel temizliyorum. Eğer bulabilirsem iki nerite alıp bu problemi de rafa kaldıracağım. Bir başka düşüncem de akvaryumda yüzlerce karides ve ramshorn olması hasebiyle yosun olmaması ama hangisi doğru bilmiyorum.

Sizden ve burayı okuyan arkadaşlardan ricam bana aklınıza gelen en kolay taban bitkisini önermeniz. Zira ben akvaryum ile çok fazla uğraşmak istemiyorum. Aksi takdirde hanımdan fırça yiyorum.[:)] Benim istedigim daha ziyade oturup bu ekosistemi seyretmek. O yüzden hightech bitkilere cesaretim pek yok. Zaten peyzajda hedeflediğim görüntü arka fon, taban ve yan duvarların tamamen bitki ile kaplanması idi. Taban haricinde sonuçlardan çok memnunum. Taban mevzusunu sizin gibi forumdaki arkadaşların desteğiyle halledeceğim.

Şu anda en önemli sıkıntım dar hacimdeki yüksek popülasyon. Her yerden hayat fışkırıyor. Hadi salyangozlar, karidesler sorun değil de bu balıklar büyüyünce halimiz ne olur onu düşüyorum. Yakında uygun fiyatlı full red, kiraz karides ve ramshorn ilanlarımla karşınızdayım [^_^].[/QUOTE]

Karides ve ramshorn ların da çürükçül beslenme nedeniyle akvaryumdaki döngüye ve haliyle dengeye katkıları çoktur. O yüzden hem yoğun bitkiler, hem de çürükçüller ile yosunu baskı altında tutabilirsiniz. Ben de bu yöntemi kullanıyorum. Minyatür veya normal neriteleri de keza öneririm. Çünkü yüzeylerdeki yosunları da onlar temizliyor. Bu sayede haftalık bakım süresini daha da kısaltabilirsiniz.

Kolay taban bitkisi olarak parvula mini veya monte carlo önerebilirim. Özellikle parvula mini CO2'yi kestiğinizde de yaşamaya devam eder. Monte Carlo ise biraz daha CO2'ye düşkün ama o da CO2'siz olabiliyor diye biliyorum. Parvula mini çim görünümünde iken, monte carlonun ise küçük ve sık yapraklı sarmaşık benzeri görünümü oluyor. Bunlardan daha kolay taban bitkileri de var tabi, mesela cüce saz bitkisi gibi ama çok arsız büyür böyle bir ortamda ve tıpkı Çin'den aldığınız taban bitkisi gibi sizi zora sokabilir. Son önerim ise daha ideal olacak. O da helanthium tenellum bitkisidir. CO2'siz veya CO2'li çok güzel büyür. CO2 ile biraz daha arsız büyür tabi ve yaprak yapısı olarak ise parvula mininin abisi, cüce sazın ise küçük kardeşi gibi denilebilir. Yani ne saz bitkileri gibi geniş ve uzun yaprağı olur, ne de parvula mini gibi çim benzeri incecik yaprakları olur. Tam orta halli denilebilir. Ki ben de akvaryumlarımda bulundururum.

Hatta kendi helanthium tenellum bitkilerimin birkaç tanesi kızıl kahve yaprak çıkartmaya başladı. Farklı bir alt türe mi evrildi yoksa yüksek ışık ve CO2 gibi akvaryum şartları mı buna neden oldu bilmiyorum ama hem bu kadar kolay büyüyen hem de kızıl renkli taban bitkisi çok bulunmaz bu hobide. Mesela Althernanthera reinecki miniler de kırmızı ve güzeldir ama hem çok daha CO2 düşkünü oluyorlar. Hem de mini olarak kalmaları için sürekli budanıp yeniden dikilmeleri gerekiyor. Yoksa boyları uzayıp gidiyor ve haliyle zemin bitkisi olarak kalmıyorlar[:)]

Kendi akvaryumumdan bir fotoyu, helanthium tenellum bitkisi hakkında fikir olması için bırakıyorum.

