ÖZELLİKLER

Kullanıcı Adı:
Neontetra
Kullanıcı Grubu:
Forum Üyesi
Geri Bildirimleri:
Aldığı Beğeni:
441
Hesap Durumu:
Aktif
Durumu:
Çevrim Dışı
Üyelik Tarihi:
03 Mart 2013 15:40
Son Ziyaret:
06 Nisan 2019 23:52
Toplam Mesaj:
622 [0.28 Gün Ortalaması]
Paylaşım Sayisı:
46 (Son 6 Ay)
İlan Sayisı:

BİLGİLER

Ad Soyad:
Toprak bulut
Doğum Tarihi:
01 Ocak 1981
Yaş:
38
İl:
Istanbul
Meslek:
Özel Mesaj:
Sohbet Talebi:
Üye Favorile:
Sosyal Medya:

İMZA

[img]https://www.akvaryum.com/Forum/imzalar/143684.jpg[/img]

SON 10 MESAJI

Apistogramma Baenschi İnka
Maaşallah [:nazar:] Yeni tankınız ve kurulumunuz çok güzel olmuş. Özellikle ışıklandırma tercihiniz çok yerinde[:iyi:] Bende benzer bir ışıklandırma kullanmak istiyorum. Sanırım güney amerikan karasu etkisi en güzel bu şekilde verilebiliyor. Ben bide dişinin son halini merak ediyorum, yine erkek baskın mı? yoksa dişi yavaş yavaş ipleri eline alıyor mu?[:)))][EDIT]Neontetra,2019-04-06 23:33:41[/EDIT]
Cüce Amerikan Dünyası
[QUOTE=Beykozbeyi]

Osmoz su kullanıyorum fakat tek başına kullanılmadığını da biliyorum.
Her ne kadar kimyasal girişinin negatif etkileri mutlaka olsa da,mineral girmek zorundayım ve dennerle remineral ürününü kullanıyorum.Bu arada çeşme suyunu karıştıranlar da oluyor fakat ben şebeke sularına güvenemiyorum..Filtreme sera süper peat ekledim fakat bu ürünün tek başına mineral açısından işe yarayıp yaramadığı konusunda net bilgi sahibi değilim.Ph ı kafaya takmak demeyelim de amacım türlerine göre canlının ihtiyacını olabildiğince sağlamak.(bu arada 6.4 e sabitledim :) ) Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim.Osmoz suya mineral katkısı eklemeden daha iyi şartlar oluşturma hakkında tecrübeleriniz varsa öğrenmek isterim.
İyi hobiler.[/QUOTE]

Hocam kusura bakmayın cevabınızı çok önceden okudum ama hemen cevap yazamadım. Burada bir yanlış anlaşılma var sanırım, oysa yazımda belirtmiştim. Sanırım gözden kaçtı. Ozmos suyu çok tehlikelidir aslında, yani benim bildiğim su çıkışında özel filtreler yok ise bildiğimiz saf su çıkıyor. Bu da oldukça tehlikelidir. Bırakın balıkları tüm canlılar için saf su tehlikelidir. Hatta ağır su filan deniyor, akü suyu mesela. Bu yüzden de yazımda özellikle belirttim. Çoğu Ozmos cihazı son çıkışta kendinden mineral katkılı filtreler içerir fakat çoğu akvarist genelde bunu tercih etmez. Ozmos suyunun bir güzelliği de su şartlarını sonradan sizin istediğiniz şartlara uyarlayabilmeniz.

Yanlış anlamayın Ozmos suyuna mineral katkısı olmadan ideal bir durum olması diye bir tabir olmaz, olamaz. Bende zaten ilgili yazımda Ozmos dan kastım arı duru su olmasın diye de özellikle belirttim.
Apistogrammalar İçin Akvaryum ,kum Filtre Vb Seçim
[QUOTE=bnmz]Akvaryum siparişini verdim , sehpaya uygun olacak şekilde her yerden 1cm boşluk bırakacak şekilde verdim. 75 x 37 taban 25cm yükseklik.
45derece full extraclear , 6mm olacak akvaryum. 70lt denk geliyor . Üstü full açık olacak

