ÖZELLİKLER

Kullanıcı Adı:
Iskarmoz
Kullanıcı Grubu:
Forum Özel Üyesi
Geri Bildirimleri:
Aldığı Beğeni:
1270
Hesap Durumu:
Aktif
Durumu:
Çevrim Dışı
Üyelik Tarihi:
08 Mayıs 2011 00:25
Son Ziyaret:
22 Saat 33 Dakika önce
Toplam Mesaj:
3020 [1.23 Gün Ortalaması]
Paylaşım Sayisı:
97 (Son 6 Ay)
İlan Sayisı:

BİLGİLER

Ad Soyad:
Buğra Bayındır
Doğum Tarihi:
04 Mayıs 1998
Yaş:
19
İl:
Yurtdisi
Meslek:
üniversite öğrencisi
Özel Mesaj:
Sohbet Talebi:
Üye Favorile:
Sosyal Medya:

İMZA

[img]https://www.akvaryum.com/Forum/imzalar/111197.jpg[/img] Cüce Amerikanlar, Tetragiller, Anormal balık ve sucul canlı türleri… Bukalemunlar & Geckolar

SON 10 MESAJI

Alamanya Fethi Başlıyor
[QUOTE=FerhatKaya]

F0 olduklarını duyunca dahada üzüldüm.Almanya da yaşıyorsunuz biraz çabalayarak elbet bulursunuz yine[:D] Karasal kurtcuklarında parazit taşıma riski var. Bu parazitler balığı etkilemiyor mu? Mesela kendim yetiştirdiğim un kurdu mu daha stril olur yoksa yine kendim yetiştirdiğim su piresi mi?

Türkiyede ki gibi şehirden şehire değişiyor demek ki canlı çeşitliliği. Orada malawi ve tanganika popülerliği neden daha az onu merak ettim 🤔[/QUOTE]

Şehrin (ve balıkları satın alan müşterilerin) ekonomisi büyüdükçe hobi de büyüyor o şehirlerde tabi, doğal bir durum. [:)))]
Tanganyika malawi basitçe daha büyük hacim istiyor diye nadir olabilir. Burada üretip para kazanma zihniyeti olmadığından bizdeki gibi sırf üretmek için değil de görsellik ve fiyat-hacim-agresiflik uygunluğuna göre alıyordur insanlar balıkları. İlla başka önemli sebepler de vardır tabi.

Karasal canlılar genelde sucul canlıya bulaşacak parazitler taşıyamazlar çünkü parazitlerin yaşamı ya su ya da kara türlerine bağlıdır. Karasal ve sucul taşıyıcıları olan parazitler var (yavruyken sucul canlıda, yetişkin olunca karaya veya tam tersi şekilde) ancak bunlar epey nadir parazitler. Ayrıca bu tip parazitler suyla etkileşimi olan türleri taşıyıcı olarak kullanır. Yani un kurdu gibi ağaç/toprak içinde yaşayan canlılar taşıyıcı olmazlar. Un kurda kurtçuk (nematodlar ve benzeri ömür boyu "kurtçuk" kalan türler) veya solucan değil. Kan kurdu ve sivrisinek larvaları gibi bir böcek larvası (ayrıca un kurdunun bol yağ içeriği zararlı olabilir ama emin değilim, dana yüreği gibi kırmızı etlerdeki hayvansal yağ 30 C'un altında sindirilemiyormuş balıklarca, un kurdunda da aynı sorun olması mantıklı).

