ÖZELLİKLER

Kullanıcı Adı:
tetrazonnen
Kullanıcı Grubu:
Forum Üyesi
Geri Bildirimleri:
Aldığı Beğeni:
24
Hesap Durumu:
Aktif
Durumu:
Çevrimiçi
Üyelik Tarihi:
23 Aralık 2020 04:05
Son Ziyaret:
1 dakika önce
Toplam Mesaj:
6 [0.01 Gün Ortalaması]
Paylaşım Sayisı:
0 (Son 6 Ay)
İlan Sayisı:

BİLGİLER

Ad Soyad:
sukru demiray
Doğum Tarihi:
Girilmedi
Yaş:
Bilinmiyor
İl:
Izmir
Meslek:
Özel Mesaj:
Sohbet Talebi:
Üye Favorile:
Sosyal Medya:

İMZA

Urla

SON 6 MESAJI

Bitkilerde Sararma Yapraklarda Dökülme Form Bozukl
Merhaba,

Aykırı bir teori söyleyeceğim;

Bir kaç yan unsurdan oluşan bir sorununuz var muhtemelen ancak ben resimlerden çok net olmamakla birlikte kumunuzda da sorun olduğunu çıkardım. O kum mermer kırığı sanki. Dere kumu yada mercan kırığı değil yani. Eğer öyleyse ben daha önce denemiştim ve bitkilerde sorun çıkmıştı. Bir teşhis değil de tahmin olarak buraya not düşeyim. Daha tecrübeli arkadaşlar da fikir belirtirlerse hepimiz aydınlanırız.
Elektriğe Zam
Enerji, bütün dünyadaki yönetici elitlerin halkı denetim altında tutma araçlarından biri. Elektrik başta pek çok enerji kaynağı tekel ve/veya karteller trafından üretilip, halka da 15-20 kat karla dağıtılıyor. Maliyet ve satış arasındaki muazzam fark da küresel şirketler, yerel politikacılar, medya elitleri ve yerel işbirlikçi sermaye tarafından paylaşılıyor. Halka da yapılan tüm zamlar sanki maliyet kaynaklıymış gibi yansıtılıyor oysa elektrik şu anki fiyatının 8'de, 10'da birine satılabilir ve kimse de zarar etmez ama dediğim gibi ucundan Conisinden, Ebubekir Sıddık'ına bin tane parazit besleniyor.

Becerebilen güneş enerjisi sistemi kursun evine diyeceğim de onda da fiyatlar uçuk ve üstelik delice vergilendiriliyor kullanılan parçalar. Ayrıca en son rüzgar türbinlerine sayaç takıp, milletin kendi ürettiği elektrikten de para alıyorlardı. Yaygın bir kendi kendine yetme hareketinde ondan da para alırlar. Yukarıda da belirttiğim gibi enerji toplumu hizada tutmak için kullanılan sopalardan biri.

Tabi halkın da kabahati var. Tüm kuruluş ve altyapı maliyeti halkın vergilerinden karşılanmış, Türk halkının malı olan Türkiye Elektrik Kurumu, Türkiye Petrolleri gibi devasa şirketler ona buna "özelleştirme" ayağına peşkeş çekilirken biz oturduk dizi, maç, acun seyrettik.

Sonuç;