Dekarisyonu ,dragonstone ve capo di capi arkadaşın gösterdiği gibi full dallı ve yapraklı olsun istiyorum . taş ve dallar akvaryum dışınada çıksın
Filtre , ısıtıcı , kum , aydınlatma her türlü önerilerinizi bekliyorum

Heqos Expro 500 Askı dış filtre , düşünüyorum 25 cm yeterli olurmu gerçi bakmadım . Kullanan arkadaşlar var mı. Bu hacime ne önerirsiniz ?[/QUOTE]

25 cm yükseklik az değil mi? daha bunun kumu var dekoru var. Tabi bitkili kullanmayacaksanız daha ince bir taban kumu kullanabilirsiniz ama apisto bitkisiz de olmuyor gibi düşünüyorum. Ya da bilemedim bende 35 üstü yükseklik var tam bilmiyorum ama suyun yüksekliği biraz inse balıklar hafiften paniklemeye başlıyor. Sanırım bu balıkların alıştıkları su yüzeyiyle alakalı bir durum.
Kenemidir
Hamam böceği. Sıkıntılı bir durum yok. Gezinirken düşmüş olmalı. Suya veya neme gelmiş olabilir. Sonuçta hamam böcekleri suda yaşamazlar. Balıklarınız başka sebeplerden dolayı kaybetmişsiniz. Yeter artık salın günahsız böcüğün ölüsünü. Garibim zaten boğulmuş gitmiş.
Apisto Agassizilerim Yem Yemiyor...
Balıklarınız çok güzel, Maaşallah'ları var. Sorununuza gelecek olursak. Fotoğraflardan anlayabildiğim kadarıyla balıklarınız su şartlarına uyum sağlamış gibi. Ama bilhassa aradığı ve alıştığı bir yem var gibi geldi. Balıkları nereden satın aldıysanız ona mutlaka satın aldığınız bu tür için hangi yemleri verdiğini sorun, söylesin. Büyük ihtimal dondurulmuş kan kurdu gibi canlı yemlerle beslemiş olabileceğini düşünüyorum. En yakın bir zamanda dondurulmuş kan kurdu almanızı tavsiye ederim. Her ne kadar ilerleyen süreç içinde kuru yemi de kabullenseler de, maalesef kuru yemleri tam olarak yemezler. En azından benim inkalar Neredeyse 3/1'lik kısmını yemiyor. Bu yüzden tankta ciddi atık oluşuyor. Sırf bu yüzden panda aldım. iyi de oldu. Geriye kalanları da pandalar yiyor gibi gözükse de yemleri öyle un ufak ediyorlar ki tankın suyu çok kirleniyor. İnternet de oldukça uygun fiyatlara dondurulmuş canlı yemler mevcut. Onlardan yeterli bir stok yapıp, birazda kuru yemle işi götürmeye çalışıyorum. He kuru yemi çok severek yiyorlar, normalde apistolar dip balıklarıdır, yemlerini dipten yemeye alışıktırlar fakat sıklıkla alışveriş yaptığım bir akvaryumcuda içeriğini çok beğendiğim (tipik güney amerika balık yemleri) arowana yemini denemek istedim. Bu yemde yüzer yemmiş [:)))] batmıyor yani. ilk etapta süngerimsi yapıda olan bu yemi, suda yumuşayınca ellimle sıkıp batmasını sağlıyordum. Yerdeki batık kuru yemlere alışan balıklar bir müddet sonra yüzeydeki yüzer haldeki yumuşamaya bıraktığım yemlere de göz diktiler. İlk etap da bu hiç alışık olmadıkları yüzey yemleri için ürkek olsalar da bir müddet sonra ilk sortilere başlayıp artık tamamen yüzeyden yemeye başladılar ki bu duruma epey bir şaşırdım. Gerçi bu balıkların beni şaşırtmayan bir davranışı olmadı[:)))]

Biraz uzattım kusura bakmayın. Fakat sorununuzu dondurulmuş canlı yem büyük oranda çözecektir diye düşünüyorum.
Yeşil Su
[QUOTE=huseyn75]

Yeşilsu ve su piresinin konusu geçti sanırım forumda[8)]