[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/223933/180920212146161.jpg[/IMG]

Bu fotoda iki taban bitkisi karışık büyüyor. Küçük ve damla gibi yaprakları olan bitki glossostigma iken, uzun ince ve kızıl kahve yaprakları olan bitki de helanthium tenellum bitkisidir. Neyse konu bitkili akvaryum olunca çenem düştü yine[:)] Toparlayacak olursam eğer; kolaydan zora doğru cüce saz (arsızdır, dikkat), helanthium tenellum (kızıl olabiliyor), parvula mini (çim gibi), monte carlo, althernanthera reinecki mini (kırmızı), glossostigma diyebilirim kendi deneyimlerimden yola çıkarsam. Aslında çok daha değişik taban bitkileri de var. Mesela s. repens gibi, h. tripartita japan gibi ama önceki dediklerime bir bakın, olmadı bunlar hakkındaki düşüncelerimi de sonraki mesajda belirtirim eğer isterseniz. Özellikle h. tripartita japan bitkisi hem taban bitkisi gibi kullanılabilir iken hem de sarmaşık gibi objelere sarılıp çok değişik bir görünüm elde edilebilir. Onun da fotosunu ekleyeyim ki kafanızda fikir oluşsun[:iyi:]

[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/223933/180920212201491.jpg[/IMG]

Burada tabanda değil de objelere tutunmuş halde kullanıldı ama internetten taban bitkisi olarak kullanıldığında nasıl bir görüntü olduğunu bulabilirsiniz[;)] İnşallah yardımcı olmuştur yazdıklarım. Keyifli hobiler[:)][EDIT]replacka,2021-09-19 19:34:23[/EDIT]
Walstad Serüveni (frankenstad) (güncelleme 16.09.2021)
Tahmin ettiğimiz gibi bitkiler coşmuş[:)] Ayrıca dozunu tutturabilmek için başlarda, CO2 düzensizliği olmuş birkaç hafta sanırım ama yine de herhangi bir yosun sorunu oluşmamış anladığım kadarıyla. Ki bu durum bana bitki rekabetinin gücünü düşündürdü. En başından itibaren yoğun bitki popülasyonu ve bunu destekleyecek taban varsa, yosunlar çok zayıf kalıyor rekabette[:iyi:]

CO2 girişi de yaptığınız için ve giderek Frankenstad bir kuruluma döndüğü için taban bitkisi açısından önerim biraz daha zor bitkiler olacaktır. Mesela glossostigma veya daha kolay olsun derseniz monte carlo, yok ben çok daha zor istiyorum derseniz de Cuba olabilir. Parvula mini yi ise genel olarak sevmiyorum. Çim gibi gözüküyor ama çok daha kolay olsun derseniz parvula mini de olabilir tabi[:)]

Aslında taban bitkisine ek olarak diğer bitki türlerinizi de yavaştan high tech türlerine çevirebilirsiniz. Mesela Pinnatafida olsun, Proserpinaca Palustris olsun, ludwigia inclinata olsun, bu bitkilerin yaprakları çok ama çok daha güzeldir ve nazende bitkilerdir. Yani çok daha deneysel olacaktır ve mutlaka alışma süresince kayıplar da olacaktır ama sonuçta Frankenstad yoluna girdik[:D] Hem bu sayede walstad tabanın high tech destekleme gücünü de görmüş oluruz[:geek:] Yine de elinize emeğinize sağlık [:iyi:][EDIT]replacka,2021-09-18 23:49:42[/EDIT]
Bitki
[QUOTE=engin045]Hemigraphis[/QUOTE]

Bana da bu tür gibi geldi ve eğer bu ise de sucul bitki olmadığını söyleyebilirim. Gerçi çok fazla alt türü var ve içlerinden birkaçı sucul olabilir ama ben ne kadar uğraştım ise de akvaryum içinde birkaç ay yaşatabildim, sonra da çürüyüp gitmişlerdi.