Akvaryum hobisinde perde kapanıyor orta ve dar gelirli vatandaş için. Zaten istenilen de bu; Mülksüz, nakitsiz, kendi tercihlerine dolayısıyla hobiye falan da sahip ol(a)mayan köleler. Elitlerin layık gördüğü kadar yaşayacak, yiyecek, içecek, onların çektiği filmler-diziler dışında bir beğenisi, dünyası olmayacak, onların ürettiği yapay yiyeceklerle beslenecek, petrol atığından imal edilen giysileri giyip, et yerine böcek falan tüketecek robotlaşmış köleler. Hayatları boyunca sadece sadece aydınlanmak, ısınmak ve internete girmek için para kazanmak zorunda kalacak itaatkar yığınlar yani. Bizden geçti ama yeni nesiller başka bir dünyanın, hayatın mümkün olduğunu bilmeden, kendilerine örülen kafesteki sahte zevklerden başka bir beğeniye sahip olamadan büyüyorlar. Avucun içine sığabilen küçücük bir ekranın içine sığan sahte bir evren tüm dünyaları. Üstelik pek çoğu o ekranlarda gördüklerinin de pek azına sahip olarak yaşayıp gidecek. Tabi buna yaşamak denirse.
Leonardit Humik Asit
Katı leonardit kullanımı tehlikeli olabilir. Ölçü tutturmak zor ancak humik asit sıvı şekilde kullanılırsa çözeltinin içindeki oranlar bellidir. Markadan markaya oranlar değişkenlik gösterir. Gene bu forumda başka bir başlıkta uzun uzun tartışılmıştı orada bir kullanıcının verdiği litre başına oranlar vardı. Ben göz kararı denemiştim balık yokken. Bitkileri köklenmeye teşvik etmişti. 3-4 gün kadar humik asitli suyu akvaryumda tutup, daha sonra su değişimine gittim. Bahçe-çiçek işlerinden daha önce tanıdığım ve faydasını bildiğim bir malzeme. Ama dediğim gibi dozaj işini iyice öğrenmek lazım...
Tepe Filtresi Ve Bakteri Kültürü
İthal akvaryum kullanıyorum. Bir arkadaşımın kullanmadığı bir akvaryumdu. Sunsun 7 wat tepe motoru ile çalışan tepe filtresinde Sıvacı süngeri, diatomit, lav taşı ve elyaf kullanıyorum. Diatomiti 7 ay sonra değiştirdim. su değişimi ve dip çekimi konusunda oldukça ihmal ettiğim dönemler oldu. Ancak sık bitkili bir akvaryum. Bir de 5 watlık iç filtre var onu da bitki dikimi vs olursa tabandan kalkan pislikleri toplaması için 3-4 saat çalıştırıyorum. İthal akvaryumların tepe filtreleri çok etkili bence. Dip çekimi ve su değişimini aksatmazsanız filtre sadece sünger ve elyafla bile suyu berrak tutar.

Diatomit konusu forumda 40-50 sayfa tartışılmıştı bir başlıkta. Genel olarak olumlu bakıyor herkes. Yoğun gübreleme yoksa substrat ve/veya aktif karbon gibi malzemelere gerek yok. Japon yada cichlid besleniyorsa diatomit eklenebilir. Ekstra bakteri tutulumu arzu ediliyorsa lav taşı da eklenebilir seramik halka yerine. Balık yükünün makul olduğunu varsayıyoruz tabi.

Tekrar özetlemek gerekirse tepe filtresi mütevazi ve ucuz malzemelerle çok övülen dış filtreler kadar iş görüyor diyebiliriz. Çok mini bir pipo filtreyle de takviyelenirse Bitkisiz akvaryumları bile döndürebilir rahatlıkla. Bitki varsa ayrıca iç filtreye pek gerek yok.
Walstad Metodu En İdeal Taban Toprağı Hangisi ?
Öncelikli olarak deneyim açısından benden çok daha donanımlı arkadaşlar mevcut forumda. Ben küçük yaşta merak sarmıştım 30'lu yaşlarıma kadar klasik eski usül amatör akvaryumlarım oldu ve uzunca bir süre ara verdim. 2-3 yıl önce bir dostum dağıttığı bir ithal akvaryumu bana teklif edince gene başladım.

Walstad denememe gelince;

bu yıl yazın sera içinde 2 tane 50 litrelik saklama kabına tabana torf+bahçe toprağı, ince bir katman diatomit, üstüne kaba lav kırığı (1,5-2 cm ortalama boyutlarında (bakteri tutsun diye)) en üste de mermer kırığı koyarak yaklaşık 8-9 cm bir taban oluşturdum. Saz, Limon, Elodea, Cryptocoryne wendtii brown, Tilki Kuyruğu ve Cryptocoryne balansae bitkileri gerçekten coştu. Fakat Gül ve çınardan olumlu sonuç alamadım. Üstelik de havalar aşırı sıcak gitmesine rağmen bitkilerin geneli çok gelişti. 1 santimetreye yaklaşan limon gövde kalınlığı oldu ve bitki su üstünde de çok sağlıklı ve güzel yapraklar açtı.