Yeşilsu çok şart değil. Dediğiniz gibi bakteri ve tek hücreli mikroorganizmalar olması önemli. Yalnız sitrik asit olayını tam anlayamadım. Benim bildiğim kadarıyla sitrik asit fabrika imalatı yiyeceklerin içinde bakteri üremesini engelleyip ürünün raf ömrünü uzatmak için kullanılıyor. Sitrik asidi ne kadar ölçüde kullandınız acaba? Bir tarif verebilirmisiniz? Ben denedim ama olmadı da?[/QUOTE]

Sitrik asit den kastım şeker misali karbonhidrat kaynağı olması. Bilenler bilir[:)))] akvaryumlarındaki ph'ı düşürmek için sitrik asit kullanımlarında akıl almaz bir bakteri patlaması olur. Aynı şekerde olduğu gibi, hatta daha da fazla. Bunun sebebi sitrik asit'in tamamen karbon, hidrojen ve oksijen gibi saf karbonhidratlardan oluşması ve bakteriler için doğrudan bir besin kaynağı oluşturması diye tahmin ediyorum. Fakat burada hayati nokta sudaki oksijen ihtiyacı da artıyor. Bu yüzden bol bol havalandırma yapmak gerekiyor. Tabi birde besleyiciliği kısmı var. Haliyle sadece karbonhidratlarla beslemek hiç doğru değil. Bu yüzden cicibebe, spriluna vb.. vitaminli minaralli ek takviyeleri de yanında yazdım. Yeşil su, balkonu olan, yer sıkıntısı olmayan için ideal. Evin yalnızca bir bölümü ışık alıyor oraya da yeşil su olsun diye boş su şişeleri yerleştiremem. Maalesef yeşil su için illa ki bir ekin alanı gerekiyor, yok ne yapalım[:?] biz betonerme cehenneminde yaşıyoruz, sonuçta teknik imkansızlıklarda olabiliyor.[:)))]
Yeşil Su
[QUOTE=SelimTUNCA]Öncelikle iyi akşamlar.Ben kendi tecrübemi anlatayım gerisi size kalmış.7-8 senedir sadece yeşil su ile pire yetiştiriyorum.Bunun yanında başka hiçbir şeye gerek yok.Su piresi üretimi ile ilgili kaç sayfa yazı okuduğumu hatırlamıyorum.Yüzlerce sayfa ve hala su piresi üretimi ile ilgili yazı gördüğümde okumadan duramıyorum.Bu güne kadar okuduklarım içinde en faydalısı yanlış hatırlamıyorsam bu sitede Hüseyin 75 diye Denizli 'li bir arkadaşın yazılarıdır.Ne zamandır aklımda olduğu halde Hüseyin arkadaşa bir türlü teşekkür edemedim.Bu vesile ile arkadaşa çok teşekkür ederek bu yüktende kurtulmuş oldum.Bu siteden arkadaşın yazdığı su piresi üretimi ile ilgili yazısını üşenmeden sonuna kadar okursanız çok faydasını görürsünüz.Benim balkonda 5 litrelik bidonlardan 10 adet bulunuyor.Pirelerin bulunduğu akvaryuma ara sıra en baştakinden ekleme yapıyorum,eksilen suyuda akvaryumdan yaptığım dip çekimi ile tamamlıyorum.Tansiyon aletinin içindeki pilli hava motorundan yaptığım düzenekten her gün 1saat kadar hava veriyorum.Dediğim gibi başka hiç bir şeye gerek yok.Herkese iyi akşamlar.[/QUOTE]

Sanırım farklı anladınız. Su piresi üretmek için yeşil su kesinlikle şart değildir. Bu efsane nerden gelmiş anlamadım. Su piresi en kolay üreyen canlılar. Sırf denemek için odamın bi köşesinde ki pvc kutuyu suyla doldurup su piresi ekledim. Karides yemi ve sitrik asit dışında hiç bir şey vermedim. Havalandırmayı da karides akvaryumuna giden hava motorundan çıkan hava borusuna bir hat daha çekerek sağladım ki o da aslında çok çok az. Buna rağmen üremeleri tahmin ettiğimden çok çok daha iyi çıktı.

Millet yeşil suyu şart sanıp, yeşil su derdine düşüyor, kendini yollara izlere vuruyor, bi dünya gereksiz iş. Çoğu kişi sırf bu yüzden, su piresi üretiminde ya pes ediyor ya da daha yolun başında vaz geçiyor.