[URL]https://apistogramma.com//forum/threads/making-your-own-apistogramma-food.22528/[/URL]

Burada kuş yüreği tercih edilmesi muhtemelen daha az hayvansal yağ içermesi, yağın türünün farklı olması değil (ancak yine emin değilim).
Alamanya Fethi Başlıyor
[QUOTE=FerhatKaya]

Breitbin çiftinizin ölmesine üzüldüm. Güzel bir türdü. Ölmelerinin sebebi neydi öğrenebildiniz mi? Almanyada ki akvaryumcularda daha çok hangi türler mevcut oluyor? Fiyatlar Türkiye ye kıyasla nasıl? Birde müsait olduğunuz bir zamanda bir petshoptaki akvaryumların videosunu çekseniz çok güzel olurdu :) Benim gibi oradaki petshopları ve canlı türlerini merak edenler görmüş olurdu.[/QUOTE]

Ölüm sebepleri neydi emin değilim. Bir tür iç parazit olsa gerek ama erkek ve dişi farklı belirtilerle öldüler. Erkeğin sorunları başladığında dişide sorun yoktu, 1-2 hafta kadar sonra dişi bir anda öldü (karnı biraz şişkindi, yuvada duruyordu o yüzden yumurtlayacak sanıyordum ama 2-3 günün ardından yumurtlamak yerine öldü). Erkeğin yem yememe, hızlı solunum, ağız kapatamama sorunlarına dişi öldükten sonra ciddi yüzme problemleri eklendi ve birkaç gün içinde yavaşça kontrolü kaybedip öldü. İkisinin de karnı ilk geldikleri günden beri biraz çöküktü (ölümüne yakın dişinin şişme hariç), erkek ölürken epey çökmüştü artık (belki de açlıktan). Bu yüzden iç parazite, belki 1'den fazla parazite bağlıyorum ölümlerini. Balıklar F0 olduğundan zaten doğadan gelirken olan parazitler kargo süreci sonrası ve belki verdiğim canlı yemler nedeniyle artmış olabilirler. Artık sivrisinek larvaları, su pireleri gibi yemleri kendim üretmezsem sadece donmuş vereceğim. Zaten sucul canlı yemler verilmesi parazit taşıma riskinden önerilmiyor, karasal kurtçuklar ve solucanlar öneriliyor normalde.

Buradaki petshoplar derken sadece 2 tane var şehrimde. Bir Berlin, Frankfurt, Hamburg, Münih vs. değil burası o yüzden İstanbul, İzmir veya Ankara'dakinden çok daha az çeşitlilik var. [:)))] Fotoğraf çekilmeye değecek bir yanı yok. Sadece neredeyse her daim fressnapf'ta cüce kalem, mermer balta ve cüce puffer mevcut, bunlar Türkiye'ye nedense sık gelmeyip burada bol ve ortalama fiyat (3-5 euro) olan türler. Canlı doğuran varyeteleri de var ama onları bilemeyeceğim.

Benim kargoyla canlı aldığım iki yer bunlar, buralarda nadir tür görebilirsiniz:

[URL]https://www.shrimp-visions.de/[/URL]
[URL]https://www.aqua-stern.de/[/URL]
Alamanya Fethi Başlıyor
[QUOTE=FerhatKaya]Son durum nedir? Özel türler getiren petshoplara ulaşabildiniz mi? [:)][/QUOTE]

Son durumda sadece breitbinden çifti öldü ve bir akvaryuma banjolarla mermer baltalar ekledim.
İnternetten alışveriş yapılıp balık kargolayan bir akvaryumcu aramadım daha fazla çünkü hem bulmak zor hem de -2 – +5 derece kış soğuğunda kargo sakat iş. Gidip de almak hem tren-otobüs masrafı hem de yolculuk süresine uygun boş zamanım olmaması açısından pek mümkün değil. Aslında sadece 1-2 tür apisto/tetra değilde daha çok balık alacak hacimde/sayıda akvaryumum olsa bir günümü boşaltıp gidebilirdim büyük bir şehirde 2-3 akvaryumcuya (önceden stokta ne var öğrenip alacaklarımı ayırtmam lazım tabi). Ancak öyle bir imkanım yok şuan. Odamın çoğu bukalemunlara ayrılmış durumda.
Cüce Amerikan Dünyası
[QUOTE=FerhatKaya]

Kafamda şuan için soru işaretleri bırakmadınız.Teşekkürler. Kh konusunda yani doğru söylüyorsun asidik suya asid eklemek neden ph dalgalanması yaratsın :) Asid eklemekten kastım yani solunumla ortaya çıkan co2 veya balığın dışkılaması vs.