Kısacası daha çok terrarium/paludarium bitkisi olarak kullanılıyor diyebilirim. Bu açıdan Ophiopogon Japonicus da benzer şekilde akvaryum içinde uzun süreli bakamadığım bitkilerden. Yine aynı şekilde bu bitki de sucul bitki olarak satılıyor ama aslında su altında iken birkaç ay yaşayıp sonra çürüyen bitkilerden[:(]
Adi Salyangozdan Kurtulma Yöntemi
Konu polemik zemininde ilerliyor ama bu polemiği artırmaktan ziyade, kendi deneyimlerim ile konuya katkıda bulunmak isterim. 3 yıl kadar önce yeniden döndüm bu hobiye ve bu sefer daha önce denemediğim birşeyler denemek istediğim için de bitkili akvaryumlara sardım diyebilirim. İlk kurulumu yaptım. Sonra bitkileri ekledim. İşte o zaman adi salyangoz denilen canlıların farkına vardım. Tabi bitkili akvaryum acemisi olduğum için, bu salyangozların neredeyse her zaman bitkiler ile akvaryuma geldiğini ve bitkilere de karantina/dezenfeksiyon işlemi uygulandığını bilmiyordum. Neyse karşılaştığım bu ilk adi salyangoz türü physa marmorata idi. Başlarda çok cazip gelmişti akvaryumda bu canlıların olması. Ama bitkili akvaryum acemiliği beni çok zorluyordu. Bazen ışık yetmiyordu, ekleme yapıyordum ama bu sefer de fazla geliyordu. Kullandığım bitkiler konusunda bilinçli değildim. CO2 konusunda çok acemi idim. Taban gübresi ve sıvı gübrelerin önemini kavrayamamıştım. Kısacası çok farklı bir dünyaya hazırlıksız yakalanmıştım. İlk bir yıl boyunca bitkili akvaryumların eko-biyolojisini okuyup öğrenmek ile geçirdim diyebilirim. Çünkü çok fazla sorun ile karşılaşıyordum. Çözmek için de sürekli araştırıyordum.

Peki burada adi salyangozların işi ne diyecek olursanız. Bu öğrenme süreci boyunca hiçbir zaman adi salyangozların popülasyonunu kontrol edilebilir seviyeye çekemedim diyebilirim. Bir insan her sabah ışıkların açılması ile birlikte akvaryumunun camlarını physa ile kaplı bulabilir mi derseniz. Evet bulur, ben buldum. Her sabah ışıklar açılınca camda yakaladıklarımı, aşağı inemeden eze eze bitirmeye çalışıyor ama neredeyse her sabah aynı manzara ile uyanıyordum. Keza dış filtre içinde de ürediklerinden su debisini bile etkiliyorlardı. Yemlemeyi de azalttım ama nafile, çünkü yaptığım yanlış uygulamalardan dolayı çürüyen bitkiler oluyordu. Haliyle onları tüketerek yine çoğalmaya devam ediyorlardı. Ayrıca bir bitkinin çürümesinin, bir balık ölümü kadar akvaryumu kirletmeyeceği düşüncesi olabilir ama bitkilerin ölümü veya yapraklarının çürümesi, tıpkı akvaryum içindeki bir balık çürümesi gibi su değerlerini bozabiliyor. Bozuk değerler yosunlara yol açıyor. Hele ki siyanobakteri gibi türler de ortaya çıktı ise o akvaryumun dengesi oturmadan adi salyangozların sayısının azaldığını görmedim diyebilirim.

Sonra okuduklarımı ve öğrendiklerimi uygulamaya başladım. Akvaryumda herhangi bir sorun varlığından bile şüphe edildiğinde, su değiştirmenin çözüm niteliğinde önemli bir adım olduğunu o kadar iyi gözlemledim ki... Kısacası bir akvaryum denge yoluna girdikçe physa sayısının da dengeye ulaştığını gördüm. Tamam hiçbir zaman sıfır olmadı ama eskisi gibi her gün camda onlarcası ile uyanma durumu da bitti diyebilirim.