Su piresi üretiminde yeşil su, "elzem DEĞİL".
Kardinal Tetra Lepistes Ve Karidesleri Tırtıklıyor
[QUOTE=ropme3]Dikkatimi çeken bir durum var. Kardinallerin gerginliği ışığı kapattığımda azalıyor. Akvaryum ofiste duruyor. Gündüzleri üstteki ışık açık duruyor, akşamları ise bitkiler ve balıklar sürekli ışığa maruz kalmasın diye kapatıyorum. (Bu doğru bir uygulama mı bilmiyorum, deneyimli arkadaşlar bilgi verebilirse çok sevinirim)

Dün akşam ışığı kapattığımda ve sabah ilk geldiğimde kardinaller daha sakin bir tavır sergiledi. Ancak az önce ışıkları açtım, yine hareketlenmeye başladılar. Nedenine dair tahmini/bilgisi olan var mı?[/QUOTE]

Anladığım kadarıyla siz tam olarak tetraların nasıl bir tür olduğunu bilmiyorsunuz. Pirana bir tetra türüdür. Tetra türlerinin bilinen en karakteristik özellikleri kuyruk yemedir. Kuyruğunu yediren balık var yedirmeyen balık var. japon ve lepistes gibi balıklar her daim kuyruklarını tetralara yem yaparlar.

Fakat kardinalleriniz birbirini tırtıklamıyor. Siz yanlış anlıyorsunuz. Bu kurlaşma ve rakip erkeklerin sürtüşmesi olayı. Sağlıklı, canlı hareketli bir sürüye sahipsiniz. Karideslerle çook çok uzun yıllar beraber besledim. Karideslerin kaçabileceği bol oyuklu moyuklu, grifit kaotik ortamlar olduğu müddetçe hiç sorun olmuyor. Zaten kendini kurtaran büyük karideslere dokunamıyorlar bile. Yavrular da kendini kuytularda koruyor. fakat karideslerinizi maalesef hiç yüzerken göremezsiniz. Hep yere yapışık bir nesil türer. Zamanla yüzmeyi unutan bir karides sürünüz olur. Ben sırf bu yüzden asla karides akvaryumuna küçük büyük hiç bir balık sokmuyorum. Her daim gözlerimin önüdeler. Kelebek gibi akvaryum içinde bir o yana bir bu yana yüzdüklerini görmek benim için tarifi olmayan büyük bir neşe kaynağı. Hele suyun içinde asılı duruşları var ki muazzam bence.
Gammarus Vs Kiraz Karides
[QUOTE=G-one]Konuyu açalı yıllar olmuş ama ben de deneyimimi paylaşmak isterim. Gammarus kirazlar için tehtid mi bilmiyorum ama sonuçta o da bir karides türü. muhtemelen kirazların dayanabildiği ilaçlara o da dayanıklıdır. Akvaryumunda bolca bulunan planaryalar yavru karideslerin için daha büyük tehtid bence önce onlardan kurtul. Hatta ben karides akvaryumumuma gammarus eklemeyi düşünüyorum aslında bilen biri varsa uyumlu olup olmadıkları konusunda bilgilendirebilirse sevinirim. İlk denememde hiçbi karidesime zarar vermemişlerdi ama o dönemde hiç yavru karides yoktu. Şu an ekleyip eklememe konusunda kararsızım ben de.[/QUOTE]