Ben su kimyasına çok hakim değilim o yüzden biraz yanlış yorumlar yapmış olabilirim[:)][/QUOTE]

Herkes hata yapabilir, ben de çoğu mesajımda genellemelerden tahminlere, kulaktan dolma bilgilere dek hata yapıyorum bazen. Bazı meseleler ise daha kanıtlanmadığından (kanıtlansa da uzmanlar harici bilen olmadığından, medyalarda yayınlanmadığından) doğru olanı bilmek mümkün olmuyor.
Forumların bir amacı da tartışmak ve böylece doğruları ve yanlışları öğrenmek (gerek tartışılan kişiden gerek tartışma sonucu merak edip kendimiz araştırarak). Sadece yalanlamalar ve kesin yargıların faydası az (yine faydaları var ama tecih edilmemeli bence). Uzunca anlatmak veya anlatıldığı kaynakları göstermek bence en faydalısı. Bu hobide yabancı diller çok önemli, bence ingilizce almanca japonca ispanyolca vs. bilinmese bile google translate kullanmak birçok konuda araştırma yapmayı mümkün kılıyor. Ben ingilizce ve almanca öğrenmeden önce translate kullanıp bozuk cümleleri aklımda en mantıklı şekilde düzenliyordum. Eskiden çok kötüydü otomatik çeviriler, bazı cümleler tamamen yanlış çevrilip anlatılanın tam tersi anlaşılıyordu ama artık böyle hatalı çeviriler çok daha nadir chrome'un veya google translate'inki gibi çeviricilerde (en azından ingilizce ve almancada).
Cüce Amerikan Dünyası
Dediğim gibi kimya konusunda çok bilgili değilim ama bildiğim kadarıyla:

- Kh karbonat iyonlarıyla ilgili. Suyun ve sudaki humik vs. asitlerin tampon kapasitesi ayrı bir mesele. Kh tamponlamaya yardımcı (çok kuvvetli veya kuvvetsiz de olsa "yardımcı") bir etken, asidin kendi tampon kapasitesi benim bahsettiğim mesele.
- Bildiğim kadarıyla ph dalgalanması öyle kinetik enerjiyle, ısınmayla, keyfe göre vs. olan bir durum değil. Asidik suya bazik maddeler/su eklerseniz ve bu eklenen bazlar akvaryum suyunuzun tampon kapasitesini aşarsa ani bir 2 derece civarı ph yükselmesi oluyor. Aynı durum bazik akvaryuma asit eklenmesinde de yaşanıyor (akvaryuma çay, sitrik asit ekleyen bazı kişilerde mesela). Eğer asidik akvaryumunuza saf veya benzer özellikte asidik su eklerseniz neden "ph dalgalanması" (aslında "sıçraması") olsun?
- RO ile çeşme suyu karıştırırsanız çeşme suyunu seyreltmiş olursunuz. Blackwater türlerinde bunu yapanlar bitkili akvaryumu, karması veya RO yetmeyecek büyüklükte akvaryumu olanlar (bir de faydası olduğunu düşünenler var tabi az da olsa). Çeşme suyundaki mineraller iletkenliği yükseltir, kalsiyum ve magnezum da mineraldirler, iletkenlik (daha önemlisi TDS) yine yükselir (iletkenlik/TDS üretimde önemli, balığı beslemede ne kadar önemli bilemiycem).
- Çoğu blackwater türü olmayan apistogramma'da, tetralarda, başka çeşitli G. Amerikan ve G. D. Asya türlerinde ve kesinlikle blackwater türlerinde RO önerilir. Çünkü doğada yaşadıkları ve üredikleri sular genellikle 6'nın altında ph, 0'a yakın gh, 0'a yakı kh ve 0'a yakın TDS/iletkenliğe sahiptir (blackwater olmayanlarda 0'a "çok yakın" değildir, üreme dönemi harici biraz "yüksek" bile olabilir bu değerler). Esarette de özellikle apistogramma üreten kişilerin kullandığı suyun ya RO ya da peat ile filtrelenmiş şebeke suyu olduğunu görürsünüz (peat filtrelemesi TDS düşürmez o yüzden şebeke suyu zaten mineral fakiridir bunu yapanlarda, genelde ABD'liler). Diskus üretiminde de RO kullanımı ve TDS düşürülmesi bilindik bir meseledir, onlarda sıfıra ulaşmanın amaçlanmaması diskusların blackwater türü olmamaları ve sadece RO kullanımının zahmetli ve pahalı olmasından kaynaklanır (bir de uzun nesillerce esarette mutasyon geçiren ırklar olması söz konusu olabilir ama araştırma görmedim henüz bu konuda).
- Bir de yaptım oldu demek bir şey kanıtlamaz ama en azından destek olur: Ben yaklaşık 7 yıldır akvaryumlarımda sadece RO kullanıyorum. RO kullanmadığım zamanları net hatırlayamadığımdan söylediğim yıl sayısı değişkenlik gösteriyordur. Şimdiye dek sebebi bulaşıcı hastalık, amonyak zehirlenmesi (yeni akvaryumda çeşme suyu + bol besleme) ve sıcaklık aşırılığı durumları haricinde hızlı toplu balık ölümleri görmedim. Yeni balık eklemediğim, sıcaklık aşırılıkları olmadığı ve bolca RO su değişimi yaptığım (haftada 1-2 kez %60 civarı, haftada 3-4 kez %40 civarı, 2 haftada bir %80 civarı vs.) aylar sürebilen dönemlerde de 1-2 atlama, yaralanma ve aç kalma durumları dışında ölüm yaşamadım. Bu tip su değişimleriyle 5-6 arası ph, 0-2 kh, 0-3 gh, 30-50 ppm TDS değerlerinde pebas üretip büyüttüm. Bu benim için pebasların bu değerlere ihtiyacı olduğundan çok sadece RO kullanımının gelişime ve yaşama zararlı etkilerinin olmadığı gerçeğini pekiştiren bir deneyim. Başka bolca apisto üretmiş olmak isterdim, örnek olurlardı ama agassizi harici başka tür üretmedim. Trifasciata çiftimi büyümeden sattım karmada üretemediğimden ve o sırada üretimde agassizilerim olduğundan. Pandurolarda kafa delinmesi vardı daha karantinadalarken. Anomalalarda erkek klasik oturma ve hızlı soluma sorunuyla geldi, ilk günlerden kaybetmiştim. Dicrossus filamentosus çiftimde dişi yumurtladı ama erkekler hiç dölleyemedi, belki de dişi fazla agresifti, hep erkekleri dipte yapraklar altında saklanır halde buluyordum. En son breitbinden çiftim 1-2 ay sorunsuz gibi yaşadılar sonra erkekte soluma ve yüzme anormallikleri ile ağız kapatamama, yem yememe başladı, dişi aniden öldü, erkek daha sonra yavaşça iyice yüzemeyip sonunda öldü (bu akvaryumda su değişimi neredeyse hiç yapmadım 1-2 ayda). Şuanda cüce amerikan olarak sadece mendezi çiftim var onlarda da erkek aşırı agresif dişiye karşı, ayrı yaşıyorlar. Bu ölümlerin bazılarını sırf RO kullanımıyla bağdaştıranla olur belki ancak unutulmaması gereken: sırf RO kullanan tek kişi değilim, apistogramma.com'da "RO", "osmose", "conductivity", "TDS" gibi kelimelerle arama yaparsanız başka birçok apisto besleyen ve üreten kişilerden örnekler ve öneriler görürsünüz.