Ama yine de bu physa beni büyük bir travmaya uğrattığı için, adi salyangozların olmadığı bir akvaryum kurmak istedim ve yeni bir kurulum yaptım. Ama nasıl kurulum[:D] Herşeyi özenle seçiyorum. Tüm objeler dezenfekte ediliyor. Bitkiler in vitro bulunursa öyle alınıyor. Yoksa bitkilere de karantina ve dezenfeksiyon yapılıyor vs vs. Peki sonuç? Evet sonuç tertemiz bir akvaryum oluyor. Hiç adi salyangoz olmayan bir akvaryum ve düşmanınızı yenmenin verdiği haklı gurur[:)))]

Böylece adi salyangoz konusunda steril akvaryumlar kurarak devam ettim yola. Tabi nerite ve minyatür neriteler vardı yine akvaryumlarımda. Ama sonra bir sorunun farkına vardım. Eninde sonunda akvaryumlarda canlılar ölüyor. Bitki veya balık fark etmeksizin, çok iyi de bakılsa bu oluyor ve olacak. Böyle bir durumda ise bu çürüyen şeylerin hemen ayrıştırılması, sonra da ayrışan yapı taşlarının tekrardan akvaryum içindeki döngüye sokulması en doğrusu oluyor. Benim için de aynı durum oldu. Zamanla balık öldü. Akvaryumda bir anda yosun sorunu çıktı. Bir bitki çürüdü, yosun sorunu çıktı. Kısacası yosun ile uğraştım durdum. Sonra yine araştırıp öğrendim ve bu durumun akvaryumda çürükçül eksikliğinden kaynaklandığını düşünüp çürükçül eklemeye karar verdim.

Ama adi salyangozların oluşturduğu travma ve korkudan dolayı başka bir çürükçül canlı arayışına girdim. Sonuç olarak ise neocaridina türünden karidesleri ekledim akvaryumlarıma. Keza işe yaradı da[:iyi:] Artık çürüyen ölen birşeyler var mı diye akvaryumlarda uzun uzun asayiş taraması yapmıyordum. Çünkü karidesler yetiyor idi. Ama yine bir sorun vardı. Karidesler neredeyse her balığın tüketebileceği bir canlı idi ve bu yüzden de zamanla akvaryumdaki sayıları azalıyordu. Başka bir gözlemim ise şu oldu; zemin bitkilerini bilen bilir. Budama atlanırsa zamanla alt katmanları hafiften çürür. İşte çürüyen bu alt katmanlara karideslerin çok ulaşamadığını gördüm. Yani ancak yavruları girebiliyor idi ama onlar da çok etkili olamıyordu. Haliyle bana yine yeniden çürükçül canlı arayışı gözüktü diyebilirim.

Bu aşamada ise durum biraz daha farklı idi diyebilirim. Çünkü artık kendime güveniyordum ve adi salyangozları en baştan elemek istemiyordum. Ama yine de physa denilen türü hiç düşünmedim. Çünkü beni zamanında çok yordu, zorladı ve üzdü[:((] O yüzden ramshornlara yöneldim (Ki physa ile birlikte adi salyangoz olarak değerlendirilirler) Ama öyle kahverengi ramshorn da değil. Bulabildiğim en güzel albino, yani kırmızı ramshornu temin edip, adi salyangoz açısından steril olan akvaryumlarıma kendi elimle bizzat ekledim[:O] Sonra ise merak ve korku ile karışık bir sürece girdim. Acaba ne olacak diye[:?]