Evet konuyu açalı yıllar oldu fakat bazı algılar on yıllar geçse de değişmiyor. Öncelikle Akvaryumumda planarya bulunmamakta. Planarya olarak algıladığınız zararsız minik canlılar bir çeşit kabuksuz salyangoz türü. Ne tür olduklarını ben de çözemedim. Bunların kuyruk uçlarında anemona benzeyen çiçek şeklinde olan, gerektiğinde açıp kapatabildiği garip birde organları bulunmakta. Yosun, yem artıkları ve o kuyruğundaki çiçek şeklindeki organını kullanarak sudaki organizmaları süzerek besleniyor. Birde bunlardan 3 - 4 kat daha büyük olan ağababaları var ki, çok nadir rastlıyorum. Tabi onlar farklı bir tür. Kuyruk uçları normal olması gerektiği gibi. Sürekli olarak akvaryum tabanının en alt tabakasında yaşadıklarını düşünüyorum. İlginç bir şekilde 2'li 3'lü 4'lü gruplar halinde geziyorlar. Neredeyse hiç yüzeyde görmedim. Tesadüfen akvaryum tabanının cam seviyesinde olduğu, tabanın üstünden değil de, yandan görülebilen kısmından görüyorum. Sayılamayacak çok çeşit de karideslerim var. Sakura, Mavi kadife, sarı ateş, bloody mary, mavi inci ve bunların birbirleriyle kırılmaları sonucu oluşan, mavi rilli, yeşil rilli, Bloody mari rilli, mavi inci rilli, yeşil karides. Akvaryumun 40 litre fakat üremeleri maaşallah çok iyi. Takdir edersiniz ki canlılar sığmıyor artık. Birde sayamayacağım kadar çok daha mikro organizmalar var, su piresi, minik kabuklu salyangoz (kabukları kalkan şeklinde, helezon şeklinde değil), biri büyük biri küçük olmak üzere iki çeşit seedpod (bunlarda sanırım karides ailesinin en küçük üyeleri), belki denk gelmişsinizdir şu akvaryumunuzun içinde sağa sola zıplayan minicik canlılar var, iki çeşit de onlardan(bunlar o kadar küçük oluyor ki, özelllikle larvalıktan yeni çıkmış balık yavruları için bulunmaz nimet), adını tırtıl koyduğum kıl inceliğinde ki solucan (şimdi hemen buna da kıl kurdu diye saldırmayın. Asla balıklara, karideslere vs.. canlıya zararı olmayan kendi halinde anabesin kaynağı yosunlar olan canlılar. Aynı tırtıl gibi hareket ederek ilerliyor ve bunun için yalancı ayak diyebileceğim özelleşmiş organları var. dslr makinamın objektifini ters çevirip makro kayıt almıştım. Orada gördüm ki solucan değil bildiğin tırtıl gibi canlı çıkmıştı. Epey bir şaşırmıştım) Bunlar şu an aklıma gelenlere daha pek çok canlı var. Yakında kaybettiğim ve izine rastlayamadığım mikroorganizmalarım var. Buda ayrı bir ilgi, hoşnutluk. Sizin hoşunuza gitmeyebilir ama "Her gördüğünüz minik canlıya sırf sizin gözünüze hitap etmiyor diye zararlı muamelesi yapmaktan vazgeçin artık." Maalesef forumun genelinde bu önyargı hakim. En ufak beyaz bir canlı görse ilaca kimyasala saldırıyor.

Konu çok dağıldı. Gammaruslara gelecek olursak. Ben gammarusları doğadan topladım. Daha doğrusu bitki toplarken onlarda beraber gelmiş. Safkan vahşi sapanca gölü gammarusları. Allah'ları imanları yok yırtıcıların. Yakaladıkları kirazımı parçaladılar. Öyle bir çeneleri var ki, demir makası gibi. Allahtan benim akvaryumda tutunamadılar. Aman benden uzak olsun Allah'a yakın. "Kesinlikle tavsiye de etmem" yabancı forumlarda bazısı tutmuş, aman Allah'ım ama ne tutmak. Adamın bütün karideslerini sömürmüşler, adam yosunu bir kaldırıyor nasıl, hamam böceği sürüsü gibi.

Tek bakacaksanız o başka. İrice balıklar için güzel canlı yem kaynağı olur. Ama Apistolar için bile bana kalırsa fazlasıyla vahşi. Balığın ağzına, dudağına, diline yapışırsa koparır. Ha bu arada karadeniz de mi? nerede tam yerini hatırlamıyorum ama şu yakın zamanda bunların denizde yaşayan türlerinin ağda ki canlı balıklara nasıl musallat olduğu ve balıkçıları nasıl zor durumda bıraktığı ile ilgili haberler vardı. Vampir … bir şey lakabı takmışlar. O da işte gammarus un tuzlu suda yaşayan en yakın akrabası. Ben o haberlere hiç şaşırmadım. Öyle hikmetinden sual olunmaz güçte bir çeneye ve keskin dişlere sahipler. He tabi ki bunların yüzlerce belki binlerce çeşidi var. Hepsinin huyu suyu aynı mıdır bilmem. Ben size uzak durun diyorum.