Sonuç olarak: Evet, kh (sudaki HCO3/CO3 oranı) ph'ı sabitlemede yüksek tampon kapasitesi ile önemli bir etkendir. Ancak akvaryum suyunuza eklediğiniz su ve diğer maddelerin ph'ı akvaryumunuzdakinden farklı değilse ve RO gibi "saf" su ise kh gereksiz bir etkendir. Kh'ın yüksekliğinin blackwater türlerine zararı olduğunu iddia etmiyorum, bir bilgim yok o konuda, ancak varlığı da gereksizdir doğru su tipiyle değişim yaparsanız (yani saf veya akvaryum ile aynı asit özelliklerine sahip su).
Çözünmüş mineraller de zaten TDS'nin tanımı olduğundan mineral ekleyerek TDS'yi yükseltirsiniz (her çözünmüş mineral iletkenliği aynı ölçüde yükseltmez, iletkenlik ölçümü yanıltıcı olabilir üretim için TDS düşürecekseniz).
Cüce Amerikan Dünyası
[QUOTE=FerhatKaya]

Aklıma birşey takıldı. İletkenlik bu kadar düştüğü zaman kh ta çok düşecek. Bu yüzden en basit bir dışkı balığın verdiği co2 bile ph’ı etkileyebilecek. Bu durumda bu kadar düşük kh’ta ph dalgalanması fazla olacak. 0 ppm iletkenlik bu yüzden sorun oluşturmaz mı? 0 iletkenlik neredeyse saf su demek. Yanlış mıyım? Balıklar için saf su oranının bu kadar fazla olması özellikle gelişim için ca gibi minerallere ihtiyaç duyan yavrular için sorun yaratmaz mı? [/QUOTE]

Kh'ın 0'a yakın olmasının apistolarda sorun olduğunu duymadım ve sorun yaşamadım kendim. Ph dalgalanması sadece kh ile alakalı olmasa gerek. Belki humik asit, hidrokloric veya sitrik asit kullanmanın etkisi vardır ph dalgalanması olup olmayacağı ile ilgili. Belki eklediğiniz suyun ph değeri en önemli etkendir. Balığın atık/co2 salınımı en ufak etken gibi geliyor kulağıma.
Tampon kapasitesi bir tampon çözeltisinde ph'ın asit veya baz eklenmesinde dalgalanmaya olan direncini gösterir. Eğer akvaryumunuzdaki asitlerin tampon kapasitesi yüksekse dalgalanma zor olur. Kimya notlarım çok yüksek değildi asit baz konularında o yüzden daha net bir cevap veremiyorum şuan. [:)))]

Kemik gelişimi, metabolizma vs. için gerekli mineraller de besinden alınıyor. Blackwater türlerinin mineral yoksunluğuna alışması deniz balıklarının tatlı suda yaşamaya alışması gibi bir durum (iki durumdaki biyolojik adaptasyon alakasız olabilir, sadece benzetme yapıyorum).
Cüce Amerikan Dünyası
[QUOTE=FerhatKaya]Osmos peat yaprak vs kullanılarak ph 5 lere çekilebilirmi ki? 5 ph çok düşük bir rakam. Piyasada bulunan düşük iletkenli ve phlı damacana ile peat,yaprak,özel kum vs kullanılarak ph 6,5 lara iletkenlik ise 100 e yakın sayılara çekilebilir mi? Genelde damacana su phı 7.5 7.8 civarı oluyor. Gerçi kuma damacanaya verilen parayla osmos almak daha mantıklı[:)] 3 kilo ada kum olmuş 180 tl. Osmos kullanmak en mantıklısı.