Ne mi oldu, öncelikle çürükçül olarak yaptığı şeyleri karidesler kadar iyi, hatta bazen daha iyi yaptıklarını gördüm[:iyi:] Ayrıca karidesler gibi balıklara kolayca yem olma sorunları da olmuyor. Üstelik aldığım ramshornlar değişik bir tür imiş sanırım. Hep kırmızı/pembe renkte ürüyorlar ve boyut olarak en fazla mercimek kadar büyüyorlar. Biraz da yassı bir formları mevcut diyebilirim. Yani physa dan daha çok göze hitap ettikleri kesin. Peki çoğalma durumu nasıl derseniz, bir yıldır akvaryumlarımdalar ve hiçbir zaman kontrolsüzce çoğalma, camlarda onlarcasını görme gibi bir durumum olmadı diyebilirim. Yani bu zamana kadar deneyim ve araştırma ile elde ettiğim tüm bilgiler işe yaramış. Dengeli bir akvaryumun ne olduğunu kavramış oldum diyebilirim. Dengede olan bir akvaryumda ise canlıların popülasyonu onları destekleyebilecek besin miktarı kadar çoğalabiliyor. Üstelik akvaryumlara ramshorn ekledikten sonra, salyangoz tüketen hiçbir canlı da eklemedim popülasyonu kontrol altında tutması için. Çünkü aynı tanklarda nerite ve minyatür neriteler de mevcut. Katil salyangoz falan koysam neritelerin halleri ne olur kim bilir. Yani av-avcı baskısı ile popülasyonu kontrol altında tutmak tek bir yöntem değildir. Kaynak kısıtlaması da canlı popülasyonlarını sınırlayabilir.

Yazı uzun oldu biliyorum ama kendi yaşadıklarımdan gördüğüm; adi salyangoz sorunundan ziyade akvaryum sorunu oluyor. Akvaryum dengede olmayınca salyangoz popülasyonu da dengede olmuyor. Bunun tam tersini kullanarak, yani salyangoz popülasyonunun arttığını fark edip akvaryumda birşeylerin ters gittiğini düşünmek, bunu gösterge olarak kullanmak da hiç yanlış bir uygulama değildir. Belki birkaç hafta önce bir balık öldü ve onu tükettikleri için sayıları çoğaldı. Sonuçta herkesin, her akvaryumunu, her gün, balık ölümü var mı diye kontrol etme durumu olmayabilir. Ki benim steril olan akvaryumlarıma adi salyangoz ekleme sebebim de budur. Ölen, çürüyen şeyleri sürekli takip etmek insanı çok zorlar. Böyle bir durumda ise salyangozlar çürüyen şeyleri tüketip ayrıştırırak çoğaldıklarından size fikir verebilir. Hemen bir su değişimi yapıp, popülasyon kontrolü amaçlı birkaç salyangozu da canlı yeme dönüştürdük mü, soruna erkenden çözüm bulmuş oluyorsunuz. Hem ölen balık/bitki, önce salyangoz sonra canlı yeme dönüşmüş oluyor. Hem de su değişimi yaparak su kalitesini gözlemlemiş oluyorsunuz. Bir taşla iki kuş[:)]

Benim deneyimlerimden aktarabileceğim şeyler bunlardır. Bunlar kesin doğrulardır demiyorum. Çünkü her akvaryum farklıdır, birbirine tıpa tıp benzemez. Ayrıca aynı sonuca farklı yollardan ulaşmak da mümkündür. O yüzden benim yolum tek doğru yoldur gibi büyük iddialarım yoktur. Yapılması gereken ise internette yazılan bu tarz deneyim ve bilgilerin özünü kavrayıp kendi akvaryumlarımızda uygulanabilir olup olmadığını görmek diye düşünüyorum. Adi salyangozlar konusunda bu yazdıklarım birden fazla tank üzerinden elde edilmiş deneyim ve bilgilerdir. Akvaryumda denge kavramı mühimdir. Dengeli akvaryumda popülasyonlar da dengede olur deyip herkese keyifli hobiler diliyorum[:)][EDIT]replacka,2021-09-13 00:27:50[/EDIT]
Mini Dutch Style
[QUOTE=alifirat]Cüce bonsai bunlar amonnia diye geçiyor benimde tahminimden fazla uzadı ve budama yapmadım hiç sürgün vermez diye korkuyorum biraz [/QUOTE]