Bu arada "etçil" olduklarını da yazayım.
Rio Orinoco Calısmaları (21.03.2019) Güncel Sayfa
[QUOTE=SahinTaskin]

Taşlara farklı bir dekor yaptım hem kökü sabitledi hemde kıyı kısmını biraz vurgulamak istedim fiyat konusunda haklısınız baya pahalı fiyatlar istiyorlar ama ben sürekli dogadan topladıgım kökleri kullanıyorum en az 1 sene dısarda kalmış olanları tercih ediyorum kök konusunda bölge olarak sanslıyım diyebilirim[/QUOTE]

Valla bende öyle yapıcam artık. Yemişim yatisini matisini. Ben yati kökünü demek istedim ama hiç gereği yok. Yatinin yaptığının on katını yapan ağacı biliyorum.

SON MESAJLAR

GÜNCEL 100 TANITIM

SON İLANLAR

KULLANICILAR

  • 320 Online Kullanıcı, 174 Üye

Online Kullanıcılar

Koksal Gurkan, Murat Gün, rikifat, brokengineer, scaen, s3lcuk, beyazgul, Umut6, erkanyavuz, pilotx, mcavus, sina00, levent07, atlantis917, begmis, afacan80, aldemirim, ahmedakif, ozgurnez, hakutlu, Yunusemre_k, Kınayu, Carl, vendetta99, ferdiusta, ProoF2834, cucevatozyurdu, tolga, Yağızkaya_kaan, muratchef, DeviLLe, ardatamay, TheHobi, fahri-, heroglu, ibrahim_, onur_0606, İsyan ateşi, serkul2007, serkantezel, sempathyc, baygezgin, alix, Supervenenis, Gtuncay, ProScotch, davoud, Canberk18, mertozbudak, mya_34, BAFishRoom, istaquarium, aponogeton, Tebery, M_IKIZLER1, Aeran, enderadam, Urgehal, indianaconz, BaharB, Hsynn, diaslayt, Meursault, BlackGoat, hosserdar, sbilgic82, vamaydin, elgalad, Ejder Günaydın, enginm2000, intifada1453, Mikail Erdoğan, Angone, mehmeyt, Hkn63, GodOfDeath, hasant, erman212, icelebi, KuzCeb, fishbone, Canlı doguran, Metal06, Bgunduz34, volcanotr, SCORPION_79, Buğraa, AhmetFERAH, msurucu, kimyaegr, Tarikb666, kapre64, redfox69, MiSoSiKiaN, UĞUR KARA, Müptela, tanerberkgulec, ProsecutoR, AmazonDream, SainJ, zekigonlum, Paryaa, elnino13, bytrmrt, cobankartal, ys34, yunus2363, BUCALILAR, voodoo_83, Serkan Odabaşı, Apistotales, sinanb85, Pesimist07, yasarcannn, Şakir ERGİN, stroma, SADIKOZKAN, idiopatik, Oktay87, Mezarkabul, Arifhb, Dark65, Burak PEKDEMİR, aliverovic, caglar58x, subukucu, mlh_mrv, s.canturhann, EmperorAngelfish, ferdikorkmazzz, GencAkverist61, BadBoy09, ozan_1903, yebnahzugo, emreemin, Wretched, AT, AhmedVural, EXAGON, mlh06, ckcihan6, ootkn, jorqe, Ercan4lp, hatesli, efe0911, BadgeR, Shotokan, kribensis7, leventyikilmaz, mehmetaydin, Secret, erdalakçay, SerdarCAKICI, EnginEmirErdogan, ANIL2626, gokberkgonenc, calderon61, aziz_basak, orhanönal, renoibo, Aspet, Gökhan Bey, ERZAT, Yılmazqq, Fatihs, FurkanYnk, ibrahimdogan2803, mehmetsahin12, gssmartboy, onurcinoglu, atiryaki, CrowDooku, Csii, jaws_06,

FORUM İSTATİSTİKLERİ

  • 3,620,351 Mesaj
  • 384,241 Konu
  • 91 Forum
  • 133,721 Forum Üyesi
  • 1,402 Özel Forum Üyesi
  • 28 Kıdemli Akvarist
  • 1,498 Dün Giriş Yapan Üye

Şu ana kadar en fazla 1365 kişi 27.03.2012 23:21 tarih ve saatinde çevrim içi oldu.