Erkek olarak düşündüğüm balık dün akşamdan beri küçük olana baskı yapmaya ve bu baskı,kovalama giderek artmaya başlayınca erkeği ayırmaya karar verdim. Dişi biraz daha ufak olduğu için tankta tuttum onu. Erkeği akvaryumun suyuyla doldurduğum 10 litrelik damacanaya koydum. İçinede 2 3 eloeda attım ki amanyağı falan çeksin diye. Direk amonyağı nitrata dönüşmeden kullanabilir mi bilmiyorum aslında ama ne olur ne olmaz koyayım dedim. Yarın yeni bir tank almak farz oldu gibi. İkisini yeni tanka alıp aralarına sineklik koymayı düşünüyorum küçük olan dayak yemesin diye. 1 çift için minumum kaç litre hacim önerirsiniz?[/QUOTE]

Osmos zaten 5.5 civarı çıkıyordu benim evde. Kaynak suyuna göre değişir, suyunuz daha bazikse 6.0-6.5 gibi çıkışı olabilir osmosun. Osmostan çıkan su 5-20 ppm TDS değerinde genelde, yani nispeten saf. Eğer kuru yapraklar, mangrov, hindistan cevizi, kozalak, çay vb. humic asitler kullanırsanız ph 0.5-1.0 derece inebilir tahminimce. Peat/torf kullanırsanız 2.0 derece düşürmek bile mümkün olabilir ama kesin bilgim yok. Bu malzemelerden ne kadar fazla miktarda kullandığınız çok önemli tabi. Bütün filtre peat dolsa ve 2 haftada 1 yenilense suyu 3.0 bile yapabilirsiniz herhalde (hiç bilmeden düz mantık atıyorum).
En iyisi deneyip görmeniz. Humik asitlerde ph dalgalanma sorunları yaşandığını duymadım, kendim osmos kullanırken 5.0 civarına çekiyordum pH'ı sadece yapraklarla (30-50 ppm TDS oluyordu). Zaten elimdeki ph ölçer 5.0'ın altını gösteremiyordu, belki daha da inmiştir bol yaprak varken su karardığında.
Ancak osmos ile su değişimini haftada 1-2 kez %60-70 yapıyordum iletkenliği 50'nin altında tutmak için. Bu da genelde pH'ın 5.0'ın altına düşmesini engelliyor. Daha az değişim yapınca ph daha da düşer ama iletkenlik yemlerle ve eklenen bitkisel maddelerle 60 70 90 lara yükseliyor (iletkenlik derken hep ppm'i kastediyorum, microSiemens değil). Gerçek bir blackwater için deiyonize, 0-5 microSiemens su kullanmak ve kaynatılmış humik asit özü eklemek gerekebilir. Bu kadar saf ve asidik su mecburi değil çoğu blackwater türünün üretiminde.

Ben kesinlikle osmos almanızı öneririm eğer yıllarca asidik su türleri besleyecek ve üretecekseniz. Ben son 5-6 yılda sadece G. amerikan, acı su, arı karides ve tropik sürüngenler beslediğimden osmos mükemmel bir zaman, uğraş ve para tasarrufu oluyordu.[EDIT]Iskarmoz,2018-01-12 17:31:54[/EDIT]
Cüce Amerikan Dünyası
Bu iki konuda 6-6.5 pH'ta ve biraz "yüksek" iletkenlikte (biri 100 ppm TDS'in biraz üstünde, diğeri RO ile birazcık çeşme karışımıymış, muhtemelen 20-50 ppm'dir) Adoketa'dan yavru alındığı yazıyor. Tabi pH ölçerlerinin 6.5-7'den aşağıyı düzgün ölçmeyen türden olması muhtemel, piyasada satılanlar 6-9 arasını ölçmeye uygun genelde diye biliyorum. Ancak söylenene inanmak lazım yanlışlığı kanıtlanmadıkça.