Merhabalar, dediğiniz bitki türünü aktif olarak kullanıyor ve çoğaltıyorum. Korkmadan budama yapabilirsiniz. Geriye kalan gövdeden de sürgün çıkarır. Budayıp diktiğiniz bitkiler de köklenip büyür. Hatta hiç budamasanız bile bir süre sonra yaprakların gövde ile birleştiği yerlerden sürgünler verir[:)] Ayrıca bu bitkinin değişik bir özelliği ise, su üstündeki yaprak yapısı ile su altındaki yaprak yapısı birbirine çok benzerdir. Yani diğer rotalalar gibi emers-submers yaprak farklılığı çok değildir. Ayrıca sık bir şekilde dikildiğinde çok güzel gözükür. Çünkü gövdesi çok daha dayanıklı olduğu için diğer rotalalar gibi eğilip bükülmeden düzgünce uzar gider ve eğer güçlü ışığınız varsa ışığa yaklaştıkça yaprak rengi hafifçe turunculaşır. Kısacası çok güzel bir bitkidir ve kesinlikle nazlıdır. CO2 sever, gübre ister, güçlü ışık iyi gelir ve tüm bunların karşılığını de düzgün/compact büyüme ile verir. Üstelik ot gibi hemen büyüyüp sık budama sorunu da çıkarmaz. Kısacası çok idealdir high tech için[:iyi:]
Yurtdışı Regülatör Ve Bks Tüp İle Uygun Co2 Sistem
[QUOTE=harunsuv]
Tüpünde gelmesiyle birlikte artık hitech bir akvaryuma sahibim [:)]
Tüpü replacka'nın yaptığı gibi BKS'nin kendisinden aldım. 410₺ olmuş başka bir yerden alsam en az 500₺+kargo oluyordu. BKS kargoyu da ödemiş sağ olsun.
Yaşadığım bir çok talihsizlik sonrası korkarak ZRDR R103'ün kurulumunu yaptım. Korktuğum gibi olmadı sorunsuz çalıştı. İnce ayar vanasının açılma ve kapanma aralığının daha geniş olmasını beklemiştim. Çok da önemli bir şey değil aslında. Replacka'nın sayesinde aklımdan geçen miktarın çok daha aşağısına bu sistemi almış oldum. Kendisine teşekkür ediyorum. [:iyi:]
Regülatör kısa vadede çok başarılı. Fotosentezi sorunsuz görmek çok güzel bir şey[:nazar:]. Uzun vade de sorun çıkacağını düşünmüyorum. Belki bu tüpü nerede dolduracağız şimdi derdi olur [:)]
Avatar da ki gecko sanırım. Gelecekte onu da beslersiniz belkide [:)][/QUOTE]

Hayırlı uğurlu olsun high tech ekipmanlarınız[:)]
Önceki mesajda belirttiğiniz ücret, artı tüp ücreti toplamda 758 TL oluyor sanırım bu tarz tek çıkışlı bir sistemin maliyeti. Tabi fiyatlarda artış olmuş ama yapacak birşey yok, neyin fiyatı artmıyor ki[:(] Yine de buna benzer sistemler piyasada çok rahat şekilde 1000 TL üstüne çıkabiliyor. O yüzden verilen paranın hakkını veren f/p bir sistem toplamış olduk diyelim. Tabi uzun vadede ne olur onu da zaman gösterecektir. Yine de gözlem için size önerim, tüpün devreye girdiği zamanı ve geldiği basıncı not edin, bir de saniyede kaç damla gittiğini, bu sayede dayanımı görmüş olursunuz. Tabi köpüklü sünger ile bağlantı noktalarından kaçak kontrolü yaptınız mı bilmiyorum ama hızlı bir tükenme olursa eğer, kaçak olduğunu tahmin edebilirsiniz. Özellikle damla sayacının suyu buharlaşmadan dolayı bitebiliyor. Aralıklarla yeniden doldurmak gerekiyor. Bu dolumlar sırasında bazen damla sayacının tüp ve hortum bağlantıları gevşek kalabiliyor. O kısımları sıkıca kontrol etmek en mantıklısı kaçak düşünüldüğünde[:iyi:]