Bu hikayenin iyi kısmı. Kötü kısım ise başlarda mevcut olmayan sakal yosunu yaklaşık 1 hafta on gün içinde tankları ele geçirdi ve bitkilerden ayıklanamaz hale geldi. Kurtarabildiğim bitkileri kurtarıp, tankları da bozdum o yüzden.

Bir ek olarak tanklara ilk haftalarda humik asit de ekledim ve çok olumlu etkiledi. Zaten bahçe hobisinden aşina olduğum bir malzemeydi ancak canlı barındıran tanklarda etkisi ne olur bilmiyorum. Dozajı ayarlanırsa balıklara faydası bile olabilir ama ben o riske girmedim ve canlı olmayan tanklarda kullandım. Köklenmeyi son derece hızlandırıyor.

Bu kurulumda şans bambusu, japon şemsiyesi, patos (salon sarmaşığı) ve tatlı patates de köklendirdim tanklarda onlar da gayet neşeliydiler.

Filtre kullanmadım sadece ilk ay haftada 2 kere yarı yarıya su değişimi yaptım. Ek gübre kullanmadım. Tanklarda koku yada bulanıklık (humik asit kullandığım hafta hariç) olmadı hiç. Diana Hanım'ın önerilerinin biraz dışında bir kurulum oldu ama biraz daha ihtimamla ışık, co2, gübre kullanmadan, filtrasyon yapmadan kendini döndürebilen tanklar yapmak çok zor değil.

Çokça tecrübe ve biraz da özenle oluyor.

Tabana serilecek toprağın tamamen bahçe toprağı olması "bence" mümkün değil. Ülkemizdeki toprakların çoğu killi ve Killi topraklarda su altında ve üstteki kumun ağırlığıyla bahçe toprağı macunlaşma eğilimi gösteriyor ve köklenme zorlaşıyor. Evde walstad yapacak arkadaşlara ben şahsen taban için hindistancevizi torfunu öneririm. Akarı kokarı yok ve ıslanınca da taneli/boşluklu kalabilen bir malzeme. Aslında ziraat mühendisi arkadaşlar açıklarsa bence taban malzemesi olarak perlit de kullanılabilir fakat başlangıçta dışarıdan gübre takviyesi gerekecektir muhtemelen.

Kolay gelsin. Umarım başarılı bir kurulum olur.
Walstad Metodu En İdeal Taban Toprağı Hangisi ?
Deneyen arkadaşlar ayrıntılı olarak tecrübelerini paylaşırlar. Ben kendi denemelerimde hazır torf+ bahçe toprağı kullandım. Ancak detaylar hariç benim çocukluğumda da (35-40 yıl önce) ileri düzey hobiciler tabana toprak döşeyerek akvaryum denerlerdi ve o zamanlar funda toprağı kullanılırdı ve bugünkü gübreler, gelişmiş aydınlatmalar olmadan düz floresan ışık altında çok canlı akvaryumlar kurarlardı. Funda toprağı açık renkli, kumlu (milli) bir toprak. Dere ve sel yataklarından temin edilebilir. Piyasada ticari satışı olduğunu sanmıyorum yada ben görmedim.

Bullunabilirse en idealinin o olduğunu düşünüyorum.

SON MESAJLAR

GÜNCEL 100 TANITIM

SON İLANLAR

FORUM İSTATİSTİKLERİ

  • 3,797,668 Mesaj
  • 408,613 Konu
  • 91 Forum
  • 145,128 Forum Üyesi
  • 1,466 Özel Forum Üyesi
  • 29 Kıdemli Akvarist
  • 1,941 Dün Giriş Yapan Üye

Şu ana kadar en fazla 1365 kişi 27.03.2012 23:21 tarih ve saatinde çevrim içi oldu.