[URL]https://apistogramma.com//forum/threads/my-ivanacara-adoketa-help-needed-asap.11614/[/URL]

[URL]https://apistogramma.com//forum/threads/documentary-my-ivanacara-adoketa-baby.8174/[/URL]

Genel öneri 5.0 civarı pH ve 0 ppm'e / microSiemens'e olabildiğince yakın TDS/iletkenlik ama bu şartlar sağlanmadan yumurtadan yavru çıkarabilenler de var.[EDIT]Iskarmoz,2018-01-12 15:43:51[/EDIT]
Cüce Amerikan Dünyası
[QUOTE=FerhatKaya]

Önceki mesajda bahsettiğim pek özenilmemiş low tech tankta yavrularını gezdiren çift buydu. Dışardan müdahaleyle mi acaba üretim koşulları sağlandı. İngilizcem olmadığı için videodaki kişinin söylediklerini anlayamıyorum.[/QUOTE]

107 kere yumurta almış adoketalardan adam (1'den fazla çifti var) ama bu daha sadece ikinci kez yavru çıkan kuluçka olmuş.
İlk tahminim balıkların herhangi bir melek tetra vs. gibi su şartlarında yaşadıklarından yavru çıkmadığı, şanslı 1-2 su değişiminden yavru çıkmasının mümkün olmuş olması. Ancak kullanılan suyla ve su değişimleriyle ilgili bilgi olmadığından tahminden ileri gitmiyor.
Cüce Amerikan Dünyası
[QUOTE=FerhatKaya]Üretim düşünüyorsanız dither koymanızı tavsiye ederim. Balıkların dikkatini dağıtması ve birbirlerine zarar vermelerini engellemeye çalışmak için.



Açıkcası osmosdan hiç anlamam. Tek bildiğim suyun içindeki mineralleri diltrelediği için iletkenliği ve phı düşürdüğü. Osmos için ne tavsiye edersiniz? Hem maliyeti beni çok zorlamayack hemde işe yarayacak bir ürün almak istiyorum [/QUOTE]

Osmos markalarında fark çalışma hızı, filtre ömrü ve fiyat oluyor. Çıkan suyun saflığı aynı tip filtreler olduğu sürece her markada aşağı yukarı aynı. Ben evdeki içme suyuna kullanıyordum osmos, markaya dikkat etmedim hiç. 1 mikron ana filtre, aktif karbon filtre, blok karbon filtre ve istenirse hindistan cevizi filtresi olacak şekilde 3 veya 4 filtre oluyor diye biliyorum. Çalışma prensibi sudaki mineralleri ve çözünmüş gaz, metal vs. iyonlarını tutup onların yerine H+ iyonları vermesi. Eklenen H+ iyonları çıkan suyun asidik olmasına neden oluyor. İletkenliği H+'tan kuvvetli olan mineraller ve metaller arıtıldığı için de iletkenlik düşmüş oluyor. Düşük iletkenliğin balık yumurtalarına faydası kabuğun fazla sertleşmemesi ve kalınlaşmaması. Blackwater türlerinde iletkenlik yüksek olur ise kalın kabuktan madde geçişi zor oluyor, yavru gelişemiyor veya gelişebilirse de doğum zamanı gelince kabuğu kıramıyor. İletkenlik sorununun deneyleri alabalık üretiminde yapılmış, makaleleri okuyabilirsiniz. Belki yanlış anladığım veya okurken atladığım detayları vardır meselenin.

Diskus üreten kişiler muhtemelen ucuz, uzun ömürlü ve hızlı çalışan osmos ürünlerini ezbere biliyorlardır. Onlara sorulabilir.

GÜNCEL 100 TANITIM

-
-

FORUM İSTATİSTİKLERİ

  • 3,547,165 Mesaj
  • 374,154 Konu
  • 91 Forum
  • 128,601 Forum Üyesi
  • 1,391 Özel Forum Üyesi
  • 27 Kıdemli Akvarist
  • 2,236 Dün Giriş Yapan Üye

Şu ana kadar en fazla 1365 kişi 27.03.2012 23:21 tarih ve saatinde çevrim içi oldu.