BKS firmasına gelince; bana çok anlayışlı ve müşteri odaklı geldi açıkçası. Çünkü alışveriş yapmadan önceki ilk zamanları hatırlıyorum, çok fazla mesaj atıp soru sordum. Malum tüpün ağız bağlantı tipini, vanasının üstte olup olmadığını, boyutlarını falan öğrenmeye çalışıyordum ve tüm sorularıma usanmadan mail ile cevap vermişlerdi. Üstelik boş tüp değil, CO2 ile dolu ürün gönderiyorlar. Kargoyu da karşılıyorlar ve iyi de paketleme yapıyorlar. Darısı müşteri odaklı olmayan tüm firmaların başına[:)]

Tüp dolumu konusunda ise; şehirlerin organize sanayi bölgelerinde bu tarz dolum işlerini yapan yerler oluyor. Oraya bırakıp, birkaç gün sonra dolu alıyorsunuz diye biliyorum ama o konuda da ufak bir tüyo; tüpü bu dolum yerlerine vermeden önce tüpe ait olan tüm bilgileri not edin ve mümkünse tüpünüzü işaretleyip öyle verin. Çünkü çok sayıda tüp giriş çıkışı oluyorsa eğer, tüpler karışabilir. Başkasının tüpünü almak hoş olmaz sonuçta[:)] Neyse konunun işe yaramasına sevindim. Keyifli hobiler herkese[:iyi:][EDIT]replacka,2021-09-05 03:05:18[/EDIT]
Yurtdışı Regülatör Ve Bks Tüp İle Uygun Co2 Sistem
[QUOTE=harunsuv]

Ben kargodan korkuyorum [:)] Adamlar her şeyi kırma gücündeler.
Bu akvaryum kurulumu deneyim kazanma kurulumu olmuş oldu.
Farklı bir şey sorayım size emers bitkileri çoğaltmayı denediniz mi?[/QUOTE]

Kargo konusunda işimiz biraz şansa kalıyor haklısınız. Ama bana gönderim yaparlarken koruyucu şekilde paketleme yapılmıştı BKS firması tarafından. Bir de regülatör falan bağlı olmadığı için tüpün kırılacak dökülecek bir çıkıntısı olmuyor. Üstündeki vanası da gayet sağlam, özellikle uğraşılması lazım kırılması için ve zaten onu kırmayı başarırlarsa tüpün içindeki yüksek basınçlı gaz serbest kalabilir[x(] Neyse umarım o da sağ salim ulaşır elinize. Ulaşamazsa da artık rezillik olur. Çünkü daha hassas olan regülatör taaa Çin'den sağlam ulaşırken, tüpün Manisa'dan gelirken kargoda hasar almasının başka açıklaması olamaz sonuçta[:)]

Emers bitkileri çoğaltma konusuna gelince, onları budama olarak kullanıyorum bazen evet. Ama çoğunlukla suyun üstünde çoğalması için budama yapmıyorum. Çünkü akvaryum içindeki hacim sınırlı iken, dışarıda istedikleri gibi takılsınlar sıkıntı değil[:)] Üstelik daha hoş geliyor gözüme emers ve submers bir arada olunca. Gerçi bir süre sonra, bitkilerin akvaryum içindeki kısımları sadece kökten ibaret hale geliyor ama emers kısımları suyun üstünde iken daha çok yavru ürettiği için; hemen oradan birkaç budama yapıp köklerden ibaret olan yerlerin önüne dikiyorum. Bu sayede budanıp yeniden dikilmiş bitkiler, zamanla kök görüntüsünü kapatacak şekilde tekrardan akvaryum içinde büyümeye devam ediyor submers formda. Yine bu submers büyüyenler de suyun üstüne çıkıyor zaman geçtikçe. Sonra onları da geriye doğru itip suyun üstünde büyümeleri için serbest bırakıyorum. Kısacası böyle bir döngü oluyor.

En geride kalan ilk bitkiler ise tabi bir süre sonra ölüyor. Yaşlılık veya ışıksızlık diye düşünüyorum sebep olarak ama dediğim gibi her türün yavrusunu/budamasını sürekli olarak öne ekip büyüttüğüm için de herhangi bir kayıp, eksilme, azalma olmuyor. Hatta çok daha fazla dallanıp budaklanma oluyor su üstünde. Bazen çiçek açıyorlar ve tohum veriyorlar ama denk gelip tek tek toplamak lazım. O da çok mümkün olmuyor. Çoğunlukla akvaryum dışına, arkalara dökülüyor o tohumlar. Sonra da süpürülüp gidiyor. Bir de tohumu, budama gibi hemen dikmek mümkün olmuyor. Çimlendirmek gerekiyor. Haliyle ben en çok budama ile çoğaltma yapıyorum diyebilirim. Umarım sorunuza cevap olmuştur[:)][EDIT]replacka,2021-09-13 12:51:07[/EDIT]
Yurtdışı Regülatör Ve Bks Tüp İle Uygun Co2 Sistem
[QUOTE=harunsuv]Sonunda tüpün siparişini verdim [:)] Kurulum esnasında o kadar çok sorun yaşadım ki bir süre tüpün olmaması bunların yanında hiç kalır. İnşallah o da sorunsuz gelir. [/QUOTE]

Geç olsun, güç olmasın derler Harun Bey[:)] Ama kurulum konusunda yaşadıklarınız deneyim olarak cebinizde kalacaktır. Hatta marka-firma kaynaklı sorunları forumda belirtip, gelecekte başkalarının da benzer sorunlar yaşamamasını sağlayabilirsiniz. Yine de BKS firması tüp konusunda bana profesyonel geldi ve sorun yaşatmadı diyebilirim. İnşallah aynısı sizin için de geçerli olur[:iyi:][EDIT]replacka,2021-09-03 09:38:37[/EDIT]
Yurtdışı Regülatör Ve Bks Tüp İle Uygun Co2 Sistem
[QUOTE=except]Hocam tanktaki aydınlatma nedir? Hazır ürün mü yoksa DIY mi? Çok şık duruyor…[/QUOTE]

[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/223933/310720212047111.jpg[/IMG]
Bu fotodaki tankta wolfmar marka full spectrum LED armatür mevcut iki adet.

[IMG]https://foto.akvaryum.com/fotolar/223933/050820211716391.jpg[/IMG]
Bu fotodaki tankta ise forumdan darkaura yapımı powerled armatür mevcut yine iki adet.

Tabi her iki tankta da emers bitkiler için olan AliExpress'ten aldığım LED ışıklandırma da mevcut. Kısacası benim için hepsi hazır ürün diyebilirim, çünkü hiçbirini kendim yapmadım[:)] Keyifli hobiler[:iyi:][EDIT]replacka,2021-08-29 10:05:18[/EDIT]

SON MESAJLAR

GÜNCEL 100 TANITIM

SON İLANLAR

FORUM İSTATİSTİKLERİ

  • 3,797,668 Mesaj
  • 408,613 Konu
  • 91 Forum
  • 145,128 Forum Üyesi
  • 1,466 Özel Forum Üyesi
  • 29 Kıdemli Akvarist
  • 1,941 Dün Giriş Yapan Üye

Şu ana kadar en fazla 1365 kişi 27.03.2012 23:21 tarih ve saatinde çevrim içi oldu.